M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Sorular-Cevaplar (8)

Videoyu istediğiniz yerden başlatmak için metin üzerine tıklayınız.

Dışarıdan pirim ödeyerek emekli olmanın İslamî açıdan bir sakıncası var mıdır?

Devletin vatandaşlarına yardım etmeye hakkı olduğundan ve bu sigortalılık da devletin mecbur kıldığı bir şey olduğundan, memuriyet başlanmış ve tamamlanmasına yakın bir şey olduğundan, uygun olabilir diye alimlerin bazıları böyle beyan ifade ediyorlar. Bu husustaki kanaatlerini böyle gösteriyorlar.

Allahu Teâlâ hazretleri kimseye muhtaç etmesin.

Güzel kokular tavsiye edildiğine göre misk ve benzeri kokular haricinde parfüm, deodorant vesair kokuların kullanılmasının hükmü nedir?

Onlar da caizdir. İçinde haram olmadıktan sonra herşey olabilir. Güzel koku güzeldir.

Sakatlıkların akraba evliliğininden olduğu söyleniyor, bu konuyu aydınlatır mısınız?

Akraba evlilikleri her zaman sakatlığa sebep olmaz. Bizim köyden benim tanıdığım pek çok insan var, herkes köyde birbirinin akrabasıdır, hiç de bir şey olmuyor. Böyle bir laf çıkartılmış, doğruluğu ne derecedir bilmiyoruz. Allah'ı sığınırsan, Allah yolunda şey yaparsan [gidersen] inşallah bir şey olmaz, Allah korur. Belki sakatlıklara sebep olan dinin yasakladığı bazı haramların icra edilmesidir, içkinin içilmesidir, daha başka şeylerdir. Ondan oluyordur Allahu âlem. Belki televizyonun karşısında duruyor, radyasyona maruz kalıyor, onlardandır. Onların hepsini bir tarafa bırakıp da akrabalarla evlenmeyi korkutucu bir hale getirmeyi de ben anlayamıyorum.

Bakkallık yapmaktayım, yüz gramlık bir malı terazide tartarken kese kağıdı dahil mi, yoksa kağıt ağırlığını fazlalık atacakmıyız?

Terazi payı diye bir şey vardır. Eskiden satıcılar, tartıcılar terazide eksik olmasın diye, birazcık fazlalık koyarlardı. Herhangi bir şekilde tartıda bir hile olmasın diye bunu yaparlardı. Fiyatı ona göre ayarlı tutup da net malın fiyatını düşürmek olabilir. Ama teamül ambalajın [içi ile beraber] tartılmasıdır. Ambalaj sunî olarak ağarlaştırılmışsa caiz değildir. Mesela, bir kese kağıdının içini açıyorsunuz, bir ameliyat ediyorsunuz, cırt diye bir yırtıyorsunuz, içinden kartonlar, kağıtlar, ıvırlar zıvırlar, bir soba tutuşturulunca kolay ısınılacak malzeme çıkıyor.

Bunu neden yapmışlar?

Kese kağıdını ağır çeksin diye yapmışlar.

Senin aldığın şeyin içine bu ağırlık giriyor. Eğer kese kağıdının kilosu daha ucuz, aldığın malın kilosu daha fazlaysa bu sunî olarak ağırlaştırılmış olan şey elbette gayri meşru kazanç olmuş oluyor. Onun için net malın kilosu budur diye şey yapıp ondan sonra boşaltmak olabilir. Ama şimdi naylon poşetler kullanılıyor, böyle sorunlar kalmadı, o da bir ağırlık ifade etmiyor. Yalnız herhangi bir şüphe olmasın diye terazinin müşteri tarafına hafifçe bastıracak şekilde birazcık bol ikram yapmak daha iyi olabilir. Kardeşlerimiz öyle bir teamül geliştirilerse iyi olur.

Başka tarikatların zikrine katılabilir miyiz?

Tüm müslümanlar birbirlerinin kardeşleri olduğundan salih kimselerin zikirlerine katılabilir.

Margarin yağları hakkında içinde domuz yağı olduğu söyleniyor.

Eğer domuz yağı olduğu ispat edilmişse o zaman yenmez. Ama mesela, şu markada belki vardır da bu markada yoktur. Domuz yağı olmadığı bilinen markalarda, haram malzeme olmadığı zaman yenilebilir. Yalnız sıhhate pek uygun değil. Margarin yağları damar sertliği yaptığı için uygun değil.

Bir gazete diyormuş ki bir insan bu yağlarda domuz yağı var dese ona inanılmaz, ancak insan kendi gözüyle görürse inanır.

Hayır, öyle değildir. Söyleyen şahıs itimatlı şahıssa, şehadetine güvenilen kimseyse, delili varsa, o zaman herkese inanılır, herkesin herşeyi görmesi mümkün değildir. Hilali bile bir kaç kişi görünce ötekiler uyuyorlar. O bakımda mesele delilin sağlam olması, şahidin sağlam olması meselesidir.

Rahatsız olan bir kimse, "Abdest alırken kulağımın içini yıkayamıyorum." diyor.

Kulağın içi yıkanmaz zaten. Herhangi bir yerde doktorların su değmeyecek diye mahsurlu bir kısım varsa, tabîb-i müslim-i hâzık öyle demişse o zaman su değdirilmez, abdest caiz olur. Çünkü o mâzurdur.

Günümüzde güzel kokuların bir çoğunda alkol bulunuyor, acaba hükmü nedir?

O alkol içecek alkol değildir, eğer alkolse bile o parfümün erimesini sağlayacak bir şeydir, onun bir zararı yoktur.

Bir arkadaşım dedi ki; "Sen bir hadis okuduğunda onunla amel edemezsin, fıkıh kitaplarına başvurman lazım, ondan hüküm çıkartmalısın, tek başına hadisten hüküm çıkaramazsın." Fakat ben ondan genelde hüküm çıkarmıyorum, sadece Resûlullah şöyle yaptı onu yaparım, nasıl namaz kılmış, nasıl yatmış, nasıl yürümüş diyorum. Buna ne dersiniz?

Hadîs-i şerîfler dökümandır, fıkıh dökümanların değerlendirilmesidir, hükümdür. Birisi mahkemeye ibrâz edilmiş çeşitli vesikadır, ötekisi mahkemenin ilâmıdır, katî hükmüdür. Binaenaleyh ola ki o hadîs-i şerîf mensuh ola, hükmü neshedilmiş ola. Peygamber Efendimiz bir ara buyurmuş ki; "Benden hadis yazmayın."

Neden?

Kur'an ile karıştırırlar diye.

Bir müddet yazmamışlar, sonra demiş ki; "Yazmayın demiştim, şimdi yazabilirsiniz." O zaman yazmışlar.

Şimdi ilkini okuyan ikincisini duymamış bir insan sonucu bilmediği için şaşırabilir.

Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şerîfinde buyuruyor ki;

Küntü neheytüküm an ziyâreti'l-kubûri elâ fe-zûrûhâ.

"Ben sizi bir zamanlar kabir ziyaret etmeyin diye kabir ziyaretinden men etmiştim, yasaklamıştım, artık şimdi gidebilirsiniz, müsaade ettim." Böyle şeyler olabilir.

Demek ki esas itibarıyla arkadaşa o kişinin dediğidir. Fıkıh katî sebebi söylediği için fıkıh ahkamı doğru ama hadis kitapların yazarları da, fıkhı bilen kimseler olarak, böyle izahlı yaparlarsa, bilgi vererek sunarlarsa o hadîs-i şerîfleri onlarla amel edilecek. Mesela Diyanet'in neşretmiş olduğu Buhârî dipnotlarında açıklamaları bir güzel kitaptır.

Mevdudi bir eserinde Mehdi aleyhisselam'ın özelliklerinin tam olarak belli olmadığını ve bu konudaki hadislerin kaynağının şii kökenliği olup yanlış olma ihtimali yüksek olduğunu söylemiştir. Bu konuda bilgi verir misiniz?

Bu konuda İbn Hacer el-Mekkî'nin bir kitabı vardır, neşredildi. Âhir zaman mehdisinin alametleri hakkında çeşitli rivayetleri orada derleyip toparlıyor, o hususda bilgi vardır.

Hangi tefsir kitaplarını tavsiye edersiniz.

Çeşitli tefsir kitapları çıkmaya başladı, bazılarını beğeniyoruz. Gerçekten tefsir sahasında neşriyat zenginleşti, çok güzel bir şey. Bunların içinde tamamlanmış bir tefsir kitabı olarak İbn Kesir'in tefsiri var, hadislere dayalı, biraz da tercüme edenler kendi bilgilerini ilave etmişler.

Sonra Said Hava'nın çeşitli kaynaklardan faydalanarak neşretmeye başladığı bir tefsir kitabı var, onu da gördüm, el-Esas fi-t-tefsîr diye. Onun da üç cildini gördüm. Devamı çıkacak herhalde. O da güzel bir tefsir gibi geldi. İbn Kesîr'in ki güzel.

Elmalılı Hocaefendi'nin tefsirini okuyup anlayabilirse çok güzel.

Bazıları baskısı, bilgi verişi ve tercüme ediş tekniği bakımından güzel değil; başarısız. Teknik kusurları var. Mesela altı ciltlik tefsir var. Bir arkadaşın evinde gördüm, "Ben de alıyım." diye şöyle bildiğim bir kaç sayfayı karıştırdım, ne tertip var, ne noktalama güzel, ne de bilgiler güzel. Demek ki biraz çalakalem yapılmış. Bu soru o bakımdan güzeldi. İyi tefsirleri bulup onları okumak istemek arzusu güzel. Kitapevlerine gidip de oradaki itimat ettiklere kimselere de sorabilirler. Benim söyleyeceğim bunlar.

Giyim ve kuşamda, sakalda ölçü nedir?

Bu hususta İslam'da giyim ve kuşamın, sakalın hükmüne dair kitaplar var. Onları okuyabilir. Sakalda ölçü çok fazla uzun olmaması, şöyle bir tutam olması şöhret bulmuştur ama biraz kısa da olsa yine sakal sünneti yerine gelmiş olur. Giyim ve kuşamda ifrata tefrite kaçmadan, mübtezel olmadan, çok şatafatlı olmadan giyinmek ana ölçüdür. Kadınlar için dar olmaması, altını göstermemesi, yırtmaçlı açık saçık olmaması ölçüdür. Bu genel kaidelerin altında fazla böbürlenmeye yol açmayacak derli toplu, mahrem yerlerini güzelce örterek bir giyimi giyinmelidir.

Öğrenci olduğumuzdan zikirlerimiz bazen aksıyor.

Zikirleri aksatmak olmaz. Gündüzden yolda, ders arasında bir yerde yapabilir çünkü nihayet azıcık bir şeydir. Bunları aksatmasınlar, akşama bırakmasınlar gündüzden yapsınlar. Aralarda fırsat buldukça yapsınlar. Akşam fırsat bulunca gene yapar ama, önceden garantilesinler.

Günümüzde faizin helal olduğu söylenilmekte ve bunun helal olmasının dayanağı devletin İslâm devleti olmayışı gösterilmektedir. Bu konuda bilgi verirseniz, müslümanlar için faydalı olacağını tahmin ediyorum.

Bu Türkiye'nin dârü'l-İslâm, dârü'l-harb olması meselesi münakaşasına biraz bağlıdır. Bu konuda alimlerin ihtilafı vardır. Büyük çoğunluğu "Dârü'l-harb değildir, dârü'l-İslâm." diyorlar. Bazılarının hükmüne göre dârü'l-harb durumunda olabiliyor. Alimlerin bir kısmı dârü'l-harb'de de faiz gene haramdır diyor. Bizim inandığımızdan bazısı dârü'l-harb'de faiz ve diğer şeyler, yani onların mevzuatına göre normal olan şeylerden müslüman istifade edebilir diyor. Demek ki orada da bir ihtilaf var. Esas itibareyle Allah'ın emri "faiz haram" demiş olduğundan insan böyle ihtilaflı şeylerde, tereddütlü şeylerde pervasızca hareket etti mi, sonunda bir yerde bir hataya düşüp takılıverir. Haramı haram bilip hiç ona yanışmayıp, onunla uğraşmamak daha akıllıca, ihtiyatli, dervişâne, takvaya uygun hareket olduğunu düşünüyorum.

Tarikat dersi almıştım, uygulayamadım, uygulayabileceğimi de sanmıyorum. Çünkü farz ibadetleri bile yerine getiremiyorum, ne yapmamı tavsiye edersiniz?

Muhterem kardeşlerim zikir keyfi bir şey değildir, Allah'ın emridir.

Yâ eyyüllezine âmenû'z-kurû'llâhe zikran kesîran ve sebbihûhu bükraten ve asîlâ. gibi nice ayetlerle emredilmiştir. Onun için bu gibi kardeşlerimiz yolda giderken filan yapsın. Eline 33'lük bir tesbih alsın, otobüse giderken, otobüsün içindeyken, vasıtayı beklerken, beş dakikada bütün bu zikirlerin hepsi biter. 100 estağfirullah diyecek, 100 lâ ilâle illallah diyecek, 100 Allah diyecek, 100 salât ü selam getirecek, 100 kul hüvallah diyecek. Yemekte, kantinde kuyruk beklerken, otobüs beklerken, gelirken, giderken, sokağın başından vasıtanın yanına kadar giderken; Erenköy'de, karşı tarafta oturuyorsa trene binip Haydarpaşa'ya gelirken, vapurun içindeyken bitecek şeylerdir bunlar. Beş dakikada biter ama şeytan yaptırtmıyor. Zikir çok sevaplı bir ibadet olduğundan şeytan yaptırtmıyor muhterem kardeşlerim. Onun için bunları ne yapıp yapıp yapın.

Bunun sevabı hakkında size bir bilgi vermek istiyorum.

Peygamber sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz buyurmuş ki;

Nafakatüke fi sebilillah bi-seb'i mietin.

"Allah yolunda infak ve masraf yaptın mı, para harcadın mı 700 kat sevap alıyorsun."

Bu bir. 700 rakamı aklanızda kalsın.

Başka bir hadîs-i şerîfte buyurmuş ki:

Zikrullâhi te'âla efdalu indellahi mine'n-nafakati fi sebîlillahi bi-mieti derecetin.

"Allah katında Allah'ı zikretmek, Allah yolunda masraf yapıp infak yapmaktan 100 kat daha sevaptır."

Ötekisinin 700 kat olduğunu biliyorduk, -demin hatırınızda tutun dedim- bu da ondan 100 kat daha fazla olunca 700 x 100 = 70 000 ediyor. Demek ki zikrullah 70 bin kat sevap oluyor.

Ben şimdi buradan çıkmışım, otobüs durağına, minibüs durağına kadar gidiyorum. Yani Allah Allah desem, bu sevabı kazansam, kim mazhun olur, kim sevinir?

Şeytan çatlar, melekler sevinir. Sen sevap kazanırsın, ahirette derecen yükselir.

Yapacaksın bu işi, şeytanı çatlatacaksın, bu sevaplı işi kaçırmayacaksın. 70 bin kat sevap. Şurada Allah yolunda harp oluyor, cihad oluyor, birisi gitse ver paraları dese, 1000 lira verse, 700 bin lira vermiş gibi sevap oluyor. Bu 70 bin kat sevap oluyor. Bu zikir kaçırılır mı, bedava. İnsan durduğu yerden bedavadan, gayet kolaylıkla çok sevap kazanıyor. Onun için bu sevapları kazandıkça müslümanlara şeytan çok kızıyor, çok telaşlanıyor kıskanıyor da bunları yaptırtmıyor. Vakit olmadığından değil, şeytan yaptırtmıyor. Şeytanın bu oyununu bilip zikirden gafil olmamasını kardeşlerime tavsiye ederim.

Ramazanda imtihana gireceğiz, Ankara'ya gideceğiz, oradan seferi olacağız. Birinci imtihan 9.30 da, ikinci imtihan 13.30 da olacak. Bu imtihanlarda başarısız duruma düşmeyelim diye oruç tutulmayabilir mi? [Tutulmazsa] kaza mı gerekir, kefaret mi gerekir?

Muhterem kardeşlerim, seferî olduğu zaman insanın oruç tutma mecburiyeti, farziyeti düşüyor, seferîdir çünkü. "Seferin kendine göre meşakketleri vardır." İsterse tutmayabilir, şartları güzelse ramazanı [kaçırmamak] bakımından tutsa da olur, kendisi bilir.

Haremlik ve selamlık olarak ayırmanın ölçülerini, kimlere ayrılmayacağına açıklarmısınız? Hanımi ile gelen bir akrabam veya arkadaşımla tesettüre uygun olarak bir arada oturabilir miyiz?

İnsan kendisine nikah düşmeyen kimselerle, akrabalarıyla oturabilir, onun dışında nikah düşenlerle oturmaması, haremlikli selamlıklı oturması uygun olur. Her hangi bir şekilde eğer oturma mecburiyeti çıkmışsa, o zaman da dış tesettürün tam olması lazım; saçın başın örtülü olması lazım. Sokaktaymış gibi örtülü olması lazım ki günah olmasın.

Balıkçıların durumu malum, çoğu namaz kılmıyor, acaba biz onların tuttuğu balıkları yiyebilir miyiz?

Yiyebilirler, balık tutmak helal, deniz avı helaldir, mahsuru yoktur.

Kadınlar ramazan ayında özürlerinden, âdet gördüklerinden dolayı yedikleri ramazan günleri sonrasındaki orucu tutarken, bilerek yerse veya herhangi bir şekilde bozarsa onun durumu nasıl olur?

Gününe gün tutacak. Kaza orucu herhangi bir şekilde bozuldu mu yerine gününe gün tutulur.

Fıkıh ilmini öğrenmemiz için hangi kitapları tavsiye edersiniz?

Münteka'l-ebhur'dan başlasın, kısa bir kitaptır; ondan sonra devam etsin.

Bir kardeşimizin kızı olmuş, Allah mübarek eylesin, "adını siz koyun" diyor.

Fahru'n-nisâ olsun. Kadınların medâr-ı iftihârı olsun, iyi bir hatun olsun inşallah.

Boza içmek haram mı?

Bozanın, bugünkü bizim memleketimizde olanın mahsuru olmadığı söyleniyor. Bizim memleketin dışında bazı yerlerde bir çeşidi varmış, onlar bayağı içenin kafasını tutarmış, Mısır'da filan oluyormuş, bizde o cinsi yok.

Sakal-ı şerîfin sünnet şekli nasıldır?

Söyledik, bir tutam miktarı olması, bıyıkların kısa sakalın uzun olması...

Günümüzde seferî olmanın değişik tanımları ylapılıyor. Teknolojiye göre seferî olmak durumu değişir mi?

Değişmez. Büyük İslam İlmihali'ndeki şartlara uygun olarak işinizi yaparsınız.

Sakalı kesmenin ve tıraş etmenin haram oluşu. Kitapta, "Sakalsız insanın verdiği fetvâ geçerli değildir, ancak kendi amel edebilir." deniliyor. Bu hadis midir, hadis ise sahih midir?

"Sakalsız insanın verdiği fetvâ geçerli değildir." [sözünün] hadis olduğunu sanmıyorum çünkü Peygamber Efendimiz'in zamanın sakalını tıraş eden hiç yok gibiydi. O zaman sakal tıraş edildiğini ben bilmiyorum. Belki acemler, gayr-i müslimler filan tıraş oluyorlardı. Herhalde [müslümanlar için] öyle birşey bahis konusu değildir. Alim bir kimse ise, Türkiye'nin çeşitli meşakatleri, sıkıntıları içinde söylediği söz fetvâ olabilir. Memuriyet hayatı, üniversite hayatı gibi çeşitli durumlar olabiliyor. Onun için sakalı olmayanın fetvâsı kabul olmaz gibi bir söz de tam geçerli olmuyor.

Herhangi cemaat içinde nâmahrem varsa veya yalnızca nâmahremin bulunduğu bir yere girilince selam verilir mi?

Cemaate selam verilir. İçindeki nâmahremin mahsuru yoktur.

Herhangi bir fıkıh meselesi üzerinde İmam-ı Azam ile İmameyn ihtilafa düşerse, farklı görüşler beyan ederse hangi tarafın görüşüne dikkat edilir?

İmam-ı Azam'a öncelik verilir.

Takkesiz namaz kılmanın mekruh olması. Bu durumda takke taktığımız halde alnımızda bulunan saçların tamamen kapanmaması,dışarda kalmasının mahsuru var mı?

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, takke ile namaz kılmıştır, takkenin üzerine sarık sararak kılmıştır. Takke olmadan sarık sararak kılmıştır. Bazı kereler de hiç birisi olmadan, yani takke ve sarık da olmadan kıldığına dair rivayet de var. Fakat uygun olan, sarık sararak takke ile kılmaktır. Bunun sevabı 70 kat daha fazladır. Mümkünse buna [uymalıdır.] Önden veya kenarlardan saçın görünmesi mahsur teşkil etmez.

Cuma günleri cuma namazından sonra iş yapmak caiz midir?

Caizdir. Cuma namazı vaktinde caiz değildir. Cuma namazı vaktinde başka işle meşgul olmak erkeklere haramdır. Onun dışında iş yapabilir.

"Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalışınız." şeklinde bir hadîs-i şerîf var mıdır?

Evet vardır, bir kaç tanedir. Çeşitli kaynaklardan dört tane kadar rivayet hatırımdadır.

Hayruküm men lem yetrük âhiratehû li-dünyâhu ve lâ dünyâhu li-âhiratihî.

İ'mel ameli'm-riin ke-enneke te'îşü ebeden.

Bir zamandan beri yapamadığım zikirlerimi şimdi en baştan mı başlayacağım yoksa kaldığım yerden mi?

Tevbe etsin kaldığı yerden devam etsin.

Bir yabancı dil öğrenirken dinlediğimiz kasetin muhtelif yerlerinde kısa fasılalarla müzik ve şarkı olabiliyor. Bunları dinlemenin hükmü nedir?

Yabancı dil öğrenmek için böyle bir takım müzik şeyleri arada oluyorsa o pek mahsur teşkil etmez. Musikinin nifak uyandıracak tarzda olması mahsur teşkil eder. Öğrenme arasında belki dimağı şey yapmak için veya bir misal olsun diye oluyor. Sözlerin içinde günahlı şeyler varsa, fuhşiyâtı teşvik edici şeyler varsa o zaman günah olur.

Kolonya koklama, sürünmek abdesti bozar mı?

Diyanet İşleri'nde bu mesele incelenmiş. Bozmadığına dair kanaate varılmıştır. Bazı kimseler ihtiyat ediyorlar. Bozmadığını düşünebilirsiniz.

Kola gibi meşrubatlarda alkol olduğunu duydum. Bunun aslı var mıdır? Şayet alkol varsa içmek caiz midir?

Bunlarda alkol olduğunu değil de içinde kanserojen, kanser meydana getiren bazı maddeler olduğu müzakere ediliyormuş Amerika'da. Kola galiba bir bitkinin sıkmasından elde ediliyormuş. Biraz böyle uyuşturucu havası varmış deniliyor. Fakat bunların içilmesinde sırf kola olmasından dolayı bir mahsur olduğunu sanmıyorum. Yalnız kanser yapan zararlı maddeler var diye söyleniyor.

Sayfa Başı