M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Sorular-Cevaplar (4)

Videoyu istediğiniz yerden başlatmak için metin üzerine tıklayınız.

Birkaç arkadaş tıp fakültesinde bir profesöre uğramışlar. Bu tıp profesörü; "Tasavvuf belki halk tabakası için faydalı olabilir ama bir ilim adamı için böyle bir şey sakıncalı; hatta ayıptır. İlim adamının ufkunu daraltır." demiş. Ayrıca "Onlar hep israiliyatla uğraşıyorlar." demiş. "Mesela sahih kaynaklar dururken Râmûzü'l-ehâdîs gibi içinde zayıf hadislerin bulunduğu geleneksel metotlar izlerler." demiş. Arkadaşlar kaynak göstererek bu konuda bilgi vermenizi bekliyorlar.

Muhterem kardeşlerim!

Bir kere bu, tıp fakültesi profesörüdür. Ne kadar olsa nihayet bir tıp fakültesi profesörüdür. Çizmeden yukarıya çıkmasın. İnsan çizme dikmesini bilir de veya kesmesini biçmesini bilir de bu dini konuyu da ilahiyat fakültesi profesörlerine bıraksın lütfen.

Değil mi?

Biz gidip de tıp fakültesindeki profesörlere; "Bu adamları niye kesiyorsunuz ya, kanlarını akıtıyorsunuz. Ne diye sağlarına sollarına iğneleri batırıyorsunuz. Dikiyorsunuz, biçiyorsunuz. Burnuna koku dayıyorsunuz, zavallı adamları bayıltıyorsunuz." filan diyor muyuz?

Demiyoruz. Ne kadar ters göründüğü halde "Sonunda sıhhat verecek." diye yaptıkları şeylere müsaade ediliyor. Edebiyat fakültesinden, ilahiyat fakültesinden bir kimse de kalkıp "Sen bunu ameliyat etme!" demiyor.

Neden?

"Tıp ayrı bir daldır." diye.

E şimdi sen orada profesör olmuşsan öteki kimseler de öbür tarafta, ilahiyatta profesör olmuş. Herkesin bir bilgisi var.

Tıp dalında bile bir insanın yanına gidiyorsun da; "Ben kalp mütehassısıyım. Senin işin beyin işidir. Bir beyin cerrahına git." diyor. Veyahut "Senin işin cildiyeyle ilgili" diyor. Veyahut "Senin işin alerjiyle ilgili; oraya git." diyor.

Bir kere bu, kendisinin dalı dışına çıkmış. Söylediği de cahilce; alimane değil cahilane.

Çünkü tasavvuf insana ne emrediyor?

Nefsi terbiye etmeyi emrediyor.

O emir zaten Kur'an'dan alındığı için tasavvuf o ilimle meşgul oluyor. Nefsin terbiyesi cahil adam kadar ilim adamına da lazımdır. Çünkü ilim adamının zararı daha fazla olur. İlim adamı yamuk oldu mu memleketi batırır. Devlet adamı yamuk oldu mu bir milleti batırır. Ama bir cahil burada yalan yanlış yetişmişse kendisine zarar verir. Ateş olsa cürmü kadar yer yakar. Bir profesör ise bir çok insanı şaşırtır.

Onun için ona da nefis terbiyesi lazım, ahlâk eğitimi lazım. Devlet adamına da lazım, valiye de lazım, devlet başkanına da lazım. "Tasavvuf halk tabakası için faydalı olabilir. İlim adamı için sakıncalı; hatta ayıptır!" demesi tasavvufu hiç bilmediğini gösteriyor. Tabi bilmemesi normal; tıp profesörü nereden anlayacak? Bilmediği bir dal olduğu için yanılıyor.

İlim adamına da lazımdır. Sakıncalı değil faydalıdır. Tasavvufla ilgilenmek değil, ilgilenmemek ayıptır. Çünkü tasavvuf, ahlâk eğitimidir. Tasavvuf, mârifetullahı tahsil ilmidir. Mârifetullahı bilmeden insan cahil gelir, cahil göçer. Ahirete bigâne gider.

Ve men kâne hâzihî a'mâ fe-hüve fi'l-âhireti a'mâ ve edallü sebîlâ.

Bu dünyada mânevî bakımdan gözü kör giden, âhirette de gözünü kör olarak açıverecek ve daha fena duruma düşecek. Onun için asıl tasavvufla ilgilenmemesi, ahlâkını düzeltmemesi ayıptır; onun yaptığı ayıptır.

Gelelim ikinci paragrafına...

"Hep İsrailiyatla uğraşırlar." diyor. Misal de veriyor. "İsrailiyat" diye bizim Râmûzü'l-ehâdîs kitabını söylüyor. Râmûzü'l-ehâdîs hadis kitabıdır. İmam Suyûtî'nin el-Camiu's-Sağir'i gibi bir kitaptır. Bunun içinde "israiliyat" yoktur. İsrailiyat tefsirde olur.

Bu; Peygamber Efendimiz'in hadîs-i şerîflerini içine alan bir kitaptır. Hadîs-i şerîflerin ilmine vâkıf olan Gümüşhaneli Ahmet Ziyâeddîn hocaefendinin -ki son asrın en büyük hadis alimlerinden birisidir- eseridir. Bunun içinde çeşitli hadisler vardır. Sahih hadis vardır, şu vardır, bu vardır. Zayıf hadis de olabilir ama Hocamız hadis alimi olduğu için bir yerden zayıf gibi görünmesine rağmen arkasına daha başka rivayet ekliyor; "Bak bu burada kuvvetleniyor." demek istiyor.

Dirilten bir çalışma yapıyor. Bu bir hadis kitabı olduğundan "israiliyat" değildir! O adam ne söylediğini bilmiyor. Neyin nereden geldiğini, nereye gittiğini bilmiyor.

Zaten zayıf hadislerle ibadet konusunda amel olunabilir.

Bir hadîs-i şerîfin rivayet bakımından bir kusuru olabilir ama söylediği şeyin muhteviyatı güzel ise pekala uygulanabilir. Ancak itikatta bir delil olmaz. Bu gibi şeyler sağlam rivayet anlamına tam bağlamak için ama ibadet ve taat konusunda olunca yapıverirsin. "İnşaallah bu da sevaptır." diye yapmakta insan gayret gösterir.

Râmûzü'l-ehâdîs kitabı bizim medâr-ı iftiharımızdır. Ve bizim erbâb-ı tasavvuf içinde ta İmâm-ı Rabbânî'den beri gelen, Bahâeddîn Nakşibendi hazretlerinden beri gelen, sonra Şehâbeddîn-i Sühreverdî Efendimiz, Necmeddîn-i Kübrâ Efendimiz, Hâlid-i Bağdâdî Efendimiz şeriatin sağlam ahkâmına sımsıkı sarılmalarıyla tanınmış büyük mücahitlerdi. Kur'an'ı en iyi bilen, hadîs-i şerîfi en iyi bilen insanlardır. İsrailiyatla bu zavallı profesörden çok daha kuvvetli mücadele etmiş insanlardır. Bunlar oldukları yerde dururken onlar devlet başkanlarıyla mücadele etmişlerdir, hapse girmişlerdir. İslâm'ı savunmuşlardır.

İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin hayatı ortadadır. Şeyh Şamil hazretlerinin hayatı ortadadır. Hâlid-i Bağdâdî hazretleri zamanının en büyük alimlerindendir. "İslâmî ilimlerin içine batıl şeyler girmesin; insanlar gerçek ilimlerle yetişsin." diye çalışmış, büyük mücahitlerdir.

Bu zâtın gidip onların ellerini, ayaklarını öpmesi lazım. Kabirlerini ziyaret etmesi lazım. Ruhlarına Fâtiha'lar okuması, hatimler indirmesi lazımdır ki dinin ahkâmını onlar korumuştur. Elhamdülillah.

O tıp profesörüyse ben de ilahiyat profesörüyüm. Ben bu kitabı okutuyorum. Bu da benim saham. Lütfen bilmediği şeylere yalan yanlış cümlelerle karışıp da [fitne çıkarmasın.]

Biz dinimizin en sağlam ölçülerine göre hareket etmeye çalışıyoruz da kâfirler en çok bize kızıyor. En çok bizi hücuma alıyorlar. Gazetelerinde mecmualarında, yazdıkları şeylerde; "İşte en mutaassıp bunlar. Dine en bağlı bunlar. Toleranslı değiller. Peygamber Efendimiz'in yolundan zerre kadar ayrılmıyorlar. Biraz hoşgörü sahibi değiller." diye bize çatıyorlar.

Dinin aslına bağlı olduğumuz için. Bu da işi bilmiyor. Bizim mücedelemiz israiliyatla. Bizim mücadelemiz bu tasavvuf tarikat konusunda bid'atlerle mücadele. Bizim tarikatimiz, bizim tarikat-ı aliyyemiz şeriate bağlılığıyla tanınmış.

İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin hayatını okusunlar, Mektubâtını okusunlar..

İmâm-ı Rabbânî hazretleri birisine "Çiçek toplayın." demiş. O kimse altı tane çiçek getirmiş. "Evladım, 'Allah tektir, teki sever.' diye hadîs-i şerîf var. Ona uygun olarak 'yedi tane getir.' dedim. Veya 'Beş tane getirseydin. Niye tek getirmedin?'" diyor.

Onu bile söylüyor. Zaman zaman coşuyor. Hz. Ömer'in soyundan gelmiş mübarek. Hz. Ömer'in şehâdeti, celâdeti şahlandı." diyor. "Yine şeriatçiliğim coşageldi." diyor; söyleyeceği sözleri öyle söylüyor. Şeriati müdafa etmek için.

Gerçek tasavvuf, şeriatin kendisidir. Şeriatin ince ölçüsüdür. Şeriatin mânevî âdap tarafıdır. Tabi bunların asıl beğenip tasvip ettikleri çalgılı türkülü, kadınlı erkekli bazı tarikatler vardır. Gazeteler onları beğenir, alkışlar. "Toleranslı tarikat!" derler. Hatta içki içerler. Bunlar onları beğenir.

Asıl bid'at yolunda olanlar onlardır. Biz onlarla mücadele ediyoruz. Tutmuş bizim şu okuduğumuz kitabı, Râmûzü'l-ehâdîs'i beğenmiyor!

Peygamber Efendimiz'in bütün âdetlerini oraya yazmış, kaynaklarını göstermiş. Nereden alındığını göstermiş. "Bozuk şeylerle uğraşıyorlar." diye bilmeden bizi tenkit ediyor.

Gel de bir dinle!

Allah ıslah etsin.

el-İnsânü adüvvün li-cehele. "İnsanlar bilmediği şeylere uzaktan düşman olur."

Ramûzü'l-ehâdîs'i bir al, oku. Baştan sona bir karşılaştır. Bir kitabın içinde bazı hatalı şeyler olabilir. Senin tıp kitabının içinde bile bir sürü hata olabilir. Bazı profesörler diyorlar ki:

"Vitaminler faydalıdır."

Bazı profesörler diyorlar ki:

"Vitaminler zararlıdır."

Hadi!

Bazıları diyor ki; "Soya yağı insanın erkekliğini dumura uğratıyor; zararlı." Bazıları; "Soya yağını ekelim, çok faydalıdır." diye memlekette yaymaya çalışıyor. Bilimsel münakaşa her yerde yapılabilir. O olmayacak bir şey değil. Münakaşa yaparsın. Ama Ramûzü'l-ehâdîs kitabı elhamdülillah İmam Suyûtî'nin eseri gibidir. El-camiu's-sağîr'i gibidir. Güzel bir kitaptır. Hele hele bir tekkede başka bir kitap değil de bir hadis kitabının okutulması çok güzel bir şeydir. "Dervişler Peygamber Efendimiz'in yoluna sımsıkı bağlansınlar." diye.

Biz burada her gün derse başladığımız zaman ne diyoruz?

"Sözlerin en güzeli Allah'ın kelamıdır." diyoruz; "Yolların en güzeli Peygamber Efendimiz'in yoludur. Peygamber Efendimiz'in sünnetine sarılan kişi şehit sevabı alacak. Aman Peygamber Efendimiz'in sünnetine uyalım!" diyoruz.

Al bu kitabı, koy bir kenara! Al Diyanet'in neşrettiği Riyâzü's-sâlihîn kitabını oku. Aynı kapıya çıkacaksın. Değişen bir şey yok ki. Onda da bir çok şeyler var, aynı şeyler var; bunun içindeki şeyler var.

O İmam Nevevî'nin yazmış olduğu Riyâzü's-sâlihîn kitabı. Bu da bizim Gümüşhaneli hocamızın yazmış olduğu bir hadis kitabı. Kimisi 1001 hadis yazmış. Kimisi Riyâzü's-sâlihîn yazmış, konularına göre ayırmış. Kimisi alfabetik sıralamış. Her birinin çeşnisi başka.

Bu kitabın sıralaması alfabetiktir. Riyâzü's-sâlihîn'in sistematiktir. Konu konu ayrılmıştır. Eh sen Riyâzü's-sâlihîn'i oku.

Riyâzü's-sâlihîn'i de okusan tasavvufa geleceksin şaşkın adam! Riyâzü's-sâlihîn'i ben okudum, sen okumamışsın. Okusan o da sana zikri tavsiye edecek, nefis terbiyesini tavsiye edecek; ahlâk-ı tasfiyeyi, kalbi nurlandırmayı tavsiye edecek.

"Günde şu kadar lâ ilâhe illallah de. Şu kadar Sübhânallah de. Şu kadar şöyle de. Bu kadar böyle de." diye orada da göreceksin. Değişen bir şey yok.

Ha Kasap Ali, ha Ali Kasap. Ha o, ha bu. Değişen hiç bir şey yok. Hadisin yolunu tutarsa başımızın tâcıdır. Bizde hadisin yolunu tutmuşuz. Bazen Râmûzü'l-ehâdîs'ten okurum, bazen Muhtârü'l-ehâdîs'ten okurum.

Bizim dervişlerimizden bir kısmı bazı yerlerde Müslim'i okutuyorlar. Bazı yerlerde bazı kardeşlerimize Riyâzü's-sâlihîn'i okutun, diyorum. Biz hadise sarılmış bir ümmetiz, grubuz. Elhamdülillah, iftihar ediyoruz ve sapasağlam yoldayız. Başkaları derdine yansın, Allah ıslah etsin! Bilmeden ileri geri konuşuyorlar.

Allah hepinizden razı olsun.

Sayfa Başı