M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Ramazanınız Mübarek Olsun

Videoyu istediğiniz yerden başlatmak için metin üzerine tıklayınız.

Çok çok uzaklardan, Avustralya'dan sizlere sevgi ve hasret dolu selamlarımı sunarım.

Allah'ın rahmeti, bereketi, selamı, ihsanı, ikramı üzerinize olsun. Ramazan geliyor, Ramazanınız mübarek olsun. Allah, bu on bir ayın sultanını cümle ümmet-i Muhammed, âlem-i İslâm için hayırlı etsin. Bu güzel ayın bereketinden istifade etmeyi cümle müslüman kardeşlerimize nasip eylesin. Mutlu, hayırlı ve uğurlu bir Ramazan olsun.

Ramazan ayı İslâm âlemi için, müslümanlar için çok önemli bir aydır. Allahu Teâlâ hazretleri, Ramazan orucunu bize Kur'ân-ı Kerîmi'nde emrediyor.

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Yâ eyyühellezîne âmenû! ''Ey iman eden kullarım!''

Kütibe aleykümü's-sıyâmu kemâ kütibe alellezîne min kabliküm lealleküm tettekûn. ''Ramazan orucu, sizden önceki ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı, tâ ki takvâ ehli insanlar olasınız diye.'' emrediliyor. Ramazan ayı boyunca müslümanların sıhhatli olanlarının, durumu müsait olanların, seyahatte olmayanların, hasta olmayanların, yaşlı olmayanların hepsinin bu orucu tutması boyunlarına borç. Allah'ın büyük emri, dinimizin direklerinden, çok önemli ibadetlerinden biri… İnsanoğlu için de son derece önemli bir ibadet. İnsanoğlunun nefsinin, egosunun, iradesinin eğitimi için çok muazzam bir ibadet.

Bir ay boyunca devam eden bir nefis terbiyesi, irade eğitimi, tasavvufî çalışma. Oruç ibadeti, tasavvufun dinimizin direği olduğunu gösteren bir ibadettir. Bu ibadetle Allah'ın bize meşru kıldığı, helal kıldığı birtakım şeyleri kendi kendimize yapmama egzersizi yapıyoruz.

Su, Allah'ın helal bir maddesi ve bizim hayatımızın direği, çok önemli, onu içmemiz lazım, Allah buna müsaade etmiş. Ama oruçlu olduğumuz zaman ne kadar susasak su içmiyoruz. Yemek yemek bizim yaşamamız için gerekli, helal bir gıda ile doymamız lazım ki ibadet yapabilelim, çeşitli faaliyetlerimizi devam ettirebilelim; ama onu da yapmıyoruz. Evlilik insanoğlu için; nefsin bekası için, Allahu Teâlâ hazretlerinin bizlere gül gibi çocuklar vermesi için çok önemli; - nikâhlanmak, evlenmek, çoluk-çocuk sahibi olmak Allah'ın emri olan bir iş- ama oruçta bu faaliyetler de engelleniyor. Yani insanın içinin, nefsinin, kendisinin çok şiddetle arzu ettiği birtakım şeyleri Allahu Teâlâ hazretleri; Ey benim sevgili kullarım! Hadi bakalım bir müddet benim hatırım için bunları yapmamayı deneyin. diye, bize onlara karşı kendimizi tutmayı, canımız istese bile yapmamayı emrediyor ve biz de bu egzersizi bir ay boyunca yapıyoruz.

Niçin?

Takvâ ehli olalım diye. Takvâ sözünü bilirsiniz, takvâ ehli bir müslüman deyince öyle bir müslümana saygı duyarsınız. Demek ki çok ihlâslı, Allah'tan korkan, hiçbir işini yanlış yapmamaya çalışan bir kimseymiş, haram yemiyormuş, ibadetlerine düşkünmüş diye düşünürsünüz. Takvâ ehli olmak çok güzel bir şey. İşte oruç, insanı takvâ ehli bir müslüman yapıyor.

Neden?

Çünkü insanoğlunun yapısında olan nefis, insanın arzularını kamçılar. Nefsi zaten arzularını temsil eder. Çeşitli arzular uyandırır, birçok şeyi yaptırmak ister. Birçok insan da nefsin arzularını yerine getiriyor, hatta nefsin arzularını yerine getirmek için bütün faaliyetlerini sürdürüyor. Parayı onun için kazanıyor, nefsin arzularını yerine getirmek için harcıyor. Harman savurur gibi harcıyor; nefsi için, keyfi için bir yılbaşı gecesinde gazinoda, pavyonda nasıl paralar harcıyor. Bunları zevki sefası için yapıyor; ama nefsin bu arzuları, yani hevâ-i nefs dediğimiz nefsin bitmez tükenmez, tatsız tuzsuz, zararlı, muzır, ısrarlı arzuları insanları çeşitli günahlara, haramlara sürüklüyor. Hırsızlık yaptırıyor, başkalarını kandırtıyor, namuslara lekeler, gölgeler düşürtebiliyor, insanlara içki içirtiyor, kumar oynatıyor, ''heyecan duyuyorum'' diye çeşitli gayrimeşru eğlencelere saptırıyor.

Bu nefse dur demek lazım, bu nefsi ıslah etmek lazım. Allahu Teâlâ hazretleri, Kur'ân-ı Kerîm'de buyuruyor ki;

Kad efleha men zekkâhâ. ''Kim nefsini ıslah ederse o felah bulmuş demektir.''

O kurtulacaktır, dünyada da başı dinç, başı dik bir insan olacaktır; âhirette de sevap, mükâfat alacak, cennete girecek, felah bulacaktır. Nefsinin esiri olan, arzularının peşinde sürüklenen, haram-helal demeden, yasak, meşru, gayrimeşru ayrımı yapmadan keyfince ömür sürenin de, günahlara daldığı için hem dünyası, yuvası, işi perişan olacaktır, tahsil görüyorsa tahsili yarım kalacaktır hem de âhirette cezasını çekecektir, felaketlere, hüsrana uğrayacaktır diyor, böyle bildiriyor Kur'ân-ı Kerîm.

O halde insanoğlunun iç terbiyesi ve irade terbiyesinin olması, kendi kendini kontrol etmesi lazım. Zaten dinimizin ana gayelerinden birisi bu. Hepimiz kâmil insan, olgun bir müslüman olacağız. Yetişmiş, bilge, hâkim, ne yaptığını bilen, ne söylediğini bilen, sabırlı, şükürlü, düşüne taşına iş yapan ve doğru iş yapan insanlar olacağız.

İşte bu gayeyi insana bir eğitim ile ulaştırmak mümkün. Bu gayeyi tahakkuk ettirmek için nefsin terbiye edilmesi lazım. Allahu Teâlâ hazretleri; ''Nefsinizi terbiye edin.'' dediği gibi, nefsi terbiye edecek ibadetleri de bize emretmiş. Dinimizin ibadetleri yine bizim faydamıza, toplumun faydasına.

İnsan, yirminci yüzyılın ilimlerini bilince, İslâm'ı o ilimlerle incelediği zaman, ne kadar muazzam bir sistem ile karşı karşıya olduğunu daha güzel görüyor. İslâm'a aşkı, hayranlığı, bağlılığı kat kat daha artıyor. Ne kadar güzel ibadetlerimiz var, elhamdülillah Allah bizi müslüman eylemiş, bu güzel, akıllı, mantıklı, şuurlu, ciddi, bilimsel ibadetlere sahibiz. Namaz ibadetimiz ne kadar güzel bir ibadettir, günde beş defa. Oruç ibadetimiz ne kadar güzel bir ibadettir, ne kadar faydaları var; hem vücudumuza, hem ruhumuza, hem ailemize, hem dünyamıza, hem âhiretimize, hem irademize faydası var. Zekât ibadeti ne kadar güzel bir ibadettir, fakirler o sayede nasıl bellerini doğrultuyorlar, zenginler nasıl iyi insan olmanın tadını tadıyorlar. Hac ibadeti ne kadar güzel bir ibadettir; nasıl dünyanın her yerinden müslümanlar bir yerde toplanır, aynı günlerde birbirleriyle ne güzel ibadetler ederler, İslâm kardeşliğinin zevkini çıkarırlar, tanışmış olurlar.

Hâsılı, İslâm'ın her şeyi güzel, her hükmü güzel. Mevlâ görelim neyler, neylerse güzel eyler dediği gibi şairin, her şeyi âşık olunacak kadar güzel. Ve bu arada da oruç ibadeti çok güzel bir ibadet. Orucun ilk faydası insanın bedenine, sıhhatine geliyor ve insan oruç tuttuğu zaman sıhhatli bir insan oluyor. Midesi bir ay tatil yapmış oluyor. Ağır bir çalışma temposundan, çok hafif bir çalışma temposuna geçmiş oluyor, dinleniyor. Karaciğeri, pankreası, salgı bezleri, bağırsakları dinleniyor, şişmanlığı varsa kilosunu atıyor. Tabi usûlüne uygun olursa, ciddi, istikrarlı yol takip ederse, Ramazan orucu sıhhat kazanmasına sebep oluyor.

Ondan sonra ruhu dinleniyor, başı dinleniyor ve kalbi nurlanıyor. Büyüklerimiz diyorlar ki; ''Kalp ile mide birbirlerine yakın, birbirlerinin altında üstünde olan iki tane uzuvdur. Birisi dolduğu zaman öteki boşalır.'' İnsanın midesi tıklım tıklım dolu olduğu zaman kalbi, gönlü iyi çalışmıyor. Uyku bastırıyor, gözleri mahmurlaşıyor, duyguları zayıflıyor, gaddarlaşıyor, şehevî arzuları artıyor. Midesi boş olduğu zaman da kalbi nurlanıyor, güzel duygular doluyor, gözleri yaşarıyor, hassaslaşıyor, rikkatli, lirik bir insan oluyor, şiir dolu, duygu dolu bir hassas insan oluyor.

Fakirlerin halini, açların neler çektiğini anlamış oluyor ve Allahu Teâlâ hazretleri için, Allah rızası için fedakârlık yapmayı, Allah'ın rızasını kazanmak için sabretmeyi öğreniyor; bu da çok önemli. Dinimizin yarısı şükür, yarısı sabır duygusuna dayanır.

''Yâ Rabbi! Çok şükür bu nimetleri bana verdin.'' diye insan, Allahu Teâlâ hazretlerine karşı çok güzel minnet duygularıyla dolar, taşar. Allahu Teâlâ hazretlerine hamd eder, O'nu tesbih eder ve Allah'ın en sevdiği işi yapmış olur; çok önemli. Sabır duygusu da çok kıymetlidir, çünkü cenneti kazanmak için insanın biraz meşakkat çekmesi lazım geliyor, ibadetler insanı biraz meşakkat bakımından imtihan eden çalışmalar oluyor. Tabii onlara çalışan bir insan da sabrını göstermiş oluyor ve sabrın mükâfâtı çok büyük. Sabrın sonu selamet ve büyük mükâfat... Allahu Teâlâ hazretleri orucun mükâfatını başka ibadetlerle tarif edilmeyecek, kıyaslanmayacak şekilde bi-gayri hisâb veriyor.

İnnemâ yuveffe's-sâbirûne ecrahüm bi-gayri hisâb. ''Allah, sabredenlere ecrini, ancak onlara çok çok hesaba gelmez şekilde, bi-gayri hisâb veriyor.''

O nedendir?

Çünkü sabrın dereceleri vardır, ne kadar çok sabrediyorsa o kadar büyük mükâfat verecek. Oruçta da insan. hele yaz günlerinde epeyce susar, epeyce acıkır. Âdetlerini, ihtiyaçlarını bıraktığı için epeyce sabır durumu olur; ama bunun büyük faydaları olur. Onun için bu oruç ibadetinin hikmetleri üzerine saatlerce konuşsak yeridir. Bu güzel orucu Allah bize farz kıldığı için Allah'a hamd ü senâlar olsun. Bize Ramazan orucunu nasip ettiği için Allah'a karşı, dinimize karşı bağlarımız, şükran duygularımız artıyor.

Orucu tutacağız. Oruç nasıl başlar?

Oruç, Ramazan hilalini görmekle başlar ve bayram hilalini görmeye kadar, bir kamerî ay boyunca devam eder. Böylece insan, akşamüstü güneşin battığı yerde, ilk nev hilâl, yeni hilali gördüğü zaman, ''Tamam, yarın Ramazan'ın birinci günüymüş.'' der. O akşam teravih kılınır ve sahura kalkılır. Neveytü en esûme lillâhi te'âlâ niyyete Ramadân. '' Yâ Rabbi! Ramazan niyetine oruçlanmaya niyetlendim.'' diyerek, imsak vaktinden itibaren yemek, içmek ve diğer şeylerini frenler, akşama kadar bekler, Allah rızası için orucunu tamamlar, akşam ezanından sonra da iftar eder.

Tabi aç ve susuz kalmak midenin orucudur, bu yeterli değil. Orucun tamam olması için sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, ahlâkî şeylere de riayet etmemiz gerektiğini emrediyor. İnsanın oruçta gözüne de sahip olması lazım, haramlara bakmaması lazım. Kulağımıza da hâkim olmamız; gıybet, dedikodu, yalan dolan dinlemememiz, bunları söyleyenlere yüz vermememiz, fırsat vermememiz lazım. Elimize sahip olmamız, kimseyi incitmememiz lazım. Dilimize oruç tutturmalıyız; kötü sözler söyletmemeliyiz, yalan dolan, yalan yere yemin etmek, yalan yere şahitlik etmek, birisini kıracak sözler söylemek olmamalı.

Oruçlu olduğu zaman bunlar olursa ne olur? Peygamber Efendimiz buyuruyor ki; ''Orucun sevabı kaçar.'' İnsanın akşam eline ne geçer? Sadece aç ve susuz kalmış olur, aç ve susuz kalmanın durumu neyse öyle bir durumda kalır. İnsan bütün azalarına dikkat edecek, günahların her çeşidinden kaçınacak. Salih kulların, has kulların orucu budur. Havassın orucu, bütün âzâlarına, ahlâkî davranışlarına dikkat etmek suretiyle olur. O şekilde oruç tutmayı Allah bütün müslümanlara nasip eylesin.

Ramazan ayı, bizim yıllık hayatımızda ibadete doğru kademe kademe yükselişimizin merhaleleridir; onları şöyle anlatayım. Üç aylar girdiği zaman ibadet bakımından bir kademe daha yükseliyoruz. Kendimize bir gayret veriyoruz, çünkü; Âman Receb ayı, tevbe ayı geldi, tevbe edeyim, Allah'ın yoluna gireyim, üç aylar geldi.'' diyoruz. Bu, hem ibadet bakımından yoğunlaşma oluyor hem derece bakımından yükselmemize sebep oluyor. O güzel gayret Regaib kandiliyle başlıyor, Şaban ayıyla devam ediyor. Ramazan geldiği zaman daha da yoğunlaşıyoruz, daha çok ibadet eden bir insan haline geliyoruz. İkinci bir merhale… Mânevî bakımdan daha yükseklere yükselmiş oluyoruz. Ramazan'ın gündüzü oruçla geçecek, gecesi de namazla, niyazla geçecek. Gecesi kıyam, gündüzü sıyam.

Kıyam ne demek?

Kalkıp namaz kılmak, Allah'a tazarru ve niyaz eylemek demek...

Ramazan'ın özel gece namazı nedir?

Teravih namazıdır. Bu namazın, Hz. Ömer zamanından beri an'anevî olarak içten ve tatlı bir şekilde cemaatle kılınması görülüyor. Onun için teravih namazlarını kılmaya da dikkat edeceğiz, geceleri böylece ihya edeceğiz.

Sahura kalktığınız zaman sadece yemeği düşünmeyin. Gidin, güzelce bir abdest alın, gece namazı da kılın. Gece namazı teheccüd namazı çok kıymetli bir namazdır. Göğün kapılarının açık olduğu bir zamanda, Ramazan'ın o mübarek gece saatlerinde, iki rekât da olsa teheccüd namazı kılarak, elinizi açıp Allah'a dua edin. Ramazan'da dualar reddedilmez; bir de sahur vaktinde, seher vaktinde yapılan dualar reddedilmez. O sevapları kaçırmayın. Sadece yemek için kalkmayın. İbadet için de teheccüd namazı için de kalkmayı düşünün. ''Akşamdan biraz fazlaca yerim, uykum bölünmez.'' demeyin; kalkın, o sahur vaktinde o ibadeti de yapın.

Ramazan'ın bir özelliği daha var. Ramazan, Kur'ân-ı Kerîm ayıdır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, Ramazan geldiği zaman Kur'ân-ı Kerîm'i Cebrail aleyhisselâm ile beraber mukabele ederdi. Yani inmiş olan âyetleri okurdu, Cebrail dinlerdi. Böylece bir kontrolden geçmiş olur, hafızası tazelenmiş olurdu.

Biz bu an'aneyi devam ettiriyoruz. Hafızlar mihrabda Kur'ân-ı Kerîm okuyorlar; cemaat, Kur'ân-ı Kerîm'ini alıp karşıda oturup takip ediyor, dinliyor; ikisi de aynı sevabı alıyor. Kur'ân-ı Kerîm tekrar edilmiş oluyor. Onun için Ramazan'da Kur'ân-ı Kerîm çalışmanızı da çok güzelce yapın. Kur'ân-ı Kerîm'i ezberlemeye çalışın, hatminizi tamamlamaya çalışın, bir hatim tamam olsun.

Zamanınızı boş geçirmeyin. Dilin ibadetlerinden birisi de zikirdir. Gününüzün her saatinde, işe de gitseniz, yolda da yürüseniz, evde de olsanız, otursanız da, yatsanız da, kalksanız da zikir yapabilirsiniz ve zikir çok sevaplı bir ibadettir. Hele oruçluyken yapılan zikrin sevabı çok daha fazladır. Onun için zamanınızı boş geçirmeyin, Allah'ı zikredin, çokça zikredin. Bunu Kur'ân-ı Kerîm emrediyor, bu tasavvufî bir çalışma. Kur'ân-ı Kerîm buyuruyor ki;

Yâ eyyühellezîne âmenü'zkürullâhe zikran kesîrâ. Ve sebbihûhü bükraten ve esîlâ. ''Ey iman edenler! Allah'ı çok zikredin, sabah akşam onu tesbih eyleyin.''

Demek ki müslüman, âşık-ı sâdık bir kul olacak. Gözü yaşlı bir derviş olacak. Allah'ı hatırından çıkarmayacak, dilinden düşürmeyecek. Severek, âşık bir kul olarak, âşık-ı sâdık bir kul olarak Allahu Teâlâ hazretlerini hep anacak, bunu da unutmayın.

Allahu Teâlâ hazretlerini çok anın. Çünkü insan, Süleyman Çelebi cennetmekânın;

Bir kez Allah dese aşk ile lisân,

Dökülür cümle günah misli hazân.

dediği gibi, bir Allah demekten bile çok sevap kazanıyor.Zikrin sevabı bire yetmiş bindir. Hele o zikri insan gönlüne indirirse, yani diliyle söylemeyip de kimse anlamayacak bir şekilde kalbinden Allah Allah diyecek bir ileri derviş durumuna gelirse, o zaman dört milyon dokuz yüz bindir bir Allah demenin karşılığı.

Onun için gönlünüzden, dilinizden Allah'ı çok zikredin. Yunus'un ilahileri çok hoşuma gidiyor; bir ilahisi var, o da çok hoşuma giden bir ilahi. Diyor ki;

Yunus sen bu dünyaya niye geldin,

Gece gündüz hakkı zikretsin dilin.

Evliyâ'ya uğramaz ise yolun,

Göçtü kervan kaldın dağlar başında.

Dağlar başında yapayalnız, kervan göçüp de bîçâre kalmamak için bu fânî dünyada Rabbimizi, bize çeşitli nimetler ihsan eden Rabbimizi çok zikredeceğiz. Ramazan Kur'an ayıdır, zikir ayıdır; dilimizi Kuran'la, zikirle değerlendireceğiz, şereflendireceğiz.

Bir şeyi daha hatırlatmak istiyorum. Tabi insan Ramazan'da diğer zamanlardan daha kuvvetli bir şekilde, ibadette daha fazla yoğunlaşıyor; ibadet edici bir kul oluyor. Üç ayların başında bir yoğunlaşma, Ramazan'da daha büyük bir yoğunlaşma, bir yoğunlaşma daha var; o da Ramazan'ın son on gününde itikâftır. İtikâf yapmak sünnettir ve bir beldede hiç kimse itikâf yapmazsa, o beldenin bütün müslümanları, ''Neden Peygamber Efendimiz'in itikâf sünnetine uymadılar?'' diye hesaba mâruz tutulurlar, mesul ve sorumlu olurlar. Onun için Ramazan'ın son on gününde de itikâfa alışın, girişin ve şimdiden niyet edin. Ben de niyet ediyorum, inşaallah Ramazan'ın son on gününde camide itikâf edeceğiz, gece gündüz ibadet edeceğiz. Allahu Teâlâ hazretleri muvaffak etsin ve o ibadetleri hepimiz yapmaya gayret edelim.

Sonuncu bir yoğunlaşma daha var. İtikâfın içinde Kadir gecesi var. Ramazan'ın en mühim özelliklerinden bazılarını sayarken Peygamber Efendimiz diyor ki;

Fîhi leyletün hayrun min elfi şehrin. ''Ramazan'ın içinde bir gece var, bin aydan daha hayırlı.'' Kadir sûresinden de biliyoruz;

Leyletü'l-kadri hayrun min elfi şehrin.

İşte o Kadir gecesi de Ramazan'ın son on günündedir. Onun için Kadir gecesine tam yoğunlaşmak lazım, ibadet bakımından tam melekleşmek, sâfîleşmek lazım. İtikâfa girin, kadir gecesini arayın, kadir gecesini de ihyaya daha fazla yoğunlaşarak gayret edin.

Kendiniz için dua edin. İnsanın kendisine dua etmesi hakkıdır. Allahu Teâlâ hazretleri emrediyor, tavsiye ediyor. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem emrediyor, tavsiye ediyor; ama sevdiklerinizi, anne babanızı, geçmişlerinizi, size iyilik yapanları, hocalarınızı, mürşitlerinizi duanızda unutmayın. Hem dünyanız hem âhiretiniz için, çoluk-çocuğunuz için, bütün müslüman kardeşlerinize duayı eksik etmeyin. Düşünün ki dünyanın birçok yerinde çok mazlum, çok mağdur, çok perişan, aç, çaresiz, tehlike altında, hain, zalim insanların hücumuna mâruz müslüman kardeşleriniz var. Onlara yardım yapamıyoruz. Her tarafları muhasara edilmiş durumda, kurtaracak bir çalışma yapamıyoruz. Maalesef çeşitli dünyevî fitneler ile engellenmiş durumdayız. Bir tek çaremiz var, dua etmek… Çok dua edelim, Allahu Teâlâ hazretleri onları da mutlu, bahtiyar eylesin, o sıkıntılardan kurtarsın, ümmet-i Muhammed'e, âlem-i İslâm'a mutluluklar yağsın, gelsin diye; bu da çok önemli.

Bir sonuncu noktayı daha hatırlatacağım; ekseriyetle hayır ve ibadetler kat kat fazla mükâfâtlandırıldığı için zekâtları da Ramazan'da vermek iyidir. Mecburiyet yok, başka zaman da verilir. Zaten ele geçen zenginliğin üzerinden bir yıl geçtikten sonra -buna havalân-ı havl deniliyor- zekât farz oluyor; ama zekâtınızı Ramazan'da vermeyi âdet edinirseniz, iyi bir şey yapmış olursunuz. Çünkü Ramazan'daki ibadetler kat kat katlandırılıyor, mükâfâtı çok veriliyor.

Zekâtlarınızı unutmayın. Beldenizdeki yakın akrabanızdan başlayarak mutsuz, fakir, yoksul, perişan, hasta müslüman kardeşlerinize yardım elini uzatın, zekât verin. Onları mutlu edecek bağışlarda bulunun. Beldenizin dışındaki âlem-i İslâm'da, dünyanın her yerinde çeşitli perişan, aç, sefil müslümanlar var; onlara emin yollarla, emin bir şekilde zekâtlarınızı göndererek hayırlar yapmaya gayret edin. Bu da çok büyük sevaplar kazanmanıza sebep olacaktır.

Allahu Teâlâ hazretleri cümlenizi bu güzel, bereket dolu, sevap dolu ayın hayrından, bereketinden, sevabından, ilâhî ikramlarından âzamî derecede istifade edenlerden eylesin. Allahu Teâlâ hazretleri sizleri nice nice müstakbel yıllarda mutlu Ramazanlara sıhhat ve afiyetle, sevdiklerinizle beraber, etrafınızda sevdiğiniz kimseleri de görerek mutluluk içinde ulaştırsın. Mutlu günlere, aylara ve hakiki bayramlara ulaştırsın. Asıl en büyük bayram olan âhirette cennete girmek, Allahu Teâlâ hazretlerinin rızasına ermek sonucuna da cümlenizi erdirsin. Dünyada ve âhirette bahtiyar olun. Allahu Teâlâ hazretlerinin Rıdvan-ı ekber'ine nail olun; Firdevs-i a'lâ'sında Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz hazretlerine komşu olmanızı çok uzaklardan sevgilerle, sizler için temenni ve niyaz ediyorum.

Allahu Teâlâ hazretleri dualarınızı kabul eylesin. İki cihanda aziz ve bahtiyar olun. Şen ve esen olarak yaşayın.

es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berakatuhû.

Sayfa Başı