M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Râmûz, 57.

Videoyu istediğiniz yerden başlatmak için metin üzerine tıklayınız.

Şimdi insana [sabah uyanınca] ilk düşen vazife;

"Elhamdülillah, bu ölü hayattan beni, bizi diri hayata nail etti." [demektir.]

Radde fînâ ervâhanâ. "Bir an evvel ölü gibiyken, şimdi bizim ruhumuzun bize iadesi; hayatımızı yeniledik ve taze bir hayata kavuştuk."

Onun için bize ilk [uyanınca] lazım olan şey elhamdülillah demek. Onun için uyandığımız vakitte bunu böyle beller de elhamdülillahillezî radde fînâ ervâhanâ ba'de iz künnâ emvâten demek vazifemiz oluyor.

İzâ kâme ahedüküm mine'l-meclisi fe'l-yüsellim.

Bak bak şu Allahu Teâlâ'nın bize olan lütuflarına, ikramlarına. Oturuyoruz şimdi, millet burada muhabbete toplandık, ben evime gitmek istiyorum. Giderken esselamu aleykum de, bu selamı ver evine öyle git.

Fe-innehû yüktebü lehû elfü hasenetin.

[Bir iyiliğe] bire 10 var ya; burada bire bin [sevap].

"Allahü Teâla bir selama bin tane sevap veriyor." Elfü hasenetin. "Bin hasene."

Faziletin büyüklüğüne bakın. Kardeşlerimizin birbirlerine yaptığı duanın mükâfatı.

Ve yükzâ lehû elfü hâcetin. "Bin haceti de kaza olunur." diyor.

Bu bin sevaptan başka bin de haceti reva olur.

Daha?

Ve yehrucu min zünûbihî ke-yevmi veledethü ümmühû. "Anasından doğduğu gün gibi günahlardan sıyrılır."

Bu selamın elimizden gitmesi bizim için bir cezadır. Kıymetini bilmeyince elimizden alınıp; günaydın, akşam aydın, sabah aydın [selamın yerine aldı.] Bunlar beşerin uydurdukları laflardır. Allahu Teâlâ kitabında bize:

İzâ huyyitüm bi-tahiyyetin fe-hayyû bi-ahsene minhâ.

Allah celle ve alâ'nın ve resûlu lisanıyla bize bildirdiği esselamu aleyküm. Evdeyken de odanıza giderken "esselamu aleyküm" der girersiniz; çıkarken de "Allahaısmarladık" yerine "esselamü aleyküm" der öyle çıkarsınız. Allah'a ısmarladığınız yerine [selam ver.] Allah'a ısmarlayınca sevap yok onu biz söylüyoruz. Burada öğretilen sözden dolayı söylediğimizden dolayı bin mükâfat [veriliyor], bin hacet görülüyor, günahlarımız da mağfireti ilahiyyeye mazhar oluyor.

İzâ karae ibnü âdeme's-secdete fe-secede

Kur'an okuyoruz dersin arkasında ya. Kur'an'da 14 tane secde var, bakıyoruz da ancak 3-5 kişi secdeyi ya yapıyor ya yapmıyor. Bu geriye kalan secdeleri ya okuyucular bunun secde olduğundan farkına varmıyorlar. Halbuki secde denilen bir kelime var, [secde ayetinin] yanı başında "burada secde edilecektir" diyerekten bir işaret var.

Tabi okuyan adamın onu herhalde bilmesi lazım. Ona karşı derhal secdesini yapması lazım. Bak derhal yaparsa mükafatı büyük olur. Okuduktan sonra biraz bırakırsa borcunu ödemiş olur.

İzâ karae ibnü âdeme's-secdete fe-secede. "Bir insan secde ayetini okudu, kalktı secdesini yaptı." İ'tezele'ş-şeytânü yebkî. "Şeytan ağlaya ağlaya uzaklaşır." Yekûlü yâ veyleh! Ümira ibnü âdeme bi's-sücûdi fe-secede. "İnsanoğlu secde ile emrolundu, yaptı." Fe-lehü'l-cennetü. "Cennette nail oldu." Ve ümirtü bi's-sücûdi. "Ben de emrolundum ama..." Fe-aseytü. "Yapmadım bu secdeyi." Fe-liye'n-nâru. "Şeytan kendi kendine nedametler pişmanlıklar gösterirmiş."

Sonra da yapılır da, sonra yapılanla öndeki vakti ile yaptığın arasında sevap cihetinden farklı olur.

İzâ kare'l-kâriu

Kur'ân-ı Azîmüşşan'ı öğrenmeye çalışıyoruz fakat biz Arap olmadığımız için, hatta Arapta da hasıl olur bu, tam manası ile okuyamayız. Okuyamadığımızdan dolayı hele acemi olursa çok yanlışlı olur ekseriyetle.

"Böyle [okurken] hata ediyor." Ev lehane. "Yahut okurken lahn ile okuyor, o da hatalı."

Mesela, [Okurken] Elhâmdûû lillâhîî rabbîî... [diye uzatarak] aralara harfler sokuyor, yapamıyor, beceremiyor.

Ev kâne a'cemiyyen. "Veya bizim gibi a'cemi bir insan." Ketebehü'l-melekü kemâ ünzile. "Melek onu inzal olunduğu gibi yazar."

Senin ağzındaki okuduğun yanlışlık gibi yazmaz. Bu da Allah'ın bir lütfu demek bize. Okuyor okuyor yapamıyoruz işte.

İzâ karae'r-racülü'l-kur'âne ve tefekkahe fi'd-dîni sümme etâ bâbe's-sultâni

"Kur'an'ı öğrendi âlim oldu. Âlim oldu ama dünyalık da lazım; gideyim de şu sultana, hükümdara biraz anlatalım derdimizi de bize biraz aylık bağlasın yahut bir şey versin, bir ikramda bulunsun." Sümme etâ bâbe's-sultâni temellükan ileyhi. "İşte bir sultanın karşısına gidince onu biraz methetmek lazım ki birşey versin. Onu methedince." Ve tame'an limâ fî yedihî. "Onun elindekilere tamah ile." Hâda bi-kadri hutâhü fî nâri cehenneme. "Attığı adımlar ne kadarsa cehenneme o kadar yakın olur."

Çünkü âlim sultana gitmez, sultanın âlimin ayağına gelmesi lazım. Hükümdarların âlimin ayağına gelmesi lazım. Âlimler ne zamanki sultanın ayağına giderlerse, gittikleri attıkları adım kadar fî nâri cehenneme. "Cehenneme yaklaşır olurlar."

Allah korusun.

İzâ kara'tüm el-hamde fe'kraû bismillahirrahmanirrahim.

Elham okuyacağız, sûreyi. Ama elhamdülillah biz hep alışmışızdır da okuyacağımız vakit eûzü-besmele çekeriz ondan sonra okuruz.

"Besmele çekmeden Elham'ı okumayın. Evvela, bismillahirrahmanirrahim, arkasından Elhamdülillahi rabbi'l-âlemîn [deyiniz]." Fe-innehâ ümmü'l-kur'âni. "Fâtiha bütün Kur'an'ın anası." Ve ümmü'l-kitâbi. "Ana kitaptır." Ve's-seb'ü'l-mesânî. "Tek olması lazım." Ve bismillahirrahmanirrahim ihdâ âyâtihâ. "Bismillah Elham âyetlerinin birisidir."

Yedi tanedir bunlar. Yedisinden birisi bismillah; altı tane de Elham'dan katar yediye getiririz.

Bizimkinde [hanefi mezhebinde] ayrı tabii.

İzâ kurribe li-ehadiküm ta'âmuhû ve fî ricleyhi na'lâni. Fe'l-yenzi' na'leyhi fe-innehû ervâhu li'l-kademeyni ve hüve mine's-sünneti.

Burada bir işaret olsa gerek.

"Yemek yemeye taâm geldi, hazırlandı, önünüze kondu. Sizin önünüze yemek geldiği vakitte ayağınızda ayakkaplarınız var. Ayakkabılarınızı çıkarın da öyle yemeğinizi yiyin."

Hani ayakkabılarla beraber oturmayın. Tabii ayakkabı ile oturunca masalarda olduğu zaman adamın ayağında ayakkabının zararı olmaz. Demek ki yemek yerken masada değil de yerde yiyin, yerde oturduğunuz vakitte de ayakkabılarınızı ayağınızdan çıkarın öyle oturun.

Ve hüve mine's-sünneti. "Bu da sünnettendir."

Hani bizim bu kabahatlerimiz çok ya, kabahatlerimizden birisi de bu Avrupa adât-ı ananesine uyup da böyle masalarda müreffeh bir şekilde yemek yemek âdeti sünnete muhaliftir. Sünnete muhalif olunca mekruh olur. Bizim analarımızdan babalarımızdan gördüğümüz hep, sofra yayılır, tek bir sini koyulur ortaya, hepimiz birlikte otururuz sofraya. Babamız dedemiz başlar biz de arkasından bismillahirrahmanirrahim diye başlarız. Biz öyle büyüdük.

İzâ kurribe ilâ ehadiküm ta'âmun fe-hüve sâimün. Fe'l-yekul bismillah, velhamdülillah, Allahümme leke sümtü ve alâ rizkike eftartü. Ve aleyke tevekkeltü sübhâneke ve bi-hamdike tekabbel minnî inneke ente's-semî'ul-alîmü.

Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem; Oruçlu olduğumuz vakitte yemek yediğimiz vakitte bu duayı okumamız lazım. Gerek Ramazan'da gerek Ramazan dışında oruçlu olduğumuz halde böyle bir ikrama uğrarsak böyle dua etmek lazım.

Bismillah, velhamdülillah, Allahümme leke sümtü ve bike âmentü ve aleyke tevekkeltü ve alâ rizkike eftartü. Biz bunu öğrenmişiz ama burada da başka türlü.

Allahümme leke sümtü ve alâ rizkike eftartü ve aleyke tevekkeltü sübhâneke ve bi-hamdike. Gene burada da bir tesbih, bir tahmid yapıyor. Tekabbel minnî. "Benden kabul et bu orucu da." İnneke ente's-semî'ul-alîmü. "Çünkü sen görücüsün, aynı zamanda bilicisin de."

Bu iki söz çok mühimdir. Biz Allahu Teâlâ'yı her harekatımızı bilen, her harekatımızı işiten olarak kabul ederiz. Küçükken okuduğumuz dersin şeysi, Allah celle ve alâ kara karıncanın kara taşın üzerinde, kara taşta kara karıncanın gezdiğini gören Allah. Onun ayağının tıkırtısını duyan Allah. Yani bizim için Kur'an'da daima ya'lem'u-sırra ve ahfâ [geçer.] Bunları da bilen Allah, esrarımızı da bilen Allah. Bu dünyaya gelmeden evvel halimizi bilen Allah.

"Sen öylesin Allah'sın ki hem Semî'sin, hem Alîm'sin."

Bu itikat ne zaman içimize yerleşirse işte tam müslüman o zaman oluruz. Bunu biliyoruz ama gene fenalıkları yaparken unutuveriyoruz.

Allah cümlemizi affetsin. Tevfikât-ı samedâniyyesine mazhar etsin. Her zaman hıfz u himayesinden bizi zerre miktar ayırmasın. Son nefeste de cümlemize hüsn ü hâtimeler nasip edip, buyurun: Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne muhammeden abduhu ve resulühü sözünü söylemeyi cümlemize nasip etsin inşallah.

Sayfa Başı