M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Nasıl Bir İnsan İstiyoruz?

Videoyu istediğiniz yerden başlatmak için metin üzerine tıklayınız.

Hizmetler zincirimize eklenen 30. eğitim müessesemizin açılmasında yağmur yağmasına, rahmet inmesine aldırmadan davetimize buyurdunuz.

Allah razı olsun, Allah dünyada âhirette rahmetine erdirsin, iki cihanda cümlenizi aziz ve bahtiyar eylesin.

Çekiçle, tornavidayla teknik bir iş yapılan bir büyük atölyede ama kurucusu sanat okulunda öğretmenlik yapmış olan bilgili, görgülü bir kardeşimiz, bir dostumuz şöyle yazmış:

"Yalnız pazusu ile iş yapan ameledir, işçidir. Pazusu ile beraber aklını da kullanan, aklı ve pazusu ile çalışan ustadır, amele değildir. Vasıfsız işçi değildir, ustadır. Hem pazusunu, hem aklını, hem de gönlünü kullanan sanatkârdır." diyordu.

Yani ustalıktan da üstün bir şey. İşin içine sevgi girince, gönül girince o zaman bir sanat şaheseri ortaya çıkıyor.

Ben bizim okullarımızı böyle de düşünüyorum. Bizim eğitim düşüncemiz bir bütündür. Biz insanı ruh ve bedenden müteşekkil, ruhuna da bedenine de hizmet etmesi gereken mükerrem, muazzam, muhteşem, çok kıymetli bir varlık olarak görüyoruz. Dinimiz bize insanın bu kadar kıymetli bir varlık olduğunu bildiriyor. Ve biz insanın çok önemli bir varlık olduğuna inandığımız için insanın yaratılışındaki güzelliğe uygun bir tarzda yetiştirilmesini istiyoruz.

Onun için sadece bilgi vermek bize göre yeterli değil. Sadece dünyevî bilgileri vermek hiç yeterli değil. Hem dünya bilgilerini alması lazım hem de ruhuna, maneviyatına yarayacak öbür bilgileri kazanması lazım. Ama bilgili olmak da yeterli değil. Bilgisinin yanında, ilminin yanında müeddeb olması lazım, irfan sahibi olması lazım, gönül ehli bir insan olarak yetişmesi lazım. İnsân-ı kâmil olması lazım.

Nasıl bir insan istiyoruz?

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hazretleri gibi bir insan istiyoruz. Yunus Emre gibi bir insan istiyoruz. Tarihimizin şeref levhalarına isimleri altın yazılarla yazılmış insanlar yetiştirmek istiyoruz.

Onun için eğitime bir bütün olarak baktık. Eğitimi sadece çocuklar için de düşünmüyoruz. Sadece küçükler için teşkilatlı eğitim müesseselerinde çalışan örgün eğitim dediğimiz sistem içinde de düşünmüyoruz. Daha geniş olarak düşünüyoruz. Eğitim içinde, eğitim çağında olan insanların dışındakileri de düşünüyoruz. Esnafı düşünüyoruz, ev hanımını düşünüyoruz, çiftçiyi düşünüyoruz, yetişkini düşünüyoruz, ihtiyarı düşünüyoruz… Hepsinin, hepsine uygun, çağına uygun eğitim tarzı olduğunu düşünüyoruz.

Onun için eğitime çok büyük bir açıdan bakıp çok büyük bir cepheden hizmete girdik. Bir taraftan kitaplar yazarak kitap okuma durumunda olan herkese güzel bilgiler sunmaya, onları yetiştirmeye gayret ediyoruz. İlk önce yaptığımız faaliyet bir kitabevi kurmak olmuştu. Ondan sonra konferanslar, seminerler, toplantılar, çeşit çeşit seviyede ilmî toplantılar yapmayı düşünmüştük ve bunların birçoğunun tahakkuk ettirdik. O ilmî toplantılardaki konuları kitaplar haline getirdik, neşrettik, istifade edilen ilmî eserler oldular.

Sonra halkımızın eğitimi için mecmualar çıkarmaya başladık. Panzehir dergisi, İslâm dergisi ve hanımların eğitimi için özellikle Kadın Aile dergisi ve akademik seviyede, uluslararası seviyede, uluslararası toplantılarda adını söylettiren İlim ve Sanat dergisini çıkarttık.

İlmi ve sanatı beraber düşünüyoruz. Çalışmalarımızın içinde bir güzellik boyutu, estetik boyutu olmasını esas alıyoruz. Bu güzelliğin de sadece maddî güzellik olmadığını biliyoruz. Maddî güzelliğin yanında ahlak güzelliği, mâna güzelliği, kemali olmasını da düşünüyoruz.

Onun için eğitimden eğitime, anaokulundan kreşlerden, ilkokuldan başlayarak liseye doğru çalışma yaptık. 30 müessese Allah ihsan eyledi, bizim tarafımızdan kurulması nasip oldu. Şu anda üniversite kurmayı temenni ediyoruz, dualarınızı bekliyoruz. O arzudayız, inşallah üniversite de kurulacak. Bu örgün eğitimin halkaları tamam olacak.

Norveç'ten Orta Asya'ya kadar, Kuzey Afrika'dan Suudi Arabistan'a kadar, Avrupa'dan Afrika'nın kuzeyinden Asya'dan dinlenebilen çok seviyeli, çok kaliteli, çok beğenilen kültür hizmetleri veren radyo yayınlarımız var. Bu yayınlarla da bütün halkımızı eğitmeyi düşünüyoruz. Onun için mutfakta yemek yapan hanımlar dahi istifade etsinler diye bu yayınları yapıyoruz. Elhamdülillah onlardan da teşekkürler alıyoruz. Hatta birisinin bir sözünü size nakletmek istiyorum. "Akrakolik oldum hocam." diyorlar, yani alkoliğe benzer bir söz uyduruyor. Akra radyosu, Akrakolik oldum, yani Akra'sız yapamaz oldum, daima Akra'yı dinliyorum, AKRA, Ak Radyo, onu dinliyorum demişti.

Televizyon yayınımız var. Ama kolay değil. İnşallah maddi imkânlarımız olduğu zaman ulusal seviyede, daha doğrusu uluslararası seviyede, uzaydan Ak Radyomuz gibi Ak Televizyon da inşallah faaliyete geçecek. Şu an faaliyette fakat geniş değil, inşallah genişleyecek faaliyetleri.

Bizim camiamızın bir güzel tarafı, bir özel tarafı daha var; o da müesseselerimizde yetiştirdiğimiz insanların çoğunun kendi faaliyetlerimizle yetişmiş olması. Yani diktiğimiz fidanlar büyüdü, ulu ulu ağaçlar oldu ve bol bol meyveler veriyor.

Allah'a hamd ü senalar olsun.

Bu güzel ilde kurulmuş olan bu şirin ilim irfan yuvasının da böyle istikbalin çok büyük insanlarını yetiştirmesini temenni ediyorum. Teveccühünüze teşekkür ediyorum. Allahu Teâlâ'dan dünya ve âhiretin her türlü hayırlarını, mutluluklarını sizler için diliyorum.

es-Selâmu aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh.

Sayfa Başı