M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Râmûz, 233 (Medine'nin Fazileti)

Videoyu istediğiniz yerden başlatmak için metin üzerine tıklayınız.

Eûzubillahimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.

el-Hamdülillahi rabbilâlemin ve'l-âkibetü li'l-müttekîn. Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn.

İ'lemû eyyühe'l-ihvân enne efdale'l-kitâbi kitâbullah ve enne efdale'l-hedyi hedyü muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerra'l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesin bid'ah ve külle bid'atin dalâleh ve külle dalâletin fi'n-nâri. Ve bi's-senedi'l-muttasıli ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

İllâ aleyhi melekün. "Bir melek vardır." Şâhirun seyfehû. "Kılıcını çekmiş böyle duruyor orada."

Lâ yedhuluhe'd-deccâlu ebeden.

Lâ yudhiluhâ olarak da okumuşlar fakat üstat sülasi olaraktan lâ yedhuluhe okumuş.

Lâ yedhuluhe'd-deccâlu ebeden. "Ebedâ kelimesi var, hiçbir zaman oraya deccal giremeyecek."

Yani fitne-i fesat oraya giremeyecektir. Girdi miydi kıyamet kopmuş demektir.

İkinci bir hadis;

el-Medinetü harâmun ke-harâmi mekkete.

Mekke'nin bir hududu var, oradan ot koparılmaz, avlanmaz. Oraya layık gelen hürmeti yapmak lazım. Cidde'den geçilirken bilmem kaç kilometreden sonra iki tane sütun gelir, o sütunlar, "Buradan ötesi Haram bölgedir." deniliyor. Artık oradan öteye ihramsız girilmez, av avlanılmaz, ağacı kesilmez, kavga gürültü yapılmaz. Orada gayet terbiyeli, edepli, huşû ile gitmek lazım.

Ama ne yazık!

Şimdi bizim Efes denilen yerde, "Hz. İsa'nın yeridir" diyerekten oraya papazlar gelmişler oturmuşlar. Çok uzak yerlere levhalar asmışlar;

"Dikkat ediniz Hz. İsa'nın doğum yerine geliyorsunuz. Sigara içmeyiniz, kavga etmeyiniz, gürültü etmeyiniz, huzurla geliniz." diyerekten çeşitli levhalarla gelenleri ikaz sadedinda böyle levhalar koymuşlar da, biz bu Kâbe-i Şerîfe'ye de gireriz, Medine-i Münevvere'ye de gireriz fakat kendimizden daha haberimiz yok. Nereye geldiğimizi, nerede olduğumuzu bilmeyiz; kavga da ederiz, kötü söz de söyleriz. Dövüşürüz de icabında beş kuruş sen fazla aldın diyerekten neler olur.

Allah muhafaza etsin.

Ve'l-lezî enzele'l-kur'âne alâ muhammedin. "Medine-i Münevvere Mekke-i Mükerreme gibidir. Çünkü orada Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem'e Kur'an-ı Azîmüşşan nâzil olmuştur."

Bunun hakkında da çok acı bir şey dinledim.

Allah hepimizi affetsin.

Söylemeye dilim varmaz, söyleyemem.

Onun için ilmi olmayan insan bugün yanmıştır yani, yanmış cehenneme girmiş demektir. İlmi, dini ilimden haberi olmayan insan kendini bugün cehenneme hazırlamış ve atmıştır yani.

Niçin?

Çok münafıklar Resûlullah'ın zamanında da vardı, bugün daha fazlası ile var. Onlar dinimizin aleyhinde envai çeşit fitneleri îkâ edeler, söyleyemekten sakınmazlar, çekinmezler söylerler. Eğer ilmin yoksa aldanırsın onlara, vah vah dersin, yazık benim ömrüme, boşuna geçirmişim vaktimi dersin. İlmin olursa mukabele edersin, "Sen ne yapıyorsun efendi! Deli misin?" dersin.

Dün akşam dinlediğim bir hikâye hoşuma gitti de size de nakledeyim.

Akılsız diyeceğim artık, akılsızın biri gelmiş demiş ki;

Amcalar!

Buyur!

Demiş, "Size ben bir şey söyleyeceğim."

Söyle, buyur.

Siz şu camiyi görüyor musunuz?

Görüyoruz.

Minareyi de görüyor musunuz?

Görüyoruz.

Şadırvanı da da görüyor musunuz?

Görüyoruz.

Neden?

Var da görüyorsunuz.

Şimdi ismini yine söylemeye dilim varmayacak, "Ya onu görüyor musunuz? demiş.

Köylüler susa kalmış.

Bir ihtiyar zât çıkmış, demiş ki;

Efendim müsaade edersen ben söyleyeyim.

Buyur, söyle.

Demiş, "Bu delidir yahu!"

Görüyor musunuz bu adamı boylu poslu filan da yerinde?

Görüyoruz.

"Ama delidir!" demiş.

"Neden?" demişler.

Aklı yok!

Görüyor musunuz bunun aklını?

"Görmüyoruz!" demişler.

"Eh aklını görmüyorsan deli demektir bu!" demiş.

Deli, başka türlü olur mu deli?

Akıllı adam böyle şey der mi?

Adam dank etmiş orada.

Akıl, sen görmediğin şeyleri [inkar mı ediyorsun?]

Bugün ilim var memlekette. İlim diyor ki görme bir hat üzerindedir, o hattın aşağısında göremezsin yukarısını da göremezsin.

Bunu bildiğin nerede nasıl diyorsun sen, görmediğime inanmıyorum diye?

Sen bu mikroskop yokken mikrobu görüyor muydun?

Pekala görmüyordun.

Nasıl, niçin inanıyordun ona?

Bugün telefonlar olsun, telgraflar, bizim kulağımıza getiren sesler görünüyor mu?

Görünmüyor.

Ama ses bu makine vasıtasıyla kulağımıza gelince o sesi anlıyoruz. Kaldırınca ses kesiliyor, yok telefonumuzda ses. Açıyorsun ses çıkıyor ortaya. Demek ki o ses mevcut. Fakat onu duyacak kulak yok bizde, o makine vasıta oluyor o sesi bize duyuruyor. Gözlere de gözlükler takılıyor, ferrasızlar takılıyor görünmeyen şeyler görünüyor.

Demek ki insanın görme haddini Cenâb-ı Hak hudutlamış. Bu huduttan aşağısını da göremiyorsun yukarısını da göremiyorsun.

Yok mu?

Var ama Allah sana vermemiş bu görme kabiliyetini.

Nasıl inkâr ediyorsun sen şimdi bunu?

Hem ilim sahibiyim diyorsun, ilmim var diyorsun hem de Allah'ın verdiği ilmi inkâr ediyorsun herkesin gözü önünde?

Allah'ın kudreti ey insan, ayıp sözü söyleyeceğim.

Ey be adam!

Bu kadar âsârı ile kainatı donatmış, bu kuvvetin sahibi olan Allah'ı göremeyen göz elbette hayvanın gözünden daha aşağıdır. Bu varlığı görüyorsun yahu! Şu âsâra bak. Bunların hepsi, "Benden Allah'a git!" diyor. "Beni yaradan Allah'tır, bir Allah'tır!" diyor.

Onun için Medine-i Münevvere'de bu Kur'an-ı Azimüşşan nâzil oldu ki insanları cehaletten kurtaran, insanlar cehaletten kurtarıp saadete eriştiren Kur'an Medine-i münevverede nâzil olmuştur.

İnne alâ nikâbihâ melâiketen yahrusûnehâ mine'ş-şeytâni. "Şeytanlardan onu muhafaza eden Melekler onların yolu üzerindedir, içeriye girmelerine mâni olur."

el-Medînetü hayrun min mekkete.

Resûlullah'ın buyruğu.

Taberânî, Beyhakî el-Efrad'da Râfî b. Hadîd radıyallahu anh'ten

"Medine-i Münevvere'nin Mekke-i Mükerreme'den eftal olduğunu, hayırlı olduğunu beyan buyurmuş."

İmam Malik de bununla şey yaparaktan Medine-i Münevvere'nin hayrına hüküm vermiş.

el-Medînetü kubbetü'l-islâmi ve dâru'l-îmâni

"Medine-i Münevvere İslamiyeti toplayan bir belde-i tâhiredir ve imanın da merkezidir." Ve ardu'l-hicrati. "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in de hicret ettiği bir yerdir." Ve mübevveü'l-halâli ve'l-harâmi. "Helal haram hep burada beyan olmuştur."

Elhamdülillah!

el-Medînetü muhâcerî. "Medine-i Münevvere Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in hicret ettiği belde-i tayyibedir." Ve madcaî mine'l-ardi. "Benim yattığım yer de orasıdır." Ve hakkun alâ ümmetî. "Ümmetime borçtur." En yükrimû cîrânî. "Ümmetime borçtur benim dostlarıma, benim etrafımda bulunan memleket halkına ikram etmek ümmetimin hakkıdır, borcudur ümmetime."

Bir zât da memleketinden gitmiş oraya, beldeyi ihtiyar etmiş ben orada oturacağım diye hicret etmiş oraya. Şimdi de gelmiş, burada da paralarını çalmışlar zavallının. Bugün de camimize gelmiş de, bir yardımı olur mu acaba cemaatimizin de, bana bir yol parası temin ederler mi diyerekten.

Ve hakkun alâ ümmetî en yükrimû cîrânî. "Komşularıma ikram etmek ümmetime haktır." Me'ctenebû el-kebâira. "Fakat benim komşularım günah-ı kebairden sakındıkları müddetçe."

Eğer günah-ı kebairi işliyorlarsa o zaman tabiatiyle onlara lazım gelen yardımı yapmaktır.

Fe men lem yef'al zâlike. "Kim ki benim komşularıma layık olan ikramı yapmazsa."

Bu çok acı efendi!

Şimdi hacca gidiyoruz biz, o zavallılar bize ikram ediyorlar, ev veriyorlar, işte bize delillik [kılavuzluk] ediyorlar, yol gösteriyorlar. Bilmediğimiz yerleri öğretiyorlar. Mukabilinde onlara bir hediye veriyoruz.

"Soydular bizi!" diyerekten, "Aldılar paralarımızı, çok aldılar!" diyerekten çeşitli artık, kendini bilmezlerin sözlerini söylemeye de lüzum yok.

Orada biz ikram, onların hizmetlerine mukabil değil de onlara hiç hizmet etmeseler bile ikram borcumuz. Onlar Belde-i Tayyibe'de Resûlullah'ın hamileri, hafızları, muhafızları. Cenâb-ı Hak onları seçmiş buraya koymuş. Onların işleri güçleri hacılar. Zenginleri var işlerinde başka. Fakat ekseriyetle hacılardan geçinirler onlar. Onun için onlara vereceğimiz 5-10 kuruşu çok görmemek ve onlardan helallik almak, af istemek, hoşgörün demek. Çok veremedik, yapamadık diyerekten özür dilemek vazifemizken, kavga gürültü yapmak, çok para istiyorsunuz diye dövüşmek hiç de câiz değil.

Ben şimdi gördüm, o pasaportlarımıza işte bir mühür basıyor onlar. "Artık bunların işi bitti gidin." diyerekten. Bu pasaport başına 5 lira 10 lira bir para istiyor.

"Vay ne hakkınaymış da sen bu parayı bizden istiyormuşsun, bu kanunu yokmuş, bir şeyi yokmuş!" diye dövüş edenleri de gördüm yani.

Canım 5 lira 10 lira nedir bu, çok para mıdır?

Fe men lem yef'al zâlike. "Kim bunu yapmaz da, aksi olaraktan böyle onlara hürmetsizlik, saygısızlık gösterirse." Sekâhullâhu min tîneti'l-habâli. "Cenab-ı Hak kıyamet gününde bu habâl denilen şey ile onları sulayacak."

Demişler ki;

Tîneti'l-habâli nedir yâ Resulallah?

Usâratü ehli'n-nâri. "Cehennem ehlinin irinleri."

Onlarla sulanacak. Siz buna layıksınız! Siz buna layıksınız, siz benim komşularıma hürmetkar davranmadınız, saygı göstermediniz. Onların incittiniz, size de bugün bu diyecekler.

Allah affetsin.

el-Mer'etü avratün ve innehâ izâ haraceti'steşrafehe'ş-şeytânü. Ve innehâ akrabü mâ tekûnü ilallâhi ve hiye fî ka'ri beytihâ.

Taberani, İbn Hibbân İbn Mes'ûd'dan.

Geçenlerde kardeşler toplanmışlar da, bizim hanımları mantolarına nasıl şekil verelim diyerekten bir toplantı yapmışlar. Terzi bulmuşlar, kumaş bulmuşlar ve konfeksiyon mı diyorlar ne diyorlar onun adına. Moda, çeşitli modeller yapacağız, hanımlarımızı bunlarla dışarı çıkaracağız. Bunları giydirip çıkarmak cemiyete bugün daha uygun diyerekten bir şeylerle geldiler.

Çok güzel! Tabi zamanın icabına göre hanımın örtülmesine layık kisveyi bulmak da vazife.

Fakat şu Cenâb-ı peygamberin buyruğu nasıl?

Tek tek okuyayım.

el-Mer'etü. Mer'e, kadının adı, kadın demek.

Avratün. "Kadın baştan aşağı avrettir, nâmahremdir."

Ve innehâ. "O kadın."

İzâ haracet. "Evinden dışarıya çıktığı vakitte."

İsterse demirden kafesin içine sok, istersen çarşafın içine sok, istersen mantonun içerisine sok, istersen önüne peçe de koy. Nereye koyarsan koy.

Bunun vücudu yok mu?

Ne içerisine sokarsan sok saklayamazsın ya vücudunu.

İ'steşrafehe'ş-şeytânü.

Bu şeytan tabirine de dikkat edin. Şeytan buradaki şeytan değil, insanın şeytanı.

Bak bak bak! İnsanı şeytanına da Cenab-ı peygamber şeytan adıyla; İ'steşrafehe'ş-şeytânü. "Şeytan gibi olan insan onu görünce şehveti kalkar, kabarır, fenalık yolları açılır, şunlar olur bunlar olur."

İ'steşrafehe'ş-şeytânü... "Gözünü diker bakar."

E iki gözünün dikilişi kâfidir, başka bir şey istemez. Mıknatıstır gözler. Yani sen her tarafını kapatsan gözünü kapayamazsın, gözü açık kalacak, görecek çünkü etrafını.

Tek gözü.

Tek gözü de kâfi. Gözüyle iki göz birbirine baktı mıydı gözlerin verdiği elektrik, gözlerin verdiği şehvet, gözlerin verdiği yazısız mektup, gözlerin verdiği o aşkı muhabbet aradan akar gider. Ne telefona benzer, ne telgrafa benzer, ne telsize benzer, ne bir şeye benzer. O Allahu Teâlâ'nın verdiği kuvvet. İki tarafa akar gider.

Çıktı mı evden, tamam işte! O bakışlar kâfidir onun için.

Onun için Cenâb-ı Hak Kur'ân-ı Azimüşşan'da Sûre-i Nûr'da;

Ve kul li'l-mü'minâti yağdudne min ebsârihinne.

Erkeğe diyor, "Yum gözünü. Baktın mı dayanamazsın."

Baktın mı dayanamazsın! Ateş var, ateşe karşı elini sürdün mü yakacak. Ateş nasıl elini yakarsa o bakışta seni yakacak. Onda yanmamak için görmemek lazım. Ateşi nasıl tuttuğun vakitte yakıyorsa, baktığın vakitte sen yanacaksın.

Ona aşk diyorlar, aşkın da ateşin başka. Çeşitli hadiseler oluyor, görüyoruz dünyada.

Ve innehâ akrabü mâ tekûnü ilallâhi ve hiye fî ka'ri beytihâ. "Kadının Allahu Teâlâ'ya en yakın olduğu bir yer, evinin en karanlık köşesi."

Evinde kimseyle ünsiyeti yok. Orada Allah'a namaz kılar. Şimdi bizim kadınlar namaz kılacağız diye Fatih'e giderler, Eyüp'e giderler, şuraya giderler. Camide imamın arkasında namaz kılmak efdaldir derler.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in arkasında namaz kılmak için hatunlar, o günün hatunları. Evliyalar yani, evliyâ hanımlar dediler ki;

"Yâ Resûlallah! Müsaade et, biz de gelelim senin arkandan namaz kılalım." dediler.

Dedi ki;

"Yok, mahallenizde ki cami bir, ondan daha âlâsı evinizin içi." dedi.

Ondan daha âlâsı evinizin içi!

Bugün bizim hanımlar diyorlar ki;

"Ya biz hacca da gideceğiz. Ya Hocaefendi niçin bize engel oluyorsun, mâni oluyorsun?"

Kadınlığı bırak nereye istersen git.

Kadın iken çıkabiliyor musun, çıkabilir misin?

Çıkamazsın.

Sende o kuvveti, kudreti koyan Allah seni hanım yapmış.

Sen o hanım [oluşununun kıymetini unutma.] Onun kıymeti de çok yüksektir yani. Onlar bugünün tabiri ile çok uzun dersleri var. Fakat onların kıymetlerini biz bugün zayi etmişiz; fabrikaya gönderiyoruz çalıştırıyoruz, işyerlerine gönderiyoruz çalıştırıyoruz, memur yapıyoruz çalıştırıyoruz. Bunların hakkını biz çiğniyoruz. Bunların hakkını çiğneyen biz erkekleriz. Binâenaleyh onların hakkından mesul ana baba ve kocalarıdır.

Çünkü onların himayesi bizim üzerimize borçtur. Bunu yapmıyoruz da;

"Bir para getirsin bize. Zaman geçim darlığı var. Böyle 3-5 kuruş ile olmuyor bu iş. Bu da gitsin."

Kız?

Kızım da gitsin.

Hanım?

Hanım da gitsin.

Eh paralar gelsin, ama âhiret gidecekmiş kimin umrunda?

Cahilliğin ta kendisi.

Burada kalsın da arkasından gelecek dersimizde okuruz inşaallah.

Cenâb-ı Hak hepimizi affetsin. Tevfikat-ı samedaniyesine mazhar etsin. Allahu Teâlâ'nın istediği gibi bir kul, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in istediği gibi bir ümmet olabilmek devlet şerefine Cenab-ı Allah cümlemizi nasib-i müyesser etsin inşaallah.

el-Fatiha.

Sayfa Başı