M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Sorular-Cevaplar (220)

Videoyu istediğiniz yerden başlatmak için metin üzerine tıklayınız.

Gayrimüslimlerle, İslâm düşmanlarıyla tabii İslâm'ı korumak için çalışmak ve uğraşmak lazım. Bunlarla uğraşmanın en müessir şekillerinden birisi onlarla ticaret yapmamak, onlara fayda vermemek, onların mallarını almamak, mallarını kullanmamak! İnsan bir müslüman kardeşinin imalı olan bir mal varsa bir gayrimüslimin malını almamalı, kullanmamalı. Böylece onlara paramız gitmesin. Onları besliyoruz, ondan sonra onların füzelerinin karşısında eziliyoruz, onların kurşununa muhatap oluyoruz. İnşaallah bu da hatırımızda olsun. Ticareti hep müslüman kardeşlerimizle yapalım.

Kardeşimiz özlü bir dua sordu. Peygamber Efendimiz'in dualarının hepsi güzeldir. Ve hakikaten hepsi özlüdür. Bir duası şöyle:

Allahümme innî es'elüke'l-cennete vemâ karrabe ileyhâ min kavlin ve amel. "Yâ Rabbi! Ben senden cenneti isterim ve beni cennete sokacak olan söz ve işleri yapmaya beni muvaffak etmeni dilerim." Ve neûzü bike mine'n-nâr vemâ karrabe ileyhâ min kavlin ve amel. "Cehennemden sana sığınırım ve beni cehenneme düşürecek sözlerden ve işleri yapmaktan beni korumanı dilerim." demek oluyor.

Cennet Rabbü'l-âlemîn'in rızasının tecelligâhıdır, tecelli ettiği yerdir. Mü'min kullarını taltif ettiği yerdir. En özlü dua, işin aslı faslı esası bu!

Peygamber Efendimiz Bir başka [hadisinde] buyuruyor ki; "Dua edeceğiniz zaman Allah'tan âfiyet isteyin!"

Allahümme innî es'elüke'l-afve ve'l-âfiyete ve mu'âfâti'd-dâimete fi'd-dîni ve'd-dünya ve'l-âhirati. "Yâ Rabbi! Ben senden af ve âfiyet ve mu'âfât-ı dâime isterim. Hem dinî konularda hem dünyevî konularda hem âhirette!"

Âfiyet hem belalardan, hastalıklardan uzak olmayı ifade eden bir söz hem hastalıktan uzak olmayı gösteriyor, ifade ediyor. Hem kafanın belalardan, gönlün sıkıntılardan üzüntülerden uzak olmasını ifade ediyor hem de âhiret saadetini ifade ediyor. O bakımdan o da özlü bir duadır.

Bazıları demişler ki; "Yâ Rabbi! Bundan sonraki dualarımın makbul olmasını isterim."

Yani altı imzalanmış boş senet istemiş oluyor. Ne ederse ondan sonra bozdur bozdur harca… Demek ki öyle kullanacak. Kimisi öyle yapıyorlar.

Bir hadîs-i şerîfte buyuruyor ki; "Allah bir kimsenin hayrını murad ederse ona şu duayı nasip eder, öğrettirir ve bir daha unutturmaz."

O dua nedir?

Allahümme innî daîfün fe-kâvvi fî rıdâke da'fî. "Yâ Rabbi! Ben senin bir âciz naçiz, zayıf kulunum."

"Bir kriz gelse kalbime, yerimden kıpırdayamam. Başım dönse yere yıkılırım. Aç kalsam elim ayağım titrer. Gözüm görmese ne tarafa yürüyeceğimi şaşırırım…"

Allahümme innî daîfün. "Zayıfım Yâ Rabbi!" Fe-kâvvi fî rıdâke da'fî. "Senin rızan yolunda beni kuvvetlendir yâ Rabbi!"

Yani şerde, zulümde, günahta değil de rızan yolunda!

Rahmetli anam yemeğe oturduğu zaman; "Yemeğe niyet ettim yâ Rabbi! Yiyeceğim, ibadete kuvvet olsun." derdi. Çünkü insan yedi mi enerjisini ya hayra harcar ya şerre harcar.

Allahümme innî daîfün fe-kâvvi fî rıdâke da'fî. "Senin rızan yolunda benim şu zaafımı gider, beni kuvvetlendir." Ve huz ile'l-hayri bi-nâsiyetî. "Ve benim saçımın perçeminden sanki tutar gibi tut. Hayra beni götür, çek."

Hani istemesem de başka yere gitmeye gönlüm meyletse bile, ayağım istemez istemez geri geri gitse bile beni hayra sen çek götür.

Ve huz ile'l-hayri bi-nâsiyetî.

Nâsiye, "alın, alna düşen saç" demek. Keçinin kulağından tutarlar. Koyunun boynuzundan tutarlar… Saçından tutup, gel bakalım buraya… Saçı acıdığı için kopacak, mecburen peşinden gelecek.

Ve huz ile'l-hayri bi-nâsiyetî. "Hayra beni nâsiyemden tut götür yâ Rabbi!"

Şerre götürme! Mesela bazen insanın canı ister: "Bu Ramazan'da itikâfa girmeyeyim. Keyfime bakayım…" İtikâf zor. Ama girince de "İyi ki girmişim." der. Hani Allah nasip etti de girdi mi ne kadar feyizliymiş ne kadar sevaplıymış… Girmeden önce; "Ya hasta mı olurum acaba?.." filan çeşitli bahaneler bulmaya çalışır.

Allahümme innî daîfün fe-kâvvi fî rıdâke da'fî. Ve huz ile'l-hayri bi-nâsiyetî. Ve'c'al İslâme müntehâ rıdâî. "Yâ Rabbi! İslâm'ı benim gayem et. Benim gayem başka bir şey olmasın. Gayemin müntehası sana tam teslimiyet ve İslâm'a tam girmek ve İslâm'ı tam yaşamak olsun."

Bu en önemli! Tabii onun için de İslâm'ı öğrenip çalışacak. Devam ediyor:

Allahümme innî daîfün fe- kavvinî. "Yâ Rabbi! Ben zayıfım, beni kuvvetlendir." Ve innî daîfün ve inni zelîlün fe- e'izzenî. "Ve hor bir kulunum. Yüzü karayım. Alçağım, aşağıyım. Suçluyum. Beni izzetlendir. Şereflendir. Mertebemi yükselt." Ve innî fakîrün fe'rzuknî. "Muhtacım yâ Rabbi! Rızıklandır."

Muhtaçlık tabii maddeten de oluyor mânevî bakımdan da oluyor. Gıda maddî de oluyor mânevî de oluyor.

Fe'rzuknî. Ve'kfinî bi-helâlike an haramike. "Helalinle beni yetindir, haramına tenezzül ettirme!" Ve ağninî bi-fadlike ammen sivâke. "Fazl u kereminle bana istediklerimi ihsan eyle de senden gayrı kapılara el açtırıp boyun büktürüp yüzsuyu döktürtme!" demek oluyor.

Çok dualar var! Kur'ân-ı Kerîm'den dua:

Rabbenâ âtinâ fi'd-dünya haseneten ve fi'l- âhireti haseneten ve kınâ azâbe'n-nâr. "Yâ Rabbi! Bana dünyada da iyilik ver âhirette de iyilik ver. Cehennem düşmekten koru."

Tabii dünyadaki hasene her şeyin ne olduğunu Rabbimiz biliyor. Âhiretteki hasene de tabii muhakkak ki rızası, cennet ve cemâlidir. O da Kur'ân-ı Kerîm'de tarif edilmiş kısa, kestirme dualardandır.

Bir hadîs-i şerîfte evlatların ebeveynine dua etmesi şiddet ve hararetle ve ısrarla tavsiye edilmiştir. Onun için anne ve babalarınızı duadan unutmayın; sağsa da âhirete göçmüşse de! Hatta vefat etmişlerse tavaflarınızı onların nâmına tavaf yapıverin, onların namına hatim indiriverin, onların namına dua edin! O da Kur'ân-ı Kerîm'den;

Rabbi'rhamhümâ kemâ Rabbeyâni sağîrâ diye bize tavsiye edilmiş bir şeydir.

Allahümme'ğfir lî ve li-vâlideyye ve li'l-mü'minîne ve'l-mü'minât

"Anne ve babasına dua etmediği zaman Allah İnsanın duasını kabul etmez. Mahrumiyetlere uğratır." diye şey var.

Bir de duaların âdâbından başında ve sonunda salât u selâm getirirsiniz. İki salât u selâmın arasında iyice paketlenmiş olan dua Rabbü'l-âlemîn'in dergâh-ı izzetine vâsıl olur ve icabete mazhar olur.

Bizim aslında o Salât-ı Tüncînâ duası, Münciye duası çok güzeldir. Mânası şöyle:

Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin. "Yâ Rabbi! Peygamber Efendimiz'e ve onun âline salât eyle!"

Peygamber Efendimiz'in âli nedir? Bir hadîs-i şerîfte buyuruluyor ki;

Âlü muhammedin küllü takiyyîn.

Takvâ ehli her kulu! Selmân-ı Fârisî'ye, Selmânu minnî ehle'l-beyti dediği, abasını bürüdü rivayetler varsa… Tabii Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin dediğimiz zaman onların içine hep o evliyâullah giriyor.

Alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin salâten. "Öyle bir salât ile salât eyle ki yâ Rabbi!" Tüncînâ. "Bizi kurtarsın." Min cemî'i'l-ehvâli ve'l-âfât.

Bu ahvâl değil ehvâl. Ehvâl, hevilla "korkular" demek. Bizi her türlü dünyevî, uhrevî korkulardan ve afetlerden koruyan bir salât u selâm ile salât eyle. Yani dünyada insan düşmandan korkar. Ölümden korkar. Hastalıktan korkar. Açlıktan korkar. İflastan korkar. Âhirette yanmaktan korkar. Mahşer halkına rezil olmaktan korkar. Cennete girememekten korkar. Her çeşit âfetlerden ve korkulardan kurtaran bir salât ile ona salât eyle yâ Rabbi!

Ve takdî lenâ bihâ cemî'a'l-hâcât. "Her çeşit ihtiyaçlarımızı gidermemize vesile olacak bir salât ile salât eyle!"

O bereketle neye ihtiyacımız, hacetimiz varsa onu giderecek bir salât ile salât eyle.

Ve tutahhirunâ min cemî'i's-seyyiât. "Her türlü maddî mânevî kirlerden, günahlardan, pislerden bizi temizleyen bir salât ile salât eyle!" Ve terfa'unâ bihâ indeke a'le'd-derecât. "Senin huzur-ı Rabbi'l-izzetinde bizi en yüksek mertebeye çıkacak bir salât ile salât eyle." Min cemî'i'l-hayrâti fi'l-hayâti ve ba'de'l-memât.

Bu derece her türlü hayırlarda en yüksek derece! Hem dünyada hem âhirette en yüksek derecelere çıkar.

Bi-rahmetike yâ erhame'r-râhimîn.

Çok güzel bir salât u selâm, şahane, çok güzel mânaları içine alan, her türlü maksudu câmi; efrâdını câmi ağyârını mâni bir salât u selâm olmuş oluyor. Böyle dualar da yapabilirsiniz.

Kul borçlarından kurtulabilmek için hac yaparken ne yapılabilir?

Kul borçlarının çeşitleri vardır. Borçlu olduğun kul ve borcun miktarı belliyken kul borcundan kurtulmanın çaresi borcu götürüp kula ödemektir ve onunla helalleşmektir. Bunun başka yolu yoktur. Adamın tarlasını gasp etmişsin; "Hacda bir dua ederim, tarla benim olur." Öyle şey yok. Yani tarlayı ona vereceksin. Parayı almışsın. Parayı ona vereceksin. Hakkı geçmiş. Hakkı ona vereceksin. Maddî zarar bir kere telafi edilecek.

Ama öyle haklar vardır ki mânevîdir. Emeği geçmiştir. Arkadaşlık yapmışsınızdır. Bilmem komşuluk yapmışsınızdır… Tabii onlardan da mümkünse helallik alacaksınız. Hakkını helal et kardeşim, diyeceksiniz. Gönül alıcı hediyelerle taltif etmeye çalışacaksınız. Kurtulmaya çalışacaksınız.

Bir de sahiplerini bilmediğiniz veya sahipleri şu anda hayatta olmayan veya nerede olduğundan haberdar olmadığınız kimseler vardır. Onlara karşı borçlarınızı biliyorsanız onlar nâmına hayır hasenât yaparsınız: "Yâ Rabbi! Falanca kimseye şöyle bir borcum vardı, bulamadım adamı. Çok aradım ama bulamadım. Bulursam yine veririm ben ona ama şu mübarek diyarlarda şu hayrâtı onun nâmına yapıyorum. Sevabı onun olsun. Sen beni bundan kurtar." diye dua edersiniz. Bunların dışında Arafat'ta, Müzdelife'de, Mina'da; "Yâ Rabbi! Sen beni kul haklarında kurtar." diye dua edersiniz. Oralarda da bu tipten kul haklarının affolacağına dair rivayetler, müjdeler vardır.

Rabbü'l-âlemîn bizi hiç kimseye borçlu duruma düşürmesin. Maddî ve mânevî borçlarımızın hepsini ödememizi nasip etsin. Namaz, oruç, ibadet borçlarımızı, zekât borçlarımızı, sadaka borçlarımızı, fıtır borçlarımızı ödememizi nasip etsin. Mânevî hukuku geçmiş kimselere de gönüllerini alıp onları hoşnut edip helalleşmemizi nasip etsin. Başka eksiklerimiz kusurlarımız varsa, vardır, birbirimizle çok hukukumuz geçti, Rabbimiz affederse affeder.

Bir fıkra anlatıyorlar: Bir beldenin ahalisi çok muttakî insanlarmış. Ağızları dualı, duaları makbul insanlarmış. Oraya bir zalim yönetici gelirse; "Yâ Rabbi! Bu zalimi başımızdan def et!" diye bir dua ederlermiş. Tepetaklak gidermiş adam. Yani orada idareci barınamazmış. Zalim idareci barınamazmış. Kimse de oraya tayin olmak istemiyor, gitmek istemiyor. Bir açıkgöz şarlatan; "Tayin edin beni oraya!" demiş. Oraya gitmiş. Oraya gider gitmez de; "Ey cemaat-i müslimîn! İcap etti, lazım oldu. Her biriniz birer yumurta getireceksiniz." demiş. Allah Allah! Herkes bir yumurta almış gelmiş. "Koyun şuraya!" demiş. Herkes yumurtayı sepete koymuş. Orada ortadaki tepsiye, sepete koymuş. Biraz konuştuktan sonra; "Tamam, yumurtalara ihtiyaç kalmadı. Herkes yumurtasını alsın."

Mührümü var, damgası mı var, işareti mi var? Yumurtalar birbirine karıştı.

Herkes yumurtayı almış gitmiş. Gitmişler. Ondan sonra bu adam zulme başlamış. Ötekiler başlamışlar inlemeye.

Alışkınlar ya evvelden, açmışlar ellerini; "Yâ Rabbi! Bu zalimi başımızdan def et! Yâ Rabbi! Bu zalimi başımızdan def et!.."

Bir türlü zalim gitmiyor. Birbirlerine hakları geçmiş. Kimisi kaz yumurtası getirmiştir. Kimisi iki sarılı yumurta getirmiştir. Kimisi piliç yumurtası getirmiştir. Birbirlerine hakları geçmiş tabii. Duaları tutmuyormuş diye böyle bir fıkra var.

Bilmediğimiz taraflardan eksiklerimiz haklarımız varsa birbirimize geçmiştir. Onları helal edelim.

İbrahim aleyhisselam'ın duası dikkatimi çekti. Diyor ki; "Yâ Rabbi! Sen benim iman edip sana güzel kulluk eden zürriyetime ihsanlarda bulun!"

Âsî olanlara da;

Ve men asânî fe-inneke ente ğafûru'r-rahîm. diyor.

İtaat edenlere hayır dua ediyor. Âsî olanlara da beddua etmiyor da; "Sen Gafûr'sun, Rahîm'sin! Senin rahmetine havale ediyorum." diyor.

Biz affedici olalım. Biz haklarımızı birbirimize helal edelim, helal edin! Bizden yana da helal olsun! Ötesinde Rabbü'l-âlemîn'den isteyelim. Gafûr'dur, Rahîm'dir. Rahmetine, mağfiretine cümlemizi erdirsin.

Hepinizi ayrı ayrı tanıyoruz, seviyoruz. Ayrı ayrı hâlinizi hatırınızı soramadık. Geldik masanın başına, mikrofonun karşısına oturduk. Hepiniz hoş geldiniz. Allah hepinizden razı olsun. Vücutlarınıza sıhhat, âfiyet versin. Sevdiklerinizle evlatlarınızla iki cihan saadetine nâil etsin.

Vakitler ilerliyor. Tabii namazı mutlaka cemaatle Mescid-i saadette kılmak çok önemli! Gece vaktinde ne kadar tasarruf etmeye çalıştıksa da yine geçirdik. Saat 12'ye geldi. Geceniz hayrolsun. Allah hepinizden razı olsun.

Sayfa Başı