M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Sorular-Cevaplar (213)

Videoyu istediğiniz yerden başlatmak için metin üzerine tıklayınız.

Muhterem kardeşlerim !

Bu geceyi nasıl geçirelim?

Herkesin bir saati var; ulaşacağı, kaçıracağı, gideceği yer vardır. İbadetini evinde yapması gibi şeyler normal.

Muhterem kardeşlerim!

Bu geceyi iyi geçirmenin bir şartı yatsı namazını cemaatle kılmaktır. Elhamdülillah öyle oldu, Allah kabul etsin. Yatsıyı cemaatle kılan geceyi ihya etmiş gibi sevap kazanır. Bu güzel.

Bir de sabah namazını cemaatle kılmak. O da çok önemli, onun için yatsıyı cemaatle kıldığımız gibi sabah namazını da camide cemaatle kılmaya gayret edeceğiz. Geceniz gündüzün ibadetle geçmiş gibi ecir kazanabilesiniz. Geceyi ihya etmenin kurnaz bir tarafı bu.

Aziz ve muhterem kardeşlerim !

Bu gecenin feyzinden bereketinden istifâde edip de sevap kazanmanın yolu, ikinci kurnazlık tarafı, geceleyin abdestli yatmak. Abdestli yatın, abdestinizi tazeleyin. Taze abdest ile şöylece dört rekat namaz kılın. Abdestli olarak yatın. Abdestli olarak uyuyan bir kimsenin melekler bütün gecesini ibadet ile geçirdi olarak yazarlar. Bunu da kaçırmayın.

Gecenin içinde yapılan diğer ibadetler, namaz kılmak ibadetlerin en sevaplısıdır. Namaz zikrin en yüksek şeklidir. En güzel şeklidir. En harika şeklidir, en kompleks şeklidir, en tam şeklidir. Onun için kılabildiğiniz kadar namaz kılarsınız. 12 rekat namaz kılmak vardır Regaip gecesinde. Her rekatta üç;

İnnâ enzelnâhü fî leyleti'l-kadr.

Kadir sûresini Okuyup 12 İhlas sûresini okuyup Ondan sonra bir selam verip sonra 70 salât-ü selâm getirip Peygamber Efendimiz'e, secdeye varıp 70 defa Sübbühun kuddusün rabbüna ve rabbül melaiketi verruh demek.

Böylece 12 rekat namaz kılmak vardır. Bunu kılanlar çok hayırlara erer, diye bazı kitaplarda yazılmıştır. Bu tür rivayetleri yapan insana bir zararı yoktur. Çok faydası vardır. Ona güç yetmezse, insanlar çok çeşitli oluyorlar, gevezelik eden de oluyor; otursun, la ilahe illallah desin; la ilahe illallah cennetin anahtarı. Bu anahtar Allah'ın rahmetine ermek demektir. Kurân-ı Kerîm bilenler Kurân-ı Kerîm okusun. Zikir bilenler la ilahe illallah desin. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e çokça salât ü selâm getirsin.

Şimdi yatarsa mutlaka sahur vaktine kalksın. Sahur vaktinde hiç olmazsa iki rekat teheccüd namazı kılsın. Çünkü Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem "İki rekat gece namazı, teheccüd namazı dünyadan da dünyanın içindeki her şeyden de daha hayırlıdır." diye müjdelemiş. O fırsatı kaçırmayalım, yani saatimizi sabah namazına kurmayalım. Sahur vaktine kuralım.

İmsak kesilmeden önce kalkalım, abdest alalım, teheccüd namazı kılalım gece. yatacaksınız; tekrar kalkacaksınız gece. Babayiğit olup yatmamaya gücü yetenler, iş durumu müsait olanlar, tatilde olanlar falan sabaha kadar ibadet ederlerse iyi.

Ama bir insanın muhterem kardeşlerim, sabaha kadar ibadet edip de "Ah yoruldum." deyip sabah namazını evde kılıp cemaate gelmemesi yanlış bir durum. Bunu böyle yapacağına hemen şimdi gidince uyursun. Sabah namazında da camiye gidersin. Bu daha hayırlıdır.

Neden? Sünnet yolunda Peygamber Efendimiz'in yolunda yürümenin sevabı daha çoktur. Onun için teheccüde kalkın; teheccüd, dünyadan ve dünyanın içindeki her şeyden daha hayırlıdır. Camiye gelin, sabah namazınızı kılın, çünkü bütün geceniz gündüzümüz ibadetle geçmiş gibi olacak. Kestirmeden kazanacaksınız. Bu arada da yorulursanız tabii uyuyun biraz da. Uyku da abdestli yattığın zaman ibadet oluyor. Bunların hepsini size söylemiş oldum.

Borsa piyasasında hisse senedi alıp satmanın hükmü nedir?

Borsa piyasasında bir hisse senedi almak demek bir ortaklığa ortak olmak demektir. Bu ortak olunan şirketin iştigal sahası ile ilgilidir. Haramla iştigal ediyorsa ortaklık haram olur. Haram muamele yapıyorsa haram karışmış olur. Helal ticaret yapıyorsa ortak olan helal kazanmış olur.

Müslümanlar arasında kişinin ne zaman nerede öleceği belirlenmiştir. Eğer belirlenmişse vurularak öldürülen bir kişiyi vuranın hükmü nedir?

Evet bir kişinin ne zaman nerede öleceği Allah tarafından malumdur, belirlenmiştir. Kader olarak kendisine yazılmıştır. Allah eğer bilmese olmaz. Olmuşu da bilir, olacağı da bilir. Yarın ne olacağını bilir mi? Allah yarın ne olacağını da bilir. Bu vuran, katil olur, cehenneme girer.

Hocam tasavvufu reddedenlerin hali ne olacak? Bunun hükmü nedir? Meselenin durumu nedir?

Muhterem kardeşlerim !

Tasavvuf reddeden, Kur'ân-ı Kerîm'in âyetlerini dinî mâlumatının emirlerini reddetmiş olur çünkü Kur'ân-ı Kerîm'de Allah'ı zikretmek âyetlerde geçiyor. Nefsi terbiye etmek âyetlerde geçiyor. Tasavvufu reddedenin sözüne bakılır, hangi tasavvufu reddediyor. Ne diyor tasavvuf hakkında, bazı mezheplerde haram işleyenleri görmüş de ondan mı reddediyor. Âyetlerde olan şeyleri reddeden kâfirdir. Yani bir âyeti bile inkar etse kâfir olur. Gerçek tasavvufu bilip de inkar etmek mümkün değil. Kâfirler inkar ediyordur.

Onun için kitapların bir kısmı Kur'ân-ı Kerîm'in anlaşılması ile ilgilidir. Bir kısmı hadîs-i şerîfin anlaşılmasıyla, yorumuyla ilgilidir. Bir kısmı başka filanca ile ilgilidir. mezhepleri tespit etmiştir. Bilimsel bir olaydır. Bunu reddeden kâfirliğini ispat etmiş olur. Yani mezhebi reddedip ne yapacak; bir yola girecek. O zaman kendisi bir mezhep kurmuş olur, yeni yol açmış olur. O da ayrı bir mezhep olur. Tabi ötekiler kadar âlim olmadığından hata eder. Allah ıslah eylesin.

Araba ile giderken açık zikir yapılır mı?

Yapılabilir yani kimse bir şey demiyorsa yapabilirsin. Ama ibadetin gizlisi daha sevaplıdır. Zikrin kalpten olanı, âşikâre olandan 70 kat daha fazla sevaplıdır.

Allah için olmayan her hatıra, her tefekkür Allah ile aranızda perdedir.

Her zaman tefekkürünün, havâtırının, hatıralarının, aklının, fikrinin Allah ile olması içindir. İşte zikir de elde edilen bir haldir. Derviş zikreder zikreder sonra zikir, zikr-i müdam haline gelir. Müdam devamlı demek. Zikir daim hale gelir. Kalbi de Allah demeye devam eder. O zaman Allah'ı zikreden bir insan olur.

O halde ticaretle meşgul olsa, halkın içinde olsa bile Allah'la olmasına mâni teşkil etmez. Ona bizim Nakşî tarikatında halk içinde hakla beraber olmak derlerdi. Halvet der encümen prensibi derler. Yani dervişliğin ilerleyen kısımları. Yüksek bir makamdır o, dünya bu duruma gelmiş, insanların hürmetine ayakta duruyor. İsmail Hakkı Bursevî hazretlerinin dediği gibi bunlar var oldukça kıyamet kopmayacak.

Bulunduğumuz sitede süpermarkette bayanlar erkeklerle beraber çalışıyor ne yapmak lazım gelir?

Tabi ki Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şerîfinde buyurmuş ki; kıyamet alâmetlerinden birisi kadının kocasına dükkanında yardım etmesidir. Çünkü nafakayı sağlamak erkeğin görevidir. Kadının görevi değildir, erkek onu sağlayacak. Onun için kadının kocasına yardım etmesi kıyamet alâmeti olarak geçer. Uygun olan kadınların erkeklerle karşı karşıya olmadıkları yerlerde çalışması, öyle işlerde çalışmasıdır. Örgü örerler, düğme dikerler. Bu tarz işler yaparlar.

Erkekle muhatap oldukları zaman, mecburiyetten oluyorsa bu tesettürlü olmak şartıyla olabilir fakat onun da mahsurları vardır. Onun için mümkün olduğunca ince çalışmalı, kadınların bulunduğu yerlerde çalışmaya özen gösterilmesidir .

Yüksek bir makamdır o, dünya bu duruma gelmiş, insanların hürmetine ayakta duruyor. İsmail Hakkı Bursevî hazretlerinin dediği gibi bunlar var oldukça kıyamet kopmayacak.

Bulunduğumuz sitede süpermarkette bayanlar erkeklerle beraber çalışıyor ne yapmak lazım gelir?

Tabi ki Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şerîfinde buyurmuş ki; kıyamet alâmetlerinden birisi kadının kocasına dükkanında yardım etmesidir. Çünkü nafakayı sağlamak erkeğin görevidir. Kadının görevi değildir, erkek onu sağlayacak. Onun için kadının kocasına yardım etmesi kıyamet alâmeti olarak geçer. Uygun olan kadınların erkeklerle karşı karşıya olmadıkları yerlerde çalışması, öyle işlerde çalışmasıdır. Örgü örerler, düğme dikerler. Bu tarz işler yaparlar.

Erkekle muhatap oldukları zaman, mecburiyetten oluyorsa bu tesettürlü olmak şartıyla olabilir fakat onun da mahsurları vardır. Onun için mümkün olduğunca ince çalışmalı, kadınların bulunduğu yerlerde çalışmaya özen gösterilmesidir .

Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Recep ve Şaban'da çok oruç tutardı. Oruç tutmanın çok sevabı var. Fakat üç ayları devamlı tutmak mekruhtur. Ve de Ramazan'ın evvelinde Şaban'ın 15 inden sonra oruç tutmamayı tavsiye eden hadîsi şerîfler vardır. Yalnız insan iki ay peş peşe 61 gün kefaret orucu tutma durumlarında, üç aylarda oruç tutmak faziletli olduğundan, mübarek aylar olduğundan o aylarda kefaret orucunu ödüyorlar. Tutarsa bir şey olmaz ama Efendimiz böyle yapmamış. Hatta tavsiye etmiş, Ramazan'a on beş gün kala tutmayın. Siz de öyle yapmaya gayret edin.

Nefsim çok fazla ileri gidiyor dizginlemek istiyorum fakat başaramıyorum acilen bir ilaç önerir misiniz ?

Nefsin ilaçlarından en önemlilerinden birisi muhterem kardeşlerim, oruç tutmaktır. Recep ayında oruç tutmanın sevabı çok fazladır. Ne kadar çok oruç tutabilirse insan ecri o kadar çok olur. Sevabı o kadar fazla olur onu tavsiye ederim. Bir de zikre devam etmektir. Zikre devam edersen inşaallah korunursun.

Sarığın uç kısmını arkaya sarkıtmak mekruhtur, diyen hocalarımız var. Bu konu hakkında bize bir açıklama yapar mısınız?

Sarığın ucunun arkaya sarkıtılması sünnettir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in yaptığı bir iştir. Onun yaptığı iş mekruhtur, denilemez. Peygamber Efendimiz sadece takke ile de namaz kıldı, sadece sarıkla da namaz kıldı. Sarığı bağlarken uçlarını omuzlarına kadar getirirdi. Böyle yapmak daha uygundur. Ama imam kardeşlerimiz var, onların sarıkları da uygundur. Nihayetinde sarıktır. O sevabı kazanmaya vesile olur. Sünnet-i seniyyeye uygun olan uçlarını sarkıtmaktır.

Bazı günahları nefsime uyarak işliyorum. Arkasından pişman olarak tevbe ediyorum. Sonra şeytana uyarak günahı tekrar işliyorum. Sonra yine tevbe ediyorum. Ama kendimi günahtan kurtaramıyorum. Ettiğim tevbeler kabul olur mu?

Şimdi muhterem kardeşlerim !

İnsanoğlunun nefsi olduğundan, şeytan olduğundan bu tarz durumu çokça yaşar insanlar. Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki; tevbe ve istiğfar eden günahta ısrar etmiş sayılmaz. Ama tevbe ederken "Ben bu günahı nasılsa tekrar yaparım." diye düşünmez. Yapmamaya azmedecek, yaparsa tövbe edecek, Allah tövbesinin kabul eder.

Şimdi bu durumun devam etmemesi için insanın koruyucu tedbirler alması lazım. Bu koruyucu tedbirler de tasavvuf ilminin içine giriyor. İnsanın günahları düşmemesi, kendisine hakim olması için ne yapması lazım? Az uyumak lazım, az yemek yemesi lazım, insanlarla az oturup konuşması lazım ibadet ve taatini tam yapması lazım, abdestli olması lazım, günahlardan, günah muhitlerinden uzak durması lazım. İşte bunlara dikkat ederse insan o zaman uzak durabilir. İhlasını kaybetmemesi lazım.

İhlasın başı helal lokma yemektir. Helal lokma yemeğe tevbe ve istiğfara, zikre devam ederse Allah yardım eder.

Bir bayanın ehliyet alması durumunu nedir? Mesela okula arabayla gidip gelmesi durumu olsa ne yapmak gerekir.

Kadın da alabilir. Herkesin öğrenmesi lazım. Herkesin hünerli olması işgüzar olması iyidir.

İlahiyatta çok değişik insanlar var. Çeşitli tartışmalara giriyorum. Bunlarla çok münakaşalar ediyoruz ama hareketleri beni çok üzüyor. Gerçekleri anlatınca aramızdaki bağ kopuyor. Ne yapabilirim? Bu işe devam edecek. Ama üslubuna dikkat edecek. Hakkı söylemeye devam edecek, yumuşak söyleyecek. Tatlı tatlı söyleyecek. Karşı tarafın kalbini kazanarak yapacak. Münakaşadan sonuç hâsıl olmaz. Sen haklısın, ben haklıyım gibi şeyler yüzünden münakaşa iyi sonuç vermez. Üslubunu emr-i mâruf nehy-i anil münker yolunda tutacak. İşini yapmaya devam edecek. Üzülebilirler. Üzülmesinin sevabı yoktur. Harbe katılmış da yara almış, gazi olmuşsa üzülmeyecek. Onun için işe devem edecek. Ama başarı kazanmak için emr-i mâruf nehy-i anil münkeri büyüklerimiz nasıl yapmışsa öyle devam edecek. Onların hayatları kurtulur. Ona göre yapmaya çalışın.

Ramazan'da çok hasta olup orucu bozmak 61 gerektirir mi?

Çok meşru bir sebep olursa gerektirmez. Meşru sebepler olursa kaç gün tutmadıysa onun sayısınca tutar. Mesela hayatî bir durum var. O zaman tutmayabilir.

Bir insanın hafızasının zayıflamasının bir sebebi de günahtandır. Harama bakmak hafızayı zayıflatır. Haramlara bakmayan babayiğit var mı. Çok az.

Televizyon izliyor muyuz? Evet. Televizyonda şarkıcı var, televizyonda dansöz var, televizyonda film var. Televizyonda affedersiniz aile hayatının sahneleri var. Televizyonda her şey var, evin içine her şeyi giriyor. Evin içi meyhane, umumhane, kumarhane oluyor, her şey oluyor. Onun için insanın hafızası da gider, nefsi de gider. İmanı da gidebilir. Allah bizi korusun mümkünse eve sokmamak gerek.

Mümkünse eve sokmamak en iyisidir. Vakti kitap okuyarak, gençleri, ev halkını hayırlı ilimle meşguliyetlerle meşgul etmek daha iyi. Onu yapabilen kurtulur, onu yapamadığı zaman hafızam zayıf, der. İşte o günahlardan oluyor. Allah korunmayı cümlemize nasip eylesin.

Bir şeyhe bağlıyken o şeyhi bırakıp başka bir şeyhe bağlandım. Bunun bir kusuru var mı? Bid'at- hasene var mıdır?

Bir insan bir şeyhe bağlanmış mâneviyatında tahsil görmüş. Sonra onda şeriata uygun olmayan ve kendisinin o maksadını kendisine veremeyecek olduğunu gördüğü hâller zuhur etmiş. O zaman ayrılabilir.

Çünkü mühim olan insanın Allah'ın rızasını kazanmasıdır. Hak yolda yürümesidir. O zaman ayrılabilir. Böyle bir durumu yoksa söz verdiği kimseye vefa göstermesi ona bağlı kalması icap eder. Demek ki bağlanan kişinin vasfı istenilen şekilde salih kimse ise o zaman bırakmak uygun olmaz. O zaman bırakan kimse bir daha iflah olmaz. Ama kişide kusur varsa o zaman farklı bir kişiye bağlanabilir. Bid'at-ı hasene vardır. Bid'at değildir. Muhakemeye dayanır. Güzel şeylerdir.

Namaz vakti mesai saatine geliyor diye mescidimizi kapattı ne yapalım?

Tabii mescit müslümanların ibadet yeridir. Allah'ın evlerinden bir evdir. Ya başka yerde çalışacak veyahut onu açtırmaya gayret edecek.

Bize güzel bir tefsir tavsiye eder misiniz?

Tabii çok güzel kitaplar var. Benim çok beğendiklerimden bir tanesi merhum Sâid Havva'nın tefsiri. Yeni başladım, okuyorum şimdi. Çok güzel anlatmış. Mekânı cennet olsun.

İbn-i Kesîr tefsiri hakkında ne tavsiye edersiniz? Tamamlanmış güzel bir tefsirdir. Hadislerle Kur'an'ın tefsirini yaptığı için anlaşılır olduğu için güzeldir.

Çok istediğim halde namaza devam edemiyorum. Ne tavsiye edersiniz? Dua buyurun.

Allah gayret, kuvvet versin. Şeytana uydurmasın, vazifelerini muntazam yapmayı nasip eylesin. Abdestli gezmeye çalışsın da şeytana uymasın. İbadetlerden uzaklaştı mı bir insan Allah'ın rahmetinden mahrum oluyor demektir. Çok kötü bir şey o zaman.

Allahu Teâlâ Fâtır sûresi 28. ayette "Allah'tan korkanlar yalnız alimlerdir buyuruyor." Bunun tefisirini yapar mısınız?

Allah'tan sadece alimler korkarlar.

İnsanın dünyayı tanıması, dini tanıması, cenneti cehennemi tanıması hep bilgiye dayandığından; Herkesin gayret etmesi gerekiyor. O bilgiler olmadan insanın dini bilgisi eksik oluyor. Cenneti bilmiyor ki rağbet etsin. Cehennemin şiddetini, durumun ne kadar korkulu olduğunu okumamış ki korksun. Daha başka âyet bilmez, hadis bilmez o zaman "Cahil." diyoruz yalan yanlış bir şeyler yapıyor. O bakımdan Allah'tan sadece ilmi olanlar korkar diyebiliriz.

Mü'minin dersini yapmaması durumundan şeyhi sorumlu olur mu?

Hayır. Söz veren kendisi olduğu için, mürit kendisi sorumlu olur.

Çünkü Kur'ân-ı Kerîm'de ve lâ teziru vaziratun vizra uhra geçiyor. Kimsenin suçu kimseyi ilgilendirmez. O söz vermiş, "Allah'ın yolunda gideceğim, emrettiği şeyler yapacağım." diye yapmıyor. Yapmayınca vebal kendisinin.

Müslümanlar ayrık vaziyette. Bunun birleşilmesi için bir çalışma yapılıyor mu?

Ayrılık değil ama farklı çalışmalar olabilir. Çünkü çeşitli ekoller vardır. Nasıl hukuk, siyasal, ziraat oluyorsa. Nasıl aynı fakültede İzmir'den İstanbul'dan farklı farklı şehirlerden insanlar oluyorsa olsun, herkesin Kur'an'a sarılması lazım. Allah'tan korkması lazım. İslâm konu olunca birleşmeleri lazım. Birbirleriyle uğraşmamaları, birbirlerini engellemeye çalışmaması lazım.

Benim istirhamım akraba ilişkileriyle alakalı. Aynı odada beraber oturuyorlar. Sizce ne yapmalıyım?

Tabi akrabaların birbirlerini ziyaret etmesi lazım. Sıla-ı rahimdir. Sevaptır. Ama bu işler yapıldığı zaman Allah'ın emirleri çiğnenmeden yapılması gerekiyor. Onun için başınız örtülü olarak, kuralları çiğnemeden bu vazifeyi güzelce yapmaya gayret etmeye çalışsın.

Cihada katılmak konusunda ne buyurursunuz.

Birisi cihada gidecekti. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, arkada annesinin babasının sahipsiz kalacağını anlayınca "Sen onlara bak." dedi.

Cihat farz-ı kifâyedir yani bir kısım müslümanlar yapınca öbürleri mesul olmaz. Onun gitmesi gerekmez. Burada da cihatın şekilleri vardır.

İkna edecekler anlatmaya, çalışacaklar. Yani evlilik iki tarafın rızasıyla olan bir mevzu. Allah yardımcıları olsun.

Hocam kaynım benim ekmeğimle oynadı. Allah onlara ceza verir mi?

Bir müslüman cezaya uğrayacak, yani mahvolacak. Mahvolmasındansa ihya olsun. Allah hatasını anlayıp da hatadan dönüp de günahtan kesilip yaptıkları hatayı telafi etmeyi nasip etsin.

Bir fıkra aklıma geldi, bir makineye ne soruyorlarsa cevap veriyormuş da Avrupa'da. Bir kişi kardeşine de göstermişti "Bak çok güzel. İlmin son tarifesi bir makine bu. Ne sorarsan cevap veriyor." Hakikaten soruyorlarmış. Bilmem şunun nüfusuna kaç kişi soruyormuş, cevap veriyormuş. Bizim Türk de gitmiş ona bir soru sormuş. Makina çalıştı çalıştı ortadan dökülmüş, çatlamış, bölünmüş.

Ya ne sordun demişler makineyi böyle çatlattın?

"Ne var ne yok?" diye sordum, demiş. Olanları sayacak, olmayanları sayacak.

Dikkati dağıtan sebepler vardır. O dikkati toplamanın zor bir şey olduğunu, bir takım şartları olduğunu bilmeniz lazım. Bazı kitaplar bunları yazarlar.

Biz de Bilim Sanat dergisini ilk çıkarttığımız zaman dikkati toplamanın yolları diye yazmıştım. Zihninde başka bir şey olursa insan zihnini toparlayamaz. O işi yapacak ondan sonra zihni ile ilgilenecek. Etrafında dikkatini dağıtacak musikî gibi kalabalık dış ilişkiler olmayacak. Bir meselenin üzerinde duracak, çeşit çeşit meseleleri kafasına takmayacak. Bir anda sadece bir meselenin üzerine eğilecek.

Allahu Teâlâ Hazretleri bizi dünya ve âhiretin hayırlarına erdirsin. Dünya ve âhiretin şerlerinden korusun. Dinde, dünyada, âhirette; afiyet, saadet, selamet, beşâret, eman nasip eylesin. Cehenneme düşmeden, Allah'ın gazabına uğramadan, ilk giren bahtiyar müslümanlarla beraber Peygamber Efendimiz'in izinden cennete girmeyi nasip eylesin. Peygamber Efendimiz'in Livâü'l hamd sancağı altında toplasın. Havz-ı Kevseri başında da o mübarek Havz-ı kevserden doya doya nûş etmeyi nasip eylesin. Cennet nimetlerinin en âlâlarını bizlere nasip eylesin. Firdevs-i Âlâ'yı görmeyi nasip eylesin. Rabbimizin cemaline ermeyi nasip eylesin.

Bi-hürmeti esrârı sûreti'l-Fâtiha.

Sayfa Başı