M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Râmûz, 422-423.

Videoyu istediğiniz yerden başlatmak için metin üzerine tıklayınız.

Eûzubillahimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.

el-Hamdülillahi rabbilâlemin ve'l-âkibetü li'l-müttekîn. Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn.

İ'lemû eyyühe'l-ihvân enne efdale'l-kitâbi kitâbullah ve enne efdale'l-hedyi hedyü muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerra'l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesin bid'ah ve külle bid'atin dalâleh ve külle dalâletin fi'n-nâri. Ve bi's-senedi'l-muttasıli ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

Açlığa tahammül edemeyen insan istemesin kimseden bir şey diyor. Üçgün dayan, üç günde bir fırsat gelirse ne âlâ, gelmezse ondan sonra istemeye hakkın vardır diyor. Bir başkası da beş güne çıkartmış bunu. Beş gün sık kendini, dişini sık, sabret diyor. Beş günden sonra gelirse, helalinden ye diyor. İsteye isteye yığacaksın. Ateş, cehennemin ateşi oluyor.

Allah muhafaza etsin.

Ravileri; Ahmed b. Hanbel, Ebû Davud, İbn Hibban, Taberani, Hakim, Beyhaki, İbn Huzeme, İbn Cerir Sehl'den. İbn Asâkir Ziyâd b. Câriyete't-Temîmî'den.

Ha bu arada Ahmed b Hanbel deyince, bu kitap sahibinin bir sözünü daha dinledim. Bunlar şâyân-ı tavsiye yani.

Ahmed b. Hanbel hazretleri fakih değildir diyor. Fakih değildir, mezhebi yoktur diyor. O ancak muhaddistir. Muhaddistir, katiyyen fıkıh tarafına kaymamıştır, gitmemiştir. Ben bunun nakletmesini bilirim diyor. O adam diyor ki ben bu hadisi nakletmesini bilirim, altındaki mesaile karışmam diyor. Bunun manası budur diye hüküm vermemiş Ahmed b. Hanbel hazretleri.

Bu şimdi Vahhabiler Hanbelîyiz diyorlar ama Hanbelî, Ahmed b. Hanbel'in kendi mezhebi değildir. Sonraki ulemaların, diğer mezheplerin sahipleri gibi, o hadislerden istinbat ettikleri kavillerdir.

Ey insaf sahibi! Ahmed b. Hanbel'in milyonla hadis ezberinde var. Milyonla hadis ezberinde var, kendisi Arap da canım. Bizim gibi sonradan öğrenme değil, kendisi Arap, mükemmel surette manaya âşina. Fakat diyor ki,

"Benim haddim değil bu. Ben sana hadis nakledeyim, sen içinden ne istinbat edersen et, orasına karışmam."

Biz şimdi, Allah esirgeye, İmam Âzam'ın da üstüne çıktık, Şâfiî'nin de üstüne çıktık, onların daha çok fevkinde yani. "Onlar kimmiş?" diyecek kadar terbiyesizliğe de uzadık.

Allah esirgesin.

Şehitlik büyük bir nimet! Gençliğimde şehitlik şeylerini okurken içime çok düştü böyle. "Yâ Rabbi! Beni de şehitlerin arasına kabul et!" diyerekten yalvarıyordum. İnşallah yine Cenâb-ı Hak bu şehitler arasına kabul eder de. Diyor ki bak;

Men seelellâhe'ş-şehâdete. "Şehit olmak kolay bir şey değildir. Şehadeti istiyoruz Allah'tan."

Niçin?

Bütün günahlar mağfur oluyor?

İlk kan damlasından günah kalmıyor zaten. Dört yüz tane de etrafındaki eş, dost ve yârânına şefaati de oluyor. Dört yüz kişiye de şefaat hakkı veriliyor kendisine. Eee, büyük bir nimet.

"Onun için şehadeti sen iste." Bi-sıdkin. "Ama içten iste, sağlam iste, öyle dilinin ucuyla değil." Belleğahullâhu menâzile'ş-şühedâi ve in mâte alâ firâşihi. "Yatağında da ölsen sen o şehadet mertebesini alırsın." diyor.

Ne için?

Niyyetü'l-mü'mini hayrun min amelihî. "Mü'minler niyetleriyle me'cur."

Bu niyetinle sen şehadet istiyorsun, "Yâ Rab! Ben de bir şehitlik mertebesine erişebilsem. Eriştir yâ Rab!" diyerekten böyle dua ediyorsun. Eh nasibin yok, her şey taktirle. Yatağında ölüyorsun ama o mertebeye nail oluyorsun, o sevabı veriyor Cenâb-ı Hak.

Ravileri Müslim başta, Ebû Davud, Tirmizi, Nesei, İbn Mace, İbn Hibban, Selh'den, o da babasından.

Men seelellâhe'l-cennete. "Her kim Cenâb-ı Hak'tan cenneti isterse."

İlk dualarımızda, kısa dualardır ama bu kısa dualar tüm manasıyla çok duaların yerini tutar.

"Yâ Rabbi! Bana cennetini ver, cehennemden de beni uzak et!"

Kısacık bir dua. Eh, işte oldu.

Men seelellâhe'l-cennete selâsete merrâtin. Ama üç defa; "Yâ Rab! Senden cennetini isterim. Yâ Rab! Senden cennetini isterim. Yâ Rab! Senden cennetini isterim." diyorsun.

Cennet de hâl diliyle diyor ki;

Allâhümme edhilhu'l-cennete. "Onu cennetine koy yâ Rabbi! Bak istiyor beni. Sen onu buraya koy." diyor.

Ve meni'stecâre mine'n-nâri selâse merrâtin. "Yâ Rabbi! Beni cehennemden koru! Aman yâ Rabbi! Yakma beni orda götürme." Bunu da üç defa diyince."

Cehennem de hâl diliyle diyor ki;

Allâhümme ecirhü mine'n-nâri. "Yâ Rabbi! Sen de onu cehennem ateşinden koru." diyor.

Hennâd'ın, Tirmizi'nin, Nesei'nin, Hâkim'in, Beyhaki'nin, Ziyâ el-Makdisî'nin Hazreti Enes'ten rivayeti.

Men süile an ilmin. "Geldi birisi bir mesele-i diniye soruyor."

Burda an ilmin diyor, hangi ilimden olursa olsun, her ilim bunun altına girer. Mesela avukattan bir meseleyi soruyorsunuz, doktordan da bir şey sorabilirsiniz, hakimden de bir şey sorabilirsiniz, mühendisten de bir şey sorabilirsiniz, her birinden, hep bilgi sahipleri.

"Bu ilim sahiplerinden sorduk." Fe-ketemehû. "Ee, bunun altında bu kadar para var. Verirsen söylerim vermezsen yok." Fe-ketemehû. "Söylemiyor."

Bu sorulan meseleyi sakladığından dolayı, ama burada ekseriyetle ilmi mesele, fıkhi meselelerdir, dini meselelerdir. Ötekileri de şumulü vardır dolayısıyla.

Elcemehû yevme'l-kıyâmeti bi-licâmin mine'n-nâri.

Onun için eski ulemalar hep fisebilillah okutmuşlar, fisebilillah. O para devri sonradan gelmiş. Ondan sonra dünya tatlı gelmiş, parasız okutmaktan bıkmışlar, okutan kalmamış. Bakmışlar ki cehalet ortalığı götürecek, ondan sonra, "Sana şu kadar para verelim de okut." demişler, o da öyle okutmuş. Bu zaruretinde olduğu şeydir bu paralar. Aslında herkesin fisebilillah dini meseleleri öğretmesi lazım.

E ben nerden kazanacağım?

Allah Rezzak. Eski büyüklerimiz nasıl geçindi iseler biz de öyle geçineceğiz.

Bak ravilerine!

Ahmed b. Hanbel, Ebû Davud, Tirmizi, İbn Mace, Hakim, Beyhaki, Hazreti Ebû Hüreyre'den. İbn Mace Hazreti Enes'ten. Taberani, İbn Adiy, Hatib Kays b. Talk'tan. İbn Adiy, Teberani Evsat, Darekutni İbn Ömer'den bunu rivayet etmişler.

Buna dikkat edin!

Men zevvece'bnetehû. "Her kim kızını verirse bir kocaya." Ev vâhideten min ehlihî. "Kızı olmaz da kardeşi olur, teyzesi olur, halası olur neyse."

İdaresi altında olan birisini verirse...

Kime?

Mimmen yeşrebü'l-hamra. "İçki içen bir adama verirse, evladını yahut kumandası altındaki birisini." Fe-keennemâ kâdehâ ile'n-nâri. "Sanki onu eliyle cehenneme atmış gibidir."

Ölüme veriyor yani onu. Onların hayatlarında da tat olmaz, geçimlerinde da tat olmaz, çocuklarında da tat olmaz.

Allah muhafaza etsin hepimizin evlatlarını, öyle çirkin akibetlere düşmekten muhafaza buyursun.

Deylemî Hazreti İbn Abbas'tan.

Ama ne yazık ki dinini bilemeyen bazı insanların, geçen pek acı bir şey dinledim, duydum da yani ayıpladığımdan değil de ders, hepimize bir ders.

Hıristiyan mahallesinde oturuyor adam, Ermeni mahallesi. Delikanlı yetişkin, ötekisi de yetişmiş kız. Abayı harlatmışlar birbirlerine.

"Varacam da varacam!"

"Kızım deli mi oldun sen? Bu dinsiz bir kere, milliyetin ayrı, onunla olmaz."

Yoo...

Hiç bir şey gözüne görünmüyor, aklına da gelmiyor.

Bu ne?

Ne kadar çirkin bir şey. İslâm dininde bir müslüman ancak müslümana varabilir. Bu müslüman da içkisiz olması lazım. Böyle içkiliye bile vermiyoruz da dini ayrı bir gavura gitmenin [tehlikesi ne kadar büyük!] Çok da var bundan ha! Ben birisinden dinledim;

"Bir kızıma koca lazım. Amerikalı, mamerikalı ne olacak? Alsın gitsin!" diyor.

Bu kadar da delilikler var, deliler var içimizde.

Allah muhafaza etsin.

O artık sarhoşa gitmiş, düşünür mü?

Hiç düşünmez!

Ama bak Cenâb-ı Peygamber sallalahu aleyhi ve sellem, "Bunları vermeyin! Elinizlen kendi evlatlarınızı cehenneme atmış gibi olursunuz." diyor.

Men sâe hulukuhû mine'r-refîki ve'd-devâbbi ve's-sıbyâni fa'kraû fî üzüneyhi: E fe ğayre dînillâhi yebğûne… ve lehû esleme men fi's-semâvâti ve'l-ardi tav'an ve kerhen ve ileyhi yurce'ûn.

Evlatlarımız doğdu, hayvanlarımız doğdu huyu bozuk, cibilliyeti bozuk, daima fenalıklar yapıyor. Bunlara da hep sabır lazım ama.

Şimdi bakın yine bir tane daha söyleyeyim.

Bizim Çeşme denilen İzmir'in yanında bir yer var, oradan bir kardeş ekseriyetle gelir bize, geldikçe de bir oğlu var, oğlundan şikayet eder.

Oğlu gayet güzel sesli, bütün gün zevk âlemlerinde dolaşıyor. Babasını da üzüyor, para istiyor mütemadiyen mal istiyor.

Babası biraz aksilenmiş, çekmiş bıçağı babasının üzerine yürümüş. Ve biraz da canını yakmış galiba, geldi burada ağlandı, sızlandı filan gitti.

Şimdi bu bayram bir mektup aldım, "Aman hoca efendi oğlum melek oldu, tevbe istiğfar etti, namaza başladı. Aman o kadar memnunum ki." diyor.

Azcık da sabır lazım işte!

Dua edeceksin, ananın babanın duası makbul, "Allah onlara ıslah-ı hâl nasip etsin!" diyerekten dua edeceğiz. Yoksa hemen atlamayın böyle şeye.

İşte onun kolayı, gerek kölemizden gerek hayvanlarımızdan, gerek çocuklarımızdan baktık ki çok bozuk durumu var, onun kulağına bir ezan okuyacağız. Ve okuduktan sonra bu âyet-i kerîmeyi,

E fe-ğayre dînillâhi yebğûne ve lehû esleme men fi's-semâvâti ve'l-ardi tav'an ve kerhen ve ileyhi yurce'ûn.

Üfff deyi kulağına üflersin, o çocuğun huyu derhal değişir. İhlas, ihlasınıza bağlı.

İbn Asâkir, Enes'ten.

Men sâe hulukuhu min insânin ev dâbbetin fe-ezzinû fî üzünihi.

Gerek insandan gerek hayvanlardan aldınız bir at, bindiniz üzerine teper adamı, ısırır. Onun kulağına gidersin, Allahu ekber Allahu ekber... diye bir ezan okursun, sen de bakarsın ki uslulaşır hayvan.

Şunu da okuyayım da kafi gelsin.

Men zenâ." "Her kim zina yaparsa."

Olmaz, bu müslümanın aklının hafızasının dışında bir şey. Söylenecek de bir şey değil yani.

Nasıl olurda insan bunu irtikap edebilir?

Men zenâ harace mine'l-îmâni. "Bu zina eden imandan çıkar."

Çünkü;

Lâ yezne'z-zânî hîne yeznî ve hüve mü'minin.

Olmaz! Bir insan mü'min olarak zina etsin, olmaz.

Mü'min zina eder mi?

İman onun zina etmesine müsaade etmez. İman sahibi diyor ki;

"Allah beni görüyor."

Allah seni gördüğü halde sen bu çirkin hareketi nasıl yapıyorsun?

Demek ki iman üzerinden gidiyor, aklı da başından gidiyor, ne yaptığının da farkında değil.

Ve men şeribe'l-hamra. "İçki içiyor."

Müslüman içki de içmez. Çünkü Allah'ın yasağı var. Bu yasağından dolayı Allah da görüyor, ne kadar saklı içersen iç.

Allah'ın görmediği şey yok biliyor onu. Bildiği için;

Ğayra mükrehin. "Ama zorunan değil kendi kendine içiyor. Bilerek içiyor."

Harace mine'l-îmâni. "Bu da imandan çıkar."

Çünkü iman ile içemez. İmanlı bir insan o işi yapamaz. Zina da edemez, içki de içemez, adam da öldüremez, kötülüklerin hiçbirisini yapamaz.

Neden?

İmanı manidir. İman diyor ki, "Allah görüyor, birdir. E bunun hesabı var, arkasından azap da var."

Onun için;

Ve meni'ntehebe nühbeten. "Bir çalma yaptın, hırsızlık, gasp, içki alanın hali yani." Yesteşrifühe'n-nâsü. "Kıymetli bir şey yani, onu çalıyor." Harace mine'l-îmâni. "İman varken onu yapamaz."

İman çıkmış onun üzerinden de buna öyle diyorlar. Ceketin sırttan çıktığı gibi iman da adamın sırtından çıkar başında bekler böyle. Gitmez ama başında bekler. Nihayet bitirir günahını tevbe eder o zaman yine iman ona yine girer.

Allah kusurlarımızı affetsin. Tevfikatı samadaniyyesine mazhar etsin. Razı olduğu hayırlı amelleri cümlemize nasip etsin. Razı olmadığı kötü amellerin hepsinden de bizi hıfz u himayesinde daim etsin.

Şu var yalnız, müslüman masum değildir, yani müslümanlar alim ol, evliya ol hatta, günah işlemesin [mümkün değil. Günahsızlık] peygambere mahsus. Peygamberlerden gayri hıfz u himayede kimse yoktur. Masum peygamber. Ondan başka hepimiz takdir-i ilâhiyenin ceryanı altındayız. Binâenaleyh bak müslüman olduğu halde bu günahı yaptı deriz. E olur.

Hatta bu okuduğum kitabın içerisinde bu zât-ı şerif misal olaraktan bazı şeyler yazmış.

Bu zamanın dervişleri diyor, misafir gelmiş evine. Ben de evde bıraktım misafiri çıktım dışarıya, komşumun evindeki delikten odamı gözetledim, bakalım ne yapacak bu misafir?

Baktım ki diyor bizim evdeki cariyeye tasallut etmeye başladı diyor bizim misafir.

İkinci bir vaka, diyor ki bir kötü adam geldi. Allah'sız daha büyük fenalık yaptı. O zaman, 900 senesinin insanı bu. O zamanki insanlara karşı da çok acı konuşmuş, çok acı konuşmuş. Bu zamanın insanları kimisi diyor tilki huyunda, kimisi kurt huyunda, kimisi kelb huyunda, kimisi hınzır huyunda, kimisi aslan huyunda... çeşit böyle saymış. Bunların içinden kamil olan müslüman çok nadir demiş.

Derviş olmakla iş bitmiyor, Allah'a bağlanıp teslim olmak lazım. Allah'a bağlanıp teslim olmak da kolaycacık olmuyor yani. Teslimiyet de kolay bir şey değil.

Onun için;

Men sâethü seyyietühû.

"Her kimin kendi yaptığı bir günah kendisi için fena geliyor."

"Tüh, ben bunu nasıl yaptım! Tevbe yarabbim ya resûlullah!" diyor, yaptığı bu hatadan dolayı üzülüyor ve korkuyor âkıbetinden.

Ve serrathü hasenetühû. "Yaptığı iyiliklere karşı da seviniyor."

Elhamdülillah, Cenâb-ı Hak bunu bana nasip etti de böyle bir iyilik de yapabildim diye seviniyor.

Ve hüve mü'min. "İşte o mü'mindir."

Yoksa kötülüğünden dolayı üzülmeyen ve yaptığı hayırlardan dolayı da sevinmeyen insan mü'minlikten demek uzak oluyor.

Allah kusurlarımızı affetsin. Tevfikatı samadaniyyesine mazhar eylesin.

Altında çok güzel şeyler var ama vakit yok, bunu da inşallah gelecek dersimizde okuruz.

Cenâb-ı Hak cümlemizi afv u mağfiretine mazhar buyursun.

Buyurun bir salât ü selâm okuyalım.

Allahümme salli salâten kâmileten ve sellim selâmen tâmmen alâ seyyidinâ Muhammedinillezî tenhallü bihi'l-ukad ve tenfericü bihi'l-kürab ve tukdâ bihi'l-havâic ve tünâlü bihi'l-rağâib ve hüsnü'l-havâtimi ve yüsteska'l-ğamâmü bi-vechihi'l-kerîm ve alâ âlihî ve sahbihî fî külli lemhatin ve nefesin bi-adedi külli mâlûmün leke.

Bu efendinin, bu kitap sahibi zâtın bir çok tavsiyelerinin arasında şimdi o aklıma geldi. Cenab-ı Peygamber'e çok salât ü selâm getirin diyor. Benim şeyhim Resûlullah'tır diyor. Ben ona çok salât ü selâm getiririm. Bazıları böyle 50 bin defa okumuşlar, bazıları 30 bin defa okumuşlar senelerce.

Onun için bizim için en güzel yol Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e günde en aşağı 1000'den aşağı kalmamak üzere salât ü selâm okumak. Büyük salavatları okumaktansa küçük salavatlarla sayının adetinin çoğalması [daha iyidir.] Mesela, essalâtü vesselâmü aleyke yâ resûlallah kafi.

Bizim mesela okuduğumuz salât ü selâmlar bunu on defa okursun, onu 50 defa okursun.

Onun için salât ü selâmı size tavsiye ederim.

Bismillahirrahmanirrahim.

Elhamdülillahi rabbilâlemin ve'l-âkibetü li'l-müttekîn. Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn.

el -Fâtiha.

Sayfa Başı