M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Hakyol Vakfı’nın Üç Büyük Hedefi

Videoyu istediğiniz yerden başlatmak için metin üzerine tıklayınız.

es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!

Allah hepinizden razı olsun.

Başta araziyi veren Hacı Mustafa Serim amcamıza; sonra bu güzel, müstesna günde bu mutlu açılış merasiminde huzurlarınızla sevindirdiğiniz, bize şeref verdiğiniz için hepinize en hâlis dileklerimi, dualarımı, sevgilerimi saygılarımı arz ederim. Allah hepinizden razı olsun. En büyük mükâfâtlarla cümlenizi taltif eylesin.

Çok heyecanlandırıcı bir plan ve maket! İnsanın hakikaten içini sevinç dolduruyor. Allah bu müessesenin, şu maketini gördüğümüz tesislerin bir an evvel maket hâlinden hakikat hâline gelmesini nasip eylesin. İçinden mü'min gençlerin yetişmesini, Allah'a inanmış, Allah'ın dinine hizmet edecek gençlerin memleketin, milletin, ümmetin hizmetine dağılmalarını, dağıldıklarını görmeyi şu gözlerimize nasip eylesin müyesser eylesin.

Hakyol Vakfımız'ı kuran, emreden Hocamız Muhammed Zâhid-i Bursevî kaddessallahu sırrahü'l-azîz hazretleridir. Allahu Teâlâ hazretleri; Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'den [Mehmed Zahid Kotku] Hocamız'a kadar turuk-ı aliyyemizin silsilelerinden güzerân eylemiş olan cümle mürşidlerimizin, din büyüklerimizin nurlarını, sürûrlarını ziyade eylesin. Makamlarını daha yüksek eylesin. İkramât-ı ilâhiyesini daha ziyade eylesin. Himmetlere, teveccühlerine cümlemizi nâil eylesin.

[Mehmed Zahid Kotku] Hocamız emretmişlerdi. Hakyol Vakfını kurmuştuk. Hakyol Vakfı'ndan üç büyük hedefimiz var:

1.Eğitim

İnsanları terbiye etmek bilgilendirmek, yetiştirmek. Öğretmek ve eğitmek, talim etmek ve terbiye eylemek. Maddeten de güçlü mânen de güçlü zihnen de fikren de güçlü insanlar hâline getirmek. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hadîs-i şerîfinde işaret buyurmuşlar: "Kuvvetli müslüman zayıf müslümandan Allah'a hem daha sevgilidir hem daha hayırlıdır; her ikisinde de hayır olmakla beraber."

el-Mü'minü'l-kaviyyü hayrun ve ehabbu ilallâhi mine'l-mü'mini'd-daîfi ve fî küllin hayrun.

Hepsinde hayır var ama kuvvetli müslüman daha kıymetli ve daha sevgili. Allah kuvvetli müslümanı daha çok seviyor.

Neden?

Kuvvetli olduğu zaman Ermeni hücum edemez, Sırp saldıramaz. İslam, lâ ilâhe illallah bayrağı düşmez. Viyana'ya kadar gitmişiz. Viyana'ya tepeden bakan Kahlenberg tepesi üzerine otağı kurmuşuz. Ama ordunun içinde ihtilaf çıkmış. Kırım askerleri, 50 bin kişi, çekip gitmişler. Viyana fetholunacaktı. Ama 50 bin kişi darılmış ayrılmış, ötekisi bir şey yapmış. Ondan sonra düşman gelmiş, orduyu geri çektirtmiş. Büyük hezimet olmuş. Oraya kilise yapmışlar. Otağın kurulduğu yere kilise yapmışlar. Haçla lâ ilâhe illallah bayrağını oraya yapmışlar, resmetmişler. Bâtıl bir resim! Lâ ilâhe illallah bayrağı yerde, haç yukarda güya! Allah lâ ilâhe illallah bayrağını hiçbir beldede aşağı düşürttürmesin. Hiçbir beldede lâ ilâhe illallah yere düşmesin, haç yukarı çıkmasın.

Allahu Teâlâ hazretleri; bir zamanlar lâ ilâhe illallah, Allahu ekber selâları ile nurlanmış, düşmanların istilasına uğramış diyarları tekrar müslümanlara ihsan eylesin. Bunları yetiştirecek kadroları, bu hizmetleri yapacak kadroları yetiştirtmeyi Allah bizlere nasip eylesin. Bu ezanların sustuğu diyarlara tekrar camiler yapmayı, minarelerin topa tutulduğu diyarlarda tekrar minareler yapmayı; oranın o bâtıl, kâfir, hain, zalim, kalleş insanlarının evlatlarını müslüman yapmayı Allah bizlere nasip eylesin. Bu, kadroyla olacaktır. Onun için biz eğitimi her yönüyle [Mehmed Zahid Kotku] Hocamız emretti diye yapmaya gayret ediyoruz. Dergiler, eğitim tesisleri, okullar, radyo, televizyon… her çeşit şeylerle… Susturdular, inşaallah yine sesi çıkacak. Ak Radyomuz'un sesi inşaallah yine çıkacak.

Eğitimin her çeşidini yapmak zorundayız. Lâ ilâhe illallah'ı insanlığa tebliğ etmek zorundayız. Allah'ın varlığına birliğine dair bilgileri her cahile götürmek zorundayız. Hepsine İslâm'ı teklif etmek zorundayız. Bu da hem asrın bilgilerini bilen, tekniği-teknolojiyi bilen, hem imanı bilen, hem kalıbı hem kalbi nurlu olan insanlarla mümkün olacak. Bu müesseselerle mümkün olacak.

Biz kadınların eğitiminde erkeklerin eğitiminde, çocukların eğitiminde büyüklerin eğitiminde; yaygın eğitimi de örgün eğitimi de esnafın eğitiminde aynı derecede önemli görüyoruz ve bütün şekilleriyle, çeşitleriyle onları yapmak istiyoruz. Allahu Teâlâ hazretleri cümlemize bu hususta çok büyük şerefli hizmetler yapmayı, çok büyük sevaplar kazanmayı nasip eylesin. Çünkü bir insanı yetiştirdiğiniz zaman onun ömrü boyunca yaptığı bütün ibadetlerin, hayırların sevapların misli size geliyor. Ondan bir şey zâyi olmadan misli size geliyor. Bundan daha büyük sevaplı bir şey tasavvur edilemez. En büyük en sevaplı iş budur.

Sultan Sencer'e şikâyet etmişler. Demişler ki; Senin vezirin Nizâmülmülk paraları orduya sarf etmiyor, başka yerlere sarf ediyor. Medrese yapıyor. Paraları hocalara veriyor, alimlere veriyor. Hazineyi boş yere harcıyor…"

Nizâmülmülk'ü çağırmış, demiş ki;

"Lala! Sen benim hazinemi orduya sarf etmiyormuşsun, taşa toprağa harcıyormuşsun. Şikâyet var."

Nizâmülmülk büyük vezir, ağlamış. Demiş ki;

"Sultanım, ben senin bir aciz tebaanım. Esir pazarına götürseler ihtiyar olduğumdan bir işe yaramadığımdan üç beş akçeye satılmam. Benim bir kıymetim yok. Senin ordun seni okları 50 metreye kadar isabet edebilir, oklarıyla 50 metreye kadar koruyabilirler. Mızrakları 2 metreye kadar uzanır, 2 metreye kadar korurlar. Sultanım, ben senin için öyle bir ordu hazırlıyorum ki senin ordunun silahlarının erişemeyeceği yere kadar seni korurlar. Seni dünyada da âhirette de korurlar. Ben sana öyle bir mânevî ordu hazırlıyorum."

Ben bir ilâhiyat profesörü olarak inanıyorum ki ve kültür tarihimizi incelediğimiz için biliyorum ki Osmanlı'nın bile temellerini onlar atmıştır! O medreseler, Nizâmülmülk medreseleri, o alimler, onların yetiştirdiği insanlar! Onların gösterdiği hedefler ile Osmanlı kurulmuştur. O başarılar ondan sonra olmuştur. İnşallah bu eğitim de öyle olur.

2.Yardımlaşma

Her bakımdan birbirimize yardım edeceğiz. Bir somunumuz varsa ikiye böleceğiz; yarısı senin, yarısı benim. Ne imkânımız varsa… Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz; "İki kişiye yeten yemek dört kişiye yeter. Dört kişiye yeten yemek sekiz kişiye yeter." buyuruyor. Ne Azerbaycan'daki kardeşimizi aç bırakacağız ne Sırbistan'daki. Oraların bir zamanlar efendisi olan kardeşlerimizi aç ve açık bırakmayacağız.

Hepimiz bir aileyi kendi ailemiz olarak dost edinirsek -Türkiye'deki aile kadar dışarda aile yardıma muhtaç yok- hepimiz bir aileyi dost edinirsek giyimlerimizin fazlasını versek çanak çömleğimizin fazlasını versek maaşımızın yarısını versek onları ihyâ ederiz. Yardımın her çeşidini kardeşlerimize ulaştıracağız inşaallah. Yurt içinde ve şu sınırların dışında kalmış eski yurtlarımızın içindeki bütün kardeşlerimizi inşaallah yardımsız bırakmayacağız. Bırakmamamız lazım.

3.Dostluk

Müslümanlar birbirlerinin kardeşidir ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurmuş ki; "Nefsim, canım, hayatım elinde olan Allah'a yemin olsun ki inanmadıkça cennete giremezsiniz."

Mü'min olacaksınız, başka çare yok!

Edison cennete girmeyecek! Falanca cennete girmeyecek, filanca cennete girmeyecek…

Neden?

Mü'min olmak şartı var. Cennete girmek için insan mü'min olacak, inançlı olacak.

"Allah'a yemin olsun ki mü'min olmadıkça cennete giremezsiniz ve birbirinizi sevmedikçe de tam mü'min olamazsınız."

Onun için birbirimizi seveceğiz. Birbirimizin derdiyle dertleneceğiz. Bir vücudun uzuvları gibi Ermeni Azerbaycan'a saldırdığı zaman burada bizim sırtımız sancıyacak, bizim kalbimize hançer saplanmış gibi olacak. Bir yerde, Somali'de bir müslüman aç kaldığı zaman, bizim burada midemiz kıvranacak. Allahu Teâlâ hazretleri o şuuru ihsan eylesin.

Allahu Teâlâ hazretleri her şeye kâdirdir. Allah'ın rahmetinden ümit kesmek büyük günahtır. Lâ taknetû min rahmetillâh, Allah'ın rahmetinden ümit kesmek Kur'ân-ı Kerîm'de emri olduğu için ümit kesmek büyük günahtır, yani büyük edepsizliktir. Öyle şey olmaz. Allah'ın rahmetine kavî itikadımız, imanımız vardır, ümidimiz vardır.

Allahu Teâlâ hazretlerinin rahmeti dünyada âhirette, her işinizde her işimizde üzerimize olsun. Avn ü inâyeti, nusreti üzerimize olsun. Allahu Teâlâ hazretleri iki cihanda yüzümüzü ak eylesin. Anlımızı açık eylesin. Tuttuğumuzu başarmayı nasip etsin. Kimsenin önünde hor, zelil etmesin. Dünya ve âhirette yüksek makamları cümlenize cümlemize ihsan eylesin.

es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâh!

Sayfa Başı