M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Cennete Hesaba Çekilmeden Girenlerden Olmak

Videoyu istediğiniz yerden başlatmak için metin üzerine tıklayınız.

Bismillâhirrahmânirrahîm.

el-Hamdüli'llahi rabbi'l-alemîn hamden kesîran tayiben mübâreken fîh âlâ külli ve fî külli hîn kemâ yenbegi li celali vechihî ve li-azîmi sultanih. Ve's-selâtü ve's-selâmü âlâ hayra halkihî sultanı'l-ârifîn Muhammed'ini'l-Mustafâ ve âlâ âlihî ve sahbihî ve men tebiahûbiihsani âlâ yevmil ceza.

Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Beşer sözlerinin en güzeli, en doğrusu, en mübarek sözler Resûlullah Efendimiz'in hadîs-i şerifleri olduğu için onları okuyarak sohbet ediyoruz. Onların izahıyla sohbetimizi değerlendiriyoruz. İstifade ediyor, feyz, fayda alıyoruz. Hepsi oluyor. Elhamdülillah.

Açtığımız sayfada, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş ki:

Ve adenî rabbîen yedhule'l-cennete min ümmetî seb'ûne elfen lâ hisâba aleyhim ve lâ azâbemaa külli elfinseb'ûne elfen ve selâsü haseyâtin min haseyâti rabbî.

Sadaka Rasûlullah fîmâkâl ev kemâkâl.

Ahmet b. Hanbel; Hanbeli mezhebinin mezhep kurucusu, imamı biliyorsunuz. Aynı zamanda büyük hadis âlimidir. Çok kıymetli hadis kitabı yazmış. Bu hadîs-i şerîfi; Taberânî, ibni Mace, Dar-e Kutn-i rivayet etmişler. Tirmizîde rivayet etmiş ve hasen demiş Ebû Umame radıyallahuanh'den.

Veadenîrabbî. Peygamber Efendimizbuyuruyor: Mevlam, Rabbim bana vadetti ki,

En yedhule'l-cennete. Cennete girmesini vaadetti

Minümmetî. Benim ümmetimden

Seb'ûne elfen. 70 bin kişinin cennete girmesine Rabbim bana vaadetti.

La hisâba aleyhim ve lâ azâbe. Rabbim bana; hiç hesaba tabii tutulmadan, sorgu sual olmadan,hiç azaba uğramadan, azap görmeden doğrudan doğruya 70 bin kişinin, ümmetimden bu kadar insanın cennete gireceğini vââd buyurdu. Ama:

Maakülli elfin seb'ûne elfen. Her bin için 70 bin daha. Yani ilk önce 70 bin kişi girecek diye müjde almış. Başka rivayetlerden öğrendiğimize göre: "Yâ Rabbi! Arttır." diye niyaz edince," Yâ Rabbi! Ümmetim bi gayri hisabdaha çok girsin." diye. O zaman her elfin, her binin yanına 70 bin, yani 70 kere 70 bin daha. Ayrıca bir de;

Ve selâsü haseyâtin min haseyâti rabbi. Rabbimin avuçlamalarından üç avuçlama daha. Şöyle bir tutmaya hasbiye deniliyormuş. Selâsü haseyât. Üç tutam daha…

Hiç eski zaman alışverişinde, çarşı pazarlarında bulundunuzmu? Çarşı pazarda, [satıcı] müşterinin istediği malı tartar. Ondan sonrada;" Bu da terazinin hakkı." der satıcı biraz daha koyar. Çarşamba pazarında bunu görmüşsünüzdür. Ben de pazarlarda çok gördüm.

Bu neden? Âhiretteeksik tartanlar çok ceza görecekler. "Öyle bir durum olmasın." diye satıcı takvasından müşterinin istediği kadarını tarttıktan sonra biraz daha koyuyor ki hiç şüphe kalmasın, tamamen eksiksiz tartmış olsun. Böyle iyi insanlar var.

Bizim bir tanıdığımızı anlattılar. Demir ticareti yapıyor. Demir ticaretinde demiri tartan basküller senede bir belediye tarafından teftiş edilir, incelenirmiş, mühürlenirmiş. Ağır tarttığından dolayı bozuluyormuş. Senede bir düzenlemesi, ayarlaması olurmuş.

Her sene yaptırıyorlar.Bir ayarlama yaptırmışlar. Satmışlar, satmışlar. Sonradan bir de bakmışlar ki terazileri eksik tartıyor. Kantarları, baskülleri eksik tartıyor. Aslında 900 kilo yükü1000 kilo diye gösteriyormuş. Yani müşteriye 100 kilo eksik vermiş oluyorlar. Kandırmış oluyorlar. Kandırmıyorlar ama bilmeyerek müşterinin hakkını tam vermemiş oluyorlar.

İncelemişler, bir de bakmışlar ki eyvah bizim kantar 1000 kiloda 100 kilo eksik tartıyor. Verdiklerimize yüzde 10 eksik veriyoruz. Üzülmüşler. Eski kantar ayar tarihini bulmuşlar. O tarihten sonraki bütün satışlarını incelemişler. Hepsine yüzde 10 daha göndermişler. Muttaki insanlar. Şimdi Medine'de ticaret yapıyorlar. Derviş iyi aile… Böyle iyi insanlar var.

Eskiden terazinin hakkı denir,tarttıktan sonra satıcı biraz daha verirdi. Ben Bursa'da çok alışveriş yaptım. O Bulgaristan'dan göçmen gelen kardeşlerimiz çok iyi eğitilmişler. Çok iyi insanlar,iyi müslümanlar. Çarşı pazarda alışveriş eder, çok hayran kalırdım. Böyle terazinin hakkı diye koyarlardı.

Burada Cenab-ı Hak 70 bin kişiyi cennete bigayri hisab sokacak. Her bin tanesi için 70 bin 70 bin daha onlarda bigayri hisab girecek. Terazi hakkı gibi üç avuç daha, ama Cenab-ı Mevla'nın avucuyla…

Artık onun miktarı ne ise? Selâsü haseyâtin min haseyâti rabbi.

Haseyât; Arapça kabza mânasına geliyor. Yani bir tutam. Üç tutam.

Cenabı Mevla'nın üç tutamı nasıl birşeyse artık? O kadar insan bigayrihisab girecek. Biliyorsunuz; insanların âhirette Mahkemey-i Kübra'da muhakemesi olacak. Herkes biliyor. Kur'anı Kerimden ayetler var.

Ve'l-veznü yevme izini'l-hakku.

Amellerin tartılması, terazi Haktır. Mahkemey-i Kübra'da ameller tartılacak. Herkesin sevabı günahı ölçülecek.

Fe-men ya'mel miskâle zerratin hayran yerahû. Zerre ağırlığı kadar hayır işlemiş olan hayrının karşılığını orada görecek.

Zerre nedir? Güneşin ışığı havaya vurduğu zaman o ışık huzmesi içindeki uçuşan küçük şeylere Araplar zerre derler.

Zerrenin ağırlığı ne kadar olacak? Olsun. Toz ağırlığı, zerre ağırlığı kadar hayır yapan o hayrın karşılığını görecek.

Vemen ya'mel miskâle zerratin şerran yerahû. Zerre ağırlığı kadar şer işleyenin, günah işleyeninde o günahtan karşılığı, onun karşısına gelecek. O da günahının karşılığını görecek. O kadar ince bir hesap olacak. Cenab-ı Hak lütfu kereminden müminlerin amellerini kat kat mükafatlandıracak.

Hadîs-i şeriflerde geçiyor ki,bazı ibadetlerin sevabı fazla. Mesela;yatsı namazını biz burada camide kıldık. Evde tek başımıza kılsaydık yatsı namazını kılma sevabı alacaktık. Kılmayanın yanında kılan insan yatsı namazını kılma sevabı alacak. Mahalle mescidinde kılınca 27 kat daha sevap alıyor. Burası mahalle mescidi sayılır. Şimdi biz cemaatle burada kıldık. 27 kat sevap daha fazla oluyor. Cuma namazı kılınan bir camide kılarsak sevap 50 kat oluyor. Cuma kılınan yerin kıymeti daha fazla.

Eğer Peygamber Efendimiz'in türbesinin olduğu Mescid-i Nebevi'de kılarsak;

Salâtun fî mescidî efdalu minel fisalâtin fîmâ sivâhuille'l-mescide'l-harâme. Orada kılınan namaz, başka yerde kılınan namazdan 1000 misli daha fazladır. Burada kılınan namazdan Peygamber Efendimiz'in mescidinde kılınan namaz 1000 misli daha [sevaplıdır]. Mescid-i Haram'da, yani Mekke'de Kabe'nin olduğu şurada namaz kılınırsa başka yere göre 100 bin misli sevap oluyor.

Hacca giden orada namaz kıldımı? [Kıldı.] Bütün masrafların hepsi bedavaya geliyor. O kadar kazanıyor ki…

Orada bir namaz kıldımı? [Evet.] 100 bin misli [kazanıyor].

Bir öğle namazı kıldı. 100 bin öğle namazı.

İnsan ömründe bu kadar namaz kılabilirmi? 100 bin öğle namazı. Mümkün değil. Günde 5 vakit kılıyor.

5'le çarparsak ne oluyor? 10'la çarparsak 3600, yarısı 1800ediyor. Yani bir yılda 1800 [vakit] namaz kılıyoruz.

Farz namaz değilmi? 10 yılda 18bin kılıyorum.

Burada [Mescid-i Nebevi'de veya Mescid-i Haram'da] bir namaz kıldığımız zaman [1000 veya 100 bin] namaz kılmış gibi oluyoruz. Yani burada 5 vakit namaz kılarsa tamam.

5 vakit bir namaz kıldıkmı?

Hacca gidenler umreye gidenler yaşadı.

Ne kadar büyük sevaplar?

Sonra bir insan Allah yoluna para harcadımı?

Cihada hacca umreye…

Allah yolunda para harcadımı?

700 misli fazla sevap alıyor. 1'e 700.

Anne babasına masraf yaptımı?

1'e 700.

Hanımına çoluk çocuğuna evine nafaka, masraf yaptımı?

1'e 700. Yani 1000 Liralık, 1000 kronluk masraf yapsa 700 bin kronluk masraf yapmış gibi mükâfat veriyor. Hanımına çoluk çocuğuna… Evinde bereket oluyor. Evliliğin çok mükafatları var. Çok böyle kârları var, sevapları var.

Hadîs-i şerifte; "Bir insan zikrullah ile meşgul olursa 700'ün 100 katı fazla alır." diye bildiriliyor. 70 bin. Allah Allah dediği zaman bunun mükafatı 1'e 70 bindir. Tesbih çekenlere, derviş olanlara ne mutlu. Bizim arkadaşlarımızı, elçilikte görev yaptığı zaman; "Tesbih çekiyorlar. Bunlar tarikatçı, bunlar Nakşî…" diye şikâyet ediyorlarmış. İşte o tarikatçılar,marikatçılar, o zikir erbabı her zikir başına 1'e 70 bin sevap alıyor.

Eğer zikri içinden yaparsa, zikri kalbi, kimse duymayacak şekilde; o da 70 kat daha fazla. 70 binin 70 katı 4 milyon 900 bin sevap oluyor. İçinden bir tane yap bak. Mesela; şimdi ben yaptım. Duymadınız, anlamadınız. Ama zikir yaptım. Göresiniz diye. Kimse duymadığı için bir tanesinin mükâfatı 4 milyon 900 bin, yani 5 milyona yakın. 100 tane yaparsan 500 milyon. 100 tane La ilahe illallah derse Mahşer yerine yüzü ay gibi parlayarak gelecekmiş. Dolunay gibi. Kel kamer, kel bedir; ayın on dördündeki dolunay gibi gelecekmiş. Cenab-ı Mevlam mükâfatlandırıyor.

Ama herkes amellerinin karşılığını görecek. Zerre kadar hayır işlerse hayrın karşılığını,zerre kadar şer işlerse şerrin karşılığını görecek. Cenab-ı Hak iyiliklerimizi arttırıp hesaba sokacak. Teraziye kat kat fazlalaştırıp sokacak. Lütfundan, Erhamü'r-rahimîn olduğundan, Ekremü'l-ekremîn olduğundan çok mükâfatlandırıp teraziye öyle koyacak.

Yoksa bizim sabahtan akşama her işimiz hatadır. Konuşmamız, bakışımız, düşünmemiz hatadır. Oturmamız, kalkmamız, çarşıda pazarda her işimiz günahtır. Allahbizi affetsin. Ama işte öyle mükafatlandıra mükafatlandıra cennetini nasip ediyor cennetine sokuyor. Bazısıda hesapsız girecek. Hesapta, terazide ameller tartılır. Terazide azıcık bir fark olduğu için cehenneme düşenler olacak.

Fe-men sekulet mevâzînuhû. Hayırların tarafı ağır gelirse cennete girecek. Hayırlarda var. Ama şer tarafı ağır gelirse mü'min olduğu halde cehenneme girecek. Allah saklasın cehenneme girecek. Azabı çekecek öyle [cennete] girecek. Onun için çok ince hesap olacak. Herkes aman kazanayım diye akrabalık bağlarını kaldıracak. Evlatlık, annelik bağları, akrabalık bağları kalkacak. Evlat annesinden babasından hak isteyecek.

"Yâ Rabbi!Babam bana İslâm'ı öğretmedi. İsveç'te İslâm'ı öğretmedi. Bende İslâm'ı öğrenmeden yetiştim. Babamın vazifesiydi bana İslâm'ı öğretmek. Öğretmediği için ondan hakkımı isterim." diyecek. Kadın kocasından hakkını isteyecek. "Yâ Rabbi! Bu herif beni her gün döverdi. Hakkımı isterim." diyecek. Dünyada dövüyor, kazaklık var. Bıyıkları, pala bıyıklı, pazuları kuvvetli, eve girdiği zaman höytmöyt diyor. Tamam, burada dövüyor. Ama âhirette hakkını alacak. Kardeş kardeşinden kaçacak.

Fe izâ nufihafi's-sûrife lâ ensâbe beynehum yevme izin velâ yetesâelûne.

Sura üfürüldüğü, kıyamet kopmaya başladığı zaman aralarındaki ensap, nesep bağları bitecek. Hiç kimse kimseyi sormayacak.

Benim anam nereye gitti?

Oğlum nereye gitti?

Bitti. Sura üfürülür üfürülmez akrabalık bağları bitecek.

E'l-ehillâu yevme izin ba'duhüm li-ba'din aduvvun.

Dünyadaki samimi ahbap arkadaşlar, içtikleri su ayrı gitmeyen ahbaplar, arkadaşlar âhirette birbirlerine düşman olacak. Samimi dostlar âhirette birbirlerine düşman olacaklar. "Yâ Rabbi! bu adam beni kandırdı. Beni meyhaneye bu götürdü. 'Ben ısmarlayacağım.' dedi. Yakamdan çekti. 'Gel ya,boşver ya, gel bugün felekten bir gün çalalım.' dedi. Beni meyhaneye bu götürdü. Bundan hesabımı alacağım.Bu beni kandırdı." diye düşman olacaklar. Dünyadaki en samimi arkadaşlar zıtlaşacaklar. Benim en çok sevdiğim en samimi arkadaşım falanca… Orada kalmayacak.

E'l-ehillâusamimi sırdaş dost demek. Yevmeizin. Kıyamet gününde. Ba'duhumliba'din. Birisi ötekisine. Aduvvun. Düşman olacak. İlle'l-müttekîn. Muttaki kullar,dervişler, Allah'tan korkan kullar değil. Onlar birbirlerini kayıracak, kollayacaklar:

"Nerede benim falanca kardeşim?

Nerede benim ihvanım?

Nerede benim dostum?" diyecekler. Arayacak, soracak, kurtarmaya çalışacaklar. O ahbaplık devam edecek. Allah için kurulmuş olan muhabbet bağları, ahbaplık devam edecek. Dünyevi maddî bağları, nesep bağları bitecek.

Allah için âhiret kardeşi olmanın mükâfatı çok büyük.

Birisinin derecesi neyse,Allah sen o kardeşini seviyormuydun? Onuda onun yanına getirecek.

Bunun derecesi bu kadar değildi. Ama samimi kardeş olduğundan bu bunun yanına gelecek. Onun için ihvanlık var. Onun için samimi kardeşlik var. Samimi arkadaşlık… Ahiret kardeşliği…

Bizim köylerde bir tabir vardır. Sabahattin bilir. Sizlerde de varsa sizde duyunca; "Ha bizde de var." diyeceksiniz. Samimi kimseye, çok samimi arkadaşa bizde ahiretlik derler.

"Ne haber ahretlik?" demek, yani en samimi dostum demektir. Herkese ahiretlik demezler. "Bu benim ahretliğim." dedimi, çok samimi arkadaşım demektir. "Biz onunla âhiret kardeşi olduk. Ahiretlik olduk." derler. Çok samimi bağ demektir.

Ahiret kardeşlikleri devam edecek. Takvaya dayalı din kardeşliği, iman kardeşliği,ihlâs kardeşliği, tarikat kardeşliği devam edecek. Öteki ahbaplıklar; meyhanedeki, futbol kulübündeki, bilmem çarşıdaki, pazardaki, avcılık kulübündeki ahbaplıklar değil. "Biz bununla çok samimi arkadaştık. Akşam beraber kahvede oturur, kalkardık. Pazar günleri, cumartesi günleri balık avlamaya, Keklik avlamaya beraber giderdik. " Orada birbirlerinede söyleyecekler:"O benim falanca şeyimi almıştı. Ben onun parasını ödemiştimde o bana geri vermemişti. Borç istemişti vermiştim de geri ödememişti." Hepsi onların orada canlanacak. Hatırlayacak, hepsini isteyecek.

Ama Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: 70 bin kişi hesapsız gelecek. Geçin diyecekler. Doğrudan doğruya cennete geçecekler. 70 bin kişi. Peygamber Efendimiz arttırmak için Rabbine dua etmiş. Her bin kişiye 70 bin kişi daha bağışlamış. 70 bin büyük rakam. Onlar hep doğrudan doğruya girecekler. Bir de Cenab-ı Mevla'nın kudret avucuyla üç avuç daha. Yani daha fazla. Terazinin hakkı gibi.

Muhterem kardeşlerim!

Ben âciz kardeşiniz, bendeniz bu bigayri hisap girenlerden olmayı çok istiyorum.

Neden? Çünkü defter hesap açılırsa hapı yutarız. "Ooo! Sen Haziranın 21'inde şunları şunları yapmışsın. 22'sinde şunları şunları. Oooo!" Sayfalar sayfalar. Defter açılırsa halimiz harap. En iyisi Cenab-ı Hak hiç defter kitap açmasın. Hesaba çekmeden bizi bigayri hisab cennetine soksun.

Nasıl olur? Lütfuyla olursa olur.Yoksa bizim ona layık bir amelimiz yok. Ama lütfederse olur. Allah bigayri hisap cennetine girenlerden eylesin.

Bu sayfadaki ikinci hadîs-i şerîf:

Vefdu'lalhi selâsetün. E'l-hâccuve'l-mu'temiruve'l-gâzî. Deâhumu'llahufe-ecâbûhu ve seelûhu fe-a'tâhüm.

Abdullah b. Ömer radiyallahunanhuma'dan bir müjdeli haber, havadis,hadîs-i şerîf. Peygamber Efendimiz buyurmuş ki: "Allah'ın huzuruna giden heyetler, elçiler, ziyaretçiler üç tanedir.

Hacı.

Umreci.

Gazi.

Bunlar Cenab-ı Hakk'ın misafirleridir. Bunlar, divanına, Allah'ın huzuruna giden insanlar arasında seçme heyettir. Hacılar, umreciler, savaşçılar, mücahitler.

Neden onlar Allah'ın misafirleri, Allah'a giden,Allah'ın kabul ettiği temsilci heyetlerdir?

Deâhumu'llahufe-ecâbûhu. Çünkü Allah onları davet etti, onlarda davete icabet etti.

Allah nereye davet etmiş bizi?

"Beytullah'ı ziyaret edin." diye davet etmiş.

Niye hacca gidiyoruz?

Neden hacca gidiyoruz?

Allah: "Benim Beytullah'ımı ziyarete gelin, Hac yapın, umre yapın." dediği için gidiyoruz. Yoksa buralardan kalkılıpta oralara, çöllere, sıkıntılara gidilmez. Allah emretti, ayet-i kerimede davet etti bizi diye ondan gidiyoruz.

Eğer bu mübarek mekânı, bu mübarek mescidi sevelim, mâlum hac zamanında, yani Zilhicce ayında, Hac aylarında ziyarete gider de bir de orada Zilhicce'nin 9'unda Arafat'ta bulunur, vakfe yapar ise ziyaretini öyle yaparsa, o zamanda yaparsa bu ziyaretinin adı hac oluyor. Bu zamanın dışında buraya yapılan ziyaretin adı umre oluyor. Şimdi ben uçağa atlasam, Cidde'ye gidip Mekkey-i Mükerreme'ye varsam. İhramlı olarak, niyet ederek Beytullah'ı ziyaret etsem, tavaf etsem. Safa ile Merve arasında say etsem.

Ne olmuş olur benim bu ziyaretim? Umre olmuş olur. Umreciye Arap'lar mu'temir derler. Yani umreci umre yapan kimse mânasına mu'temir derler.

Veya amir kelimesi kullanılır. Cemi ummar geliyor. Ummar-u beytillah Allah'ın beytini umre yaparak ziyaret ederler demek. Ama Zilhicce ayında giderse o zaman hac olur. O zaman o ziyaret daha sevaplı. O ziyarette hem tavaf, hemde Arafat'ta vakfe var. Hemde başka vacipleri var. Şeytan taşlamak, kurban kesmek gibi başka merasimleride var. O haccın sevabı daha büyük. Umre'de,Hac'da Cenab-ı Hak bizi davet ettiği, emrettiği için [önemlidir.]

Hac ibadeti İslâm'ın beş büyük ibadetinden birisi değilmi? Birisi.

Allah çağırmadımı?

Onlarda gitmedimi? Onlarda gitti. Hah işte çağırdı. Onlarda çağırmaya, davete icabet ettiler diye oraya giden, Allah'ın misafiri oluyor. O çağırdı, bizde gittik. Biz aciznaçiz kullarız.

Ne yapalım? Çağırdı, gittik diyoruz.

Sonra üçüncü çağırdığı kim? Gazi. Gazileride Allah, dinine yardım olsun, hizmet olsun, düşmanları defetsinler, müslümanları korusunlar diye cihada davet etmiş oluyor. Onlarda: "Yâ Rabbi!Peki…" demiş oluyorlar.

Mallarını, canlarını, hayatlarını ortaya koyup cihat etmiş olmuyorlarmı? O da Allah'ın emrine peki demiş olduğu için o da Allah'ın misafiri olmuş oluyor.

Cihada çıktımı? O andan itibaren Allah'ı ziyarete gelen heyet oluyor. Artık Allah'ın himayesine giriyor. Her ibadetinin çok sevabı oluyor. Duası makbul oluyor. Çok mükafatlar alıyor.

İslâm'ın en önemli ibadetlerinden birisi cihattır. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: "Ben cihatla emirolunmuş bir peygamberim." Ve bu cihat kıyamete kadarda sürecek. Biz cihat yapmıyoruz. Biz tembelliğimizden yapmıyoruz. Yoksa cihat heryerde var. Düşmanlar bize saldırıyorlar. İstersen yapabilirsin. Gidersen, cihat edersen, edersin. Ama millet artık cihadın İslâm'ın önemli bir şeyi olduğunu unutmuş. Yapmıyor. Yani oturuyor. Ama işin aslında kıyamete kadar dinin savunulması korunması için savaşmak gerekiyor. İşte Kafkasya… İşte Kosova… İşte Bosna… İşte Endonezya… İşte dünyanın binbir türlü bölgesindeki binbir türlü zarara hücuma uğrayan müslümanlar. Bir sürü. Onları Allah çağırdı.Onlarda davete icabet ettiğinden Allah'ın misafirleridirler.

Ve seelûhufe-a'tâhüm. Onlar Allah'tan ne isterlerse Allah onlara istediklerini verecek. Ne istedilerse Allah onlara onu verdi demektir. Verecek demektir. Bir de o vaad var. İstedikleri kazancı kat kat fazla oluyor. Verdiklerinden çok çok fazlasını zaten almış oluyorlar. Bir de duası makbul oluyor. Evden çıktığı andan itibaren, Stokholm'den nereden kalkmışsa, gitmişse gitsin. Hacca gidiyor, eve dönünceye[kadar] duasının makbullüğü oradan başlıyor.

Hac bittikten sonrada makbulmü? Makbul.

Uçağı indiği zamanda makbulmü? İsveç'e geliyorken de makbulmü? Stocholm'de indide arabaya [bindi,] çiftliğine doğru gidiyor. Eve girinceye kadar duası makbul. Bunun için hacıları havaalanında karşılıyorlar. "Hoşgeldin." diyor, sarılıyorlar. Duasını almaya çalışıyorlar. Çünkü hacının evden çıktığı zamandan eve gelinceye kadar duası makbuldür. Allah-u Teâlâ hazretleri gidenlere tekrar tekrar gitmeyi nasip etsin. Gitmeyenlere de bu sene beraberce gitmeyi nasip etsin.

Üçüncü hadîs-i şerîfi okuyorum ve burada hadîs-i şerîfleri tamamlamış oluyorum. Bugünlük bu kadar. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş ki:

Vakkirû men teallemûne minhü'l-ılme ve vakkirû men tuallimûne hu'l-ılme.

İbnu Neccar, Abdullah b. Ömer radiyallahuanhuma'dan rivayet etmişler. Bu hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:

Vakkirû. Hürmet edin. Vakar gösterin, vakarlı insan muamelesi yapın. Hürmet gösterin.

Kime?

Men teallemûne minhü'l-ılme. Kendisinden ilim öğrendiğimiz kimseye saygı gösteriniz. Yani hocanıza,âliminize, ilim öğreten kimseye saygı gösterin. Ona hürmetkar davranın.

Vevakkirû. Yine hürmet gösterin.

Men tuallimûne hu'l-ılme. Kendisine ilim öğrettiklerinizede saygı gösterin. Hocalarda talebesine saygı göstersin. Saysın. Yüksek insan muamelesi yapsın. Vakarlı muamele etsin. Allah hepinizden razı olsun. Allah büyüklerimizin şefaatlerine cümlemizi nâil eylesin.

es-Selamualeyküm ve rahmetullah.

Sayfa Başı