M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Üç Aylık Mânevî, İlâhî Kursu Başarı İle Bitirmeli

Videoyu istediğiniz yerden başlatmak için metin üzerine tıklayınız.

es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!

Size bu üç ayların mübarek olmasını, hayırlı olmasını dilerim. Çünkü aylar mübarek olur, geceler mübarek olur. Kandiller gelir geçer, Ramazanlar olur biter ama bütün mesele insanın kendisinde... Yani kendisi onların feyzinden, bereketinden istifade edecek bir tavır takınmayınca mahrum kalır, mahrum gelir, mahrum göçer. O güzel mübarek günler gelir geçer de istifade edemez. Allah bizi o fırsatları güzel değerlendirenlerden eylesin, o sevaplara nâil olanlardan eylesin.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'den İbn Asâkir'in ve diğer kaynakların Enes radıyallahu anh vasıtasıyla rivayet ettikleri bir hadîs-i şerîfle başlamak istiyorum. Peygamber Efendimiz:

Kâne izâ dehale recebin kâle: "Receb ayı girdiği zaman şöyle dua ederdi, şöyle buyururdu Peygamber Efendimiz:" Allahümme bariklenâ fî recebe ve şa'bân ve belliğnâ ramadâne.

Ve kâne izâ kâneti'lleyletü'l-cumuati kâle: Hâzihî leyletün ğarrâu ve yevmü'l-cumuati yevmün ezheri.

Sadaka Resûlullah fîmâ kâl ev kemâ kâl.

Nasıl dua edermiş Peygamber Efendimiz Receb ayı geldiği zaman?

Allahümme bariklenâ fî recebe ve şa'bân. "Yâ Rabbi, bize bu gelen Receb ve Şaban ayını mübarek eyle. Hayrının, bereketinin, nimetlerinin farkında olup, onlardan hissesini alıp, hissedar olup, hissement olup, faydalanıp bereketlere nâil olanlardan eyle." Ve belliğnâ ramadâne. "Ve bizi böylece bu Receb ayını, Şaban ayını güzel bir kul olarak, güzel işler yaparak, ibadetler ederek geçip Ramazan'a ulaştır. Ona ulaşmayı nasip eyle." diye dua ederdi, diye duasını naklediyor Enes radıyallahu anh.

Bir de, ve kâne izâ kânet leyletü'l-cumua. "Cuma gecesi olduğu zaman da buyururmuş ki:" Kâle: Hâzihî leyletün ğarrâu. "Bu ne mutlu, ne kadar pırıl pırıl, nuranî, şâşaalı bir gecedir." Ve yevmün ezher. "Ne kadar mutlu ve pırıl pırıl, nuranî bir gündüzdür." diye bu cumanın gecesini, gündüzünü de böylece methederdi, diye bildiriyor Enes radıyallahu anh.

Bu hadîs-i şerîften anlaşılıyor ki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz daha Receb ayının başından Ramazan'ı gözlüyor, Ramazan'ı arzuluyor, Ramazan'a ulaşmayı diliyor.

"Receb'i, Şaban'ı bize mübarek eyle, bizi Ramazan'a ulaştır."

Bu Receb, Şaban, Ramazan, bizim "üç aylar" dediğimiz [aylar]. Dedelerimiz o ismi koymuşlar. Allah razı olsun onlardan. Dinimiz[in] kaynakları[nı], kitapları okuyup, inceleyip her şeyi en güzel tarzda yapmaya, ibadetlerini güzelce yapıp Allah'ın rızasını kazanmaya çalışan mübarek ecdadımız... Nur içinde yatsınlar. Kabirleri nur olsun. Ruhları şâd olsun. Makamları âlâ olsun. Bize "üç aylar" şuurunu vermişler. "Aman üç aylar gelince dikkat etmek lazım." diye söylemişler. Biz de biliyoruz, Receb ayına hürmet ediyoruz, Şaban ayına hürmet ediyoruz.

Gerçekten bu üç ayların içinde bir kere çok güzel fırsatlar var, çok güzel geceler var, kandiller var.

Birincisi Regaib kandili.

Regaib kandilinin zamanı nedir? Receb'in kaçıdır?

Receb'in kaçı olduğu belli olmaz. Receb ayının girmesinden sonra ilk perşembeyi cumaya bağlayan gecesi, ilk gecesi Regaib kandilidir. Mübarek, güzel, istifade edilmesi, ibadet edilmesi gereken gecelerden birisidir.

Şimdi tabi Receb'in 26'sını 27'sine bağlayan Miraç kandili var. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in miraca çıktığı bir güzel gece. O da Receb ayının içinde olmuştu. 26'sını 27'sine bağlayan gecede. Ondan sonra Şaban ayının 15'inde mübarek Beraet gecesi, Berat kandilimiz var.

Berat kandili nedir?

O gece de -rivayetlere göre- fevkalâde önemli bir gecedir. Bir senelik kaderlerin, olayların, mukadderâtın tespit edildiği gecedir. Olanların, olacakların, yaşayacakların, ölenlerin tespit edildiği gecedir. Önemli bir gecedir. O bakımdan o geceye hazırlanmak lazım. O gecede Allah'ın bizi saidler zümresine katmasını, şakîler zümresinde olmamamızı düşünerek ona göre çalışmamız lazım.

Receb ayı tevbe ayıdır muhterem kardeşlerim. Tevbe, dönüş demektir. Onun için hadîs-i şerîfte geçiyor ki;

Ve men tâbe'llâhe tâbe'llâhu aleyhi. "Kim Allah'a yönelirse, Allah'a tevbe ederse Allah da ona yönelir." Ve men tâbe ilallâhi tâbe'llâhu aleyhi. "Kim Allah'a yönelirse Allah da ona teveccüh buyurur."

Asıl mânası bu; yönelmek, dönmek demek.

Tevbe ne oluyor?

Tevbe, insanın yanlış yoldan, gafilâne yaşayıştan, cahilâne işlerden, günahlardan, haramlardan, kusurlardan, gafletlerden sıyrılıp Cenâb-ı Hakk'ın sevdiği yola, yöne dönmesi demek oluyor.

Onun için Receb ayı büyük bir tevbe ayıdır. Önemli bir aydır. Cennet-mekân Gümüşhaneli Ahmed Ziyâeddîn Hocamız'ın Râmuzu'l-ehâdîs kitabının 288. sayfasından o hususta bir hadîs-i şerîfi de okuyayım. Buyurmuş ki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz;

Bu uzun hadîs-i şerîf Taberânî'de Said b. Ebî Raşid tarafından rivayet edilmiş.

Recebün -Recebü gayri munsarif olduğu da söyleniyor- şehrün azîm. "Receb muazzam bir aydır, önemli bir aydır, hürmetli bir aydır, büyük bir aydır." Yüdâifullâhu fîhi'l-hasenâtü. "Allahu Teâlâ hazretleri bu Receb ayında yapılmış olan iyilikleri kat kat mükâfatlandırır."

Yani ne demek?

Başka aylarda yapılmış olsaydı aynı ibadet, verilecek olan mükâfatın kat kat fazlasını bu ayda verir. Bu mânaya geliyor.

Tabi Receb ayında ilk düşüneceğimiz şey tevbe etmektir. Allahu Teâlâ hazretlerine hulûs u kalp ile yönelip, tevbe-i nasuh ile tevbe edip bundan sonra artık Allah'ın sevgili kulları zümresine girmeye çalışarak, sevgili kulları gibi hareket etmeye çalışarak iyi bir çizgiye gelmek, iyi bir istikamette muntazaman sağlam bir şekilde yürümek lazım. Tevbe ayıdır.

Sonra, Receb ayında Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz çok oruç tutardı. Orucu da methediyor. Orucun, insan iradesini eğitmekte çok büyük etkisi var. İnsanoğlu, yeme arzusuyla yaratılmış bir canlıdır. Bütün canlılarda bu arzu vardır. Yemek içmek arzusu, gıdasını temin etmek, karnını doyurmak isteği… O kuvvetli bir arzudur. İslâm'da yeme-içme oruç suretiyle engellenerek, yani kendi kendimizi engelliyoruz, yemiyoruz, içmiyoruz, yemek hakkımız olduğu halde, içimizde iştahamız, arzumuz olduğu halde yemek içmek ve birtakım kuvvetli duygulardan kendimizi men ediyoruz, tutuyoruz, alıkoyuyoruz. Tabi bu bir zorlama ile oluyor.

Bu neyi getiriyor?

İnsana kendi arzularını yenmesini öğretiyor. Kendi kendisini dizgin altına almasını, zapt u rapt altına almasını öğretiyor. Onun için Receb ayı da tevbe ayı olduğu için oruç çok tavsiye edilmiş.

Nasıl olacak?

İnsan [oruç tutmak] suretiyle azmini, iradesini kuvvetlendirecek, nefsine hakim olmayı öğrenecek. Böylece tevbesi sağlam temellere dayanmış olacak, sağlam bir şekilde yapılmış olacak, tevbesinde sebatı, devamlılığı sağlanmış olacak.

Fe-men sâme yevmen min recebin. "Receb ayında bir gün oruç tutan kimseye" diyor aynı rivayetin devamında Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz; fe ke-ennemâ sâme seneten, "sanki bir sene oruç tutmuş gibi sevaba nâil olur."

Rabbimiz Ekremü'l-ekremîn, cömertlerin en cömerdi olduğundan, en cömertlerin en cömerdi olduğundan Allahu Teâlâ hazretleri, bizim âcizâne, nâçizâne yapmış olduğumuz ibadetlerimize kat kat büyük mükâfatlar veriyor. Hele biz Kur'ân-ı Kerîm'den biliyoruz, bir Kadir gecesine tesadüf edip insan ihyâ etse, bin ay ibadet etmiş gibi, daha hayırlı bir sevap kazanıyor. Demek ki Receb'te de bir gün oruç tutsa bir sene oruç tutmuş kadar mükâfat kazanacak.

Ve mem sâme minhü seb'ate eyyâmin ğullikat anhü ebvâbü cehennemin. "Receb ayında yedi gün oruç tutan kimseye cehennemin kapıları kapanır."

Biliyorsunuz yedi kat cehennem olduğu rivayetlerde bildirilmiştir. Cehennemin yedi kapısı vardır, yedi kapısı ona kapatılır. Yani cehenneme girmeyecek.

Ve men sâme minhü semâniyete eyyâmin futihat lehû semâniyetü ebvâbi'l-cenneti. "Sekiz gün oruç tutana da cennetin sekiz kapısı açılır."

Cennet de sekiz kattır.

"On gün oruç tutana Allah ne isterse istediğini verir. On beş gün oruç tutana gökten bir münadi nida eder. Yani bir melek seslenir ki, kad ğufire leke mâ madâ feste'nifi'l-amele, ‘Senin geçmiş günahların affolundu, hadi bakalım bundan sonra tertemiz bir şekilde yeniden işe başla. Geçmiş kötü işlerin silindi defterinden.' denilecek." diye bildiriliyor.

Ve men zâde zâde'llâhu. "Kim daha fazla tutarsa, onun için Allah mükâfatı da daha fazla olarak verir."

Evet, sevgili dinleyiciler! Nuh aleyhisselam da bu Receb ayında gemiye bindirilmiş, tufandan kurtulmuş. Nuh aleyhisselam'ı uzun uzun anlatmamız lazım. Nuh aleyhisselam Irak'ta oturduğu halde Allahu Teâlâ hazretleri ona "Gemi inşa et." diye emredince o gemi inşa etmeye başladı ve etrafındaki kavmi onunla alay etmeye başladılar. "Allah Allah, burada su yok, derya yok, niye gemi inşa ediyorsun?" diye. Ama Allahu Teâlâ hazretleri lütfu çok, her şeyi biliyor. Allah'ın hak peygamberleri de yanlış iş yapmazlar, Allah'ın emrini tutarlar. Tabi o gemiyi inşa etti, ondan sonra tufan başladı. Tufan başlayınca Allah emredilen kimseleri gemiye almasını istedi. Nuh aleyhisselam gemiye aldığı mahlûklarla beraber tufandan kurtuldu. Onun da Receb ayı içinde olduğunu hadîs-i şerîfin devamı bildiriyor.

Sonra Benî İsrâil Firavun'la mücadelelerinde, tabi Firavun onları kovalarken, onlar da o zulümden kaçarken denizin kenarına geldikleri zaman deniz, derya on iki yol olarak geniş, sanki bulvar gibi yol olarak açıldı, Benî İsrâil'in on iki kabilesi oradan karşıya geçti. Firavun peşlerine takıldı ve boğuldu. İşte o Firavun'dan o kurtulma da yine bu şeylerle ilgili. Nuh aleyhisselam o gemide durduktan sonra âşûrâ gününde gemiden inmişti. O âşûrânın geleneğini de… Benî İsrâil'in de yine böyle âşûrâ gününde Firavun'dan kurtulduğu bildiriliyor.

Bu çeşit tarihî rivayetleri de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'den rivayet edilen bu hadîs-i şerîfte görmüş oluyoruz.

Başka bir hadîs-i şerîf ile Receb'le ilgili konuşmamızı tamamlayalım.

el-Hasenü'l-Basrî'den mürsel olarak rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz;

Recebü şehrullah. "Receb Allah'ın ayıdır." Şa'bânu şehrî. "Şaban benim ayımdır." Ve Ramadânu şehri ümmetî. "Ramazan da ümmetimin ayıdır." buyurmuş.

Receb ayının Allah'ın ayı olması, Allah tarafından kullarının afv ü mağfiret edilmesi dolayısıyladır. Receb tevbe ayıdır, kullar tevbe eder. Receb ayı Allahu Teâlâ hazretlerinin ayıdır; Allah da o Receb ayında kullarının tevbesini kabul eder, onları afv ü mağfiret eyler, günahlarını bağışlar, defter-i a'mâlleri bembeyaz olur, tertemiz olur.

Şaban Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in benimsediği, "benim ayım" dediği bir ay. Tabi biz de Şaban ayında Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine bağlılığımızı, sünnet-i seniyesine ittibamızı, ona salât ü selâmımızı çok yaparak Şaban ayını da ibadetle, taatle geçirmeye gayret etmeliyiz.

Ramazan da bizim, biz Ümmet-i Muhammed'in ayıdır. Ramazan'da da gayretimizi son noktaya getirerek, bu aylarda başlamış olduğumuz güzel çalışmanın sonucunu, yani ekimin hasatını almalıyız. Zaten bazı kitaplarda bildiriliyor ki;

"Receb ekim ayıdır. Şaban bakım ayıdır. Ramazan da mahsulün biçildiği, alındığı hasat ayıdır, biçim ayıdır, biçme ayıdır, mahsulü kazanma, alma ayıdır."

Demek ki bütün bu rivayetlere topluca baktığımız zaman; bu üç aylık devre içinde insanın Cenâb-ı Hakk'ın sevdiği yola girmesi, tevbe edip ibadetlere başlaması, iyi bir müslüman olarak yaşaması, oruçlarla nefsini ıslah edip, iradesini kuvvetlendirip içini dışını temizlemesi, sevapları kazanması, mübarek bir hayat yaşaması, Ramazan'a girince de bunları arttırıp en son büyük mükâfata erip dünyada da âhirette de bayrama ulaşması planlanmış oluyor. Kullara bir imkân ve fırsat olarak bahşedilmiş oluyor.

Biliyorsunuz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz minbere çıkarken bir keresinde, her adımda "Âmin!" dedi. Bir adım çıktı "Âmin!", bir adım daha çıktı "Âmin!", bir adım daha çıktı, "Âmin!" dedi. Sebebini sordular hutbesi bittikten sonra;

"Yâ Resûlallah, sen minbere çıktığın zaman ‘Âmin!' dedin her adımında, bunu neden söyledin?"

Buyurdu ki;

"Üç dua etti Cebrail aleyhisselam, ben onlara ‘Âmin!' dedim. Birisi, ‘Annesine, babasına veya onlardan sadece birine ulaşmış bir evlat, onlara güzel hizmet edip, onların hayır duasını alıp cenneti kazanamadıysa yazıklar olsun o evlada, burnu yerde sürtsün!' dedi. Ben de ‘Âmin!' dedim."

Demek ki insanın evlat olarak anne babasının rızasını kazanması, elini öpmesi, gönlünü alması, hizmet eylemesi, böylece cenneti kazanması gerekiyor. Sağlığında annesinin, babasının gönlünü alarak Allah'ın rızasını kazanması, cennetlik olması gerekiyor.

"İkincisi, ‘Ben peygamber olarak bir kulun yanında anıldığım zaman o kul bana salât ü selâm getirmezse ona yazıklar olsun, onun burnu yerde sürtsün!' dedi Cebrail aleyhisselam, böyle söyledi. Ben de ona ‘Âmin!' dedim."

Buradan anlıyoruz ki Resûlullah anıldığı zaman biz hemen sallallahu aleyhi ve sellem veya aleyhissalâtü vesselam dememiz lazım veya güzel salavâtlardan birisini söylememiz lazım.

Bu arada parantez açarak hatırlatayım. Cuma günlerinde salât ü selâmı çok etmek, çok söylemek de Peygamber Efendimiz'in tavsiyesidir. Hazır bu gün cuma günüdür, Receb ayının ilk cumasıdır. Onun için elinize tesbihi alıp yüz kere, bin kere, yapabildiğiniz kadar Peygamber Efendimiz'e salât ü selâmı bugün çokça yapmaya çalışın sevgili dinleyiciler.

"Üçüncüsü de ‘Bir kula Ramazan eriştiği halde, o Ramazan'ın feyzinden, bereketinden istifade edememiş, Ramazan gelmiş geçmiş de hâlâ Allah'ın mağfiret ettiği bir kul olamamışsa, Allah'ın affını, mağfiretini kazanamamışsa yazıklar olsun o kula, burnu yerde sürtsün!' diye Cebrail dua etti. Ben de ona ‘Âmin!' dedim. Üçüncü ‘Âmin'in sebebi de budur." diyor o hadîs-i şerîfte Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz.

Evet aziz ve muhterem kardeşlerim, Receb'e başladık. Şaban gelecek, kandiller gelecek, ibadetler edeceğiz, Ramazan'a ulaşacağız. Salât ü selâmlarla teravihler kılacağız. Ramazan'ın son on günlerinde birçok kardeşimiz inşaallah itikâfa girecekler, ibadetler, ibadetler... Bayram geldiği zaman mutlaka afv ü mağfiret olunmuş bir kul haline gelmeliyiz, o azimle çalışmalıyız. Bu üç aylık mânevî, ilâhî kursu başarı ile bitirmeli. Cehennemden âzatlık beratını, belgesini, diplomasını, cennete giriş, cennetlik olma diplomasını, vesikasını, şehadetnâmesini, iznini, müsaadesini kazanmamız lazım. Aksi takdirde görünüyor ki ufukta, Ramazan'dan istifade edemeyenler için bir de bedduası var Cebrail aleyhisselam'ın. Peygamber Efendimiz de ‘Âmin!' demiş.

Ramazan geldiği geçtiği halde istifade edemediği zaman bir insan hem istifadeden mahrum kalmış oluyor hem de Cebrail aleyhisselam'ın o müthiş tüyleri diken diken eden tehdidi, bedduası var. Ramazan gelmiş geçmiş de o istifade edememişse yazıklar olsun, burnu yerde sürtsün veya burnu yerde sürter! Tabi gerçekten o güzel ayda hiç kılı kıpırdamamış, Allah'a güzel ibadet etmemişse çok mahrumiyetlere uğrar.

Allahu Teâlâ hazretleri bizleri yolunda dâim eylesin, zikrinde kâim eylesin. Biz Allahu Teâlâ hazretlerinin, âlemlerin Rabbi'nin, Rabbimiz'in ibadetine candan, aşk ile, şevk ile muhtacız, yapmalıyız. Bizim ihtiyacımız var. Allahu Teâlâ hazretlerinin ibadete ihtiyacı yok. Muhtaç olan biziz. İbadete ihtiyacımız var. Duaya ihtiyacımız var. Rahmet-i ilâhîye ihtiyacımız var. Lütfu ilâhîye ihtiyacımız var. Bizim cân u gönülden çalışmamız lazım.

İbadet de çok güzel şey. İbadet eden insanın hayırları, bereketleri çok olur.

Bir de cuma gününde gizli bir saat var. Allah saklamış. Herkes bilir de "ben işte o saate isabet ettim" diye güvenir diye bazı şeyleri Allahu Teâlâ hazretleri saklıyor. "Kadir gecesinin de saklanması bundandır." denilir, alimler tarafından. Çünkü bilirse "Tamam, ben Kadir gecesini yapmıştım, bin aydan daha hayırlıdır." der, gevşer diye, onun için saklanıyor. Cumanın içinde de saklı bir saat var, o saate isabet eden dualar makbul imiş. Onun için Rabbimiz'den niyaz ediyoruz, bizim şu yaptığımız dualarımızı da o gizli ama önemli, kıymetli olan saate rastlayan dualardan eylesin. Ahsen-i kabul ile makbul eylesin. Bizi hem dünyada hem âhirette sevdiklerimizle beraber aziz ve bahtiyar eylesin.

Receb ayınızı tebrik ederim. Şaban ayınız da mübarek olsun. Allah sıhhat afiyetle Ramazan'a eriştirsin, rahmetine ulaştırsın. Sevdiği, razı olduğu kul eylesin. Cennetiyle, cemaliyle cümlenizi müşeref eylesin.

es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!

Sayfa Başı