M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Şeytanın Hileleri

Videoyu istediğiniz yerden başlatmak için metin üzerine tıklayınız.

Şeytanın hileleri, yaptırmamak, yapmayı geciktirtmek, çok acele yapıp usülüne uydurmadan yaptırmak. [Şeytanın hilelerinden diğer] birtanesi de; tamam usülüne uygun yap, herkes görsün, beğensin, riya… "Tamam, tamam, sen anlaşıldı ki iyi bir müslümansın, aslansın, kaplansın, bir tanesin, dünyada eşin menendin yok senin, şöyle bir orta yere çık da güzel bir namaz kıl da bütün cami halkı baksın da namaz nasıl güzel kılınırmış bir görsünler de vay be desinler sana, beğensinler seni..." Bu da riya! Başkası beğensin diye namaz kıldı mı insan riya [olur.]

Başkasının yanında yavaş kılıp da odada hızlı kıldı mı riya, yalnızken kılışı ile camide kılışı farklı oldu mu riya. Camide hızlı kılınca hacı babalar kızıyor, deyneğini kaldırıyor, onun için orada yavaş yavaş kılıyor. Evde paldır küldür, paldır küldür, olmaz. Hacı baba senin kötülüğünü istemiyor ki, "Namazın kabul olmuyor." diye söylüyor. Hacı babalara kızıyorlar bir de, bu bastonlu hacı babalardan illallah diyorlar, kızınca bastonu kaldırıveriyor diyorlar.

Sonra [şeytanın] başka hilesi; "Ha, tamam sen ihlâstan anlıyorsun, riyakârlıktan kaçınıyorsun, o zaman sen bu ibadetlerini hiç kimsenin görmediği yerde yap, gördüğü yerde yapma!" Haydi!.. Bu sefer de yaptırmamanın bir başka kılıfı.

Şimdi namaz kıl!

Gösteriş olur kılmam!

Gösterişi olur mu? Allah belli vakitte bu namazı kılmanı emrediyor sana.

Yani [şeytanın] hileleri peş peşe geliyor. İlle seni tuşa getirecek ya, sen bir oyundan kurtuluyorsun yine yakalıyor, yine omuzunu bastırıyor, tuşa getirmeye uğraşıyor. Usta, kıvrak bir pehlivan gibi, sen de acemi bir güreşçi, sırtını yere getirmeye çalışıyor boyuna.

Ne derler?

Kurt kapanı derler, bilmem künde derler, şunu derler, bunu derler, güreşçi, karşı tarafı yere yapıştırmak için çeşitli çareler arar.

İnne'ş-şeytâne le-küm aduvvün fe't-tehizûhu 'aduvvâ.

Şeytan düşman, kesin düşman, dostluğu yok. Dostluğu yaparsa bir hileden dolayı yapıyordur. Kâfirin yanına gidip dermiş ki;

İz kâle li'l-insâni'k-für. "Kâfir ol, kâfir ol!" İyidir bu senin yaptığın, doğru söylüyorsun, bak ben de sana katılıyorum, tamam tamam kâfir ol. Fe-lemmâ kefera. "Kâfir olunca, olduğu zaman." Kâle innî berîün minke. "Ben senden beriyim. Benim seninle bir ilişkim yok." İnnî ehâfullahe rabbe'l-âlemîne."Ben âlemlerin Rabbi Allah'tan korkarım."

"E demin sen kâfir ol ben de senin fikrindeyim." demedin mi kandırıncaya kadar? Şimdi de; "Benim seninle ilişkim yok." diyorsun, kenara çekiliyorsun. Sonra senin; "Benim ilişkim yok." demeni Allah kabul eder mi?

Etmez.

Fe-kâne âkıbetehümâ."İkisinin de sonucu aynı." Ennehümâ fi'n-nâri hâlideyni fîhâ. "Şeytan da cehennemde, şeytanın kandırdığı da cehennemde."

Ama böyle çok kimseyi kandırır. İbadet eden insanı bile kandırıyor. İbadet eden insanı da kandırmak için gelip çeşit çeşit oyunlar oynuyor;

"Sen artık evliyâ oldun, tamam mı? Bak arslan oldun sen, kaplan oldun. Bu namaz avamın işi, artık senin namaz kılmana lüzum yok. Artık aşkullah, muhabbetullah gönlüne yerleşti, sen Allah'ın âşık-ı sâdık kulu oldun. Namaz niyaz ham ervâhın, ibtidâi basit müslümanların, avamın ibadetidir. Âşıkların namazı devamlı münacâttır, sen münacât eyle…" diyor.

Bu lafları kitaplardan söylüyorum, kendim yakıştırarak söylemiyorum. Bunu söyleyenler var.

"Namaz mamaz ne?"

"Yok!"

"Niye yok?"

O avamın işi." diyor.

Peygamber Efendimiz hiç namazı bıraktı mı onu düşünmüyor. Kendisi çok yüksek şahıs olmuş, ermiş, kendisine âşık, Allah'ın âşığı diyor yalancı! Allah'ın âşığı olsan Allah'ın divanına gitmeye can atarsın, âşık sevgilisini görmeye gitmez mi?

Mü'minin miracı değil mi namaz?

Namazdan bucak bucak kaçıyor. Âşıkmış!? Sazı almış eline, geziyor diyar diyar, adı olmuş âşık. Âşıklar bayramı; dımbır dımbır, dımbır dımbır…

Aman! Aman dikkat edin. Kur'ân-ı Kerîm'i çok okuyun, hadîs-i şerîfleri çok okuyun. İkisinin içinde bütün bu oyunların ikazı var, oyunlara karşı da tedbirler anlatılmış. Hem Kur'ân-ı Kerîm'de hem hadîs-i şerîfte. Mesela kâfirler derler ki;

İttebi'û sebîlenâ ve'l-nahmil hatâyâküm.

"Siz bizim dediğimizi yapın, günahı varsa bizim. Sizin hatalarınızı biz yükleniriz."

Ve mâ hüm bi-hâmilîne min hatâyâhüm min şey'in. "Kimse kimsenin hatasını yüklenemez ki." Yani, "Sen günahı işle, ben senin günahını yüklenirim." diyor. Ondan günahını alamazsın ki! Amma bu sözü söylediğin için, onun günahı kadar günah da Allah sana yine yükler. Ha sen o kadar günah mı istiyordun? İstedin mi o günahı? O günahı da yükler.

Ve le-yahmilünne eskâlehüm ve eskale'm-me'a eskâlihim. "Kendi veballeri günahları üzerine o istedikleri günahı da yüklenirler."

Böyle çok... Genç doktora gidiyor, şikâyetini söylüyor, mü'min, müslüman. Diyor ki;

"İçki iç oğlum. Sen biraz utangaçlığından bu bunalıma düşmüşsün. Onun için sen biraz içki iç açılırsın."

Tövbe tövbe... Günah haram filan!

"Ben doktorum, sen iç günahı varsa benim." diyor.

Olmaz olur mu, var. Günahı zaten senin, içmese bile senin. Durduğun yerden sen günahı yapıştın aldın bile. "Günahı benim." diyor, günahtan korkmuyor.

İçmese bile, niyetlendi ya, ameller niyetlere göre değil mi? Ondan dolayı cezayı veriyor Cenâb-ı Hak.

Çok bunu böyle söyleyen... Ankara'da büyük bir rûhiyat, ruh hastalıkları profesörü vardı, bizim gençlerden birisi gitmiş, ruhsal bazı sıkıntılarını anlatmış, ona demiş ki;

"Sen flört et. Kızlarla gez, o zaman geçer." demiş.

Flört! Müslüman çocuk. İslâm'da flört yok.

İnsanların arasında şeytanın çok yardımcıları var. Ünvanlı ünvanlı, mevkili makamlı çok şeytanın muavini var. Levhasında; "Bu mütehassıs şeytanın muavinidir." diye yazmıyor. "Günah mütehassısı, şeytanın muavini falanca profesör doktor." diye yazmıyor ama yaptığı iş o. Şeytanın yardımcılığı, yardakçılığı, avanesi.

Şeyâtînü'l-insi ve'l-cin. "İnsanların da şeytanları var, cinlerin de şeytanları var." İşte âyet-i kerîme;

Şeyâtine'l-insi ve'l-cinni yûhî ba'duhüm ilâ ba'dın zuhrufe'l-kavli ğurûran. İnsanların bir kısmı şeytan olmuş.

Televizyonda geçiyor, bütün milleti aldatıyor, kandırıyor. Din namına kandırıyor. "Ben de hocayım, bende bilirim, hafızım ben." diyor. "Hafızım, çok okuduk, onların hepsini okuduk." diyor. "Sen öyle yap ziyanı yok. Sen faizi al, yemezsen bana ver." diyor.

Dinleyici: Efendim bir tane hafız dövdüm günaha girdim mi?

Hoca Efendi: Dövdün, ne yaptı da dövdün? Bir onu söyle.

Hoca Efendi: E, Allah'ın emrini uygulamışsın üstünde. Kadı'nın emri ile değil de kendi gönlünün kadısının fetvasıyla. Sarhoş olana, içki içene deynek vurulur, deynek cezası verilir.

Dinleyici: Vurdum işte birkaç tane ağzını burnunu kırdım. Günaha girmedim inşaallah. Hafız adam, nasıl içki içiyor ona şaşırdım yani ona aklım yatmadı.

Hoca Efendi: Şeytan çok bilgiliymiş. Birşeyi bilmek, bilgi, insanı kurtarmıyor. Şeytan hocalara, hocalık öğretecek kadar biliyor. Diplomaların, hocalığın, bilginin önemi yok.

Heleke'n-nâsu. "İnsanlar helâk oldular." İnsanların hepsi mahvoldu, helâk oldu. Mahvoldular, hepsi cehenneme atılacaklar.

Ve mâ ekserü'n-nâsi ve lev haraste bi-mü'minîne.

Cehenneme girecek insanlar ne kadar? Cennete girecek insanlar ne kadar? Miktarları nisbetleri nasıl?

Bir siyah sığır postu üzerinde, kocaman post, sofra kadar açılır, sığırın postu sığırın derisi. Bir siyah sığırın postu üzerinde bir kıl kadar insan, miktar olarak insanların hepsinin içinde, o kadar az insan cennete girecek. O kadar az girecek. İnsanlar helâk olacak, işte sığırın tüylerinin tamamı gidiyor, bir tane beyaz kıl kalıyor, bir kıl kadar.

İlle'l-'âlimûn. "İnsanlar helâk olacaklar, âlimler kurtulacaklar." Ve'l-'âlimûne. "Âlimler de helâk olacak, onların da hepsi kurtulmayacak." İlle'l-âmilûne. "İlmiyle hareket eden, ilmini uygulayan, ilmine göre yaşamını İslâmileştiren, güzelleştiren kurtulacak, ötekiler helâk olacak."

Biliyor, bildiğini uygulamıyor. O zaman o uygulamaması vebal olacak; "Sen biliyorsun da uygulamıyorsun haa, seni, senii zalim seni!" diye bildiğini uygulamadığı için, o bilgisi onun aleyhinde belge olacak, mahkemede. "Bak bunu biliyormuşsun, yine yapmamışsın." diye o da helâk olacak. İlmini uygulayanlar da helâk olacak;

İlle'l-muhlesûne. "İhlâsla uygulayanlar kurtulacak." Allah rızası için riyasız, tertemiz maksatla uygulamışsa o kurtulacak. Oo, kılıda kırka yardık şimdi! Kılında hepsi girmedi veyahut yarıla yarıla kıl kadar kaldı diyelim. Bir de buyuruluyor ki;

Ve'l-muhlesûne 'alâ hatarin 'azîmün. "İhlâslı olan da çok tehlike altındadır, haa onlarda dikkat etsinler."

Bilecek, bildiğini uygulayacak, uygularken ihlâslı olacak, yine de korkacak tehlike var diye. Yine de korkacak tehlike var diye çünkü şeytan çok tecrübeli, kandırmakta çok bilgin. Taa cihan yaratıldığı zamandan beri insanları kandırmaya alışmış. Sen toysun, acemisin, bilmiyorsun, o bunun yollarını biliyor. İnceliklerini biliyor, insanları nasıl kandıracağını biliyor.

Çare?

Çare Allah'a tevekkül etmek, Peygamber Efendimiz'in sünnetine sarılmak… Allah'a tevekkül ederse; "Yâ Rabbi! Sana dayandım, seni vekil edindim, sana sığındım" derse, o zaman şeytanın tesiri olmuyor.

Selâmün aleyküm.

Sayfa Başı