M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Sorular-Cevaplar (189)

Videoyu istediğiniz yerden başlatmak için metin üzerine tıklayınız.

Soru: Ehl-i Kitab'dan olup da Allah'a şirksiz iman eden; İslâm'ın hak din olduğunu, Hz. Muhammed-i Mustafâ'nın hak peygamber olduğunu tasdik eden fakat İslâm'ın şeriatiyle değil de kendi dininin ahkâmıyla amel eden kimsenin durumu nedir? Ve yağfiru mâ dûne zâlike grubuna girer mi?

Cevap: Bir hıristiyan veya yahudi veya Ehl-i Kitab'dan birisi Allah'ın bir olduğunu biliyor; şirksiz, şerik koşmadan iman etmiş, İslâm'ın hak din olduğunu da biliyor, Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in hak Peygamber olduğunu da biliyor. Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Resûlüh. Fakat İslâm'ın şeriatiyle amel etmiyor; namaz kılmıyor, oruç tutmuyor, kendi dininin ahkâmıyla hareket ediyor, böyle bir kimsenin durumu nedir?

Böyle bir durum çok zor olur veya olmaz. Neden? İslâm'ın hak din olduğunu, Muhammed-i Mustafâ Efendimiz'in hak Peygamber olduğunu bildiyse o zaman İslâm'a göre, onun emirlerine göre yaşaması lazım. Ama bir insan neden böyle yapabilir? Soranın kafasında ne vardı bilmiyoruz. Mesela adam Amerika'dadır, Avrupa'dadır, papazdır, İslâm'a göre yaşamaya durumu müsait değildir. İncelediği zaman anlamış, hepsine inanmış, fakat kendi dinine göre yapıyor. Tabii böyle bir insan Allah'ın birliğine, Peygamber Efendimiz'in peygamberliğine inandığı İslâm'ın hak din olduğunu kabul ettiği için mü'mindir. A'mâli, ibadeti yapamadığı için de kusurludur; kusuru kadar cezası olur ama netice itibariyle mü'min zümreden olduğu için sonra da cennetlik olur. Çünkü iman edenlerden de "kusurları kadar cehennemde kalacaklar, ondan sonra cennete çıkarılacaklar" olacak. O duruma girer. Allah'ın farzlarını biliyor, inanıyor ama yapmıyor; eski bir şeriatle vaktini geçirmiş oluyor. O kusurundan dolayı herhalde bir cezası olur.

Sayfa Başı