M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Kadir Gecesi

Videoyu istediğiniz yerden başlatmak için metin üzerine tıklayınız.

Peygamber Efendimiz onun üzerine namazı bozmadan Kudüs tarafından Beytullah tarafına döndü. Ve arkasındaki sahâbe-i kirâm da döndüler. Kadınlar döndü, erkeklerin yerine geldi; erkekler döndü, kadınların [yerine] geldi. Böylece istikameti 180 derece çevirdiler. Kıble aynı namazın içinde çevrilmiş oldu. Yani kuzeye doğru, Kudüs'e doğru dönmüşken Mekke-i Mükerreme'ye doğru dönmüş oldular. Onun için o mescit hâlâ muhafaza ediliyor da Mescidü'l-Kıbleteyn deniliyor, yani "iki kıbleli mescit." Bir Kuzey tarafına, Kudüs tarafına doğruydu, bir de Güney tarafına, yani asıl Kâbe tarafına mescit diye.

İşte böyle, Peygamber Efendimiz'in duasının kabul olunduğu, kıblenin de tahvil olduğu bir gece.

Muhterem kardeşlerim!

Bu hadîs-i şerîflerden sonra "Bizim bu gece hakkında hissiyâtımız ve harekâtımız ne olacak?" diye işin bize dönük olan tarafına gelecek olursak:

Bir kere bu hadîs-i şerîflerden çok net olarak görüyoruz ki; Allahu Teâlâ hazretleri kulların günahlarını affediyor ama bazı kullarını affetmiyor. Acaba biz affedilenlerden mi olacağız, affedilmeyenlerden mi olacağız?

Hasan-ı Basrî, tâbiînin büyüklerinden, çok kıymetli, meşhur bir alim. Bir Şaban ayının yarısı gecesi, Beraat gecesinde evinden çıkmış; ama cenaze gibi, mum gibi sararmış, fevkalâde üzgün, fevkalâde sararıp solmuş vaziyette. Demişler ki;

"Yâ Ebâ Said. -Künyesi öyle.- Ey Ebû Said, ne oldu sana böyle? Yüzün pek sararmış, bir hastalık mı var?"

Diyor ki;

"Benim için çok acı bir gün, öyle acı bir gün ki ölümden daha beter bir haldeyim." diyor.

"Niye?" diyorlar.

"Günahlarımı biliyorum; yaptım, günahlarımı işledim fakat Allahu Teâlâ hazretlerinin beni affedip etmediğini bilmiyorum. Günahı yaptım, ortada, kesin; kabahati işledim. Ama Allah beni affetti mi etmedi mi, bilmiyorum. Benim hâlim ne olacak? Bir dahaki sene Beraat gecesine çıkar mıyım, çıkamaz mıyım? Bu sene içinde öleceksem, affolunmamışsam benim hâlim nice olur?" diye sararmış solmuş.

Halbuki kitaplara adı geçmiş olan mübarek bir insan. Yani alimlerimizin en büyüklerinden birisi. O öyle korkuyor, niye?

Çünkü;

İnnemâ yahşa'llâhe min ibâdihi'l-ulemâ'. "Allah'tan ancak kullarının alim olanları korkar."

Çünkü Allah'ın azametini bilir, rahmetinin genişliğini de bilir, azabının çokluğunu da bilir. O bakımdan azabından korkar, rahmetini ümit eder, şımarıklığa düşmez, terbiyesizlik yapmaz, edebini takınır, kulluğunu bilir, böbürlenmez, kibirlenmez, güzel huylara sahip olarak güzel kulluk etmeye bakar.

Rabbimiz'den dilediğimiz, istediğimiz şu ki; Allahu Teâlâ hazretleri bizi bu gecede rahmetine erdirdiği kullarından eylesin. Rahmetinden mahrum ettiği, mağfiretinden uzak tuttuğu kullarından eylemesin.

Rahmetinden kimlerin uzak olduğunu birkaç hadîs-i şerîfte okudum. Hatırlayalım;

Müşrikler rahmetinden uzak olacak. Elhamdülillah. Rabbimiz bizi şirkten uzak eylesin. İnşaallah müşriklik sıfatı yoktur. İçimizde gizli şirk de yoktur, riyakârlık da yoktur. Tamam.

Ama müşâhin... O sıfat, o zor. Yani "O bizde var mı yok mu?" deyince insan kolay "yok" diyemez. Karşısındaki bir başka müslümana karşı içinde kızgınlık, kırgınlık, intikam duygusu, kin var mı yok mu?

Bugün pek çok insan birbirine karşı kırgın. Komşular, kardeşler, arkadaşlar, ortaklar, pek çok kimse duyuyorum, kendi yakınlarımdan ve uzaklarımdan biliyorum ki birbirleriyle çok problemleri var, çatışmaları var, çakışmaları var.

İşte bunu ne yapacağız bilmiyorum.

Bugün yakındalarsa gidelim. Nefsimizi ayaklar altına alalım, "Rabbimiz bizi affetsin." diye, yanımıza da bir kutu hediye alalım; gidelim, barışalım. Kızgınlığımızı bir tarafa koyalım, kinimizi bir tarafa koyalım ki Rabbimiz bizi affetmedikleri arasında tutmasın. Bu kızgınlığı mutlaka kalbimizden atalım.

Muhterem kardeşlerim, bizi bu kızgınlık hem böyle Allah'ın rahmetinden mahrum ediyor hem de dünyada muvaffak olmaktan mahrum ediyor. Biz müslümanlar birbirimize düşman olduğumuz için bu işten kâfirler kazanıyor. Müslümanları birbirlerine düşürüyorlar, çarpıştırıyorlar...

Kuzey Yemen-Güney Yemen; ikisi de Yemen değil mi bunun?

İkisi de Yemen ama Kuzey Yemen-Güney Yemen birbiriyle çarpışıyor.

Çad'ın bir kısmı Fransızlar'ın tesiri altında, bir kısmı kuzeyde Libya'nın tesiri altında; birbirleriyle çarpışıyor.

Bir kısmı orada, bir tarafı bu tarafta; birbirleriyle çarpışıyor.

Yani dünyanın neresine baksan; -Allah bu kırgınlıkları, bu dargınlıkları izâle eylesin.- müslümanlar birbirlerine kızgın, birbirlerine kindar, birbirleriyle çarpışıyorlar. Her yerde böyle bir çekişme, çatışma... Tunus'la Libya, Cezayir'le Fas, bilmem nereyle bilmem nere, Suriye ile bilmem şu, Irak'la bilmem bu... Bu tarzda devamlı bir durum var ki bunun büyük tehlikesi Allah'ın rahmetine de erememek.

O bakımdan biz bugün en çok buna dikkat edelim. Yani içimizde müslüman kardeşlerimizden herhangi bir kimseye karşı kızgınlık, kırgınlık, kin ve buğz, adâvet olmasın. Bu bir.

Bir hadîs-i şerîfte geçti; Allah hased sahiplerini de affetmeyecek. Kimseye de hased etmeyelim. İçimizde hased duygusu da olmasın. Hasedliği de bir tarafa atalım.

İslâm'da hased yok, gıpta var. Allah ona vermiş, daha çok versin; bir misli daha, on misli daha olsun. Yalnız iyi şeye gıpta etmek var. Bir alim ilim öğrenmiş; onun ilmine gıpta edilir. Bir kimse takvâ sahibi olmuş, Allah yolunda çalışıyor; ona gıpta edilir.

"Ne kadar güzel ibadetler ediyor, yolunu ne güzel tutturmuş, evlâtlarını ne müslüman yetiştirdi; birisini hafız yaptı, birisini hoca yaptı, hanımı örtülü, ticareti helal, her şeyi yerli yerinde..."

İyi şeye böyle gıpta edilir.

Diğer kötü huylardan; zina, Allah etmesin, yaygınlaştı. Yani memleketimizde bu gazetelerin, müstehcen neşriyâtın körüklemesiyle zina yaygınlaştı. Resmî rakamları arttı. Meclislerde konuşanlar rakamlar üzerinden konuşuyorlar; "Şu kadar yüz bin oldu, bu kadar bilmem ne oldu..." diyorlar. Ben de araba kullanırken, evden fakülteye giderken gelirken, sağdan soldan bakıyorum; kızlarda bir yılışıklık, bir yüzsüzlük... Gözünün içine direk gibi bakıyorlar. Eskiden bir kız dediğin başını öne eğer, öyle giderdi. Bir laubâlilik... Giyiminde, yürüşünde bir acayiplik...

Yani terbiye gayri İslâmî terbiye olduğundan bu tarafa teşvik ediyor. Bu tarafa teşvik olunan insanlar da sonunda karşı taraftan kendisine bir oynaş buluyor, onunla işi ilerletiyor derken kötü yola sapıyorlar. Çoğu sapıyorlar. Hatta "Bir kardeş öteki kardeşi saptırıyor." diye gazetelere düşüyor; "Ne biçim kardeş!" diye resimleri çekiliyor.

Muhterem kardeşlerim!

Zinanın kendisinden uzak durabiliriz ama evveliyâtından da uzak duracağız. Oraya götüren delikleri de tıkayacağız, oraya götüren yolları da keseceğiz, oraya açılan kapıları da kapatacağız.

Oraya açılan kapılar nelerdir?

Açıklıktır, saçıklıktır. Oraya açılan kapılar; gözüyle sağa sola bakmaktır, gözüne hâkim olamamaktır. Oraya açılan kapılar; kendisine gerekmeyen kimselerle gidip konuşmaktır, peşine düşmektir.

Onun için bu kötü fiile düşüp de kendimizi Allah'ın affetmediği insan durumuna düşürmemek için, ailelerimizi perişan etmemek için, kızlarımızı yüzsüz kızlar etmemek için, aileleri namussuz aileler etmemek için, bu namus meselesine, tesettür meselesine, gözüne, eline, namusuna sahip olma meselesine çok sağlam olmamız lazım. Yoksa cemiyetimiz Avrupa'nın tesiri altında, dinsizliğin tesiri altında. Avrupa'dan yüzsüzlük geliyor, edepsizlik geliyor.

Ne diyorlar?

"Üstsüz!"

Yani plajda bikiniyle filan gezmek de az geldi de şimdi bir de "üstsüzler" çıktı... Yani üst tarafına hiçbir şey şey yapmıyor. İster koysun, ister koymasın, ötekisi bile berbat zaten... Yani öyle bir şeyi yaptığı zaman, artık ar damarı çatladığı zaman her şeyi yapıyor.

Geçen gün bir gazetede okudum; süt banyosu yaparken viski içen, yıkanan bir kadın. Tevbe estağfirullah! Yani insan şaşırdı mı ne kadar şaşırıyor!

Biz bu haberleri sadece haber olarak okumayacağız. Bu haberleri okuyunca; "Haa, bir yangın çıkmış, bu yangın nereden çıktı?" diye onu araştıracağız, onun menşeini bulacağız, o yangını başlangıcında söndüreceğiz.

Kendi çocuğumuza sahip çıkacağız.

Şimdi çocuklara bakıyorum; kol kısa, etek kısa, baş açık, "çocuktur..." derler. "Çocuktur" derler ama sen onu öyle yetiştirdiğin zaman, yaşı büyüdüğü zaman o kıza örtünmek zor gelir. Küçükten ört, bebekten ört. Bebekten çocuk başını örtmeye alışsın, kendisini korumaya alışsın.

Bu namus meselesine dikkat edelim.

Muhterem kardeşlerim!

Kötü huyların bir tanesi "içki" dedi. İçkiyi umumiyetle biz içmeyiz. Allah'a hamd ü senâlar olsun, şu cami cemaati ondan münezzehtir, içki içmezler. Fakat bu kardeşlerimizin yakınlarından içenler vardır. Bu içkiye biradan başlanır, küçükten başlanır, azdan başlanır, bir kadehçikten başlanır. Bak o da, içkiye müdavim olanı da Allah afv u mağfiret eylemiyor. O da insanın Allah'ın rahmetinden tard edilmesine vesile oluyor. Onun da kapısını kapayacak.

Allah'ın bu kadar helali varken harama yönelmeyeceğiz.

"Efendim Mısır ulemâsından fetva duyduk ki şu içkide alkol miktarı azmış da içilebilirmiş."

Öyle şey yok!

"Efendim bu içkinin alkolsüzü varmış."

Yok öyle şey!

Öyle alışır insan, gider.

Bizim arkadaşımız vardı Planlama'da, mebusluk yapmış. Üzüm suyunun bile biraz iyi korunmadığı zaman içinde derhal tahammur başlayıp içkileşme hâli olduğunu söylerdi.

Farz değil ya, onu yemeyince insan ölecek değil ya, içmeyince ölecek değil ya... Helal içkileri, helal meyve sularını, meşrubâtı içelim. Ona da çok dikkatli olalım.

Burada zikredilmeyen başka kötü huylar olabilir. Dört tane, beş tane hadîs-i şerîfi okuduk. Eğer burada zikredilmeyen huylardan üzerimizde varsa ne yapalım?

Boyun bükelim. Rabbimiz üzerimizde olan kötü huylardan bizi pak eylesin. Bizim başka çaremiz yok... Bataklığa saplandık, ne yapacağımızı şaşırmış durumdayız.

Allahu Teâlâ hazretleri bizi sevmediği her çeşit sıfattan temizlesin. Her türlü kötü huydan kurtarsın. Bizi sevdiği huylara muvaffak eylesin. Sevdiği amellere muvaffak eylesin. Sevdiği sıfatlarla muttasıf eylesin. Sevdiği bir kimse olmayı nasip eylesin. Çünkü dilerse yapar, her şeye kâdirdir.

Yuhricu'l-hayye mine'l-meyyiti ve yuhricu'l-meyyite mine'l-hayy. "Ölüden diri çıkartır, diriden ölü çıkartır."

Kara topraktan insanoğlu yapar; insanoğlunu yaşatır, kara toprak yapar. Her şeye kâdir. Kudretine son ve nihayet yoktur.

Allahu Teâlâ hazretleri cümlenizden razı olsun. Adımlarınız haclara, umrelere varsın. Allahu Teâlâ hazretleri muhabbetlerinizi ziyade eylesin. Kardeşliklerinizi takviyeli eylesin. Umduklarınıza nâil eylesin. Korktuklarınızdan emin eylesin. Cümlenizi ve cümlemizi mağfûrîn zümresine ilhâk eylesin. Cümlemizi ve cümlenizi rahmetine gark eylesin. Eğer ismimiz şakîler defterine yazılıysa, Allah'ın sevmediği kulları arasında ise Rabbimiz oradan bizim ismimizi silsin, sevdiği has kullarının defterine kaydeylesin. Bizi sevdiği kulları arasında kaydetmişse orada tespit eylesin. Önümüzdeki günlerde ayağımızı kaydırmasın. Rabbimiz izzetten sonra zillete düşürmesin. Kabulden sonra reddetmesin. İmandan sonra küfre düşürmesin. Dünya ve âhiretin bildiğimiz bilmediğimiz her türlü hayırlarına cümlenizi ve cümlemizi nâil eylesin. Dünyanın ve âhiretin bildiğimiz ve bilmediğimiz her çeşit şerlerinden cümlenizi ve cümlemizi hıfz u himaye eylesin.

Muhterem kardeşlerim!

Sözü çok uzatmak istemiyorum. Çünkü sözden çok iş görme, ibadet etme gecesidir. Yalnız bir hususu işaret etmek istiyorum ki Allahu Teâlâ hazretleri muttakî kullarını sever, takvâ ehli kullarını sever. Şu takvâ denilen huyu, hâli hepimiz öğrenelim ve tatbik etmeye çalışalım. Kendimiz takvâ ehli insan olmaya gayret edelim. Bugün işiniz, yani yarın -bugün artık arasanız da bulamazsınız- belki dışarıda da vardır, bilmiyorum, tevâfuken olmuş olabilir.- takvâyı anlatan bir kitabı arayın, tarayın, bulun ve kendinizi takvâ ehli insanların zümresine katmak için çekidüzen verin.

Rabbimiz bundan önceki ömrümüzde bilerek bilmeyerek yaptığımız her çeşit hata, kusur, isyan, günah, kabahat, ne varsa hepsini afv u mağfiret eylesin. Bizi kendi yoluna hakiki bir dönüşle dönen, tevbe-i sâdıka ile tevbe eden, tevbe-i nasuh ile tevbe eden kullarının zümresine dahil eylesin. Bundan sonraki ömrümüzde günahlara bizi bulaştırıp yüzümüzü kara eylemesin. Rızasına uygun salih ameller işlemeyi nasip eylesin. Hepimizi takvâ sıfatıyla ziynetlendirsin. Hepimiz Allah'tan korkan, [O'nun] rızasını arayan, cennetini elde etmeye çalışan, cehenneme düşmemek için uğraşan gayretli müslümanlardan olalım.

Allahu Teâlâ hazretleri cümlemizin vücutlarına sıhhat u âfiyetler ihsan eylesin. Hastalarımıza şifalar ihsan eylesin. İçimizde, her birimizin gönlünde bazı dertler, bazı istekler, bazı sıkıntılar vardır, Rabbimiz hepsini biliyor; gönüllerimizin muradlarına şu mübarek gecede cümlemizi nâil eylesin. Korktuklarımızdan cümlemizi emniyette eylesin. Rızasına uygun ve mesut, bahtiyar kullar olarak yaşamayı nasip eylesin.

Peygamber Efendimiz "Allah'ın öyle kulları vardır ki Allah onları âfiyet üzere yaşatır, âfiyet üzere öldürür, âfiyet ile cennetine sokar." buyuruyor. Rabbimiz bizi o âfiyet ehli kullarından eylesin. Dinde, dünyada ve âhirette âfiyet sahibi eylesin. Elemlere, kederlere uğratmasın.

Beldelerimizi ve sâir müslüman kardeşlerimizin beldelerini her çeşit âfetlerden, felaketlerden, musibetlerden, dertlerden, kıtlıklardan, sellerden, fırtınalardan hıfz eylesin. Bilhassa düşman istilasından korusun. Bizim gafletimizden, tembelliğimizden dolayı düşmanlarımız çok ileri gitti, teknik ve teknolojik ilerlemelerle bize hâkim oldular, dünyanın geniş yerlerine sahip oldular. Uçakları var, topları var, elektronik cihazlar var... Bizim de Rabbimiz var. Boynumuz bükük. Rabbimiz bize yardım eylesin. Bizi gafletten ikaz eylesin. Bizi çalışkan kullar eylesin. Bizi ilmen de kâfirlerden geride bıraktırmasın. Teknoloji bakımından da geri bıraktırmasın. Kimsenin önünde hor ve zelil eylemesin. Kimseye karşı boyun büktürüp el açtırmasın. İki cihanda aziz eylesin. Kâfirlere karşı bizleri mansur ve muzaffer eylesin. Nusretiyle teyid ve takviye eylesin.

Zikrinde, şükründe, hüsn-ü ibadetinde bize tevfîkini refîk eylesin. Son nefeste cümlemize ol kelime-i tayyibe-i münciye-i mübareke ki buyurun; eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve resûluhû diyerek imân-ı kâmil ile cennetteki köşklerimizi, bahçelerimizi, havuzlarımızı, hûrilerimizi göre göre ruh teslim etmeyi nasip eylesin. Cehennemine hiç sokmadan lütfuyla, keremiyle cennete ilk girenlerden eylesin. Cennet içre cemâl-i bâ kemâlini müşahede edecek, bu dünyada ayın on dördünü gören insanlar gibi âhirette rabbini görecek kulların zümresine bizleri de dahil eylesin.

Namazsız kardeşlerimizi namaza başlattırsın. Kötü huyları olan kardeşlerimizi kötü huylardan kurtarsın. Haramlara bulaşmış kardeşlerimizi haramlardan kurtarsın. Cümlemizi helal rızıklarla perverde eylesin. Helal, bol kazançlar nasip eylesin. Helal kazançlarımızla kendi yolunda sadakalar, zekâtlar, hayırlar yapmayı nasip eylesin. Rızasına vâsıl olmayı nasip eylesin.

Rabbimiz cümlemizin gönül gözünü açsın. Basiretimizi güşâde eylesin. Hakkı hak olarak görüp ona tâbi olmayı nasip eylesin. Batılı batıl görüp ondan uzak durmayı nasip eylesin. Dinde cümlemizi fakih eylesin. Cümlemizi hayırlı ilimlerle mücehhez eylesin. Rızasının dairesinden dışarıya adım attırıp ayak bastırmasın. Her işimizi ilâhî ente maksûdî ve rıdâke matlûbî diyerek rızasına uygun yapmak niyetinde eylesin.

Çok hayırlı işlere cümlemizi muvaffak eylesin. Bütün insanlığa, bilhassa memleketimizin fertlerine ve müslümanlara çok faideli olmayı, hayırlar yapmayı cümlemize nasip eylesin. Biz öldükten sonra da arkamızdan hayırları defterlerine yazılanlardan eylesin. Arkamızdan bizi hayır dualarla anacak evlâtlara, nesillere, zürriyetlere, arkadaşlara, dostlara sahip eylesin. Kabrine sevaplar yığılıp gelenlerden eylesin.

Dualarımızı lütfuyla, keremiyle, kardeşlerimizin okumuş olduğu hatimler hürmetine kabul eylesin. Bu gecenin feyzinden, bereketinden cümlemizi müstefiz eylesin. Bu gece hürmetine kabul eylesin. Ve bu ay Peygamber Efendimiz'in ayıdır, bu ayın sahibi Peygamber Efendimiz hürmetine kabul eylesin.

Ve bi-hürmeti hatmi'l-Kur'âni'l-azîm ve bi-hürmeti esrâr-ı sûreti'l-Fâtiha.

"İşte mübarek kandil gecesini ihyâ ettik, işte Kadir gecesini ihyâ ettik, işte bu Ramazan'da oruç tuttuk. Tamam, sevapları almışızdır." diye düşünür.

Muhterem kardeşlerim!

Rabbimiz bizi her yerde görüyor, her yerde hâzır ve nâzırdır. Biz O'nun istemediği şeyleri yaparsak O razı gelmez.

Biz O'nun mülkünde, O'nun gıdalarını yiyerek, O'nun nimetleriyle yaşarken O'na nasıl âsi oluruz? Nasıl bazı günler ibadet etmeyi bildiğimiz halde sâir zaman ibadetini terk ederiz?

Allahu Teâlâ hazretleri bizi kulluğunda daim etsin. Sadece böyle kandillere, sadece Ramazanlara, sadece belli günlere mahsus iyileşenlerden eylemesin. Her zaman iyiliği daim olanlardan eylesin. Her gecenizi Beraat gecesi gibi, Kadir gecesi gibi eylesin. Her gününüzü, her ayınızı Ramazan gibi feyizli eylesin. Ömrünüzü daima nurlu eylesin. Daima hak yolda geçirmeyi nasip eylesin. Hiçbir zaman nefse, şeytana uydurmasın.

Âhir zamanın fitneleri, fesatları, fasit fikirleri, bozuk akideleri çoktur; bizleri yoldan çıkartmak isteyenler çoktur, muzır neşriyat çoktur, bizi imandan koparmaya çalışanlar çoktur, beldemize göz dikenler, memleketimizi elimizden almak isteyenler çoktur, müslümanlara zulmetmek isteyenler çoktur... Allah fırsat vermesin. Bizi imandan ayırmasın. Mü'min doğurduğu gibi, dünyaya getirdiği gibi, mü'min yaşattığı gibi mü'min olarak yaşayıp ölmeyi nasip eylesin. Huzuruna sevdiği, razı olduğu "Gel benim kulum, cennetime gir." diye iltifat ettiği kullarından eylesin. Ayıplarımızı öyle saklasın ki kimse bilmesin. Settâr ismi hürmetine örtüp mahşer halkına da göstermeyip afv u mağfiretiyle, hatta hesaba uğratmadan bi-gayri hisâb cennetine dahil eylesin.

Bi-hürmeti esrâr-ı sûreti'l-Fâtiha.

Onlar yerlerine gidecekler, oturacaklar, yeniden abdest alacaklar, ibadet edecekler, durumu müsait olan kardeşlerimiz burada kalabilirler.

Bu gecede tesbih namazı kılalım. Tesbih namazını Peygamber Efendimiz tavsiye etmiştir. Sevabı çok büyük. "Mümkünse insan ömürde bir defa kılsın. Mümkünse ayda bir kılsın. Mümkünse senede bir kılsın. Mümkünse haftada bir kılsın. Mümkünse her akşam kılsın, her cuma kılsın." diye böyle gittikçe sıklaştırarak tavsiyesi var.

Şimdi aşağı inince musafaha edelim salavât-ı şerîfeler getirerek, birbirimizin kandilini tebrik edelim. Ondan sonra tesbih namazımızı kılarız. Evimize gideriz. Evimizde hususi ibadetlerimizi yaparız inşaallah.

Sayfa Başı