M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Sorular-Cevaplar (172)

Videoyu istediğiniz yerden başlatmak için metin üzerine tıklayınız.

Her günahkârın tevbe kapısı açıktır. Tevbe ederse tevbesi kabul olur. Tevbenin kabul olmasında kul hakları da vardır. Kul hakları ödendiği zaman cân u gönülden tevbe edip gözyaşı dökerse kabul olur. Bir de günahların silinmesi için çareler vardır: Mesela insan hacca gitti mi bütün günahları siliniyor. O hâlde hacca gitmeye gayret eder. Bir insan akşamleyin akşam namazının sünnetinden sonra evvâbin namazını kılmaya devam ederse [günahları affedilir].

Hadîs-i şerîfler var, Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;

"Denizlerin köpükleri kadar günahı çok olsa evvâbin namazı kılması, Allah'ın onu affetmesine sebep olur!"

Sonra geceleyin teheccüd namazı vardır. O vakitte insan kalkıp ibadet eder zikrederse duaları kabul olur. Böyle güzel vakitleri kollasın. Gözyaşı döksün, yalvarsın. Allah'tan kendisini affetmesini dilesin. Ümitsizliğe düşmek yoktur, ümitsizliğe düşmek haramdır. Bir daha yapmamak azmiyle tevbe etsin.

Soru: Bir erkek nişanlısıyla nikâhlanmadan telefon konuşması yapabilir mi?

Yapılabilir. Çünkü bir maslahat vardır, bir sebep vardır. Olabilir.

Soru: Yeni evleneceğim. Evimde haremlik selamlık oturmak istiyorum. Hanımım kimlerin yanına hangi kıyafetlerle çıkabilir?

Bir kere örtülü olması lazım. Tanınmamış kimselere mümkünse çıkmaz. Akrabaya da örtülü, dışarıya çıkıyormuş gibi kapalı olarak çıkar.

Soru: Kız, damadın kardeşinin yanına çıkabilir mi?

Örtülü olarak çıkabilir. Amcaoğulları vs. de öyledir.

Soru: Milliyetçilik hakkında görüşleriniz nelerdir?

İslâm'da müslümanların hepsi aynı millettendir. el-Küfrü milletün vâhidetün. "Küfür bir millettir." O zaman; el-Mü'minûne milletün vahideh. "Müslümanlar da bir millettir." İnneme'l-mü'minûne ihvetün. "Müslümanlar kardeştir." Müslümanın inancı budur.

Tabii bizim memleketimizdeki milliyetçi kardeşlerimizin sevdikleri şeyleri biz de seviyoruz. Orta Asya'daki kardeşlerimiz, Kırım'daki, Kafkasya'daki vs. Çünkü onlar aynı zamanda müslümandır. Ama dinden imandan çıkmış, azılı bir din düşmanı olmuşsa -ırkımdan da olsa cinsimden de olsa- sevmiyoruz. Çünkü Allah'ın sevmediğini sevmeyiz. Mesele böyledir. Biz de dünyanın her yerindeki müslüman kardeşlerimize hizmet etmek yardım etmek istiyoruz. Özbekistan'a, Semerkand'a gittik.Buhara'da oradaki kardeşlerimizle gözyaşlarıyla oturduk konuştuk Müslüman kardeşimiz olduğu için.

Soru: Banka müfettişi olmanın İslâmî bakımdan bir sakıncası var mıdır?

Âyet-i kerîmelerde, hadîs-i şerîflerde faiz yasaklanmış olduğundan faizle ilgili müesseselerin de faaliyetleri İslâmî faaliyet değildir. Oralarda bulunmanın da sakıncası vardır. Çünkü hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz faizi yazan kâtibin de suçlu olduğunu -Kâtibâhu, iki şahit katip filan oluyor- suçlu olduğunu beyan ediyor. Mümkün olduğu kadar bu gibi muamelelere yakın olmamaya çalışmak gerektiği dinî bakımdan ortaya çıkıyor.

Soru: Abim rahatsızlandı. Bir senesi kaldığı hâlde "Okuyamayacağım." dedi.

Abisine benim selamımı söylesin. Başlanmış olan nafile bir namazı bile bitirmek farz olur. Öyle yarım bırakılmaz. Üç sene okumuş. Dişini sıkacak, dördüncü seneyi de bitirecek; mezun olacak. "Ümmet-i Muhammed'e faydalı olacağım, sevap kazanacağım!.." diye okuyacak.

Şu anda sıkıntısı var. Geceleri hiç uyumuyor…

[Uyumamaktan] kaynaklanıyor. Uyku uyumayınca insanın dengesi bozulur. Vücudu normal çalışmaz, aklı da bozulmaya başlar. Teskin edici hap alarak vs. geceleri normal vakitte uyusun.

Ve cealnâ nevmeküm subâtâ, buyurulmuş. Geceleri uyusun. Uykusundan ihmal olmasın. Hatta ben tavsiye ederim ki geçinceye kadar gündüz de bir gündüz uykusu uyusun. Gündüz biraz istirahat ederek. O zaman vücut dinçlik kazanıyor. İştahını arttırmak için ilaçlar alsın. Vücudunu sağlamlaştırsın. Çünkü vücut bize emanettir.

Nedir?

Emanettir. Biz bu vücudu yıpratamayız. Ona iyi bakmak zorundayız ve bu vücudu ömrümüzün sonuna kadar kullanacağız. Çarşıdan yenisini almak da mümkün değil. Bunu kullanacağız. Eskise de yıpransa da dökülse de taka hâline gelse bile yine bunu kullanacağız. Onun için iyi kullanmaya dikkat etmemiz lazım. O kardeşim, o evladımız istirahatini yapsın. Gündüz de dinlensin gece de dinlensin. Şöyle kendisi bir bakıma girsin. Etrafındakiler de yardımcı olsunlar. Ondan sonra derslerine Allah rızası için çalışsın. Ben okuyacağım da kardeşlerime Ümmet-i Muhammed'e, ana babama faydalı işler yapacağım diye [çalışsın].

Soru: Sakalın faziletine dair ve bırakmaya dair bilgi verir misiniz? Ben askere gitmeden önce sakal bırakmak istiyorum. Ne var ki askere giderken kazımam şart. Bu durumda bırakmak mı daha hayırlı yoksa askerlik gelene kadar bekleyeyim mi?

Bırakmak iyidir. Çünkü askere gidecek mi dönecek mi, bunlar meçhuldür, bilinmez, gaybtır. Onun için şimdi günahlı bir şeyi yapmaya hemen başlamamak lazım. Çünkü kazımak haramdır. Bir mazereti yoksa sakal bırakmak lazım geliyor. Tabii bunu milleti bu duruma getirenlerin vebali çok büyük! Allah durumları düzelttirsin.

Soru: Evvâbin namazı kaç rekâttır?

En az iki rekât kılınır. En çok 12 rekâta kadar 20 rekâta kadar rivayetler vardır. İki rekât da olsa kâfi gelir.

Soru: Özellikle küçük çocuklar için hatıra resmi çektirmekte bir sakınca var mıdır?

Resim çektirme konusunda alimlerimiz çeşitli fikirler beyan etmişlerdir. Resmin çekilmesinden kaçınanlar vardır, uygun görmeyenler vardır. "Ancak vesikalık resim, pasaport için hacca gitmek için tapu için lazım oluyor. Ne yapalım, mecburiyettir. O kadarı olabilir. Ondan fazlası caiz değildir!" diyenler vardır. Suud'da veyahut Mısır'da bazı alimler de diyorlar ki;

"Fotoğraf, tabiattaki ışıkların fotoğraf kâğıdına mercekten geçip aksetmesiyle çekilmiş oluyor. Binâenaleyh mevcut bir şeyi alıyor, tespit ediyor. Bu, hadîs-i şerîfte bildirilen yasak tasvir değildir, resim yapma değildir. Kendi eliyle yapmıyor. Sadece ışıkları tespit ediyor. Binâenaleyh bunda mahsur yoktur."

Fakat boy resimleri, düğün resimleri, gelin resimleri çıplak resimler vs. Öyle resim o kadar da [serbest] bir şey değil! İlim için lazım, mimarî için lazım, sanat için gerekli vs. Mecburiyet olan yerler ayrı. Takvâ yolunu tutarak mümkün olduğu kadar sakınmak iyi olur.

Soru: İslâm'da tesettür, bakmanın haram olması; "Sadece açık olanlara bakmak değil kapalı olduğu hâlde birbirine bakmamak da esastır." diye açıklamada bulunmuşsunuz. Şimdi ilahiyat fakültesinde ayrı ayrı sınıf oluşturmak mümkünken hanımlarla erkekleri aynı sınıflara koyuyorlar. Sınıfta bakışmalar, konuşmalar oluyor. Bu durum hakkında ne buyurursunuz? Kimisi; "Bu konuda fetva var." diyor.

Hayır, bakışmaya hiçbir yerde fetva yoktur! Bu acı bir durumdur. Kadınlar ilim öğrensinler, diye fetva vardır ama günahlara düşmemek şartıyladır, bir fitne bahis konusu olmaması şartıyladır. Fitne bahis konusu olduğu zaman caiz olan şeyler caiz olmaz.

Kabir ziyareti!

Kadın kabri ziyaret edebilir mi?

Edebilir. Fitne ve tehlike yoksa [edebilir].

Fitne varsa; bakışacak, yolunu kesecekler. Kabadayılar sataşacak… O zaman gidemez.

O bakımdan hanımlar da dikkat etsinler beyler de dikkat etsinler. Yöneticilerin de elinde imkân varsa onlar da Allah'ın emrini uygulamaya gayret ve dikkat etsinler.

Soru: Helalliği veya haramlığı kesin olarak bilinmeyen bir maddeyi yemenin hükmü nedir?

Hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;

"Sınırda gezen yasak olan yere düşebilir."

Onun için şüphelilerden kaçmak verâ duygusudur, dervişin şanındandır. Şüpheliden kaçınacak. Sahâbe-i kirâm diyorlar ki; "Biz harama düşmek korkusundan nice helalleri bile terk ederdik." Sahabenin ahlâkı böyledir. Aldırmayan, haram mı helal mi nedir bilmeden [yaşayanlar] bir gün paddadak günahı işlerler, cezasını çekerler. O bakımdan dikkat etmek uygun olur. Ya da gidip hükmünü öğrenecek, soracak. "Dur bir sorayım, öğreneyim, öyle…" diyecek.

Soru: Birtakım müslüman kardeşlerimiz peynir mayalarının şüpheli olduğunu, zeytinlerin kuyularda muhafaza edildiğini, murdar olduğunu, yenilemeyeceğini söylüyorlar. Bunlara kulak verip yiyeceklerden bu şekilde sakınmak gerekli midir?

Hayır. Peygamber Efendimiz'e Şam'dan peynir getirdiler ve yerken dediler ki;

"Yâ Resûlallah, bunun mayası şöyledir böyledir…"

Efendimiz ona itibar etmedi, yedi. Çünkü maya başka peynir başka! Maya bir şeyi oluşturuyor. Peynir bir başka madde hâline geliyor. Buna "istihâle" derler. Bir hâlden bir başka hâle geçtiği için temiz oluyor.

Zeytinin salamura yapılması, suda ıslatılması caizdir ve haram değildir. Böyle bir zeytin yenilebilir. "Acaba bunun kuyusunun içine bir şey düştü mü, murdar oldu mu olmadı mı?.." diye düşünülmez. Esasen helal olan bir şeyin -bir delil olmadıkça- helalliği devam eder. Onun için rahatlıkla zeytin yiyebilirsiniz, peynir yiyebilirsiniz.

Tabii her gıda için söylüyorum: Tanıdığınız yerden alın! Temiz kişiden alın! Ekmeğin bile içinden çuval parçası çıkıyor, hamamböceği çıkıyor bilmem ne çıkıyor! Ekmek helal ama dikkat edilmediği zaman bir şeyler olabiliyor. Temiz gıda almaya dikkat edin!

İki gün önce bir arkadaşımız çok güzel bir şeyler anlattı: Avrupa'da bir sergiyi geziyormuş. Patatesler varmış. Şu patates şu fiyata, şu patates şu fiyata… İri güzel patatesler… Ama kenarda yamru yumru, kötü görünüşlü, ufacık tefecik patatesler; fiyatı iki misli, üç misli fazla!

"Yahu bu niye böyle?" demiş, sormuş. Demişler ki;

"Bu hiçbir kimyevî madde katılmadan, gübreleme vs. yapmadan doğrudan doğruya tabii toprakta büyümüş bir patates de bunun fiyatı onun için böyle yüksektir."

"Biz de memlekette böyle yapmak istiyoruz, yapabilir miyiz?"

"Yaparsınız. 200 dönüm arazi alacaksınız, üç sene bekleteceksiniz. Nadas olacak. Otlar bitecek. İçinde bir şeyler varsa geçecek gidecek. Ondan sonra biz geleceğiz, muhtelif yerlerinden toprak numunesi alacağız. İnceleyeceğiz: 'Evet, içinde hiç kimyevî madde kalmamış!' diyeceğiz. Onu dedikten sonra size bir sertifika vereceğiz. Orada ektiğiniz şeyleri biz alırız, biz satarız. Parasını da veririz. Ama böyle bir tedbir şart!" demişler.

Ben de eskiden beri hep düşünürüm. Bu kimyevî hormonlar, ilaçlar meyveleri korumak için üstüne sürülen parafinler vs. Bunların bir kısmı ve meyvenin bizzat içinde, sebzenin bizzat içinde, ağır metaller civa vs. suyundan filan geçebiliyor. Bunlar sıhhate zararlı oluyor. Her şeyin tabiisini bulmaya, tanıdık bir yerden almaya gayret edin!

Önüme bal getiriyorlar. Kur'ân-ı Kerîm; Fîhi'ş-şifâu li'n-nâsi, "Balda şifa vardır." diyor. Amennâ ve saddaknâ! Fakat balın da hangi mevsimde hangi yerde hangi çiçekten alındığını bilmek, tahkik etmek lazım. Zehirli ballar oluyor; yiyen ölüyor, ölebilir. Tanıdık bir yerden alacak. Hangi çiçekten yapıldığını, hangi mevsimde alındığını bilecek. Balın kıymeti öyle anlaşılıyor. Her şeye dikkat etmek gerekiyor.

Soru: Kızımın sinir sistemleri bozuk, uyuyamıyor; duanızı rica ediyoruz.

Kızın sinir sistemi neden bozuk?

Kız olunca buluğ çağında olunca delikanlı olunca tabii o zaman o çağın kendine göre problemleri vardır. Evin durumu vardır. Etrafındaki insanların muamelesi vardır. Kendisinin dersleri vardır. Arkadaşları vardır… Bir şeyler bir şeyler vardır. Aslında onları iyice incelemek lazım. O durumları, o sebepleri ortadan kaldırmaya çalışmak icap ediyor. Kolay değil, sıhhati muhafaza zor! Hastayı da hasta olduktan sonra derleyip toparlamak daha zor oluyor. Dikkat etmek lazım, anne ve babaların dikkatli olması lazım.

Soru: Faiz muamelesi iptal ettirerek bankada para tutmak caiz olur mu?

Bir müessese ya desteklenir ya desteklenmez. Müessese uygunsa desteklenir. Bir kurum bir şey uygunsa desteklenir, uygun değilse desteklenmez; onun yerine uygun olanı desteklenir. Kardeşlerimizin uygun olanı desteklemeye gayret etmesi lazım. Uygun olmayandan kaçınması lazım.

Soru: Her ne kadar dilime ve kalbime sahip olmak istesem de uğraşsam da bazen yaptığım ve söylediğim sözlerden dolayı küfre düşüp düşmediğim hususunda çok şüpheye düşüyorum. Bu gibi durumlarda ne yapmam doğru olur? Böyle bir şüphe durumunda gusül abdesti almam gerekir mi?

Tabii küfre düşecek sözü söylememeye çok dikkat etmek lazım. Diline sahip olmak lazım. Eline otuz üçlük, doksan dokuzluk bir tesbih alsın. Dilini zikirle meşgul etsin de böyle başka şeylere düşmesin. Mümkün olduğu kadar da egzersiz yapsın. Küçük şeylerde kendisini kızmamaya, diline sahip olmaya, gözüne, eline sahip olmaya deneyim yapsın, egzersiz yapsın. Böyle başına geldiği zaman bu gibi duruma düşmesin. Tabii küfre düşen bir insan imanı gittiği için yeniden iman tazelerken gusül abdesti alacak, kelime-i şehadet getirecek filan. Allah o durumlara düşürmesin.

Soru: Bir dükkân işletiyorum. Kısa süre önce babam beyin ameliyatı geçirince abim yurt dışına çalışmaya gitti. Böyle olunca evin, dükkânın sorumluluğu bana kaldı. Fakat üniversiteyi okumak istiyorum. Bu sene az bir farkla kaybettim. Ticarete mi devam edeyim üniversiteyi mi okuyayım?

Bu anlattığı duruma göre abisi Almanya'ya gitmiş. Kendisi [burada]. Üniversiteye biraz [ara versin]. Evin işlerini hallettiği zaman o arada istediği üniversite için kendisi çalışsın ve o üniversitenin kitaplarını filan okuyarak da kendisini hazırlasın. Sonra durum müsait olunca gider.

Soru: Rüyamda Resûlullah Efendimiz'i gördüm. Onu yıkadığımı gördüm. [Neye delalettir?]

Allahualem bu, sünnet-i seniyyeye daha iyi sarılması gerektiğine işarettir. Onun için dikkat etsin.

Soru: Bayramiçli'yim. Uludağ tıp [fakültesi] üçüncü sınıftayım. Bir kızla düşünmüşüp konuşmuşup nikâhlandık. Ailesi de ille okusunlar filan diye vermiyor. Okul bitsin öyle, diyorlar. Ü sene var. [Ne yapmalıyız]?

Nikâhlanmaların böyle şeyleri var. Nikâhlanmış, nikâhı tamamdır. Ailesi de vermiyor. Akıllı uslu kimseler gider der ki;

"Yahu bunlar nikâhlanmış. Bunları böyle ayrı tutmayın, evlendirin…" der.

Dinlerse dinlerler. Dinlemezlerse düğünü üç sene sonra olur. Onlar da sabrederler. Başka şeyi yok. Allah yardımcıları olsun.

Allah hepinizin yardımcısı olsun. İki cihanda aziz olun. Rabbim cennetiyle cemâliyle cümlenizi müşerref eylesin.

Sayfa Başı