M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Sorular-Cevaplar (165)

Videoyu istediğiniz yerden başlatmak için metin üzerine tıklayınız.

Evliyâullah müridine şeriate muhalif hareketlerde bulunmasını emreder mi, söyler mi?

Hayır, şeriata muhalif şeyi söylemez. Mesela içki iç diyormuş, mürid de içiyormuş. İçki içki değilmiş de zemzemmiş, bunların hepsi palavradır. Mürşid-i kâmil içki iç demez, ötekisi de içkiyi içmez. Hocası içki iç derse o içkiyi içmez. Dese bile içmez çünkü Allah'ın emrine aykırı emir buyurmaya ne hocanın ne kocanın ne babanın hakkı vardır. Allah'ın emrine zıt, aykırı emir etmeye hiç kimsenin hakkı, salahiyeti yoktur. Mürşid-i kâmiller insana bazı şeyler söylerler mi? Söylerler ama o söyledikleri şeyler şeriata aykırı şeyler değildir; imtihan olarak bazı şeyleri şöyle yap böyle yap derler. Aslında o şeriate de aykırı değildir. Aykırı şey söylemezler, haramı söylemezler.

Bana sıkıntı geliyor. Dilimde ağırlık oluyor. Gereken nedir?

Çörek otuna devam etsin, bir de lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi'l-aliyyü'l-azîm zikrini çeksin.

Hocam falanca finans kurumunda hesap açmak doğru mu? Reklam olmasın diye isim veremiyoruz, bir finans ismi söylüyor.

Finans kurumlarına hesap açtırmak, orada faiz olmadığı için doğru oluyor, yanlış olmuyor. Faizli işlem yapmadıklarını bildiğiniz yerlere açabilirsiniz.

İdrarın yararından bahseden kitaplar var, bu kadar yararı çok olan bir şeyi Kur'an nasıl murdar sayıyor?

Bir şeyin yararlı olması pis olmasını engellemez. Gübre de bitkiye yararlıdır ama gel de ye bakalım. Allah'ın her şey yerli yerindedir, hikmeti vardır. Vücuda faydalı olmayanı böbrekler süzüyor, vücuda faydası kalmadığı için zehirleri vesaireyi süzüyor; bir laboratuvar, bir fabrika gibi karaciğer çalışıyor, böbrekler süzüyor zararlıları atıyor. Sonra idrar, -elbisenin, kumaşın üzerine idrar döküldü- kaldığı yerde tağayyurâta uğruyor, yani bozuluyor. Daha kötü maddeler meydana geliyor.

Mesela et de helâldir. Et bayatladığı, bozulduğu zaman zehirli madde oluyor, et yiyenler hasta oluyorlar. Onun için bir şeyin haramlığının, helâlliğinin çok derin hikmetleri, çok faydaları vardır; ondan Allah haram etmiştir. Hatta size şunu hatırlatırsam sorunun sahibi de tatmin olacak. Biliyorsunuz Kur'ân-ı Kerîm'de içki yasaklanmıştır ama bir âyet-i kerîmede deniliyor ki: "İçkinin insanlara faydası da var zararı da var. Zararı daha fazla, onun için haram kılındı." Demek ki [içkinin] bazı faydaları olabilir. Faydalı her şey helâl olacak diye bir kaide olmadığını bu âyet-i kerîmeden de kardeşimiz anlayacak, tatmin olacak diye tahmin ediyorum. Sözleri de zaten tatmin edecek misalleri ihtiva ediyor.

Hocam, "Dinde aşırıya gitmeyeceksin." deniyor. Dinde aşırılık nedir?

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz dinde aşırı gitmemeyi bize birçok hadîs-i şerîflerde tavsiye buyuruyor. Misal:

"Mine'l-a'mâli mâ tutîkûne. "İbadet ve taatlerden gücünün yettiği kadarını yap, o kadarı ile kendini yükümlü eyle."

"Fe-innâllahe lâ yemellü hattâ temellû. "Çünkü Allah senin ibadet yapmandan bıkmaz, ibadet ettikçe sever ama sen bıkarsın, sen yapmayacak duruma gelirsin." Sen ihtiyarlarsın, seyahate çıkarsın, hasta olursan da yapamayacak duruma gelirsin. Onun için hayatın çeşitli devrelerini, hallerini düşünerek ibadeti ölçülü yapmak lazım. Aşırı yüklenip aşk ile şevk ile "ben çok yaparım çok yaparım, çok yaparım." diye şey yaptığı zaman, aşırısını yapamadığı zaman insanı sorumluluğa düşürür. Onun için Peygamber Efendimiz aşırı olmamayı, itidalli, dengeli olmayı tavsiye etmiş.

Neden?

"Bir zaman gelir yapamazsa Allah'ın sevmediği bir duruma düşer." diye ondan söylemiştir. Dinde aşırı gitmemenin sebebi hikmeti budur. Onun için öyle söyleniyor, acıdığı için. Allah da amellerin çokluğunu sevmiyor. Amellerin en sevaplısı, yani ibadetlerin, hayırların, yapılan şeylerin en hayırlısı az bile olsa devamlı olanı. Allah devamlılığı, vefâlı kulu seviyor. Bir profesörden bahsettiler, şimdi bir kurumda çalışıyormuş. Geçen gün bir arkadaş söyledi, ben tanırım kendisini. İyi, bilgisi var. Elinde çanta gezerdi, genç yaşından beri çalışırdı. Bir ara yapmış, şimdi namaz bile kılmıyormuş. İmam hatipli bu adam ya! Namaz bile kılmıyormuş, olmadı. Allah devamlılığı seviyor. Vefâlılığı seviyor, güzel şeyleri devamlı yapmak lazım, onu seviyor. Bir yapıp bir bırakmayı sevmiyor.

Türkiye'de Arapça bilen az. Kabre girildiği zaman ölen kişiye Arapça mı sorulacak? Arapça mı cevap verilecek?

Kabre girince herkesin anlayacağı şekilde ona soru sorulacak. O da ona cevap verdiği zaman melekler anlayacak.

Düğün salonuna gidilir mi?

Düğün salonunun durumuna bağlı, eğer düğün salonunda açıklık, kadın erkek ihtilafı, karışıklığı varsa, içki, haram şeyler varsa, o zaman o düğüne o ziyafete gidilmez. Ama İslâmî usullere göre yapılıyorsa o zaman gidilir, düğün salonu olsa da gidilir. Eskiden sinema salonuymuş da salon olarak kullanılıyormuş, oraya da gidilir. Düğünün şekli önemli.

Hocam, istemeyerek kalbime kötü şeyler geliyor, günah mı acaba, ne yapmam lazım?

İnsanın kalbine kötü şeyler gelmesinden Allah günah yazmayı bizim ümmetimizden kaldırmıştır. Yalnız Harem-i Şerîf, Mekke müstesna. Orada insanın gönlüne kötü bir şey de gelse sırf kötü bir şey gelmesinden dolayı dahi günaha girer. Orası müstesna. Buralarda ondan günah olmaz, yalnız bunun tehlikesi vardır, kalbine kötü şeyler gelen insan yapmaz yapmaz yapmaz, bir zaman gelir, kötü şeyi yapar. Onun için kötü şeyler gelmemesine çalışmak lazım, bunun çaresi de zikrullahtır. Zikre fazla çalışırsa kötü şeyler gelmez.

Ders almak isteyenler isimlerini adreslerini vermişler.

Güzel, onlara dersr tarif edeceğiz.

Davullu zurnalı düğünlere gidilebilir mi? Mesela ablamın düğünü olsa…

Davul zurna yasak değildir, Peygamber Efendimiz bazı şeylerde tef filan çaldırmış. Doğrudan doğruya o yasak değildir. Yasak olan haram olan şeylerin yapılmasıdır. Kadınlar kendi aralarında olduğu zaman kendilerine göre çalabilirler, eğlenebilirler; erkekler kendi aralarında içki içmeden kendilerine göre eğlenebilirler, olabilir.

Geçen haftaki anlatılanlardan bir sorusu var kardeşimizin. Cehenneme düşen en az ahkâben kalacak. Üç hukub kalacak demiştim. Bu çok fitne fesat yapanlar için mi, yoksa her kişi için mi?

Cehenneme girecek her kişi için en az 240-250 sene kalacak, en aşağısı, azı bu. 240 sene de dünya senesi değil âhiret senesi. Biliyorsunuz âhiretin bir günü, dünyanın bir yılı kadar uzun. O zaman bin yıl desek bir yılı 365 000 yıl oluyor. 240-250 yılı da, 365 000'in 240-250 misli, muazzam bir rakam oluyor. Herkes için, cehenneme bir düşen en aşağı bu kadar yanacak.

Bir yerde okumuştum, bir özürsüz namaz terkinden, bir hukub kalacak, bir vakit cünüp kalan bin sene cehennemde kalacak diye… Bunlar âhiret senesi mi?

Tabi bunlar hep âhiret senesidir, yalnız bir vakit cünüp kalmaktan, yani cünüp kalmış da namazı kılamamış olmaktır esas, yoksa yıkanıncaya kadar insan ille cehennemlik oluyor mânasına değil.

Hz. Ali Efendimiz'in sözünü nakletmiş bir kardeş. Diyor ki, "Hakkınızın yenmesine razı olmayın. Zira hakkınızla birlikte şerefiniz de kaybolur." Yani hakkımız elden gitmesin diye, fitne çıkmasın diye nasıl dengeyi sağlayacağız diye soruyor.

İnsanın hakkını araması normaldir. Hatta Hz. Ali Efendimiz'in işaret ettiği nokta mühimdir. Hakkını çiğnettiğin zaman karşı tarafın da günah işlemesine de fırsat vermiş oluyorsun. Hak aramak önemlidir ama hak aramanın usulü vardır. Usulüne uygun aramak lazım. İnsanın fitne çıkarmadan hakkını araması tavsiye edilir ama haklar da çeşitlidir. Bazı haklar bağışlanabilir, bazı haklar haydi ortalık karışmasın diye susulabilir, hakkın cinsine göre…

Bir müridin şeyhine karşı itaat anlayışı Kur'an ve sünnet ölçüsü içinde nasıl olmalıdır? Müridin şeyhin davranışlarını kendi aklına göre yorumlaması, "Hocam şu noktada hata etti." gibi sözler söylemesi, kendi düşüncesini bazı âyet ve hadislerle desteklemeye çalışması doğru mudur?

Burada önemli olan müridin bağlandığı şeyhin şeriat bilgisidir. Neden bağlanılıyor? Şeriati iyi öğrensin diye. O mübarek bazı meseleleri daha iyi göreceği için onun ilmine, irfanına, görüşüne, sezgisine itimat etmek lazım. İtimat edeceği bir insana bağlanması, cahile, dini bilmeyen insana bağlanmaması lazım. Yalan yanlış şeyler söyleyen, yapan bir insana bağlanırsa, tabi şu âyete aykırı bu âyete aykırı filan diye ortaya müşkiller çıkar. Ama alim, Allah'ın emirlerini yasaklarını bilen bir kimseye bağlanmışsa o zaman kendisi onun hareketlerinin bazen şeylerini [hikmetlerini] kendisinin bilgisi az olduğundan anlayamayabilir. Din ilimleri incedir; hayat tecrübesi lazım, basîret, ferâset lazım, herkes ona sahip değildir. O bakımdan mürşid, mürşid-i kâmil ise müridin böyle itirazları onun helakine sebep olur. Sonunda kopar gider, mahvolur gider. O hususta çok dikkatli olması lazım.

İşte görüyorsunuz sorulardan, bazen insanlar neler düşünüyor, yanlış şeyler yapabiliyor. Âlime hürmet etmek, gelişi güzel çizmeden yukarıya çıkmamak lazım. "Çizmeden yukarıya çıkmamak." diye bir şey var.

Arkamızdan dövünerek ağlayanlar için bize azap edilir mi? Başkasının hareketinin cezasını biz çeker miyiz?

Hayır. Başkasının hareketinin cezasını sen çekmezsin ama onun ağlamasına üzülürsün, ordan ezâ çekersin. Yanlış iş yapıyor, bu benim yakınım, keşke bunu yapmasaydı, neye yanlış iş yapıyor diye ona üzülürsün, yoksa başkasının günahından sen azap görmezsin.

Hocam ailem İslâm'ı bilmiyor. Yeni doğacak çocuğumuzun isiminin Sercihan Turgut olmasını istiyorlar. Bu ismi koymanın mahsuru var mı?

Sercihan, 'cihanın başının tacı' demek. Sercihan Farsça bir kelime. Dine aykırı bir ismi yok. Turgut da batı dillerinden gelme bir kelime, 'ejderha' demek, Dragot kelimesinden bozma. Biz Turgut'u ejderha manasıyla kullanmıyoruz da, mübarek mücahitlerden Turgut Reis varmış diye kullanıyoruz ama manası pek şey [uygun] değil. Ejderha yılanın büyüğü manasına filan geliyor. Onu koyacağına daha güzel bir isim koyması uygun olur.

Birisinden duymuştum, Peygamber Efendimiz buyurmuş: Ümmetimin hafızlarının çoğu cehennemdedir." Böyle bir hadîs-i şerîf var mı?

Ben böyle bir hadîs-i şerîf duymadım ama bazı kurrâ, -Kur'an'ı çok okuyan, hafız olan, din bilgini olan anlamına gelir.- bazı alimlerin hareketleri dine aykırı olur ondan dolayı cehennemlik olurlar diye hadîs-i şerîfler var. Mesela, dinini satarak dünyalık elde etmeye çalışır, vesaire. Veyahut hükümdara şakşakçılık, dalkavukluk, destekçilik yapar oradan günaha girer. Bu gibi sebeplerden bazı hafizların, alimlerin ceza göreceğini bildiren hadîs-i şerîfler var.

Sorumlu olduğum ticarethaneden mal sahiplerinin yakınları fitne çıkarıp bir yakınımı suçlayarak işten çıkmasına sebep oldular. Böyle bir fitneyi yetkili olarak engelleyemediğimiz zaman ilerde çıkabilecek daha büyük fitneleri engellemek ve başka iş imkanları çıkarsa ilk işyerimizden ayrılmalı mıyız yoksa sabır mı etmeliyiz? İşyerimizde yanlış anlaşılmadan dolayı bir arkadaşımız mazlum durumuna düştü ben de engelleyemedim.

Yanlışlık, zulüm, haksızlık nerede yapılıyorsa müslümanın yanlışa karşı çıkması gerekir. Hakkı tutması, haklıyı tutması lazım; haksızlığı nerede ne zaman olursa olsun söylemesi, engellemeye çalışması lazım. Bu dinî bir vazifedir. Bunun için kınayanın kınamasından korkmamak gerekiyor.

Peygamber Efendimiz Zilhicce ayında ilk on gün orucu övmüş fakat onuncu günü kurban bayramının birinci gününe isabet ediyor. Bunu nasıl ayarlamalıyız?

Araplar bir ayı öncesi, ortası, sonu diye üçe bölerler. Zilhicce'nin aşr-i evvelinde oruç tutmak çok sevaplıdır demek, ilk onluk ilk bölüm demek. Ayı üçe ayırırlar, 10, 20, 30 gibi yani. Burada bu taksimden anlaşıldığı üzere onuncu gününe kadar ki kısmı demek oluyor. Kurban bayramında oruç tutmak haramdır, oruç tutulmaz.

Çok ezik bir anneyim. Bir evin içinde on senedir tek oğlumla dargın oturuyorum. Oğlumun iki çocuğu bir hanımı var. Ona çalışmak çok zor geliyor. İşi yok, beş nüfus bir benim maaşımla geçinmeye çalışıyoruz. Aynı zamanda dulum. Ben ne çekiyorsam gelinim ve torunlarım da onu çekiyor. Dünya ve ahiret sigortamız yok. Benim oturduğum sofraya oturmuyor, evine hiç bakmıyor, bir çivi dahi çakmak ölüm geliyor. Dua bekliyorum.

Allah ıslah etsin. Anasına bakmayan, karısına, çoluğuna çocuğuna bakmayan bir insan. Bu anasının derdi bitsin diye Allah ıslah etsin. Bu tembel herife çalışmayı, hayırlı iş yapmayı öğretsin. Allah yardımcısı olsun veya başka hayırlı kazanç kapıları ihsan etsin bu çilekeş hatuncağıza.

Sayfa Başı