M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Sorular-Cevaplar (164)

Videoyu istediğiniz yerden başlatmak için metin üzerine tıklayınız.

İslâmî konularda uzman kişiler ve bazı hocalarımız dinimizde kadınla tokalaşılmaz diye bir şey olmadığını,âyet olmadığını söylediler.

Bak, bu cahillik. Peygambersallallahu aleyhi ve sellemEfendimiz kadınlarla musafahayı yapmazdı. Bey'at ederken bile musafaha yapmazdı, kadınların elini tutmazdı. Sünnet. İlla her şeyde âyet olması şartı yok. "Bu konuda âyet yok." demek, o da cahillik.

Mesela malın kırkta birinin verileceğine dair âyet yok. Ama zekât verileceğine dair âyet var. Paranın kırkta birinin verileceğini PeygamberEfendimiz hadîs-i şerîfinde bildiriyor.

"Âyet yok." demek cahilliktir.

Bak cahil. Uzman kişiler cahil;İslâm'ı bilmiyor.

Televizyonlarda baktım,Ramazan'da konuşmalarda filan, profesör... Birçok kimse İslâm'ı bilmiyor.Âyeti bilmiyor. Âyete aykırı şey söylüyor.

"Peygambergaybı bilmez." diyor.

Doçent olmuş,fetva komisyonu başkanı olmuş... PeygamberEfendimiz'ingaybı bildiğine dair hadisler var. Sonra dikkatli okursan,Kur'ân-ı Kerîm'de;

Fe-lâ yüzhirualâğaybihîehaden illâmen'irtezâminresûlin.

Bazı kimselere gaybı bildirdiğini Allah âyette bildiriyor.

Yarım adam. Yani cahil, bilmiyor.

Bizim arkadaşlarımız camidemusafaha ediyorlarmış. Musafaha. Müslümanmüslümanla karşılaştığı zaman musafaha ettimi günahları sapır sapır dökülür. PeygamberEfendimiz musafaha edecek diyeteşvik ediyor.Oranın müftüsü diyormuş ki;

"Bırakın şu bid'at işleri!"

Bak, sünnet olan işe "bid'at" diyor.

Öyle görevliler var ki Diyanet İşleri Başkanlığı'nda yüksek mevkilere çıkmış;

"EbûCehil'inde sakalı vardı.Keçininde sakalı var." diyor.

Bu laf insanı küfre bile götürür!

Lafa bak...

Cahillik yaygın.

Ne yapmak lazım?

Öğrenmek lazım. Okumak lazım. Âyetleri hadisleri okumak lazım, bilmek lazım. Bu önemli.

Tebliğ konusundaki düşüncelerinizi almak istiyorum. Eğitimci olarak biz öğretmenler, öğrenciler konusunda nasihatimiz ne olacak? Gıybet konusunda fikirlerinizi alabilirmiyim?

İslâm'ın tebliği; lafla tebliğ yetmiyor, onu cevaplandırmış oldum. Alacaksın, çocuğa uzun uzun anlatacaksın. Uzun zaman beraber olacaksın.

PeygamberEfendimiz'inİslâm'ı öğretme usûlü neydi?

Uzun zaman beraber olma yoluydu.

Neydi yani?

Sohbetti.

Sohbet nedemek?

Arkadaşlık demek. Sahibe-yeshabu,"bir kimseyle beraber olmak" demek.

PeygamberEfendimiz yanına sahabesini alıyordu, gece gündüz onlarla beraberdi. İslâm'ı öyle öğretti. Yoksabir vaazla olmaz.

Öğretmenler çocukları alacak, belli zamanlarda belli saatlerde belli günlerde belli kitapları okuyacaklar. "Şu kitabı okuyalım. Ben size yardımcı olayım." Beraberlik olacak.

İslâm'da eğitimi öğretmenin yolu nedir?

Sohbet.

Yani ne demek?

Beraberlik demek.

Sohbet ne demek?

Kalkıp konuşmak demek değil. Sohbet,"beraberlik" demek.

Pakistan'dan, Hindistan'dan adamlar geliyor,"Cemaat-i Tebliğ" diyorlar.

İslâm'ı nasıl öğretiyorlar?

Geliyor, diyor ki;

"İslâm şöyledir böyledir, şöyle yapın böyle yapın... İslâm'ı yaymak için çalışmak lazım. Varmı içinizden bize katılacak? Hadi bizimle gel." diyor.

Bunu alıyor, buradan Manisa'ya,Manisa'dan Akhisar'a, Akhisar'dan Balıkesir'e gidiyor.

Bu ne?

Yanına aldığı insanı yolda eğitmek için, beraberlik metodu bu. İslâm'ı öğretmekte beraberlik metodu.

Anlatabiliyormuyum?

Millet bunu bilmiyor. Millet sanıyor ki söylersen olur.

Söylerse olsaydı AllahuTeâlâ hazretleri bir melek indirirdi, tebliğ ederdi, giderdi. 23 yıl PeygamberEfendimiz ashabının arasında yaşadı;İslâm'ı beraberlikle, beraber oluşla öğretti.

Sohbetle ne demek?

Laf söyleyerek demek değil; beraber oluşla.

İslâm'ın beraber oluşla öğretilmesi çok önemli bir husustur.

Tasavvufî terbiyede budur.

Dervişle şeyh ne oluyor?

Bir arada oluyor,akşam sabah beraber oluyor. PeygamberEfendimiz'in ashabına öğrettiği gibi şeyh de müridini o tarzda yetiştiriyor.

Beraberlik metodu olacak. Beraberlik çok olacak da anlatacaksın anlatacaksın,İslâm'ı öğrenecek.

Gıybet konusunda benim bir şey söylememe lüzum yok. Gıybet haramdır. Bir kişinin aleyhinde onun arkasından konuşulmaz. Konuşmayacaksınız. Haklı olduğu halde konuşmayacak. Yani o insanın kusuru olduğu halde konuşulmayacak.

Ama -belki bunu soran öğretmen, bu kadar sözü biliyordur- eğer fâsık-ı mücâhir ise yani fısk u fücûrunu utanmadan arlanmadan âşikâren söylüyorsa o zaman onun kusurunu söylemek gerekir.

Neden?

Âşikâre çalışarak zarar veriyor.Onun için zararını engellemek için âşikâre konuşulur.

Ne dedik "o falanca kadın" filan dedik, niye?

Âşikâre suçu söyledi.

"Falanca doçent" dedik, niye?

Âşikâre söyledi. Yanlışlığı söyledi. Düzeltme çalışması yapmak gerekiyor. O zaman gerekir.

O zaman o yapmasaydı,fâsık-ı mücâhir olmasaydı, fısk u fücûrunu, günahını âşikâre yapmasaydı. Âşikâre yapınca zararını engellemek için söylenir.

Aksi takdirde söylenmez. Özel toplantıda falancanın kusuru söylenmez.

PeygamberEfendimiz diyor ki;

Künli'r-raculinâsırenve li-kavmin zâciren ve kum anhüm. "Gıybet yapılan yerde gıybet edileni koru, gıybet edenleri engelle ve orada durma, kalk." diyor.

Böyle yapılır. Normal olarak gıybet yapılmayacak.

Şeriatinbir tanımı yaparmısınız?

Şeriat,"yol" demektir.

Şir'a-şer' yani şin,re, ayn ile şer'. Şir'a ve şeriat, bu üçü "yol" demektir.

İnsanın iman, yaşantısında tutturduğu yol...Tarikat gibi. Ama tarikat daha özel bir gidiş. Şeriat, "yol" demektir.

Li-küllin cealnâminkümşir'aten ve minhâcâ.

Âyet-ikerîmedeminhackelimesi ile beraber zikrediliyor."Yol, harekettarzı" demek. İslâm ahkâmının hayata intikali, uygulanması ve ahkâmı demek. Yani dinin ta kendisi demek. Şeriat demek,İslâm demek,"din" demek.

Ramazan'da bir gün önce başlayıp Ramazan ayı görünce bir gün önce açmanın hükmü nedir?

Ramazan toplu bir ibadettir. Hele bayram ibadeti daha cemaatle olan bir ibadettir. Bir insan bulunduğu topluma tâbi olur,o toplumdan ayrı iş yapmaz. Onun için kendi başına önce başlayan, kendi başına önce bozan hata etmiştir.

Bir de benim bu hususta tecrübem var. Bir gün önce bozanlarRamazan ayını görmüyorlar. Bayram hilalini görüp de bozmuyor. "Gördüm" diyen bazı insanlara inanıp bozuyorlar. Kendisi görmüyor. Bu da bir ayrı iş. Onlara inanması dolayısıyla böyle iş yapıyor. Bu da yanlıştır çünkü o işlerde de başka bit yenikleri vardır.

En iyisi kendi bulunduğu topluma tâbi olmasıdır. Hatta fıkıhtada,bunun erbabı bilir, bir insan tek başına görse bile hâkim aksini [söylediği] zaman hâkime, kadıya tâbi olması lazım.

Ben cihada veya ilme gitmek istiyorum. Ama anam ve babam cahil olduğu için göndermeye razı değil. Bunlardan habersiz gidersem ne denli sorumlu olurum? Şu anda cihat farz mı? Cihada gitmeye devleti bekleyelim mi yoksa yalnız başımıza gidebilirmiyiz?

Peygambersallallahu aleyhi ve sellemEfendimiz bir kimse cihada gitmek isteyince ona sordu:

"Senin anan baban var mı?" dedi.

"Var." dedi.

"Onlara bakacak kimse var mı yok mu?" sordu.

"Sen, annene babana bak."dedi.

Cihat umumî bir hizmet olduğu için kişiye göre durum değişebilir. Kendisinin annesine babasına karşı sorumlulukları olan kimse onunla meşgul olur, kendi başına karar vermez.

Televizyonda bir İlâhiyat Fakültesi dekanı İslâmiyet'te beş vakit namaz gibi kesin durumun olmadığını, kişinin isterse bunu üç vakite indirebileceğini veyahut da toplu kılabileceğini söyledi.

Bunların hepsi cahilliktir. Cahillikten bile öteye hem dâl hem mudıl, yani hem kendisi sapık hem de başkasını saptır[ıyor]. Bunların sözleri bunca müçtehitlere, bunca asırlarca yazılmış kitaplara aykırıdır. Cevapları vardır. Uzun sözün kısası; bunlar hem kendileri sapık hem de başkalarını saptırıyorlar. Ama şu kadar söyleyebilirim ki;

İnne's-salâtekânetale'l-mü'minînekitâbenmevkûtâ.

Namazın farzlarından birisi vakittir. Vakit olmadan namaz olmaz. Vakit farzlarından bir tanesidir.

Hepsini toplu kılarsa vakit olmadan yapmış oluyor. Ya vakit girmeden toplu kılacak ya da vaktini geçirecek, kazaya bırakacak, öyle kılacak. İkiside yanlıştır. Kazaya kalması edâ gibi değildir, sorumluluğu muciptir.

Bunu tavsiye eden insanda hem kendisi sapıktır hem de başkasını saptırıyor demektir. Bu farza karşı geliyor.

Namazın altı tane dışından altı tane içinden farzı var, diye bilmiyormusunuz? Namazın farzlarından bir tanesi vakit değil mi?

O vakte uymuyor işte. Farzı çiğniyor, farza aykırı şey söylüyor.

"İdeoloji" kelimesi "İslâm ideolojisi" şeklinde kullanılabilir mi? Kâfirlerin kullandığı birtakım kelimeleri kullanmak caizmidir? Örneğin "insan hakları", "sivil toplum" gibi.

Biz kendimiz arkadaşlarımızın arasında şaka yollu diyoruz: Birisi bir yabancı kelime kullandığı zaman "cezalandın" diyoruz,"100 bin lira ver bakalım Hakyol Vakfı'na" diye şaka yapıyoruz. Almıyoruz ama bu şakayı yapıyoruz İlle yakasına yapışıp da "Ver parayı!" diye parayı tahsil etmiyoruz ama cezayı şaka olsun diye söylüyoruz, yapmamaya alışsın diye.

Yabancı kelimeler yavaş yavaş dilimize giriyor. Kendi kelimelerimizi unutturuyor, yerleşiyor. Bu da bir çeşit istiladır. Onun için biz onun karşısındayız. Kullanmamaya çalışıyoruz. Siz de kullanmamaya gayret edersiniz.

Onların hiçbir şeyini kullanmamalıyız. Kendimiz üretmeliyiz. Kendimiz gayret etmeliyiz. Fikirleri kendimiz ortaya atmalıyız. Hatta onların gündemine bile tâbi olmamalıyız. Gündemi bile kendimiz ortaya koymaya çalışmalıyız. Adamlar siyasî sebeplerle iktidar-muhalefet mücadelesinden tutuyorortaya bir laiklik kavgası atıyor, herkes ondan bahsediyor. Bahsetmek bile doğru değil.

Neden?

Onların attığı gündemi üretmek oluyor.

Sen ortaya başka gündem atarsın,onu konuşursun; senin istediğin sahada konuşma olur, onların istediği sahada olmaz. Onlara dahi dikkat etmek lazım.

Bir kimsenin İslâm'ı yaşamasına, ilim öğrenmesine ailenin yanında kısa süre kalması dahi engel oluyorsa ailesinden belli bir süre uzak yaşaması için anne ve babasının rızasını göz önünde bulundurması gerekir mi?

Hayır. İslâm'ı öğrenmesi lazımdır. İslâm'ı öğrenmek için [yapabilir]. Allah'ın rızasına nâil olmaya çalışmak en önde geliyor. Fakat bunu yaparkende mümkün olduğu kadar anneyi babayı kırmadan, üzmeden yapmaya çalışmak lazım.

Gümüşhaneli AhmedZiyâeddînEfendimiz ilim öğreneceğim diye İstanbul'a gelmiş. Annesine babasına mektup yazmış; "Ben Allah yolunda [ilim öğrenmeye] karar verdim." diye. Ondan sonrada çok büyük bir alim olmuş.

Olabilir.İslâm'ı öğrenmek olunca öğrenmek öne geçiyor. Ama öbür tarafı üzmeden yapmaya çalışmalı.

Günümüzde müzik çok geniş, çocuklarımız bâtıl pop müziğine meyilli. Ne yapabiliriz?

Tabiibaşka toplumlarla karşı karşıyayız, yan yanayız ve mücadele hâlindeyiz. Dünya üzerinde ve Türkiye'de bir ilim irfan,iman mücadelesi var. Türkiye'de çok kuvvetli şekilde var. Bu mücadelenin içinde karşı taraf kendi değerlerini bize kabul ettirmeye çalışıyor. Biz de kendi değerlerimizin güzelliğini anlatmaya çalışıyoruz. Bir savaş içindeyiz, bunu bilin. Kıyasıya, ölesiye bir savaş devam ediyor. Onun için her yönden çalışmamız gerekiyor.

Bu arada musikide insanın bir ihtiyacı. Hiç olmazsa bu sefer çoluk çocuğuna hâkim olamıyorsun, öbür tarafa kayıyor. O hâlde İslâm'a uygun olanını kullanmak, öğretmek gerekiyor.

Eski evliyâullah da bunu yapmışlar. Mevlevî tarikatinde, bazı tarikatlerde büyük evliyâullah olduğu kesin olan mübarek insanlar ilâhiler yazmışlar, bestelemişler. Mesela Aziz Mahmud-uHüdâyihazretleri. MeselaHacı Bayrâm-ı Velî diye şöhret bulmuş Hacı Bayram Efendimiz. Mesela İbrahim Hakkı-i Erzurûmî hazretleri.

Bu neden?

Boşluk bırakmamak için.

Boşluk bıraktınmı karşı taraf dolduracak. Boşluk bırakmayacaksın ki senin çocuğun hem musiki zevkini alsın, ruhu gıdalansın hem de onların tarafına kaymasın.

Onun için müspet, olumlu şeyleri yapmak, öğretmek lazım ki olumsuz şeyler çocuklara tesir etmesin. Ama bir şey kökünden olumsuzsa, o zaman "Evladım bu olumsuzdur, bunu yapmayalım." demek lazım, kötülüğünü anlatmak lazım. "Onun yerine Allah bize bunu nasip etmiştir, gel şunu yapalım." diye anlatmamız gerekiyor.

Fakat şunu çok iyi bilin:

Ne içindeyiz?

Çok şiddetli, çok amansız, çok müthiş bir savaşın içindeyiz.

Bu savaşta ne oluyor?

Bizim çocuklarımızı elimizden almak istiyorlar.

Nasıl almak istiyorlar?

İmansız yetiştirmek istiyorlar. Kâfir yapmak istiyorlar. Küfre çekmek istiyorlar.

Biz de ne yapıyoruz?

Biz de hem kendi imanımızı korumaya çalışacağız hem de hanımımızı, ailemizi, çoluk çocuğumuzu Müslümanlıkta korumaya çalışacağız.

Neden?

AllahuTeâlâ hazretleri:

Kûenfüseküm ve ehlîkümnâran buyuruyor; "Kendinizi de çoluk çocuğunuzuda ateşten cehennemden koruyun." diyor.

Çalışacağız. Amansız bir mücadele içinde olduğumuzu bileceğiz. Ona göre çalışacağız.

Tabii insan neleri yapmak gerektiğini tek başına kararlaştıramayabilir. Ama toplum içinde bir zümre olarak beraberce yaparsa daha iyi öğrenir. Onun için vakıflarımız var,yayınlarımız var, dergilerimiz var. Onları okuyacaksınız, onları dinleyeceksiniz, onların yaptırımlarına, çalışmalarına katılacaksınız. Başka çare yok. Başka çaremiz yok.

Gençlerin evlilik meselesinde bazı gençler sahipsiz durumda. Kendileriyle ilgilenilmiyor.Cemaate bu konuda uyarı yapabilirmisiniz?

Bir gencin, bir insanın hayatında önemli bir iş evliliktir. Evliliği isabetli yaparsa iyi bir yuva kuracak; kendisi, hanımı, çoluk çocuğu İslâmî bir yaşantı içinde devam edecek. Onlara yardımcı olmak çok önemlidir. Peygambersallallahu aleyhi ve sellembir hadîs-i şerîfinde buyuruyor ki;

"Şefaatlerin, aracılıkların en hayırlısı bir kimsenin nikâhlanması hususunda yapılan aracılıktır."

Onun için iyi insanları birbirleriyle buluşturmak, iyi yuvalar kurmalarını sağlamak hususunda gayretli olmanızı rica ediyorum.

Soru: Pir Sultan Abdal hazretleri hakkında bilgi verir misiniz?

Pir Sultan Abdal, tarihimizde yaşamış bir şahsiyet. Bazı kimseler onu çok seviyorlar. Onun için dernekler kurmuşlar, "Pir Sultan Abdal Dernekleri" diye. Şiirlerini, fikirlerini,hayatını, hayatında karşılaştığı olayları değerlendiriyorlar. Tabii vefat etmiş bir kimse. "Mevtânızı hayırla yâd edin." diye emir var. İsmi güzel. Pir, güzel. Sultan, güzel. Abdal, güzel.

Bir insanın güzelliğinin ölçüsü nedir? İnsan ne zaman güzeldir?

Allah güzel saydığı zaman,Allah'ın yolunda gittiği zaman,Kur'ân-ı Kerîm'e uyduğu zaman, PeygamberEfendimiz'in sünnetine ittiba ettiği zaman güzeldir. O güzelliğe, bu ölçüye daima dikkat etmemiz lazım.

Ben ortaokula gidiyorum. Kapalıyım. Fakat okulda açılmak zorundayım. Dersli olduğum için açılmamda bir zarar var mı? Zarar varsa okulu bırakayım mı? Ne yapayım?

Bu kapanmak dersli olmakla ilgili değil. Kapanmak Allah'ın emirlerinden bir emir olduğu için kadınların "cilbab" denilen örtülerini üzerlerine alması, tepeden tırnağa örtünmesi âyet-ikerîmelerle emredildiği için insan örtünüyor. Örtünemezse örtünememekten dolayı bir sorumluluk gelir. O sorumluluğu Allah'ın huzurunda savunabilirse; "Yâ Rabbi! Ben şu sebepten örtünemedim." diye savunurda Allah da mazeretini kabul ederse mazur olur. Kabul etmezse olmaz. Ona biz karışamayız, yani Allah'ın bildiği bir şey.

Ama bizim söyleyeceğimiz bir şey:

Allah'ın emirlerini tutmak konusunda hepimiz gayretli olmalıyız. Ve tutmak isteyenlerede yardımcı olmalıyız. Bir insan inancından dolayı örtünüyorsa bunun başının açılmaması hususunda da hepimize sorumluluk düştüğünü anlatmak istiyorum. Bu kardeşimiz İslâm'ı yaşamak istiyor. Binâenaleyh herkes"Bunun İslâm'ı yaşamasına engel olmayın." diye gerekli teşebbüsleri yapmalıdır.

PeygamberEfendimiz'in saçlarının uzunluğu?

PeygamberEfendimiz saçlarını bazen kulaklarının altı hizasına kadar uzatırdı. Bazende tıraşlardı. Yerine göre. Biz de bazen uzatıyoruz. Bugün tıraş olduk, gördüğünüz gibi sakalımız biraz kısa. Olabilir. Uzattığına göre demek ki uzatmasında bir mahsur yok. Tıraş ettiğine göre demek ki zaman zamanda imkân olunca tıraş ediyormuş. İkiside olabilir.

İşittiğimize göre hadîs-i şerîfte; kadın erkeğe, erkek de kadına benzemeyecek.

Evet böyle.

Benzediği zaman o kişiye gökyüzündeki melekler lanet ediyormuş.

Evet doğru.

Kadınların erkeklere, erkeklerin kadınlara benzememesi birçok bakımdan önemli. Bubirçok yönden olabiliyor.Bu giyim kuşamdan başlar. Bu işin hal ve tavır, davranış ve cinsel konulara kadar uzanan bir geniş anlamı vardır. Her kademesinde Allah'ın tavsiye ettiği, Peygamber Efendimiz'in tavsiye ettiği şekle uymaya gayret etmek lazım.

Nefis terbiyesi illede bir tarikate bağlı olarak mı yapılır?

İnsan kendi kendisini kolay terbiye edemez. İnsan kendi kendisine doktor olamaz. İnsan kendi kendisine mühendis olamıyor. İnsan kendi kendisine dişçi olamıyor. İnsan kendi kendisine avukat olamıyor. Yani bir mesleği güzel yapmak için, bir işi görmek için bu işin bir mektebine gidiliyor. Onun için öylesi gerekir.

Bir devlet kurumunun verdiği bursa başvuru formunda "Herhangi başka bir kurumdan burs alıyormusunuz?" sorusuna başka yerden burs aldığım halde almadığımı yazdım. Sonra bu kurumdan burs alma hakkını kazandım. Bu para helalmidir? Alabilirmiyim?

Hilâf-ı hakikat söylenmiştir. Olmayan bir şey söylenmiştir. Yanlış söylenmiştir. İslâm'da yalan yanlış yoktur. Dobra dobra söyleyecekti. Olmuyorsa olmayacaktı. Rızkını başka yerden arayacaktı. Bir yerden alacaktı. Çünkü o bursa muhtaç başka insanlarda var. Birisi üç tane alırsa demek ki iki tane insan burs imkânından mahrum kalacak demektir. İslâm'da doğru sözlülük vardır, yalan söylemek yoktur. Doğruyu söyleyecekti.

Organ naklini tavsiye ve teşvik ediyormusunuz?

Bazen gerekiyor. Mesela annenin oğlu böbreğinden rahatsız oluyor. Anne ciğerparesine organını veriyor. Bir böbreğini veriyor. Tek böbrekle yaşanabilirmiş diye veriyor. Yani tamamen engellenemez. "Organ nakli yasaktır." denemez. Ama şartları vardır, şartlarına riâyet etmek lazım.

Kamu kuruluşunda güvenlik görevlisiyim. İdare Cuma namazı için izin vermiyor.

Cuma namazı Allah'ın emri olduğundan kılacak, izin versede vermesede kılacak. Ya da kendisine başka iş arayacak.

Sayfa Başı