M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Arapçayı Öğrenmek Çok Önemli

Videoyu istediğiniz yerden başlatmak için metin üzerine tıklayınız.

es-Salâtü ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve mentebiahû bi-ihsânin ecmaîne't-tayyibîne't-tâhirîn.

Emmâ ba'd:

Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Bizim, müslümanlar olarak Allah'ın kelamı, Kur'ân-ı Hakîm'ini öğrenmemiz lazım. Çünkü bizim dinimizin kitabı. Çünkü Kur'ân-ı Kerîm'in içindeki âyetler bize indirilmiş. Çünkü Kur'ân-ı Kerîm'in âyetlerinin bir kısmınada Yâ eyyühellezîne âmenû… [hitabı] geçiyor, emrediyor.

Bundan sonra bu açtığımız mescit; bir mektep olsun, bir ilim yuvası olsun. Burada arkadaşlarımız devam etsin. Namaz vakitlerinin dışında da Kur'ân-ı Kerîm'in âyetleri Arapça aslıyla beraber öğretilsin.

Ben kardeşiniz, arkadaşınız Türkçe dini kitapları, tefsir kitaplarını okuyorum. Yanımda Arapça tefsir kitaplarının bazısı mevcut. Allah razı olsun, Zühdü [Ünal] Hoca bana İbn Kesîr tefsirini göndermişti. İbn Kesîr tefsiri, hadîs-i şerîflere göre Kur'ân-ı Kerîm tefsirini yazmış güzel bir kitaptır. İbn Kesîr tefsirinin Türkçe'ye tercümesi de var, o tercümesi de yanımda. Fakat görüyorum ki Arapça aslı okunmazsa Türkçe tercümesi okunsa bile çok mânalar tam nakledilmemiş, kayboluyor. Kesinlikle söylüyorum.

Hâlbuki ben İbn Kesîr tefsirini Türkiye'de birçok konuşmamda teşvik ettim:

"İbn Kesîr tefsirini alın! Tefsir güzeldir tercümesi de yapılmış, okuyun!" dedim.

Mukayeseli olarak İbn Kesîr'in Arapça metnine bakıp Türkçe tercümesine de bakıp ikisini karşılaştırınca görüyorum. Kesinlikle karar verdim ki kardeşlerimizin tefsirleri Arapça kaynaklarından okuması lazım. Türkçe tercümesinden de faydalansın.

Elmalılı [Muhammed Hamdi Yazır] -çok sevdiğim bir kimse- rahmetlinin Hak Dini Kur'an Dili tercümesi ve tefsirinden de faydalansın, daha başkalarından da faydalansın. Ama Arapça öğrensin!

Onun için burada Arapça derslerini de başlatmalarını rica edeceğim. Burayı yöneten kardeşlerimize, hoca kardeşlerimize burada hiç kimse gelmese bile, duvarlara bile olsa Arapçayı öğretsinler. Burada Arapça kürsüsünü kursunlar, Arapça dersi vermeye başlasınlar. Hiç kimse olmasa dört duvar olsa bile hiç olmazsa videoya alsınlar. Bir gün gelir, onları öğrenmek isteyen kimse çıkabilir. Videoya alındığı zaman artık herkesin istifade edeceği bir hâle gelmiş oluyor.

Arapça'yı öğrenelim.

1.Kur'ân-ı Kerîm'in Arap diliyle inmiş olması dolayısıyla Arapça'nın muazzam bir itibarı var, kıymeti var.

2.Peygamber-i Zîşânımız Muhammed-i Mustafâ sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in dili ve hadîs-i şerîflerinin dili olması bakımından çok büyük önemi var.

Bugün dünya üzerinde Arap diliyle konuşan milyonlarca, yüz milyonlarca insan var. Uluslararası bir anlaşma dili. Tarihin derinliklerine, geriye doğru ilim eserlerinin dili…

Muazzam bir fırsat!

Arapça öğrenen bir insanın önüne muazzam bir feza açılıyor. Alan demiyorum, alan değil; feza açılıyor. Büyük bir feza açılıyor.

Arapça öğrenmeye başlayın!

Ben birinci dersi veriyorum:

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Rabbi yessir ve lâ tuassir rabbi temmim bi'l-hayr.

Kur'ân-ı Kerîm'in en başında Bismillâhirrahmânirrahîm vardır. Bismillâhirrahmânirrahîm, Kur'an cümlesidir. Çünkü;

İnnehû min Süleymâne ve innehû bismillâhirrahmânirrahîm

diye vahyin âyeti içinde de yer alıyor. Fâtiha'nın da başında yer alıyor.

Bismillahirrahmanirrahim'in başındaki bi; Arapça'da "ile" demek.

İngilizce'de by, by means of mânasına geliyor, with mânasına geliyor. Kelimenin başına eklenir. Arapça'da kelimenin başına, evveline bir şeyler gelebiliyor.

Bismillah; "Allah'ın ismiyle" demek.

Bi ismillah, denmiyor. İsmin i'si bi ile birleşip bi ismillah denmiyor. İ düşüyor, bismillah deniliyor. Bu da bir kuraldır: İsim kelimesinin başındaki i arada kalırsa düşer. Böyle arada kalınca düşen harflere Arapça'da, vasledildiği, geçildiği için hemze-i vasl derler.

İsmin başındaki hemze, hemze-i vasl olduğundan bi ismillah denmiyor, bismillah deniyor. Arapça'da "Allah'ın ismi" derken dikkat edilirse; biz önce "Allah'ın" diyoruz, ondan sonra "ismi" diyoruz. Arapça'daki sıralama, Türkçe'deki sıralamanın aksine oluyor. İsmullah demek "Allah'ın ismi" demek. "İsim" önce geliyor, "Allah'ın" sonra geliyor. Bize göre "İsmi Allah'ın" gibi oluyor. Biz onlara göre tersiz, bize göre onlar ters. Farklıyız yani, bunu bilelim.

İsmillah, "Allah'ın ismi" demek. Bismillah, "Allah'ın ismi ile" demek.

Ben de Arapça dersine Allah'ın ismi ile başlıyorum:

Bismillah. "Allah'ın ismiyle başlıyorum."

Çünkü bir işin Allah'ın ismiyle başlaması demek; "Allah'ın rızasını düşünerek yapıyorum, Allah için yapıyorum, Allah aşkına yapıyorum…" demek. Yoksa günah olan bir şeye besmele çekilmez. İyi olan bir şeye, iyi olduğuna karar verilen bir şeye bismillah deniliyor.

er-Rahmâni'r-rahîm de sıfattır, Allah'ın sıfatlarıdır.

Bismillâhirrahmânirrahîm, "Rahmân, Rahîm Allah'ın ismi ile" demek.

Rahmân ve Rahîm; merhamet etmek, acımak kökünden birer mübalağa siygasıdır, sıfattır. "Çok merhametli, rahmeti çok geniş olan, çok merhametli olan Allah'ın ismi ile başlıyorum." demek.

İlk Arapça dersiniz bu!

Bu Arapça derste öğrendiniz ki birtakım isimlerin başına öntakılar geliyor. Onların bir anlamı oluyor. Bi, onlardan birisi.

Bi: Bismillah. "Allah'ın ismiyle" demek. "İle" mânasına geliyor.

Arapça'da başa gelen bu kelimelere harf-i cerr derler. İki r ile, harf-i cerr. Bu başına geldiği kelimenin sonunu esre okutturur. Onun için bismi deniliyor. İsim kelimesinin sonunun i okunması başına bi gelmesinden:

Bismillah.

Harf-i cerrler başına geldikleri kelimenin sonunu esre okuturlar. Bu da bir Arapça kâide. Harf-i cerrler kelimenin başına gelirler, bir anlam ifade ederler. Bu da bir Arapça kural.

Bismillah.

İsmullah da bir tamlama. Arapça'da tamlamalar Türkçe'deki sıralamanın tersine olur. Biz "Allah'ın ismi" diyoruz. Onlar "İsmi Allah'ın" gibi söylüyor. "İle", "ismi", "Allah'ın" gibi söyleniyor. Bismillah: "İle ismi Allah'ın" gibi söyleniyor. Ne yapalım, kural öyle. Arapça'da önce tamlanan geliyor, sonra tamlayan geliyor. Bizde önce tamlanan gelir, sonra tamlayıcısı gelir.

İngilizce'de tamlama nedir, tamlamanın İngilizce adı nedir?

Preposition, "öntakı" demek.

Bi, preposition'dır.

İsim tamlaması:

Evin kapısı: The door of the home.

Title değil.

İki isim bir araya geliyor, birisi ötekisinin mânasını tamamlıyor.

Completion olabilir. Completion: Tamlama.

İsmullah bir tamlamadır, completion'dır. Rahmân ve Rahîm de Allah'ın sıfatlarıdır. Bismillâhirrahmânirrahîm. Demonstrate adjective, nasıl olduğunu tavsif ediyor.

Nasıl Allah?

Rahmân ve Rahîm olan Allah!

"Rahmân ve Rahîm Allah'ın ismiyle başlıyorum." demek.

İsimler Arapça'da ya başına elif-lâm alırlar; er-Rahmân er-Rahîm gibi, o zaman belirli isim olur, definitive olur.

Mesela İngilizce'de The boy, dediğimiz zaman bilinen bir çocuk, demek. A boy dediğimiz zaman herhangi bir çocuk, demek; indefinitive.

er-Rahmân er-Rahîm; başına elif-lâm geldiği için definitive sıfatlardır. Çünkü Allah'ı tavsif ediyor. Definitive bir kelimeyi tavsif edince sıfatlar da definitive geliyor. Eğer indefinitif, yani belirsiz bir varlığı tavsif etseydi:

Mesela A big house diyecek olsaydı, beytün kebîrün denilirdi. O zaman elif-lâm gelmezdi. O zaman sonuna tenvin gelirdi. Tenvin, sonuna tenvin gelmesi belirsizlik alametidir. Başına elif-lâm gelmesi belirlilik alametidir. Başındaki 'el'ler İngilizce'deki the yerine geçer:

el-Beytü, el-Hakku gibi el başına geldi mi İngilizce'deki the demek.

Dersimiz bu kadar. Allah hepinizden razı olsun. Tamamlamayı nasip etsin. Arapça'yı birçok yönünden önemli olduğu için öğrenmeye başlamış olduk. İnşaallah devam edelim.

el-Fâtiha!

Sayfa Başı