M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Sorular-Cevaplar (152)

Videoyu istediğiniz yerden başlatmak için metin üzerine tıklayınız.

Soru: Babaların çocuklarına daha fazla vakit ayırmak için hayatlarını ona göre planlamaları gerekmiyor mu?

Allah razı olsun, benim söyleyeceğim sözleri de sorunun içinde zaten söylemiş oldunuz. Hem soruyu sordunuz hem cevabı verdiniz.

Biz vaaz ederken hatırlatmaya çalışıyoruz.İnsanın Rabbine karşı görevleri var, hadîs-i şerîfte bu böyle:

1.Fe inne li-rabbike aleyke hakkan. "İnsanın Rabbine karşı görevleri var."

2.Sonra insanın eşine -hanımsa kocasına karşı, beyse hanımına karşı- görevleri var.

3.İnsanın kendi vücuduna karşı görevleri var.

Selmânü'l-Fârisî ile Ebü'd-Derdâ radıyallahu anh'ın bir olayı var. O olayda Peygamber Efendimiz Ebü'd-Derdâ radıyallahu anh'a böyle beyan buyuruyor:"Her hak sahibine hakkı vermek lazım gelir." diyor.

Onun için bilmiyorum belki Türkiye de benim gibi böyle hanımları fazla kayırmaya çalışan başka hoca yoktur. Bunu her zaman söylüyorum. Erkeklere her zaman söylüyorum. Hanımlarla ilgili konuşmalarda da söylüyorum:

İnsanın faaliyetlerini, çalışmalarını dengeli ve ölçülü şekilde bölümlemesi lazım. İslâmî faaliyetler yapıyor; tamam, güzel, Allah razı olsun. Ama İslâmî faaliyetler yapıyorum, diye hanımını ihmal etmemesi lazım. Çünkü hanımının da onun üzerinde hakları var!

"Hanımla ilgili vazifelerini yapıyor da çocukla ilgili vazifelerini yapmıyor…"

Hayır, çocuğa karşı da vazifeleri var!

"Bunların hepsine karşı vazifelerini çok candan yapıyor da kendisini helâk ederek yapıyor…"

Hayır, o da doğru değil! Kendisinin vücuduna karşı da görevleri var. Vücudunu koruması lazım, dinlendirmesi lazım. Çok yaşayacağını düşünerek yıpratmaması lazım vs.

Bunların hepsi; her hak sahibine hakkını vermek kâmil Müslümanlığın şiarıdır. Sizin kendinize karşı görevleriniz var, çocuklarınıza karşı görevleriniz var. Beyleriniz varsa -evliyseniz- beyinize karşı görevleriniz var, anne-babanız varsa anne-babanıza karşı görevleriniz var, eviniz varsa evinize karşı görevler var. Hepsinin dengeli yapılması lazım.

Bir ödevin yapılması öteki ödevin yapılmasını engellememeli. Engelliyorsa düzenlemede bir kusur var demektir. Kusurun giderilmesi lazım.

Yemeğin içine bir kaşık tuz atarsanız o yemeği kimse yemez.

Neden?

Ölçülü koymadık. Bir kaşık tuz atılmaz bu kadarcık yemeğin içine kocaman kepçeyle tuz atılmaz der, değil mi?

Fazla oldu, der. Demek ki dışarıdaki çalışma fazla geliyor, çocuğuna karşı vazifeyi yapmıyor. Tuzu fazla geldi, acısı fazla geldi veyahut şekeri fazla geldi…

Dengesiz oldu. Aş güzel olmadı, yenilecek gibi olmadı.

Her tarafa karşı görevleri güzel yapmak lazım.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem erkeklere hitaben buyuruyor ki;

"Sizin en hayırlınız, hanımlarına karşı en hayırlı olandır!"

Ebü'd-Derdâ radıyallahu anh; evini, hanımını ve kendisini ihmal ettiği için Peygamber Efendimiz ona nasihat etmişti. Hanımına karşı da görevi var, çocuğuna karşıda görevi var. Akıllı bir baba, olgun, güngörmüş bir baba veyahut güngörmüş insanların nasihatlerini kabul edebilecek bir baba; çocuğuna karşı da görevi olduğunu bilir ve ona da zaman ayırır. Ayırması lazım, ayırmadığı takdirde çocukta ruhsal sıkıntılar olacağını bilmeli. Bu sıkıntıların hayatında onu ömür boyu zarara uğratacağını bilmeli. Biz bunları anlatmaya çalışıyoruz.

Doktor orada bir teşekkür ile başladı:

"Ruhsal konularla ilgili [paylaşımlarından] dolayı [Esad Coşan] Hocamız'a teşekkür ederiz…" dedi.

Benim de biraz koltuklarım kabardı. Ondan dolayı biz bu ruhsal şeylere önem veriyoruz, bunların ilişkilerini biliyoruz.

Ben not aldım, kâğıt yanımda değil ama;

Bir insanın bir yaş ile altı yaş arasındaki hayatının, ondan sonraki kişiliğinin teşekkülünde çok önemi olduğu söyleniliyor. O da okul öncesi çağdır. Annenin sorumluluğu zamanındaki çağdır. Çok dikkat etmek lazım. O arada annenin çocuğuna verdiği şeyler kadar babanın da vermesi gereken şeyler var: Sevmesi lazım, dinlemesi lazım, konuşması, gezdirmesi, bahçeye götürmesi, çocuk bahçesinde oynatması lazım vs. Bunların gerekli olduğunu biz beylere duyurmaya çalışıyoruz. Dengesiz hareket edenlere de söylemeye çalışıyoruz.

Soru: Babam dine karşı. Fırsat buldukça bu konuda hakaret ediyor. Kumar da oynuyor, kötü huyları var. Bu gibi durumda nasıl hareket etmek lazım?

Benim tavsiyem şu, denenmiş bir tavsiye: Bu kardeşimizin kendisi İslâm'ı yaşayacak. Ama babasına karşı evlatlık görevlerini babasına kendisini sevdirecek tarzda, dikkatli bir şekilde yapacak.

Mesela; "Babacığım, kahve ister misin?" diyecek. "Buyurun, terliğinizi getirdim." diyecek. "Babacığım çok rüzgâr esiyor, yeleğini giy…" diyecek filan.

"Allah Allah! Bizim kıza ne oldu?.." filan; baba biraz şaşıracak, dikkatini çekecek.

"Bizim kız iyi kızdır. Bizim kız babasını sever, saygılı bir kızdır. Terbiyeli kızdır…" diyecek. Gizli gizli hayranlık duyacak. Ona İslâm'ı methetmeye lüzum yok. İslâm'ın güzel olduğunu göstermek lazım. Bu ablamız, bu kız kardeşimiz, evladımız, kızımız müslüman olarak yaşayacak. Müslümanlığı güzel yaşayacak. Anne-babasına hürmeti güzel yapacak. Öylece İslâm'ı o tarzda sevdirecek. Çünkü birçok insan aslında İslâm'a değil müslümanlara kızıyor! İslâm'ı anlayış tarzına ve uygulayış tarzına kızıyor! Biraz da günahkâr; kumar oynuyor, içki içiyor filansa tabii o zaman ondan dolayı da kızar. Günahkâr olduğu için mü'mine kızar. İşin o tarafı da var. Fakat güzel ahlâk ile hareket ederek sonunda onu kazanmamız lazım geliyor.

Benim rahmetli annem derdi ki;

"Babası hristiyansa evlat kiliseye götürmeyecek ama kiliseden omzuna alıp eve taşıyacak! Kötü bir şey yapmaya götürmeyecek ama yine hizmet etmesine dikkat edecek, kalbini kazanmaya dikkat edecek!"

Ben bu nasihati talebelerimden birkaç kimseye yaptım. İslâm'a düşman, sakal bıraktığı için bizim talebeyi, yani oğlunu evden kovmuş filan bir kimseye böyle bir şeyler anlattım. O da bunu güzel uyguladı, sonra çok büyük değişiklikler oldu: Baba ve anne tevbekâr oldu. Anne kapandı, kız kardeş kapandı. Beraber hacca gittiler filan. Şimdi İslâm'a hizmet eden insanlar oldular.

Bir insanın bugünkü hâline bakmayın. İlerde düzelir, diye ümit besleyerek ona sabırla muamele edin. Tavsiyem bu!

Soru: Her fırsatta hadislerde belirttiğiniz güler yüzlü olmamız gerektiği[dir]. Oysa bunu defalarca dinleyen bu toplulukta güler yüzle selam almama durumuyla karşılaşıyoruz. Buna ne dersiniz?

Ne diyeyim?..

Allah nasihatlerin tesirine halk etsin. Dinleyenler nasihatleri tutsun, derim. Bu, nasihatin kolay tutulmadığını gösteriyor. Birçok defalar söylemek lazım. Bazen söylemek de yetmiyor. Uzun zaman geçmesi gerekiyor. Sabretmek lazım, sabırla yavaş yavaş düzelir.

Soru: Karı-koca ikisi de çalışıyorsa acaba çocukların sorumluluğu nasıl olacak? "İş dönüşü bir eşit paylaşım olması gerekir." demek İslâm'a göre doğru mu?

Karı ve koca ikisi de çalışıyorsa bilmem. Fakat galiba tabiaten, hilkaten, yaradılış itibariyle çocuğun belli bir yaşa kadar anneye daha çok ihtiyacı var. Babanın terbiyesi belki ters tesir yapar. Onu ruh sağlığı doktorlarına soralım. Bana, ters tesir yapar gibi geliyor. Baba bilemez. Bir kere altının açılması vs. gibi işin uygulamada olan şeyleri de var.

Sanıyorum çocukluk çağları daha ziyade annenin [bakımına] düşüyor, ondan sonra yavaş yavaş babaya sorumluluk geliyor. Tabii çocukları yetiştirmekte babaların hanımlara yardımcı olması şart! Bazen çocuklar peş peşe geliyor, anne bunalıyor. O zaman mümkün olduğu kadar taşımakta, bakmakta, uyutmakta, sallamakta vs. erkeklerin yapabileceği konularda yardımcı olması lazım.

Soru: [Babam] su ve elektrik parası fazla yazılmasın diye hile yapıyor. Bu durumdan haram diye rahatsızım, arkadaşlarını eve davet edemiyorum.

Elli beş, altmış milyon [insanın] hakkı geçiyor. Elektrik kullanıp da onun parasını az vermek, o kadar insanın hakkını yemek demektir. Bu gibi şeylerden şiddetle sakınmalı. İnsan bir kişiye borcunu bir zaman sonra gelip gider öder ama altmış, yetmiş milyona borcu ödemek zor olur.

Soru: Bir hanımın mesken olarak yerleşim konusunda söz hakkı var mı?

Hayır, o daha ziyade beyin hakkıdır. Nerede çalışmak gerekiyorsa nerede yaşamak uygun oluyorsa orayı isterse fıkha göre hanımın ona tâbi olması lazım. Hanım; "Orada oturmam, burada oturacağım…" diyemez. Çünkü bu hususlarda salahiyet erkeğindir.

Soru: Bir insanın kayın validesi ile kayın babası hakkı da anne ve babası hakkı gibi midir, açıklar mısınız?

Tabii anne-baba kadar kuvvetli olmamakla beraber ona yakın bir şekilde, aynı şekilde hürmet gerekiyor.

Sayfa Başı