M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Sorular-Cevaplar (151)

Videoyu istediğiniz yerden başlatmak için metin üzerine tıklayınız.

Soru: Şehadet getiren bir müslüman müslüman oluyor cennete girmeye hak kazanıyor ama hiçbir ibadeti yerine getirmemişse öldüğü zaman cehenneme girmez mi?

Cevap: Girer, cehenneme girer. İbadeti yerine getirmemek bir suçtur, suçundan dolayı cehenneme girer, yanar yanar cayır cayır milyonlarca sene, cezasını çeker sonra cennete girer. Yani girer ama neden sonra girer. Aklı varsa cehenneme düşmeden girsin. Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şerîfinde, "Ey müminler! Cehenneme düşmemeye çalışın, çünkü cehennem çok zor." diyor.

Soru: Bir kitapta okumuştum ezan sesini duyup da mazeretsiz namaza gitmeyen küfre giriyor diye.

Cevap: Hayır, bu söz doğru değildir, günah işliyor. Küfre girmek inkârla olur yani inkâr etmiyor ama inkâr ediyorsa kâfir olur da inkâr etmiyorsa günah işlemiş olur. Dinden çıkmamıştır. "Dinden çıkıyor diyor, diyor ne kadar doğrudur?" Doğru değil. Her suçun ne olduğunu bilmek lazım. Ezan okundu mu camiye gelecek. Mazeretsiz gelmiyor. E abdesti yok, almaya üşeniyor, şeytan kandırdı bilmem ne, günah işliyor ama dinden çıkmak değildir o yani kâfir olmuş değildir.

Soru: Sünnet için de kaza kılınır mı?

Cevap: Hayır, farzların kazası olur, sünnetler kaçırılmış olur artık, vaktinde sünnet kılmamışsa o faziletler geçti kaçtı, farzlar ödenir.

Soru: Unutkanlık, gaflet ve vesvese şikâyetim için gece tesbihi demiştiniz, gece tesbihi hangisi?

Cevap: İnsanın bir muradı olduğu zaman Allah'a dua edecek. Duanın en güzel zamanlarından birisi seher vaktidir gece vaktidir, bir de cuma gecesi en sevaplıdır ayrıca. İşte o vakitlerde kalkar muradını söyler;

"Yâ Rabbi! Ben unutkanım, gafilim, vesevse var bilmem ne... bana yardım eyle, beni şeytandan koru..." Samimi arzusunu dergâh-ı ilâhîye arz eder, Allahu Teâlâ hazretleri kabul eder. Duaları zâten kabul ediyor da ama en çabuk kabul olduğu zaman o vakitlerdir onu söyledim. Geceleyin kalkar zikir ve tesbih çekerse hangi çeşidi olursa olsun hepsi kendisine sevap kazandırır. Peygamber Efendimiz'in tavsiye ettiği tesbihler var, sübhânellâhi ve bi-hamdihî sübhanellâhi'l-'azîm gibi birisini çekebilir.

Soru: Benim ismim Resul bir mahzuru var mı?

Cevap: Biraz tabii Resul... Bir arkadaşımızın ismi Resul'dü de ben başına Muhib eklettim. Muhibbiresûl yani resûlü seven diye eklettim başına. Resul biraz uygun olmuyor.

Biliyorsunuz Peygamber Efendimiz'in çeşitli isimleri var: Ahmed, Mahmud, Muhammed, Hâmid, Hamîd, Ebülkâsım, Mustafa, Müctebâ, Murtazâ, Muhsin, Nur, Mübîn, Münib, Hatîb var… Yani Peygamber Efendimiz'in çok isimleri var. Bunlardan her hangi birisini isim olarak koyuyorlar. Peki, Peygamber Efendimiz'in isimlerinden birisi de Resûl. Resûl'ü de koyuyorlar ama Resûl Allah'ın vazifelendirdiği kimse demek yani biraz garip oluyor, onun için bu da böyle bir şey desin, Mühibbbiresul gibi bir şey desin, uygun düşsün.

Soru: Ezberimi çabuk unutuyorum diyor İlahiyat Fakültesi talebesi bir arkadaş.

Cevap: Hz. Ali Efendimiz de çabuk unuturmuş, Peygamber Efendimiz'e şikâyet eylemiş, Peygamber Efendimiz de cuma geceleri; perşembeyi cumaya bağlayan geceler kalkıp, ibadet edip dua etmesini tavsiye buyurmuş, sonra hafızası çok kuvvetlenmiş, biz de demin de söylediğimiz gibi onu tavsiye ederiz.

Soru: Ben Ankara'nın en zor okulunda en zor bölümünde okuyorum derslerim çok ağır ama buna rağmen Arapça dersi alıp öğrenme niyetindeydim arkadaşları vazgeçirtmişler.

Cevap: Ben o kanaatte değilim. İnsanın zihin kapasitesi, zihninin kabiliyeti, imkânları, -ay kapasite demeyecektik,- çok fazladır. İnsan zihnini çalıştırdıkça insanın zihni açılır. Onun için hele böyle mübarek bir çalışmaya giriştiği zaman çok güzel olur.

Bir misal söyleyeyim, bir ihvanımızdan kardeşimiz vardı, Süleyman Demirel ile teknik üniversitede sınıf arkadaşıymış. Teknik üniversiteyi bitirmeden Arapça'yı çok mükemmel öğrendikten gayri bir de altı tane hadis kitabını baştan sona okumuşlar, Kur'ân-ı Kerîm'i de ezberlemiş. Çalıştıkça gelişir insan, onun için korkmayın. O kadar çok şeylere boş vakit harcıyoruz ki, onlardan tasarruf edin bu tarafa hayıra sarfedin. Arapça öğrenmek çok bereketlidir, çok güzeldir.

Soru: Sarığın rengi konusunda ne diyorsunuz, fark eder mi, sağdan sola soldan sağa diye bir ayrım var mı?

Cevap: Sarıkla namaz kılmak çok sevap olduğundan sarık sarmak lazım. Sarığın sayısı yani sargısı ne kadar çok olursa, -kevr denilir bir sargısına- sevap o kadar çok olduğundan biraz uzunca olması iyidir. Böyle bazıları evde dörde sekize katlıyor, toplu iğneyle, iple filan dikiyor filan etrafına sarıyor. Öyle değil güzelce, uzunca bir şeyi sarmayı öğrenin, aynanın karşısına geçin birkaç defa sardınız mı sonunda alışırsınız. Çok güzel olmasa bile sevabı var ya…

Hoşuma gidiyor, Süfyân-ı Sevrî hazretleri evinde elbisesini, cübbesini ters giymiş. Dışarıda birisi;

"Selamün aleyküm! Cübbeyi ters giymişsininiz, çıkart." demiş. Bakmış cübbe ters, demiş ki;

"Ben cübbeyi Allah rızası için giymiştim, Allah rızası için giydiğim cübbeyi kul rızası için çıkartmam. Ters de olsa öyle gideceğim."

Çünkü insan giyimi hani tesettür için giyiyor ya, Allah rızası için giyiyor, varsın yakışıklı olmasın ama yakışıklı olursa o da güzel de yani sevap diye onu şey yapması lazım.

Biliyorsunuz biz geçtiğimiz ay sarık devrini başlattık. Herkes arkadaşlar artık sarık devri geldiği için sarık gezdirecek, takkesinin üstüne sarık saracak. Sarık sarmayanlara ceza var, makbuzlu ceza, niye sarık sarmadın diye, daha henüz uygulamaya koymadık. Trafik kanunu meclisten geçsin ondan sonra biz de düşünürüz.

Rengini sormuştu unuttum, Peygamber Efendimiz siyah sarık sarmış o da sünnet, o da var. Beyaz da olabilir. "Siyah sarık sünnettir." diye hadîs-i şerîfi biliyorum, beyaz da olabilir, bazen başka renkler de olabilir, yani yeşil renk filan mahsuru yok.

Soru: Birisinin yarım, belden yukarı resmini duvara yaptırmanın mahzuru var mı?

Cevap: Var, duvarda resim olmayacak. Sizin evinizde duvarda hiç resim olmayacak; ne dedenizin, ne babanızın, ne karınızın kocanızın, ne kardeşinizin arkadaşınızın resmi… Duvarda resim olmayacak. "Resim olan, köpek olan, tasvir olan eve melek girmez." diyor Peygamber Efendimiz. Resim olmayacak.

Bizim duvarlarımızda ne olacak?

Âyet, hadis olacak, baktığımız zaman ibret alacağımız yazılar olacak veyahut Mekke-i Mükerreme'nin, Kâbe-i Müşerrefe'nin, Ravza-i Mutahhara'nın resmi olacak, başka insan resmi doğru olmaz.

Soru: Dokuz senedir bizi tanıyormuş, bir ara gelmiş bir ara gelmemiş. Bende aşırı derecede şüphecilik var, üzerimden bunu nasıl atabilirim? Hem şüphelerimden dolayı hem de verdiğiniz dersleri aksatırım veya yapamam endişesi ile sohbetlere ara verdim.

Cevap: Bu şeytanın bir oyunudur. Şeytan insana güzel şeyleri yaptırmamak için her insanın kafasına uygun bir yalan bir dolan bir dolandırıcılık bir uydurma bir şey sebep bulur onu yaptırmaz.

Bu sohbete gelmek güzel değil mi? Bu hadisleri dinlemek? İstifade etmiyor muyuz?

Ben de istifade ediyorum, siz de istifade ediyorsunuz, dinleyenler seyredenler de istifade edecek, tüyleri diken diken olacak. Mühim şeyler bu, gözlerimiz yaşarıyor, ağlıyoruz.

Neden?

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in bereketi.

Bu sofradan mahrum kalır mı insan?

Buraya gelmeyip de ne yapacak Allah'ın evi burası.

Burası ne?

Cami.

Cami nedir?

Camilerin hepsi Allah'ın evleridir, camilere gelen herkes Allah'ın misafiridir, bundan kaçılır mı?

Efendim zikri yapamam. O da şeytanın bir oyunudur. Zikir sevaplıdır, Peygamber Efendimiz yapılmasını tavsiye ediyor yapacak. Yapamam diye zikirden kaçmak doğru değildir.

Efendimiz günde 100 defa estağfirullah çekin diyor niye çekmiyorsun?

Efendimiz 100 defa lailaheillallah de diyor, niye demiyorsun?

Yapamam bilmem ne.

Yap! Bırakma, şeytanın oyununa gelme. Yapacaksın! Onlar şeytanın aldatmacısıdır, aman aldanmayın.

Soru: Hatm-i hâcegân esnasında rabıta-i mevt yaptırmanın bir mahzuru var mı?

Cevap: Mahzuru yoktur, usulde o yok ama yapılsa da tesiri de olabilir. Hatm-i hâcegânın usulü belli miktarda zikirlerin yapılması.

Soru: Âhirette Allahu Teâlâ'yı görebilir miyiz?

Cevap: Evet, ayın ondördünü görür gibi görecek müminler.

Soru: Sünnet yerine kaza kılm ak doğru mudur?

Cevap: Değildir, sünnetler kılınacak, kaza namazları ayrı kılınacak. Kazaya bırakmış bir suç işlemiş, bir mahrumiyet, bir de şimdi sünnetleri kılmıyor onun yerine kazaları ödüyor. Bir suçunu tamir ederken yine başka zararlara uğruyor, doğru değil. Bizim mezhebimizde öyle yok, bizim mezhebimizde kazaya bırakmak yok zaten de kazaya bırakmışsak ayracı kaza edecek ama hocalarının söylediği şeyleri güzelce yapacak.

el-Fâtiha.

Sayfa Başı