M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Sorular-Cevaplar (149)

Videoyu istediğiniz yerden başlatmak için metin üzerine tıklayınız.

Yüksek lisans ve doktora tezlerinde dört mezhebin dışındaki Câferiyye, İmâmiyye, İbâziyye gibi mezheplerin görüşlerine yer vermek doğru olur mu?

Olur. Çünkü onlar ilmî çalışmalardır. İlmî çalışmalarda hepsini bileceğiz, inceleyeceğiz, doğrusunu söyleyeceğiz.

Sayın hocam, ülkemiz dâru'l-harb mi, yoksa dâru'l-İslâm mı? Bir kısmı dâru'l-harb diyor, bir kısmı dâru'l-İslâm diyor. Bu hususta sizin düşünceniz nedir? Açıklarsanız memnun olurum.

Evet doğrudur. Bu hususta iki fark var. Bazıları buraya dâru'l-harb diyor. Çünkü İslâm ahlâkı uygulanmıyor. "Dâru'l-harpte İslâm uygulanmıyor." diyor. Ama bizim Hanefî ve Şâfiî mezhebine göre dâru'l-İslâm'dır, dâru'l-harb değildir. Çünkü o mezheplerin dâru'l-harbin nasıl olduğuna dair kanaati uygun değil. Bir kere İmâm-ı Şâfiî hazretlerine göre bir yer dâru'l-İslâm oldu mu kıyamete kadar dâru'l-İslâm'dır. "Dâru'l-harb, dâru'l-küfür" olmaz. Mesela İmâm-ı Şâfiî'ye göre Endülüs dâru'l-İslâmdır. Sicilya dâru'l-İslâm'dır, Toronto Kalesi'ni Osmanlılar bir ara fethetti, dâru'l-İslâm'dır. Belgrad, Viyana'nın yakınları, Romanya dâru'l-İslâm'dır. Buna göre dâru'l-harb sayılması için üç şart vardır. O şartlar tahakkuk etmediği için bizim ülkemiz dâru'l-İslâm'dır, dâru'l-harb değildir.

Hocam, İlâhiyat Fakültesi'nde okuyoruz. Birçok konuda o kadar tartışma var ki… Bizler sağlam, doğru fikre sahip olmak istiyoruz. Bunun için bize ne tavsiye edersiniz?

İlk başta her zaman takvâyı tavsiye ederim. Takvâ ehli olun. Allah'tan korkun, tir tir titreyin. Ve günah işlemekten, yanlış söz söylemekten sakının. Birisini yanlış yere itham etmekten, eğriye doğru demekten, doğruya eğri demekten tir tir titreyin, takvâ ehli olun.

Ben İstanbul'da okudum. Ankara'da asistanlığı kazanıp da Ankara'ya giderken -Allah razı olsun, Allah ömrünü uzun etsin, cennetlik eylesin.- babam bana;

"Evladım, biz seni Ankara'ya ilim öğrenmeye, 'Üniversiteye asistan oluyorsun.' diye gönderiyoruz. Aman evladım, İslâm'dan taviz verme, dininden fedakârlık yapma, eğer üniversitede dinine bir tazyik, bir baskı olursa korkma evladım, bas istifanı, gel yanımıza, biz sana bakarız." dedi.

"'Korkma evladım, maaşsız kalacağım, aç kalacağım, açık kalacağım, şu maaş elden gitmesin, şu mevki makam kaybolmasın.' diye dininden fedakârlık yapma." dedi.

Bu çok önemli. Kim ne derse desin kınayanın kınamasından korkmayın, hakkı söylemek çok mühim muhterem kardeşlerim! Allah razı olsun, babam bana öyle dedi. Bir de; her sabah fakülteye giderken on defa;

Rabbenâ lâ tuziğ kulûbenâ ba'de iz hedeytenâ ve heb lenâ min ledünke rahmeh. İnneke ente'l-vehhâb ayetini oku." dedi.

Onun mânası ne?

Rabbenâ. "Ey bizim Rabbimiz, ey mevlâmız, ey âlemlerin Rabbi!" Lâ tuziğ kulûbenâ. "Kalplerimizi saptırma, doğru yoldan kaydırma." Ba'de iz-hedeytenâ. "Doğru yolda gidip dururken, hidayette iken, kalbimizi, gönlümüzü, ayağımızı doğru yoldan saptırma yâ Rabbi!" Ve heb lenâ min ledünke rahmeh. "Ve bize ind-i ilâhînden rahmet ihsan eyle."

"Böyle dua et. Bu ayeti 10 defa oku, öyle git." dedi.

İnsan şaşırabilir. Aklına mağrur olur, nefsine güvenirse Allah'ın istemediği işleri yaparsa edebi terk ederse Allah onu şaşırtır.

Neden?

Hidayeti veren de, sapıtan da Allah'tır. Dalâlet te, hidayet te Allah'tandır. Edepsiz olursun, sapıtırsın. Seni edepsiz seni; "Hadi bakalım ne halin varsa gör." der.

Onun için takvâyı tavsiye ediyorum, bu duayı okumanızı tavsiye ediyorum. Elinizi vicdanınıza koyun; tabi her şeyin doğrusunu öğrenmek için de en büyük alime gidip sormak lazım. Birden karar vermemek lazım. Hâkim iki tarafı dinler, delilleri bulur, değerlendirir; kararı öyle verir. Hâkimlik zor bir meslektir. Hâkimler kıyamet gününde;

"Keşke hayatta iken hiç hâkimlik yapmasaydık." diye pişman olacaklar.

Neden?

Adaleti temin etmek zor olduğundan, hâkimlik mesleği zor olduğundan. Tabi ilimde de gerçeği bulmak zordur. Çok dikkat etmek lazım.

Kız kardeşime falanca cemaatten bir genç talip oldu. Fikirlerinizi ve dualarınızı bekliyorum.

O cemaat ile bu cemaat arasında farklar olduğu zaman bir takım sıkıntılar oluyor. Cemaatlerin ismini vermeden bir misal vereyim. Bizim ihvanımızdan bir kızcağız bugün bana telefon etti, konuştuk. Başka bir cemaatten, bir gruptan birisi ile nişanlanmışlar ve nikahlanmışlar. Olur, Allah mesut etsin. Konuşmuşlar, kız falanca şehre tayin olacak. Kadınlarla ilgili bir mesleği var, oraya tayin olacak, "tamam" denmiş. Kız tayin olunca erkek de oraya gidecek; kız oraya tayin olmuş fakat bu sefer erkeğin bağlı olduğu cemaatin reisleri erkeğin buraya gitmesine müsaade etmiyor.

Bunlar nikahlandı, siz de önceden söz verdiniz, böyle şey olur mu?

O cemaatte düğün için izin almak gerekiyormuş.

Bunlar nikâhlı. Düğüne izin vermiyorlar.

Hoppala!

Ne Kur'an'da ne hadiste var. Bu kızla erkek nikahlanmış, karı koca olurlar. Düğüne müsaade etmiyor.

Öyle şey olur mu?

Olmaz.

Bunlar saçma sapan şeyler. Böyle bazı şeyler oluyor; doğru değil!

Sayfa Başı