M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Sorular-Cevaplar (142)

Videoyu istediğiniz yerden başlatmak için metin üzerine tıklayınız.

Kibirliye karşı kibirlenmek sadaka mıdır? Ölçüsü ne olmalıdır?

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem böyle buyurmuş. Tekebbür edene "Onun tekebbürü kırılsın." diye hürmet etmemek inadına böyle davranmak uygun olur. Tabi ölçüsü de ötekisi yola gelinceye kadardır. İşin tadını kaçıracak kadar değildir. Haddini bilmesi içindir.

Hanefî mezhebinde karides türü şeylerin yani balık olmayan deniz mahluklarının yenmesinin hükmü nedir?

Kerahat-i tahrimiye ile mekruhtur.

Beşik kertmesi olayının dinimizdeki yeri nedir?

Öyle bir şey yoktur. Beşikten iki çocuğu birbiriyle eş olarak düşünmek, evlenmeleri için onları bağlamaz çünkü evlilik kişilerin rızasına bağlıdır, anne babalarının beşik kertmesiyle ölçmesiyle olan bir şey değildir. Yanlıştır, doğru değildir. O belki fasık olacak, ona verilmez. Ötekisi kötü olacaksa verilmez. Aslı esası olmayan bir şey.

Zemzem niye ayakta içilir?

Çünkü yeryüzünün en hayırlı suyudur, Efendimiz ayakta içmiştir; o bakımdan ayakta içilir.

Cemaatle namazlarda farz namazlardaki kıraatin sesli veya sessiz okunması neye göredir? Öğle ve ikindi namazlarının sessiz okunması; Efendimiz'in de öyle yapmasından dolayıdır. Hikmet olarak da tabi "Gece namazları mahrem yerde yapılıyor ama gündüz namazları herkesin gördüğü yerde oluyor." diye öyle başlamış.

Derslerde gevşeklik neden kaynaklanır?

Derslerde gevşeklik tasavvufta ilk şey olan gıdaların helalliğindeki eksiklikten dolayıdır, abdestin eksikliğinden dolayıdır. Gıdanın helal olmasına çok dikkat etmeliyiz.

Gusül abdestinde tırnakların kenarlarının, uçlarının, iç kısımlarının temizlenmesi çok zor oluyor.

Onun mahzuru yoktur. Yıkandığı, temizlendiği kadar temizlenir. Kirlerinin kalması temizlenmeye mâni olmaz.

Bugünkü şartlarda devlet yönetiminde görev alınabilir mi?

"Allah'ın indirdikleriyle hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir." diye yahudiler hakkında indirilmiş âyet-i kerîme var. Hıristiyanlar hakkında indirilmiş âyet-i kerîmeler var. Allah'ın ahkâmıyla hükmetmek lazım gelir. Tabi bu, sorumlu insanlaradır. "Hiç memuriyet yapılmasın." mânasına değildir. Yönetimde yer alan müslüman kardeşlerimiz bunların içine girmezler. Onlar esas niyetleri itibariyle Allah'ın dinine uymak istiyorlar. Mevcut şartlar altında mümkün olduğu kadar hizmet etmeye çalışıyorlar.

Ticarette kâr haddi var mı?

Yoktur. O, ortamın durumuna göredir. Piyasadaki şartlara göre olabilir.

Vadeli satışlarda malzemeyi satarken müşteriye söylenecek yerlere sadece malzemenin cinsini, miktarını yazıyorum. Fiyatı ödeyeceği günkü bedeli neyse o bedelden alıyorum, uygun mu?

Tabi borcun, alacağın alışverişte belli olması bakımından uygun değil. Ama enflasyona karşı tedbir almak bakımından böyle bir şey lazım, uygun. Borç-alacak hesabı belli olmadan borçlu olunmaz. O zaman aldığı malzemeyi aynı miktarda geri getirmesi lazım gelir. Orada biraz şüphe var ama tabi enflasyona karşı bir çare olarak bunu düşünmüş.

Cihat-zikir ayrılmazlığı hususunu biraz açıklar mısınız?

"Cihat-zikir ayrılmazlığı" diye bir şey yok. Cihat olmadığı zaman da zikir vardır, cihadın içinde de zikir vardır. Ama ya cihat ya zikir gibi ya tasavvuf ya politik çalışma gibi bir ayırım düşünüyorsa öyle bir şey yoktur. Allahu Teâlâ hazretlerinin emirleri bir bütündür. Yeri gelince hepsi yapılır. Ramazan geldiği zaman Ramazan orucu tutulur. Sefer olduğu zaman cihada gidilir. Sair zaman ibadetler yapılır. Seferde de ibadetler yapılır. Savaşırken de "Allah Allah" diye zikredilir. Ama savaşılmadığı zamanda da gece gündüz Allahu Teâlâ hazretlerini zikretmek vardır. Birisi ötekisinin zıttı veya alternatifi gibi bir şey değildir.

Kendisine cin musallat olan kimse papaza gidebilir mi? Eğer Hıristiyan cin ise nasıl çıkar?

Papaza gidilmez. Çünkü papaz yanlış bir dinin mümessilidir. Allah'ın sevmediği bir yoldadır, Allah'ın razı olmadığı dine bağlıdır; oraya gidilmez. Cinin kâfiri olur, mü'min olanı olur ama "Kâfir oldu." diye kâfire gidilmez. "Cin kâfir" diye cinliye gidilmez. Yine Kur'ân-ı Kerîm'de geçen dualarla, İslâmî yollarla tedbirler alınır. Öbür tarafa giderse vebal altında kalır.

Ben bol, uzun bir pardösü giyerek örtünmekteyim. Ama etrafımdaki kişiler mutlaka çarşaf giyerek örtünmem gerektiğini söylüyorlar.

Böyle bir mecburiyet yok. Bolca ve uzun bir kıyafet olduktan sonra o da çarşaf gibidir. Tesettürü sağladığı için uygundur. Şu anda çok güzel İslâmî kıyafetler var. Çarşaftan daha güzel. Çünkü çarşafı ya ağzıyla tutuyor, ya eliyle tutuyor; bazı eksiklikleri var. Ama bu kıyafetlerin düğmesi var, iliği var, güzel kapatıyor. Örtüler boynu başı vesaireyi güzel örtüyor; daha gelişmiş şekli. O bakımdan böyle bir mecburiyet yoktur. Örtündükten sonra hangisi en güzel örtüyorsa o kıymetlidir. En güzel olan odur.

İslâm'da reenkarnasyon var mıdır?

Yoktur. Reenkarnasyon Hintliler'in batıl bir inancıdır. Saçmadır da. Hem de kâfirâne bir inançtır. İslâm'da böyle bir şey yoktur. İslâm'da her müslümanın kendisinin bir ruhu vardır. O ruhu ile dünyada yaşar. İmtihanı bittikten sonra âhirete göçer ve ona göre ceza veya mükâfat alır. Tekrar tekrar dönüp dönüp dünyaya başka şekillerle gelmek başka kılıklarla gelmek gibi inanç iptidâî Hint inancıdır, putperest inancıdır; böyle bir şey yoktur!

Bir kız Alevî olduğunu söylüyor ama "Ben Allah'a, Peygamber'e inanıyorum." diyor. Bunun durumu nedir?

"Allah'a inanıyorum, Peygamber'e inanıyorum." demek icmâlî imandır. Yani Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Resûlüh diyor. Mücmelen yani özet olarak, kısaca, kestirmeden "Ben mü'minim." demiş oluyor.

"Ben Allah'a inanıyorum:"

Eşhedü en la ilâhe illallah. "Şehadet ederim ki Allah birdir." Ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Resûlüh. "Muhammed de onun elçisidir, gönderdiği peygamberidir, kuludur." demiş oluyor.

Tamam ama bu icmâlî iman mü'min olmak için yeter fakat bunun sonucu Kur'ân-ı Kerîm'in ahkâmına, Peygamber Efendimiz'in sünnetine uymaktır. Ona uymadığı zaman bu iş tahakkuk etmemiş oluyor. Şöyle bir fıkıh kitabını okuduğu zaman her şeyiyle kabul edip hayatını ona uydurması lazım geliyor; öyle olmazsa olmaz!

Allah, mekandan münezzeh olduğu halde; "Sen yerdekine merhamet et ki gökteki de sana merhamet etsin." demek uygun mudur?

Tabi gökte Allah'ın melekleri var; vazifeli olan çeşitli mahlukatı var. O mâna "Allahu Teala hazretlerine mekan izafe etmek" değil.

Allah hepinizden razı olsun.

Sayfa Başı