M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

İslâm Tüm Dinleri Kuşatmıştır

Videoyu istediğiniz yerden başlatmak için metin üzerine tıklayınız.

Muhterem misafirlerimiz!

İslâm sanıldığı gibi sadece Hz. Muhammed aleyhisselam'dan sonra gelen dinin adı değildir. Kur'ân-ı Kerîm'e ve Peygamber Efendimiz'in hadîs-i şerîflerindeki bilgilere göre İslâm, Hz. Âdem'den beri bütün peygamberlerin anlattığı ilahî dinin adıdır.

Hz. Âdem aleyhisselam'dan sonra gelen bazılarının ismini bildiğimiz pek çok peygamber insanlara Allah'ın bilgilerini, emirlerini getiren mübarek insanlardır. Nuh aleyhisselam, İbrahim aleyhisselam, Musa aleyhisselam, Harun aleyhisselam, İsa aleyhisselam gibi peygamberlerin hepsi Allah'ın peygamberleridir yani Allah'ın elçileridir.

Onun için biz müslümanlar olarak insanlığın başından beri Allah'ın göndermiş olduğu bu peygamberlerin hepsini seviyoruz ve hepsine inanıyoruz. Hz. Âdem aleyhisselam'dan bizim peygamberimiz Muhammed aleyhisselam'a kadar… Hz. İsa ve Hz. Musa dahil hepsini seviyoruz, sayıyoruz. Bu, sadece göstermelik bir söz değil. Çocuklarımıza isimlerini veriyoruz. Mesela müslüman çocuklar arasında Musa, İsa, İbrahim gibi isimler çoktur, belki aramızda da vardır.

Kur'ân-ı Kerîm'de mevcut olan bir âyet-i kerîmede Allahu Teâlâ hazretleri bizim dinimiz ile önceki dinlerin sözlerinin, inançlarının bir olduğunu ve onun için öteki insanları da bu aynı olan söze davet etmemizi söylüyor.

Teâlev ilâ kelimetin sevâin beynenâ ve beyneküm ellâ na'bude illallâhe ve lâ nüşrike bihî şey'en ve lâ yettehize ba'dunâ ba'dan erbâben min dûnillahi. Bütün insanları, "Aynı inanca sahibiz, gelin aynı kelimede toplanalım." diye davet etmemizi Kur'an bize emrediyor.

Bu aynı söz, aynı inanç nedir?

Kâinatı yaratan Allah'ın bir olduğunu, şeriki, naziri olmadığını, O'nun âlemlerin rabbi olduğunu bildiren inançtır. Aslında bütün peygamberler insanlara bu bilgiyi vermişler fakat insanlar sonraları başka şeylere yanlışlıkla yönelmiş ve tapınmaya başlamışlardır. Müşterek olan söz, sadece âlemleri yaratan yüce Allah'a ibadet etmektir. Biz buna "tevhid inancı" diyoruz yani Allah'ın bir olduğunu ifade eden inanç.

Allahu Teâlâ hazretleri, kâinatı yaratan rabbimiz insanlara zaman zaman peygamberler gönderdiği gibi Hz. İsa aleyhisselam'dan sonra da onun İncil'de bahsettiği, geleceğini müjdelediği âhir zaman peygamberi olan Muhammed-i Mustafâ'yı göndermiştir.

Onun için aslında modern çağın insanı müslüman olurken Hz. Âdem'den Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa aleyhisselam'a ve Peygamber Efendimiz Muhammed-i Mustafâ aleyhisselam'a kadar gelen bir hakikati ifade etmiş oluyor. Aynı hakikati, Allah'ın kabul ettiği gerçeği ve bütün dinleri çatısı altında toplayan temel inancı kabul etmiş oluyor. Doğru olan bir şeyi yapmış oluyor. İnancı düzeltmiş oluyor. Hz. Âdem aleyhisselam'dan, İbrahim aleyhisselam'dan, Musa aleyhisselam'dan, İsa aleyhisselam'dan beri mevcut olan bir gerçeği tekrar kabul etmiş oluyor. Müslüman olarak bir yanılmayı düzeltmiş oluyor.

Böylece müslüman olan ve müslüman olmak isteyen misafirlerimiz doğru olan bir şeyi yapmış oluyorlar, bir yanlışı düzeltmiş oluyorlar. Hz. Âdem aleyhisselam'ın, Hz. İbrahim aleyhisselam'ın, Hz. Musa aleyhisselam'ın, Hz. İsa aleyhisselam'ın razı olacağı güzel bir şeyi yapmış oluyor.

Kendilerini tebrik ediyoruz. Siz de söyleyin. Müslüman olmak için iki şey gerekiyor. Birincisi Allah'ın bir olduğunu ifade etmek:

Bu Arapça, lâ ilâhe illallah sözüdür. Müslüman olmak için kişi diyor ki;

Eşhedü en lâ ilâhe illallah. "Şehadet ediyorum ki Allah birdir."

İkinci söylemesi gereken şey:

Ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve resûlüh. "Yine ben şahit oluyorum, şehadet ediyorum ki Muhammed Allah'ın kulu ve elçisidir."

İnsan bu iki hakikati kabul etti mi iki şeyi kabul etmiş oluyor; Peygamber Efendimiz'in öğrettikleri şeyleri öğrenecek, şu andan sonraki hayatında onlara tâbi olacak ve Allah'ın gönderdiği Kur'ân-ı Kerîm'i okuyacak, onun emirlerine uyacak.

Çünkü Kur'an Allah'ın vahyidir ve Peygamber Efendimiz de insanlara Allah'ın emirlerini öğreten bir öğretmendir. Onun sözleri önemlidir. Onun sözlerine "hadîs-i şerîf" diyoruz. Onlar çok dikkatli bir şekilde zamanındaki şahitler, insanlar tarafından toplanmış ve yazılmıştır. Onun zamanındaki insanlar tarafından hayatının bütün safhaları; özel hayatı, ailevi hayatı, ticari hayatı, dışarıdaki içtimai hayatı en detayına kadar şahitler tarafından tespit edilmiştir. Dünya üzerinde o kadar teferruatlı tespit edilmiş bir başka insan yoktur.

Bir insan, eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve resûlüh deyince bunları kabul etmiş oluyor, müslüman oluyor. Bir de fiili olarak yapması gereken şey; evine gittiği zaman tepeden tırnağa tam olarak yani vücudunda hiç ıslak bir yer kalmayacak şekilde, iyi bir şekilde yıkanmaktır. Bu iki şekilde oluyor:

1. Namaz abdesti. Kollarını yıkayarak, ayaklarını yıkayarak alınan abdest.

2. Bütün vücudunu çok dikkatli bir şekilde, hiçbir kuru yer kalmayacak şekilde yıkamak. Bunun adına da "gusül abdesti" diyoruz.

Müslüman olacak bir insan önce şu sözleri söyleyecek:

Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve resûlüh.

Böyle diyecek ve evinde tepeden tırnağa hem maddî hem mânevî bir temizlik olmak üzere dinî yıkanma yapacak, abdest alacak. Böylece müslüman olacak. Bu sözleri söyleyince müslüman olup evinde de yıkanır.

Müslüman olan bir insanın yapması gereken beş önemli ibadet var:

1. Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve resûlüh sözünü sık sık söylemek.

2. Günde beş defa namaz kılmak.

3. Yılda bir ay, Ramazan ayında oruç tutmak.

4. Eğer varlıklı, zengin bir müslümansa fakir müslümanlara zekât vermek. Yılda bir defa malının yüzde iki buçukluk kısmını vermek. Bu, dinî bir mecburiyet ve malî bir ibadettir.

5. Eğer zengin ve vücudu sıhhatli ise, imkânı var ise hacca gitmek. Haccın belli bir zamanı vardır. Önümüzdeki ilkbaharda… Ramazan'dan iki ay kadar sonra olacak. Bir yıl tamamlanmadan gerekmez yani malî vazife, her bir yıl tamamlandığında verilir.

Şimdi bu beylerin ve hanımların şu anda, şu günde yapacağı şey günde beş defa namaz kılmaktır.

Tabii bir şey yanlış anlaşılmasın. İnsanın fakirlere iyilik yapmasının asgarî, en aşağı sınırı yüzde iki buçuk zekât vermesidir. Bu farz ve mecburî olan şeydir. İsterse istediği zaman, istediği kadar, istediği fakire, istediği ölçüde yardım etme hakkına sahiptir ve bu güzel bir şeydir

Böylece tercümeyle İslâm'ı anlatmaya çalıştım.

Şimdi kendilerini kelime-i şehâdet getirmeye davet edeceğim.

Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve resûlüh.

Tebrik ederiz.

İnancın bazı [maddelerini] söylemek istiyorum:

Âmentü billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve rusulihî ve'l-yevmi'l-âhiri ve bi'l-kaderi hayrihî ve şerrihî minallâhi teâlâ ve'l-ba'sü ba'de'l-mevti hakkun eşhedü en lâ ilâhe illallâhi ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlühü.

Bu son söylediğim sözün mânası deminden beri anlattığım şeyledir.

Tercüme edelim;

Âmentü billâhi. "Ben Allah'a inandım." Biz, Allah'a inanıyoruz.

Ve melâiketihî. "Meleklerine inanıyoruz." Cebrail, Mikail vs. melekler…

Ve kütübihî. "Allah'ın gönderdiği kitaplara, peygamberlerine gönderdiği bilgilerin ettiği kitaplara inanıyoruz. " İncil, Tevrat, Zebur… İbrahim aleyhisselam'a gönderilene "suhuf-u İbrahim" diyoruz.

Ve rusulihî. "Allah'ın gönderdiği bütün peygamberlere inanıyoruz." Hz. Âdem'den Peygamber Efendimiz'e kadar… Bunların sayısı bilinmiyor ama yüz binlerce. Çünkü Allah, Kur'ân-ı Kerîm'de bildiriyor; her topluluğa bir peygamber göndermiş. Biz bütün peygamberlere inanıyoruz.

Ve'l-yevmi'l-âhiri. "Âhiret hayatına inanıyoruz." Vefat ettikten sonra iyi insanlar cennete gidecek ve kötü insanlar cehenneme gidip cezasını çekecek.

Ve bi'l-kaderi hayrihî ve şerrihî minallâhi teâlâ. "İnsanın hayatında başına gelen çeşitli üzücü veya tatlı olaylar Allah'ın takdiridir." Onları da tahammülle, sabırla karşılıyoruz çünkü Allah'ın imtihanıdır. Biz Allah'ı iyi kulu muyuz? Onu anlamak için bunlar Allah'ın kaderi.

Cennet ile cehennem arasında bir yer daha var, ona "araf" deniliyor. Orada ne cenneti hak etmiş ne de cehenneme düşecek duruma gelmiş olmayan insanlar olacak.

Ve'l-ba'sü ba'de'l-mevti hakkun. Bu, olacak olan bir gerçek hadisedir. Allahu Teâlâ hazretleri insanları âhirette muhakeme edecektir.

İnsanın hayatında en mühim olan şey, Allah'ın sevgili kulu olması… Sevdiği bir kul olması için bu bilgilerin uygulanması yani insanın müslümanca bir hayat sürmesi gerekir. Bu da daha geniş bilgiyi gerektirir. Onun için Kur'ân-ı Kerîm'i ve peygamberlerimizin hadislerini okusunlar ve müslümanlarla temaslarını [kesmesinler.] Müslüman toplumun içinde olmaktan uzak kalmasınlar ki kardeşler İslâm'ı birbirlerine daha iyi anlatır ve daha kolay yaşamak mümkün olur.

İnsanın müslüman olması güzel bir şeydir fakat başka insanları da bu güzel şeye çağırmak, onların da mutlu olmasını sağlamak, cennete girmesine sebep olmak daha güzeldir. Onun için kendisi müslüman olduktan sonra bir de İslâm için çalışmak uygun olur.

Biz müslümanlar olarak bu kardeşlerimizin yaşadıkları toplumdan uzakta yetiştiğimiz için bu toplumu iyi tanıyamayabiliriz ama onlar kendi toplumlarını, onların nasıl yetiştiklerini daha iyi bilirler. Onlara gerçekleri daha güzel anlatabilirler. Dilleri de konuşmaları için daha müsaittir.

Bazı şeyler yapmak isterlerse, sorularına cevaplar ararlarsa Markfield'deki İslamic Foundation kütüphanesinden istifade edebilirler. Oradaki bazı şahıslarla konuşarak bilgilerini genişletebilirler. Orada odalar ve uzun zaman çalışabilecekleri güzel bir kütüphane var. Geçtiğimiz hafta biz oradaydık, beni gezdirdiler. Zengin, güzel bir kütüphane; yüzlerce de neşriyatı var. Otantik, sağlam şeyler.

Çok teşekkür ediyorum, tebrik ediyorum.

Sayfa Başı