M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Sorular-Cevaplar (140)

Videoyu istediğiniz yerden başlatmak için metin üzerine tıklayınız.

Devletten maaş alarak geçiniyorum. 5 yıldır maaş aldığım halde daha borçlardan kurtulamadım. Tam kurtulacağım sırada hiç beklenmeyen büyük bir harcamam oluyor. Bu benim hatam mıdır, yoksa Allah celle celalühû böyle mi istiyor? Bundan kurtulmanın çaresi var mıdır? Ek iş yapılabilir mi?

Maaş çok önemlidir. Daha doğrusu helâl lokma çok önemlidir. İslâm'da ve tasavvufta her şeyin başı helâl lokmadır.

Neden?

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki;

"Bir insan, haram lokma yerse o haram lokmadan vücudunda mutlaka bir haram et parçası hâsıl olur. Yani o yediğinden bir şey hâsıl olur. Ve haramla hâsıl olan vücuda, mutlaka cehennem ateşi nasip olur. O haramı ancak cehennemde yanmak giderir."

"Haram yiyen cehenneme düşecek." demektir.

Onun için helâl lokmaya, helâl lokma yemeye evliyâullah çok dikkat etmişlerdir. Tabi bütün dindar insanlar çok dikkat etmek durumundadır. Helâl lokma çok önemli.

Bir insan, ister özel işte çalışsın, ister resmî işte çalışsın, maaşını aldığı kimse ile yaptığı bir akit var, bir ahit var. Bu ahde uygun hareket etmişse maaşı helâldir, ahdine uygun hareket etmemişse maaşını helâl ettirememiştir.

Memur ama saat 11:00'da geliyor, 16:00'da gidiyor. Çünkü genel müdür; kimse söz söyleyemiyor. Olmaz, olmaz! Allah sorar.

Adam, falanca işte görevlendirilmiş, işini yapmıyor. Bütün memurlar, bütün vazifelerini güzel yapsalar ortalık güllük gülistanlık olacak; yok!

Bir devlet dairesine gidiyorsun o yok, bu yok; sportoto oynuyorlar, gazete okuyorlar, kadınlar örgü örüyor; sinek avlıyorlar, vazife yapmıyorlar; o zaman haram oluyor. Özel işte çalışsa yine vazifesini yerine getirmese yine haram olur. Lokmanın helâl olmasına gayret etmek lazım…

Bazıları devletten maaş almak için düzenler tertipliyorlar; hakkı olmadığı halde maaş bağlattırıyorlar. Bazıları maaşı hak etmiyor. Bazılarının yaptığı iş de Allah'ın helal kılmadığı bir iş olduğundan maaş zaten haram oluyor.

Haram bir işten alınan maaş helâl olmaz, haram olur. Helâl olmasına dikkat etmek lazımdır. Tabi helâl lokmanın bir bereketi vardır.

Size bir misalle anlatayım:

Ankara'da birisinden bahsettiler; -Ankara'da Özelif Camii'nde vaaz veriyordum- Allah razı olsun adamın kendisinin üç dört tane çocuğu varmış. Akrabasından yetim, kimsesiz kalanları da evine almış, onlara da bakıyormuş.

Nedir bu?

Bir yerde memurmuş.

Nasıl bir memur?

Sıradan bir memur. Kendisinin üç dört çocuğu var, üç dört tane de gariban yetim var.

Ailesinde başka çalışan var mı?

Yok.

Tek maaşla mı?

Tek maaşla.

"Herhalde ev kendisinindir." dedim.

Gecekonduda falan mı otuyor?

Gecekonduda oturuyor ama evi kira!

Benim aklım başımdan gitti, şaşırdım. Sekiz dokuz cana, kiralık bir evde oturarak cüz'î bir maaşla hizmet etmek…

"Elhamdülillah iyiyiz." falan da diyor; yani "Çok şükür halimize, Allah bize darlık da göstermiyor."

İşte bu berekettir; adam yetime baktığından, iyilik yaptığından Allah maaşının bereketini veriyor, gül gibi geçindiği kanaatinde, mutlu. Allah hepsinin parasını yetiriyor.

Öbür taraftan adam milyonları alıyor, hatta milyarları alıyor. Rüşvetle, ıvırla zıvırla hiç hayrını görmüyor; o da bereketsizliktir.

Kazancın helâl olmasına dikkat edin. Helâl kazancınıza haram karışmamasına dikkat edin.

Mesela yalan yere yemin etse haram olur; yalan yere yemin etmeyecek.

Cuma vaktinde çalışsa haram olur; Allah, "O vakitte camiye gelin." diyor.

O bakımdan helal olmasına dikkat edin; Allah bereketini verir.

Besmele ile alın, besmele ile yiyin; lokmaya, yemeye besmele ile başlayın. O zaman Allah bereketini verir.

Allah kazançlarınızı helâl kazanç eylesin. Evinize bereket ihsan eylesin.

Sübhâne mâ a'zama şânî leyse fî cübbeti siva'llâh. Büyük İslâm alimi Bâyezid-i Bistâmî hazretlerinin bu sözünden murat nedir? Açıklarsanız memnun olurum.

Hangi kitabı okudu da bu cümleleri yazdı ise orada bunun izahları da vardır, bilinmeyen şeyler değil. Ama bir de bizden dinlemek istiyorlar.

Bu büyük bir mevzuudur. İnsan tasavvufî çalışmalarında, zikrinde ve irfanının mertebelerinde ilerlediği zaman, kendisinde kudretullah'ı görüyor, Allah'ın tecellîsini görüyor. Ve kendisini bir zerre gibi görüyor veyahut bir zerre gibi bile görmüyor, hiç olarak görüyor.

Ankara'da Hacı Bayram camiinin imamı Zekayi Hocamız vardı. Eskiden soyadının başında şöyle yazıyormuş; "Zekayi Hiçsarsılmaz." Sonra "Sarsılmaz"ı çıkarmış, "Hiç" kalmış. "Hiç" mânasına. Tabi o hiç olduğu zaman, kendisini görmediği zaman Allah'ın tecellîsini görüyor. O zaman bu sözleri söylüyor.

Sübhâne mâ a'zama şânî. "Kendimi tenzih ederim. Ne kadar enteresan hâlim, şânım var." diyor.

Tabi bu söz Allah'ın kudreti için söyleniyor.

Leyse fî cübbeti siva'llâh.

"Kimse görmesin." biye birisi iğnelemiş

O sözler; o halleri yaşayanların anlayabileceği bir sözdür, onların itikatlarında bir kusur değildir, görüşlerinde bir irfan manzarasıdır.

On sene oldu dersliyim, ders yapmayı da seviyorum. Ama bir türlü ders yapamıyorum. Yoksa ben bu dersten mahrum mu kalacağım? Çok üzülüyorum. Sohbetlerinize de geliyorum ama tesbihleri çekemiyorum. Bu durum neden oluyor?

Bu, lokmanın helâl olup olmaması ile ilgili olabilir. Çünkü insanın yediği lokma helâl olmadığı zaman iyi bir şeyi yapmak istese de yapamaz. Onun için tevbe edip lokmanın helâl olmasına dikkat edip abdestli gezmek lazım. Gece yapamıyorsa gündüz yürürken, işe gelirken, giderken eline tesbih alsın, zikirlerini yapsın.

Evlilik konusunda bir açıklama getirebilir misiniz?

Peygamber aleyhissalâtü vesselâm buyurdu ki "Bir kadın -tabi erkek için de aynı şey bahis konusu- güzelliği için alınabilir; hasebi, soyu, sopu için alınabilir; malı, zenginliği için alınabilir, dindarlığı için alınabilir. Siz dindar olanına bakın." buyuruluyor. Dindarlık önemlidir. Tabi dindarlık kadar ârif olmak da önemlidir. Ârif olmak için de bağlı olduğun yerin hak yol olması önemlidir. Onlara dikkat etmek lazım…

İsmim Mehmed, iki isim kullanmak sünnet olduğu için iki isim kullanmak istiyorum. Zahit olsun mu, ne buyurursunuz?

"İki isim kullanmak sünnettir." diye bir şey ben bilmiyorum. İnsanın bir ismi olabilir, iki isim olması şart değildir. Ama tabi Mehmet biraz bozulmuş bir telaffuzdur. Muhammed, Ahmed veya Mahmud olabilir. Düzeltilerek Mehmed Zahid olabilir. İki isim olma mecburiyeti yoktur, tek isim olabilir.

Soru: Kişinin arkadaşını, ihvanını sevmesinde bir sınır var mıdır? İnsan dostunu nasıl sevmelidir? Bu konuda beni aydınlatırsanız sevinirim.

Cevap: Tabi bütün sevgiler Allahu teâla hazretlerinin rızasına uygun istikamette olur ve orada biter. Çok sevdiğiniz bir insan günah olan bir şeyi ister, tavsiye eder ve teşvik ederse orada tabi o sevgi olmaz. Sevginin hududu şeriatın çizdiği çizgilerdir. O bakımdan kardeşlerimizi seveceğiz, Allah sev dedi, birbirimizle bizi kardeş etti diye seveceğiz. ama ölçülü bir sevgi ile sevmek lazım. Peygamber Efendimiz'in bu husufta bir hadîs-i şerîfi var: "Dostunu ölçülü bir sevgi ile sev; belki bir zaman gelir aranız bozulabilir. Düşmanına ölçülü bir şekilde düşmanlık yap; belki bir zaman gelir aranız düzelebilir." Yani sonunda pişman olacağın bir söz söyleme demek istiyor.

Demek ki seveceğiz fakat çok aşırı itimat edip sırrımızı verip de sonradan müşkül bir durumda kalma gibi durumların da olmaması da tavsiye edilmiş oluyor. Tabi sevgi Allah yolunda olacaktır. Birbirinize hayrı ve hakkı tavsiye edeceksiniz ve kötülük olduğu zaman da ikaz etme vazifesi vardır. Şunu şöyle yapmayın, bunu böyle yapmayın, bu aykırı oldu filan tarzında.

Soru: Tanıdık bir teyze biriktirdiği bir miktar parayla hacca gitmeyi planlamış. "Babaları olmayan torunlarıma mı yardım edeyim yoksa üzerime farz olanı mı yapayım." diye size sormamı söyledi.

Cevap: Biriktirdiği para ve maddi imkânlarıyla haccetmek kendisinin boynuna borç olmuşsa o hac vazifesini yapması lazım. Çünkü yapmadığı zaman vebal altında kalır. Onu yapması gerekir. Ondan sonra da elinden geldiğince öteki hizmetleri yapar.

Soru: Derslerimi aksattım, üst üste biriktirip yapayım diyorum. Sonra zaman olmuyor. Bazen iki üç günlük dersimi bir anda yapabiliyorum. Buna rağmen yapamadığım derslerimi tekrar yapabilir miyim?

Cevap: O ne olursa olsun bir günün kendisi içinde yapılması lazım. Ertesi güne bırakılması uygun olmuyor. Gündüz, gece, yolda, namazın arkasında, yemekten sonra veya yemekten önce bir fırsat araya sıkıştıracak yapacak.

Allah cümlenizi iki cihanda aziz ve bahtiyar eylesin.

Sayfa Başı