M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Sorular-Cevaplar (120)

Videoyu istediğiniz yerden başlatmak için metin üzerine tıklayınız.

Bazı fakültelerde diploma için başörtülü fotoğraf kabul etmiyorlar, baş açık fotoğraf istiyorlar; bu durumdaki kardeşlerimiz ne yapsın?

Hukukî mücadelesini sürdürsün; bu istek haksızdır, yüzü görününce tamamdır, başörtüsüne kimsenin sözü yoktur, imanından dolayıdır. Hakkını almak için avukatla mücadelesini sürdürsün.

Güzel dinimize göre öldükten sonra organlarının bağışlanması caiz midir? Dinimize göre yakın akrabalarımızdan hangi hanımlarla el sıkışmamıza müsaade vardır?

Organ nakli yeni bir konudur. Her yerde konuşuluyor, müzakere ediliyor. Müftüler, fetva kurulları bu meseleyi inceliyor, bazı şartlarda caiz olduğuna fetva veriyorlar.

Hanımlarla el sıkışma İslâm'da yoktur. Yakın akrabamızla vesaire el sıkışma söz konusu değil. Peygamber Efendimiz bey'at alırken bile el sıkışmamıştır. Yalnız annesinin, teyzesinin, halasının, büyüklerinin elini öpmek gibi bir şey örf olduğu için öpülmediği zaman onlar darılıp kızıp üzüleceğinden örfe göre ona müsaade veriliyor.

Okuduğumuz derslerde öğrendiğimize göre neredeyse tüm tarih, siyasal düşüncelerin kapıştığı bir süreç. Okulda Batı'nın siyasal düşünceler tarihini okurken şimdiki tüm hâlini ve buna karşılık İslâm medeniyetinin durumunu da kavrayabiliriz. Şimdiki gayemiz sosyolojik ve psikolojik bakımdan ve tamamen İslâm medeniyetini devam ettiren bir anlayış. İslâm ve Batı siyasal düşünceler tarihini araştırıp güzelce öğrenip sonuçlar çıkarabilmek; bu konudaki çalışmalarımızda başarılı olup Rabbımiz'in rızasını kazanabilmek için bize dua ederseniz memnun oluruz.

İlmin zevkine varmış ve o ilme göre İslâmî çalışmalar yapmak istiyor, Allah. muvaffak etsin, Allah razı olsun!

Ashabının Peygamber Efendimiz'e hitap ederken; "Anam babam sana feda olsun ey Allah'ın resûlü!" gibi bir tabir kullandığını biliyoruz. Acaba sahabenin birbirine karşı kullandığı bunun gibi özel bir hitap, tabir veya tabirler var mıydı? Yoksa onlar birbirlerine sevgilerini sadece hâl ile mi gösteriyorlardı?

Ahi kelimesi var bildiğimiz, "kardeşim" demek. "Ahi" kelimesine hangi sıfatı ekliyorlardı bilmem, ahi el-azîz "aziz kardeşim" vesarie bir şeyler diyorlardır herhalde.

Birisi ismini değiştirmek istediğini söylemiş, bir isim istiyor.

İsmi "Halis" olsun.

Birisi evliliği için istihare yapmış, fakat bir sonuç çıkmamış.

İstişare, istihareden önemlidir. Sevdiği üç ciddi kimseyle meseleyi konuşsun. İstiharede bir şey görmüyorsa istişare daha önemli, ona göre yapsın; o da sevaptır.

Birisi kazandığı üniversiteleri anlatıyor. Tekrar tekrar başka başka fakültelere gitmek için üniversite imtihanlarına girdiğini anlatıyor, "Üç senedir işim ters gidiyor." diyor, dua istiyor.

Bir insanın başladığı bir şeyi devam ettirmesi lazım. Gayret etmesi lazım. Sebat, önemli bir husustur; sebat edince inşaallah iyi olur, zorluklar aşılır.

Faizini almadan bankaya para yatırmak caiz midir?

Faizi almayınca faiz yeme günahına bulaşmamış oluyor. Tamam, fakat banka faiz işlemlerini yapmaktan geri durmuyor ki ona bir imkân sağlamış oluyor, onun o işleri yapmasına yardımcı olmuş oluyor. Haram olan faiz almayı verme işlerini yapan bir müesseseyi takviye etmiş oluyor.

Avrupa ülkesinde durum nasıldır? Orada bankaya para yatırmak, faizini almak caiz midir?

"İmam-ı Âzam'a göre caiz, bazı müçtehitlere göre caiz değildir." diyorlar. Fikri Yavuz'un Muamelatlı İslâm Fıkhı ve Hukuku kitabında onun cevazına dair hadîs-i şerîfi yani "Küfür diyarında müslümanla kâfir arasında faiz işleri cereyan etmez." şeklindeki hadîs-i şerîfi yazıyor; onunla amel edebilir.

İslâm'a göre kadın çalışmalı mıdır?

Kadın çalışır yani çalışmanın cinsi önemli. Kadın da çalışır erkek de çalışır. Şeriatin ahkâmının çiğnenmediği bir usulde çalışabilir; tarlasında çalışır, evinde dikiş işinde çalışabilir. Çalışamaz diye bir şey yok. Erkeklerle karışık halde, namahremlerle bir arada mahzurlar çıkıyor.

Zikirlerini aksatan bir kimsenin ne yapacağını soruyorlar.

Tevbe edecek, bir daha yapmamaya azmedecek ve bir daha o ihmali yapmamaya çalışacak.

Farkında olmadan, istemeyerek konuşma arasında yemin ediyorum.

O yeminlerin cezası olabilir. Yemin etmemeye alışacak. Yemin edip de tutmadığı zaman yemin kefareti vermesi lazım.

Kayınvalidem ve annem ders almak istiyor. Gelemeyenlere ders tarifini ben yapabilir miyim?

Birisi yapsın, müsaade ediyorum, pekâlâ, kabul ettim. Gelsin sonra bir ara bizimle görüştürsün.

Ruhsatlı silah almanın faydaları nelerdir?

Kur'ân-ı Kerîm'de Allahu Teâlâ hazretleri buyuruyor:

Ve eiddû lehüm me'steta'tum min kuvvetin ve min ribâti'l-hayli türhibûne bihî adüvva'llâhi ve aduvveküm. "Kâfirlere karşı gücünüzün yettiğince silah hazırlayın."

Bu silah artık o kadar ileriye gitti, o kadar modernleşti, elektronik ilmi o kadar işin içine girdi, o kadar uzaklardan öyle şeyler yapılıyor ki bizim bu silahlar bilmiyorum ne işe yarar?

Sadece ruhsatlı silah. Basit bir takım şeylerde mesela dağa, kıra bayıra gidenler üstüne bir kurt, çakal filan hücum ederse belki ona patlatmakta işe yarar.

A cemaatine bağlı birisinin B cemaatine devamda bulunması doğru mudur?

Doğrudur, yanlış değildir, mahzuru yoktur. Çünkü ilim Çin'de bile olsa alınır, gidilir, dinlenir. Dinlenmemesi veya "Gidilmesin." denmesi doğru değildir, çünkü hadîs-i şerîfler vardır. Hoca gidilen yerin batıl bir yol olduğunu, yanlış bir yer olduğunu biliyorsa o zaman "Oraya gitmeyin, çünkü orada yalan yanlış şeyler yapılıyor, söyleniyor." mânasına diyebilir yoksa müspet vasıflara sahip bir yere engel olmamak lazım.

Birisi nişanlanmış, evlenmek istiyor fakat annesi babasından sekiz yıl önce ayrılmış. Ayrılma nedeni annesinin bazı kötü halleriymiş; "Acaba böyle kötü huylu bir annenin çocuğu da kötü olabilir mi?" diye arkadaş tereddüt ediyormuş.

Sıdk ile olsa hak yola girmişse eski günahlarının hepsi silinir. Birisi ötekisine doğrudan doğruya tesir etmez. Halini incelesin; iyi halli bir kimseyse inşaallah Allah onu böyle bir duruma düşmekten korur.

Birisi hatim indirmiş onun duası istiyor. Bir de diyor ki sizin bazı yazılarınızda "devletimiz, devlet büyüklerimiz, ordumuz" gibi kelimeleri kullanmanızı bazıları eleştiriyorlar. "Ben şahsen anlıyorum ama siz de bir açıklar mısınız?" diyor.

Yazı yazmak ve konuşmak çok zordur. Düşündüğünüzü karşı tarafa tam anlatabilmeniz lazım. Bunu anlatmak için kullanılan vasıta kelimelerdir. Bunlar da bazen tam anlaşılmaz; yani birisi "mangal altı" der, ötekisi "kralın tahtı" anlar. Hani tekerlemelerde de var veya Hacivat Karagöz oyunlarında olduğu gibi olabilir. Bazen ters anlaşılır. İktisab etmediği [işlemediği] bir suçtan dolayı bir insanı haksız yere suçlamak da büyük günahtır, yanlış bir şeydir bühtandır, iftiradır. "Devlet büyüğümüz" dediysek, "yurdumuz, ordumuz, dünyamız, asrımız" dediysek, bu normal olarak içinde bulunduğumuz şey demektir. Yoksa "Dünyanın içindeki kötü insanların kötülüğünü tasvip ediyoruz." demek değildir. "Asrımızın içindeki kötülükleri tasvip ediyoruz." demek değildir. Kendi içimizde iştirak olmayan bir suçtan dolayı suçlanamayız herhalde. "Onu suçlayan da kötü niyetinden dolayı suçluyor." demektir, yanlış olur.

Bizim o sözleri söylerken "Türkiye" demek istiyoruz; " Türkiye devleti" yerine "devletimiz" diyoruz. "Türk ordusu" demek istiyoruz "ordumuz" diyoruz. İçinde bulunduğumuz cemiyetin içinde olduğu için. İyisi de vardır, iyisini düşünmek lazım, hepsini tamamen defterden silmemek lazım. İyi memur vardır, iyi öğretmen vardır, iyi insan vardır; kötüleri düşünüp de hepsini defterden silmek doğru değil. Bunlara tamamen düşmanca bir tavır almak da yanlış. Tenkid edenlerin tavrı.. Tanımak lazım, tanımaya çalışmak lazım, anlamak lazım, hataları varsa düzeltmeye çalışmak lazım. Netice itibariyle aynı yerde yaşıyoruz, hatası varsa anlatmaya çalışırsın. Üniversite, "üniversitemiz" diyoruz, bu başörtüsünü engelleyen hocaları tasvip ediyor muyuz? Etmiyoruz. Ama üniversite müessese olarak bizim.

Almanya'daki Cemalettin Hoca meselesi çok soruluyor, üç oldu. Bir de "Cemaatler arasındaki çekişmeler ne zaman bitecek?" diye soruyor, güzel bir soru.

Cemaatler arasındaki sorun, cemaatleri destekleyen insanların körü körüne desteklemesi bittiği zaman bitecektir. Körü körüne destekleyenler mevcut oldukça onları koyun gibi sürükleyip şuraya buraya saldırtan insanlar da istismar edenler de daima olabilir. Herkes bir cemaate bağlı da olsa yukarıdaki adamın söylediği şeye uyduğu zaman o da sorumlu olur, kendisi de sorumlu olur. Kendi kafasını kullanacak, kendi sorumluluğunu bilecek; günahsa yapmayacak, sevapsa yapacak. Kendisi bir incelemeden geçirecek. Bu şuura eremediği zaman o onu kötülüyor, o onu kötülüyor; bir menfaat meselesi giriyor veya tanımadığı kimselere karşı cahillikten dolayı bilmeden bir düşmanlık yapılabiliyor.

İslâm'ın gıybetin, dedikodunun aleyhindeki hükümleri düşünülmüyor; gıybet, dedikodu, iftira yapılıyor yani Allah'ın bir mü'min kulu kötülenebiliyor, vesaire. Neden?

Aşağıdakilerin, yukarıdakilere mesnetsiz, haksız destekleri buna sebep oluyor. Haksız bir şey olduğu zaman söylemeli. "Bak sen böyle diyorsun ama bunun dinde imanda yeri yoktur." demeli, ötekiler de biraz kendilerini frenlesinler.

İngiltere'de ankesörlü telefonların bir kısmı özel bir kısmı devlete aitmiş. Türkiye'yle görüşmek çok pahalıya mal olduğu için kardeşimiz para ödemeksizin görüşme yapmak istiyor. Şahsa ve kamuya ait olduğu zaman bunları kullanmak caiz midir, değil midir?

Burada ilk söyleyeceğimiz şey; müslümanın her yerde dürüst hareket etmesidir. Karşı tarafın dürüst olmadığını tespit ettiği zaman cezalandırabileceği bir hareket yapması uygun olmaz. Ama karşı tarafın kendi mevzuatı içinde caiz gördüğü bir şeyi yapması caiz olur. Çünkü kendisi zaten mevzuat olarak onu uygun bulmuş, onun gönül rızasıyla olduğu için uygun olur fakat onunla yapılan anlaşma sayılıyor. Bizim oraya gitmemiz, onun bize karşı boş vermesi anlaşma sayılıyor. Bu da anlaşmaya aykırı hareket sayılıyor. Ama şöyle olabilir; sen jeton attın, konuşacaktın, makinesi senin jetonunu yuttu; üç oldu, beş oldu, sen de belki ona karşılık böyle bir şeyi yapabilirsin.

Abdestsiz olarak ders veya tesbih çekmek, zikir yapmak mümkün mü?

Mümkündür. İlla namaz için alınmış abdest gibi bir abdest şartı yoktur, insan o zamanda da zikir yapabilir ama abdest almanın fazileti çoktur; faziletli olanı tercih etmeli.

Sevdiği bir kimseyi rüyada görmek için ne yapmak lazım?

Dua edip yatar, onu görür insan. Bir de onu çok düşünür ve onun rızasına uygun işleri yaparsa Allah nasip eder.

Birisi kendisi için diyor ki "Ben iradesi çok zayıf birisiyim, devamlı hayal kuruyorum, kendimi kontrol altına alamıyorum. Ne yapmam gerek? Allah aşkına bana bir yol bir çıkış gösterin."

Bir insan abdestli gezerse nefse, şeytana uymaz; o bir tedbirdir. Zikirle meşgul olursa yine mahfuz kalır; o da bir tedbir. Bu hususta kuvvetli olmak da bir egzersiz işidir. Oruç tutarak küçük meselelerde bir takım kararlarını yerine getirinceye kadar sebat etmeye alışa alışa bu egzersiz sonunda durumu kuvvetlenebilir. Kendisinin verdiği kararları çiğneye çiğneye de kararlı durma durumunu kaybedebilir.

Onun için kendikendinize karşı da saygılı olun, verdiğiniz kararları uygulayın. Ya karar vermeyin, ya da karar verdiyseniz uygulamaya kendinizi alıştırın. Bir hatanız olduğu zaman kendinizi şöyle hafifçe cezalandırabilirsiniz.

Birisi anlatıyor:

Mesela sabah namazına kalkamamışsa o gün ceza olarak oruç tutarmış.

"Ey nefsim! Sen sabah namazına uykunun lezzetinden dolayı kalkamadın, ben de sana bu gün oruç tutmak suretiyle yemek lezzetini tattırtmayacağım." diyerek böyle şeylerle yavaş yavaş iradeyi kuvvetlendirmeye çalışmalı.

Soru: Birsi birisiyle nişanlanmış, nişanlısı bir yere bağlıymış o başka bir yere bağlıymış. Aynı yere bağlanması için ne yapmak lazım.

Cevap: Bağlandığı yer iyi olunca, bağlandığı yerde sebat edebilir. Ama bağlandığı yerde istenilen şartlar yoksa daha uygun gördüğü yere istişare ile karar verip giderler. O daha uygun olur. Allahu Teâlâ hazretleri kalbinize aşkını, muhabbetini yerleştirsin. Her yaptığınız işi Allah'ı severek, Allah'ın rızasını düşünerek yapacak seviyeye yükseltsin. Âşık-ı sâdık, halis muhlis kullar olun, ömrünüzü öyle geçirin. Rabbimizin huzuruna sevdiği, razı olduğu kul olarak varın. Allahu Teâlâ hazretleri cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin. Habîb-i Edîbine komşu eylesin, iki cihanda aziz ve bahtiyâr eylesin.

Bi hürmeti esrâr-ı sûreti'l Fâtiha!

Sayfa Başı