M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Sorular-Cevaplar (117)

Videoyu istediğiniz yerden başlatmak için metin üzerine tıklayınız.

Soru: Peygamber Efendimiz'in zamanında tesbih olmadığını, tesbihin bid'at olduğunu söylüyorlar.

Cevap: Değil, muhterem kardeşlerim. Tesbih, Peygamber Efendimiz'in zamanında vardı. Hurma çekirdekleriyle, çakıl taşlarıyla bunları yapıyorlardı. Ebû Hüreyre radıyallahu anh bir ipi düğüm düğüm yapmış, iki bin düğümlü tesbihi vardı. Bid'at değildir. Bid'at, dinde olmayan şeylere derler. Bunlar sahabe-i kirâmın tesbihleri, zikirleri saymak için kullandığı vasıtalar. Efendimiz'in zamanında var.

Parmaklarıyla yapmışlar; o da bir tesbih. Parmaklarımızda 15 boğum burada var, 15 boğum burada var; otuz. Üç tane de eklersen 33 olur, 66 olur, tamam ama 100 olursa, 1000 olursa bu parmaklar karışır, o zaman akıl karışır; "Kaç tane yapmıştım, ne olmuştu?" diye düşünür.

Ebû Hüreyre radıyallahu anh bakmış ki bu iş böyle olmuyor; iki bin düğümlü tesbih yapmış. Veyahut çömleğe hurma çekirdeği koymuş veya çakıl koymuşlar. Bunlara kafanızı takmayın. Sahabe-i kirâmın yapmış olduğu şeylerdir.

Peygamber Efendimiz; "Şu kadar tesbih çekilecek." demişse o kadar çekilecek. Peygamber Efendimiz'in halası Ümmü Hâni hazretleri var. Efendimiz ona "Her gün yüz defa lâ ilâhe illallah de." buyurmuş. Ümmetine; "Her gün 100 defa estağfirullah deyin, ben de her gün diyorum." buyurmuş.

100 defayı karıştırmamak için insanın cebinde 100 boğumlu bir şey olması, 100 taneli bir şey olması nedir?

O sünnetin güzel yapılması için bir vesiledir. Şimdi ben 79 oldu, 80 oldu, 81 oldu diye rakamla meşgul olacağıma, elimde tesbih olunca rahatça çekiyorum, mânayı düşünüyorum; bu daha kıymetli. "Rakamı kaçırmayayım." diye zihnimi başka şeyle oyalamıyorum, doğrudan doğruya mânayı düşünüyorum, o daha iyi. Onun için bu bid'at değildir.

Soru: Biliyoruz ki Allah'a mekân tahsis edilemez, ama bu okuduğumuz hadise göre Allah'a mekân tahsis etmiş oluyoruz, bu bir çelişki değil mi?

Cevap: Mekân tahsis etmedik, aziz kardeşlerim! "Birinci semâda Âdem aleyhisselam'ı gördü, ikincide İsa ve Yahya aleyhisselam'ı gördü." dedik. Yedi kat semâdan sonra, Sidretü'l-Müntehâ'dan sonrasını söylemedik. Mekân söylemedik ki. Söyledik mi? Mekân söylemedik.

Şeş cihetten ol münezzeh Zü'l-celal.

dedik, daha ne diyelim? Mekândan münezzehtir, mekân izafe edilemez. Aynıyız yani, fark yok. Soru soranla düşüncemiz aynı.

Soru: Allahu Teâlâ hazretlerinin bize şah damarımızdan daha yakın olduğunu nasıl anlayıp hissedebiliriz? Bu hâlin devamı için ne yapmalıyız?

Cevap: İşte o dervişlik. Dervişlik yapacaksın, zikirleri çekeceksin, devam edeceksin. Bizim söylediğimiz hani râbıta-yı mevt, râbıta-yı mürşid, râbıta-yı kalb ile çalışacaksın. O çalışmayla zikr-i müdam, zikr-i kalbî ile devam ederek o olacak inşaallah.

Soru: İman etmiş olduğum halde ‘İmanım var mı, yok mu?' diye gelen vesveseden sıkılıyorum. Ne yapmalıyım?

Cevap: Vesveselere karşı bizim söylediğimiz, devamlı abdestli gezmek var, bir. Abdestli gezdi mi, insanın yanına şeytan sokulamıyor.

İkincisi, Kur'ân-ı Kerîm'i okumak, Kur'an sûrelerini okumak var. Mesela Kulhuvallahuehad'ı okursunuz. Sonra, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahi'l-aliyyi'l-azîm çekersiniz. Veya zikirle meşgul oldunuz mu zikrin yanına da şeytan gelemez. Allah'a da sığınırsınız. Kulhuvallah, kul eûzu bi-rabbi'l-felak, kul eûzu bi-rabbi'n-nâs'i, âyete'l-kürsî'yi okur, etrafınıza üflersiniz.

Soru: İki buçuk yaşında oğlum var, sürekli hasta oluyor. Bana bir sûre ya da dua gibi bir şey tavsiye ederseniz sevinirim.

Kur'ân-ı Kerîm'in hepsi şifadır. Özellikle Fatiha sûresinin şifa hassesi çok yüksektir. Fatiha sûresini okusun. Çünkü sahabe-i kirâmdan Fatiha sûresini okuyup da yılan sokmuş insanı tedavi edenler var. Yılan sokmuş, şişmeye başlamış, adam ölecek; Fatiha okuyunca geçmiş. Fatiha okuyun. Bir de Salı günü evradı içinde şifa âyetleri bölümü vardır. Onu okursunuz, o da olur. Hadîs-i şerîflerde de bazı dualar vardır. Mesela elini ağrıyan yere koyup;

Bismillahirrahmânirrahîm.

Es'elu'llâhe'l-azîm, rabbe'l-arşi'l-azîm, en yeşfiyek diye yedi defa söylemek de şifaya vesiledir, deniliyor. Bunları tatbik edin.

Soru: Tasavvufî Ahlâk okurken bir hadîs-i şerîfe rastladım ki "Sıkıştığınız zaman veya başınız dara geldiği zaman kabirde yatanlardan yardım isteyiniz." diye geçiyor. Baktım hadisin kaynağı yok. Eğer bu hadis sahih ise ölüden nasıl yardım istenir? Eğer hadis sahih değilse niye Tasavvufî Ahlâk kitabına konulmuş?

Cevap: İzâ tehayyartüm fi'l-umûri fe'steînû min ehli'l-kubûr. buyurulmuştur. Yani burada ehlü'l-kubûr'dan maksat evliyâullahtır, tasarruf sahibi büyüklerdir. Çünkü Allah o sevgili kullarına bazı meziyetler, kabiliyetler ve lütuflar vermiş; onların tasarrufatı oluyor, onların tasarrufatı görülüyor. Hatta birisi şiir olarak söylüyor; "Hayattayken evliyânın ruhu kınındaki kılıç gibidir, öldükten sonra kınından sıyrılmış kılıç gibi olur, daha çok keser." Çünkü riya bahis konusu değildir.

Soru: Şeker hastalığım var, sabah akşam insülin yapılıyor. Oruç tutmam nasıl olacak?

Cevap: Böyle mazereti olanlar oruç tutamadıkları zaman kefaret verirler. Mazereti varsa doktor onu uygun görüyorsa. Veyahut sahurda bir insülin yapar, iftarda bir insülin yapar, herhalde bu kifayet edebilir. "Şimdi gündüzler kısadır, mümkün olabilir." diye tahmin ediyorum.

Soru: Ben Azerbaycan'dan gelen öğrencilerinizdenim. Geçen yıl siz Azerbaycan'a gelmiştiniz. Azerbaycan'daki yaşayış hakkındaki fikirlerinizi öğrenebilir miyim?

Cevap: Biz Azerbaycan'da iki gün kaldık. Müftü efendiyi ziyaret ettik, bir cami ziyaret ettik. Oradan istedik ki başka Azerî şehirlerine de gidebilelim. Programın kurucuları olan şirketler; "Programı bozamayız." dediler. Gideceğimiz başka yerlere gidemedik. Görüştüğümüz kardeşlerden memnunuz, onların misafirperverliklerinden müteşekkiriz. Onların bize karşı duyduğu yakınlıktan müteşekkiriz. Biz de onlara sevgi ve yakınlık duyuyoruz. Allah hepimizi hayırlara erdirsin, yolunda daim eylesin.

Soru: Bir oğlum var, fakültede okuyor. Sünnete uygun sakal bıraktı. Ancak bazı hocaların sakal nedeniyle notlarını kıracağından, hatta dersi geçirmeyeceklerinden endişe ediyorum. Ne buyurursunuz?

Cevap: Endişe etmeyin, Allah mazlumların yardımcısıdır, yolunda yürüyenlere de yardım eder. Ben birisini hatırlıyorum, sakal bıraktığı zaman; "Sen ne doktor olursun ne doçent olursun." dediler. Doktor da oldu, doçent de oldu, profesör de oldu. Olur. Okulunu bitirene kadar sakalını kessin mi, sakalı ile devam etsin mi?

Sakalı ile devam etsin, madem bırakmış. Allah yardım eylesin.

Soru: Size bağlı olan biri başka tarikatin zikrine katılabilir mi?

Cevap: Zikir olan yerden kaçılmaz, yapılıyorsa katılır. Tabi hak tarikatler, erbâb-ı tarikat birbirlerinin kardeşidir. Normal olarak da kendi kardeşleri ile birlikte yapar. Ama böyle bir sebep oldu, bir ziyaret oldu, gelen giden oldu; o zaman katılır.

Soru: Babam hem bankadan faiz alıp para ödüyor hem de bankaya para yatırıp faiz yiyor. Bize bakıyor. Ben bir kız evlat olarak ne yapabilirim? Çeyiz olarak bana vereceği eşyalara haram para karışıtığı için şer'an hükmü ne olur? Faiz yiyen bir kişinin evine misafir olarak gidildiğinde ikram ettikleri yenilebilir mi? Dualarınızı ve emirlerinizi beklerim.

Cevap: Faiz yiyen bir insanın faizden gelen başka kazançları varsa o zaman muhtemelen onlardandır diye şey yapılabilir. Mümkün olduğunca şüpheliden de kaçmak ve korunmak lazım ama mecburiyet varsa öteki helal kazancından isabet etmiştir diye düşünür. Kazancı tamamen haram olan bir kimsenin ikramı da alınmaz.

Soru: Şeytandan kurtulmak için belirli bir âyet ve dua var mı?

Cevap: Âyete'l-Kürsî var, Kul eûzü bi-rabbi'l-felâk, kul hüvallâh, kul eûzü bi-rabbi'n-nas sûreleri var. Sonra eûzü besmele var. Bunlar şeytandan korunmak için. Sonra nefisten korunmak için Vemâ überriü nefsî inne'nnefse le-emmâretün bissûi illâ mâ rahime Rabbî, Kad efleha men zekkâha ve kad hâbe men dessâhâ âyet-i kerimeleri var.

Abdestli gezecek, zikre müdavim olacak, tasavvufî vazifelerini yapacak ki korunsun. Tedbirlerin hepsi bir bütün.

Soru: Namaz mü'minin miracıdır hadisini biliyoruz. Buna göre namazdayken ruhun bedenden ayrılıp miraca çıktığı şeklinde yorumlar var ne dersiniz?

Cevap: Kendin bak bakalım ne oluyor, ne hissediyorsun. Ruhun nereye gittiğine bakacağına Allah'ın huzurunda olduğunu düşünsen daha iyi olur.

Soru: Sizin verdiğiniz sayılardaki zikirleri yapıyorum. Daha başka şeyler yapmamda mânevî bir zarar olur mu?

Cevap: Hayır. Biz zikr-i kalbîyi zaten günlük hayatınızda yapabildiğiniz kadar yapın diyoruz. Yapın.

Soru: Zemzem suyunun sadece ter ile atıldığı hususunda inanışlar var. Bu hususta bir hadîs-i şerîf var mı?

Cevap: Ben okumadım. Zaten doktor olanlar bu meseleyi daha iyi bilirler. İçilen su başka şey oluyor. Ter ve idrar daha başka bir şey. İçilen su insanın vücudunda su nerelerde kullanılıyorsa oralarda kullanılıyor. Dışarıya çıkan, böbreklerden süzülen, kandan gelen su da hücrelerdeki yanmadan hasıl olan yani her yanmadan bir su hasıl oluyor onlar hücrelerin suları.

Şöyle bir fıkra anlatırlar: Profesörler tıbbiye talebelerini imtihana çekiyormuş. İçeri giren birisine bir bardak suyu vermişler. Demişler ki: "Bu suyu yok et." Gitmiş dökmüş pencereden dışarıya. Çık dışarı demişler, sıfır. Camdan dışarı dökülünce su ne oluyor. Yere dökülüyor yerden buhar oluyor. Yok olmadı ki, o bardaktaki suya bir şey yapmamış oldu. Böyle birkaç kimse sıfır almış sonra birisi girmiş içeriye. "Yok et bu bardaktaki suyu." demişler. O da lıkır lıkır içmiş. "Tamam!" demişler ona tam not vermişler. Çünkü su içeri girdiği zaman büyük miktarda vücudun neresine lazımsa orada kullanılyor. O dışarıya çıkan sular vücudun faaliyetlerinden meydana çıkan başka su yani içilen su değil.

Soru: Müslümanların oylarına talip olduklarını söyleyen henüz kurulma aşamasında olan yeni siyasî partiler karşısında nasıl bir tavır içinde olmamızı tavsiye edersiniz ?

Cevap: Bu siyasi bir soru oldu ama biz siyaset konusunda ne demiştik çok öncelerden beri; hiç bir şahsa bağlı olmamak üzere. Müslümanların siyaset sahasında da görevlerini yapmaları lazım. Siyasete katılmamaları bir vebaldir. Yanlış katılmaları da vebaldir. Katılmamaları da vebalden kurtarmaz çünkü katılmadıkları zaman kötüler seçilirse "Niye iyileri seçmek için çalışmadın?" diye sorgu sual olur. Onun için ilk yapacakları şey % 100 sâfî, hâlis bir parti kurmaktır. Onu kuramamışsa her partinin hâlis ve sâfî olması için elinden geldiğince çalışmaktır. Onu da yapamamışsa önüne listeler geldiği zaman listelerin en iyisini seçmektir. Ama listeler karmaşık olur da iyi ile beraber kötü seçilirse kötünün seçilmesinden dolayı da vebal olur. Çünkü ilk iki merhalede çalışma yapılmadığı için sonuncu vazife yapılmadan olmuştur. O bakımdan her kuruluşun iyi kuruluş olmasına gayret sarfedin.

Son noktada da önünüze iyi isimler çıkarttırmaya çalışın. Çıkan isimlerin en iyisini de bulmaya çalışın.

Sayfa Başı