M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Esmâü’l-Hüsnâ

Videoyu istediğiniz yerden başlatmak için metin üzerine tıklayınız.

Allâhümme ente kulte fî kitâbihi'l-kerîm;

Eûzubillahimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.

Ve lillâhi'l-esmâü'l-hüsnâ fe'd-ûhü bihâ.

Sadakallahü'l-azîm.

Hz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz namaza çıkmış. Müslümanların anneleridir, validelerimizden bir tanesi Efendimiz namaza çıktığı zaman zikirle meşgul oluyormuş. Efendimiz namazdan dönmüş bakmış hâlâ o zikirle meşgul oluyor. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri demiş ki; "Ben sana bir tesbih öğreteyim onu çektiğin zaman, bak, ben gittim döndüm geldiğim zamana kadar hep zikirle meşgul oluyorsun, o kadar zikrin sevabını al."

İşte bu geçtiğimiz zamanda demin okuduğumuz zikir o. Yani, adede halkıhî ve rıdâ nefsihi... diye okuduğumuz zikir Efendimiz'in o tavsiye etmiş olduğu zikir.

Muhterem kardeşlerim!

Allahu Teâlâ hazretleri Kur'ân-ı Kerîm'de buyuruyor ki; "Allahu Teâlâ hazretlerinin Esmâ-i Hüsnâ'sı vardır."

Esmâ-i Hüsnâ ne demek?

En güzel sıfatlar. Allahu Teâlâ hazretlerinin her şeyi en güzeldir. Mesela Allahu Ekber, en büyük. Erhamürrâhimîn, merhametlilerin en merhametlisi. Böyle her şeyin, sıfatların en güzeli. "O isimlerle, o sıfatlarla kendisine dua edin." buyuruyor.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de bir hadîs-i şerîfinde bu konuda bize işaret eylemiş, öğretmiş, buyuruyor ki;

İnne lillâhi tis'aten ve tis'îne's-men men ahsâhâ dehale'l-cennete. "Allah'ın 99 tane sıfatı vardır ki Esmâ-i Hüsnâ'sı vardır ki onları kim sayarsa, ezberlerse cennete girer." buyuruyor.

İnne lillâhi tis'aten ve tis'îne's-men men ahsâhâ dehale'l-cennete.

Men ahsâhâ. "Kim ihsâ ederse cennete gider." diyor. "Allah'ın bu Esmâ-i Hüsnâ'sını kim ihsâ ederse cennete girer."

İhsâ ne demek?

Siz tabii bilmediğiniz gibi bu kelime kendi dillerinden olduğu halde Araplar da merak etmişler, alimler üzerinde müzâkere etmişler.

Ne demek bu?

İhsâ etmek ne demek?

İhsâ normal olarak Arap dilinde başka kelimelerde, başka sahada, günlük konuşmada konuşulduğu zaman ihsâ demek "saymak" demek oluyor. Yani, "Kim Allah'ın bu güzel isimlerini sayar sıralarsa cennete girer."

Olur mu böyle şey? Bu kadar kolay şey olur mu?

Olur muhterem kardeşlerim. Çünkü Allah'ın lütfu da en büyük. Lütfu da en büyük! Peygamber Efendimiz;

Men kâle lâ ilâhe illallah dehale'l-cennete. buyurmadı mı?

Bu hadîs-i şerîf yok mu?

"Kim lâ ilâhe illallah derse cennete girecek." buyurmadı mı, müjdelemedi mi Peygamber Efendimiz?

Müjdeledi.

Hatta bir keresinde bir hurma bahçesinde oturuyorken yanına; "Nerede Resûlullah? Nerede Resûlullah?" diye [arayan birisi geldi.] Yanında olmak istiyorlar, yanından ayrılmamak istiyorlar, göremedikleri zaman divâne oluyorlar, mecnun oluyorlar. Ebû Hüreyre radıyallahu anh aradı taradı kokusundan, şeyinden buldu, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bir hurma bahçesinde gölgelikte, suyun başında oturuyor. Selam verdi tatlı tatlı, ürkek ürkek yanaştı. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dedi ki;

"Yâ Ebâ Hüreyre! Kim lâ ilâhe illallah derse cennete girer."

Kalbinden, inanarak, mânasını bilerek sıdk ile aşk ile lâ ilâhe illallah derse cennete girer. Sarsıldı Ebû Hüreyre radıyallahu anh, sevincinden uçacak. Dedi ki;

"Yâ Resûlallah müjdeleyeyim mi bunu? Halka müjdeleyeyim mi?"

"Müjdele!"

Peygamber Efendimiz "Müjdele." dedi, [Ebû Hüreyre radıyallahu anh] çıktı. Hurma bahçesinin kapısından çıktı, sevincinden uçuyor, ayağı yer görmüyor yer basmıyor; "Lâ ilâhe illallah diyen cennete girecek!" diye herkese söyleyecek. Girecek, çünkü Efendimiz'e sordu; "Söyleyeyim mi, müjdeleyeyim mi?

Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Anlaşılıyor ki lâ ilâhe illallah diyen cennete girecek. Tabii hikayenin sonunu da getirelim.

İlk karşılaştığı kim?

Yiğitler yiğidi babayiğit Hz. Ömer radıyallahu anh. O da arıyor, Resûlullah nereye gitmiş, nerede kalmış diye o da telaşta, o da merakta. Biraz görmediler mi hasta oluyorlar. Ebû Hüreyre karşıladı;

Selamün aleyküm.

Aleyküm selam.

Dedi ki; "Yâ Ömer! Kim lâ ilâhe illallah derse cennete girer."

Hz. Ömer kaşlarını çattı bir vurdu Ebû Hüreyre'yi düşürdü yere. Bir vurdu düşürdü yere! Acıdı, düştüğü için vücudu acıdı. Tabii acıdığına ağlamaz da, hani ayağı takılsa düşse filan insan ne olacak sabreder. Hz. Ömer'in muamelesi içine dokundu. Döndü Resûlullah'ın yanına gerisin geriye bahçeye, dedi;

"Yâ Resûlallah! Sen 'Lâ ilâhe illallah diyen cennete girecek.' demedin mi?

"Dedim yâ Ebâ Hüreyre."

"Ben halka müjdeleyeyim deyince sen müjdele demedin mi, müsaade etmedin mi?"

"Müsaade ettim yâ Ebâ Hüreyre."

"E Hz. Ömer'e söyledim o da bana bir tane patlattı."

Hz. Ömer de o sırada gelmiş arkasından zaten. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz;

"Niye böyle yaptın yâ Ömer?" dedi. Hz. Ömer dedi ki;

İzen yettekilü yâ Resûlallah."Güvenir bu kullar o zaman."

Bu lafa dayanır, bu lafa güvenir, Ben lâ ilâhe illallah diyorum nasıl olsa, "Lâ ilâhe illallah diyen cennete girer." diye çalışmazlar, vazifelerini yapmazlar. Duyurmak doğru değil halka bunu dedi ama kitaplara girmiş. Yani o duyurmak istemedi ama biliyoruz, lâ ilâhe illallah diyen cennete girecek muhterem kardeşlerim. Lâ ilâhe illallah diyen cennete girecek!

Ama Allah bizi bu imandan ayırmasın. Allah son nefeste eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve rasûlühû diye şu emaneti teslim etmeyi nasip eylesin. İmandan sonra küfre düşürmesin. Doğru yola soktuktan sonra doğru yoldan ayağını kaydırmasın. Hakkı bulmuşken insanı şaşırtmasın. Allah etmesin, Allah imanımızı şeytana kaptırtmasın.

Demek ki lâ ilâhe illallah diyen cennete gidecek, Esmâ-i Hüsnâ'yı sayan cennete girecek.

İhsâ bir mânası saymak, alimler diyorlar ki bir mânası ezberlemektir. Ezberlesin, yani böyle kitaptan, defterden, kağıttan şöyle bir kere saymakla değil, ihsâ Arapça'da, hafızasına almak, muhafaza etmek, hıfz etmek, ezberlemek mânasına da geliyor. Ezberlemek lazım diyorlar. Onun için Esmâ-i Hüsnâ'yı ezberleyin. Yazın ezberleyin.

"Hocam 99 tane isim kolay değil yani biraz çalışmak lazım, benim hafızam da pek öyle güçlü değil. Herşeyi tam hatırda tutamıyorum." filan derseniz ben de sizlere derim ki muhterem kardeşlerim;

Yağmur damlası ne kadardır?

Küçücük.

Nasıldır?

Yumuşacıktır.

Nasıldır?

Düştüğü yere çarpınca parça parça dağılır.

Şıp [düştü mü] etrafa dağılır ama mermeri nasıl deliyor bu? Mermeri nasıl deliyor?

Hatta duydum ben, bazı taş ocaklarında taşları tazyikli su püskürterek kesiyorlarmış. Böyle aletle tazyikli su püskürtüyorlarmış ocaktan taşları böyle muntazam öyle kesiyorlarmış. Çünkü darbeyle vursalar taş çatlayacak. Çatlamasın diye böyle tazyikli su püskürterek [kesiyorlarmış]. Kağıdı şeye takıp çok olağanüstü hızla döndürürsen testere gibi kesiyormuş.

Yani azmeden ezberler, azmin elinden bir şey kurtulmaz. Alırsın eline kağıdı sokarsın cebine her gün okursun, her gün okursun, her gün okursun yavaş yavaş birinci satırda şu vardı filan diye hatırına yerleşmeye başlar. Şundan sonra şu kelime geliyordu diye yerleşmeye başlar. Bir zaman sonra da ezberlersin. Olur bu iş. Yani madem ki Resûlullah Efendimiz böyle demiş o müjdeyi kaçırmamaya çalışmak lazım.

Tabii bir mânası da bu kelimelerin bu Esmâ-i Hüsnâ'nın mânasını kavramak, ne diyor?

Gaffâru'z-zünûb. "Allah günahları afv ü mağfiret edici" demek. Erhamürrâhimîn. "Merhametlilerin en merhametlisi" demek. Vehhâb. "Kullarına çok çok bağışlarda, hediyelerde hibelerde bulunan" demektir. Hayy ü Kayyûm... Hepsini öğrenmek lazım, yani ne demekse öğrenmek lazım. Her ismine âşık olmak lazım, derin derin düşünmek, tefekkür etmek lazım. Ahsenü'l-hâlıkîn. "Neler yaratmış, ne güzel şeyler yaratmış." Hepsi Rabbimizin eseri; denizdeki mercanlar, renkli renkli balıklar, çayırdaki çiçekler, uçan kelebekler, tatlı tatlı ötüşen kuşlar, onların nağmeleri... Güneş, yıldızlar, ay, manzaralar, ağaçlar, yiyecekler, içecekler... hepsi Rabbimizin kudretinin âsârı, eserleri.

Fenzur ilâ âsâri rahmetillâhi. "Rabbinin rahmetinin eserlerine tesirlerine bak ki." Keyfe yuhyi'l-arda ba'de mevtihâ. Kış oluyor, sararıp solan her yer nasıl yemyeşil oluyor. Bahar geldi mi nasıl bir neşe ile, nasıl bir şevk ile her taraf ziynetleniyor. Nasıl ağaç tepeden tırnağa çiçek açıyor. Hep onlar Allahu Teâlâ kudreti ve bunları öğrenmek lazım.

Ve biz de her sabah büyüklerimizin öğrettiği Evrâd-ı Şerîfe arasında Yasin okuyoruz. Ondan sonra da sıra geliyor Allahu Teâlâ hazretlerinin Esmâ-i Hüsnâ'sını okuyoruz her sabah. Siz de her sabah okuyun. Siz de yavaş yavaş ezberlersiniz, siz de o mükafatlara nâil olursunuz.

Sayfa Başı