M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Sorular-Cevaplar (88)

Videoyu istediğiniz yerden başlatmak için metin üzerine tıklayınız.

Yaklaşık sekiz senedir evliyim. Üç ay önce tam dönüş yaptım. Hanımım da kapandı. Fakat ben sakal bırakınca "Sakalını kesinceye kadar bu eve geri dönmem!" diyerek yedi yaşındaki çocuğumuzu da alıp gitti. Öz anam babam bile bana karşı. Şu an sakalımı kesip ailem ile birleşeyim mi, yoksa böyle sürsün mü?

Sakalını kesme. Ailene mektup yaz, de ki;

"Peygamber Efendimiz 'Sakalı bırakın.' diyor. Alimlerimiz 'Sakalı kazımak haramdır.' diyor. Sen dönüş yaptın, ben dönüş yaptım. 'Âhireti kazanalım. Allah'ın rızasını kazanalım.' diye uğraşıyoruz. O yola girmişiz. Sen şimdi böyle sakaldan dolayı kalkıp evine gittiğin için, bir; kocaya âsi olduğun için, iki; eğer bu böyle devam ederse yuvayı yıkarsan cennetin kokusunu bile koklayamayacağın için... Çünkü kendisi kocasından ayrılmak isteyen -hem de sakaldan dolayı ayrılıyorsa artık ne kadar kötü bir sebepten ayrıldığı belli- bir insan cennete girmek değil, cennetin kokusunu bile koklayamayacak. Hâlbuki cennetin kokusu 500 yıllık mesafeden duyulacak. Yani iğde ağaçlarının etrafına koku yaydığı gibi cennetin kokusu 500 yıllık mesafeden duyulduğu halde, bir kadın kendi arzusuyla böyle bir şeyle kocasından ayrılmaya kalkarsa cennetin kokusunu bile koklayamaz..." diye bunları hadîs-i şerîflere dayanarak yazarsın. "Benim bir kötü niyetim yok. Allah'ın rızasını kazanmak istiyorum. Sen bu inadından vazgeç." dersin. "Sakalı kesemeyeceğim. Sen bilirsin." dersin.

O sonunda mecburen gelecek.

Yumuşak davranırsın, yumuşak mektuplar yazarsın ama sakalı kesmezsin, kesemezsin. Böyle bir kapris yüzünden kesilmez.

Evlenmeden önce kendime ait olan bazı maddî değerlerim var. Bunları kocamdan izinsiz harcayabilir, vakfedebilir, kullanabilir miyim?

Kullanabilir. Çünkü kadınların da mal mülkiyet hakkı vardır.

Bu parayı kullanmamdan hoşnut olmayacağını tahmin ettiğimden "kaybettim" diye yalan söylemek câiz midir?

Yalan söylemek uygun olmaz. Hiç söylememek, susmak daha iyidir. Onun hoşnut olmamaya hakkı yoktur çünkü başkasının malı. Mal sahibi malını istediği gibi tasarruf eder. İdare etmek daha uygundur. Eğer geçimsizliğe, yuva yıkılmasına varacak bir nokta varsa o zamanlar idare-i kelâm etmek olabiliyor, yani yuvanın yıkılmaması için. Ama o durumu böyle bir geniş müsaade gibi düşünmemek lazım.

Kocamla evlenmeden önce sigara içiyordum. Şimdi bırakmak istediğim halde ara ara içiyorum. Kocam "Sigara içmene razı değilim." diyor. "Hakkımı helal etmem." filan demiyor. Acaba benim üzerimde bu noktadan hak talep edebilir mi?

"Razı değilim." demesi yeter. Yani bir kadından kocasının razı olmaması kötü bir durumdur. Razı olmaması fena bir durumdur. Peygamber Efendimiz'in bildirdiğine göre kadının kocasına itaat etmesi lazım. Hele böyle bir mekruhâtı işlemekte itaat etmezse, o da "Razı değilim." dediği zaman bunun zararını çeker. Onun için sigarayı bıraksın. Öyle kendisini teselli etmeye çalışmasın. "Razı değilim." demesi, "Hakkımı helal etmem." demek gibi tehlikeli bir şey. Bırakıversin. Zaten yanlış bir şey.

Deccalin bir tane değil de belli bir sayıda olması, en son deccal gelmeden önce ara deccaller tarzında Süfyan Deccal'in gelmesi doğru mudur? Bu hadîs-i şerîf var mıdır?

Bu hususta hadîs-i şerîf vardır. "Asıl büyük deccalin gelmesinden önce nice nice deccaller gelip geçecek."diye Peygamber Efendimiz hadîs-i şerîfte bildirmiştir. Doğrudur. Büyük deccalden önce küçük deccaller, çeşit çeşit deccaller var.

Kıyamet alâmetlerinden birisi olarak gösterilen Fırat hadisesini açıklayabilir misiniz? Lâ tekûmu's-saah. "Kıyamet kopmaz." Hattâ yahsüle'l-fıratu an kenzin. "Fırat nehri bir hazinenin üstünü açmadıkça... Yani Fırat nehri kuruyup da bir hazine, bir altın dağı, böyle bir kıymetli şey ortaya çıkmadıkça kıyamet kopmaz." diye bir hadîs-i şerîf var.

Tabii bu sözün üzerinde alimler çeşit çeşit ifadelerde bulunmuşlar. "Fırat nehri tutulacak, kuruyacak. Yatağında belki altın madeni bulunacak." diye ilk anlayış böyle olabilir. Hadîs-i şerîfin ifadesine göre, "Hazine bulunacak, altın bulunacak." diye anlaşılabilir. Daha başka belki yorumları vardır. Bu sahih hadis kitaplarında, yani kıyamet alâmetlerini anlatan hadisler içinde "Fırat nehri kuruyacak da böylece bir hazineyi, bir altın dağını meydana çıkartmış olacak. Ondan sonra kıyamet kopacak. İnsanlar onun üzerinde savaşacaklar. Mücadele olacak." diye böyle bir hadîs-i şerîf var. Hadîs-i şerîfin içindeki esrarın ne olduğunu Allah bilir.

Âhir zamanda Hz. İsa'nın gelmesini hıristiyanların İslâm'a girişi olarak yorumlayanlar var.

Tabii bu bir yorumdur. Hadîs-i şerîfte doğrudan doğruya söylenen; nüzûl-u İsa. "İsa aleyhisselâm nâzil olacak, inecek. Peygamber Efendimiz'in dinine girip Peygamber Efendimiz'in ahkâmıyla hükmedecek." diye hadîs-i şerîflerde öyle bildiriliyor. Tabii bu onun muhipleri olan, onu sevmekte olan hıristiyanların da İslâm'a girmesi demek olabilir. Kendisinin de gerçekten gelmesi olabilir.

Peygamber Efendimiz'in "Sakalları uzatın, bıyıklarınızı kısaltın." hadisi sahih midir?

Sahihtir. Evet, "Sakallarınızı uzatın, bıyıklarınızı kısaltın." diyor Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz. Sakalların kazınması bütün mezheplere göre haramdır. Yani sakal kazıyanlar o haramı mecburen veya ihtiyarî olarak yapmış oluyorlar.

İkindi namazından sonra geçmiş yılların kaza namazı kılınabilir mi?

"Kılınabilir." diyen alimler var.

Bir hocası bu soruyu soran kimselere demiş ki; "Cebrail aleyhisselâm şu anda başka gezegenlerde." Yani başka peygamberlere vahiy getirebileceğini ihtimal olarak söylemiş.

Tabii Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in peygamberlerin sonuncusu olduğunu hatırlatmışlar. Kâinata, âlemlere, inse, cinne peygamber olduğunu söylemişler de o demiş ki;

"Kâinat bu dünyadır."

Değil. Kâinat bu dünyadan ibaret değildir. Bu dünyanın seması vardır. Semada görünen yıldızlar vardır. Onlarla beraberdir.

O bakımdan hocanın yorumu şimdiye kadar din kitaplarında çıkan bir yorum değildir. Kendisinin bir zannıdır. "Başka gezegenlerde başka hadiseler oluyor..." diye belki filmlerden etkilenmesidir.

Kur'ân-ı Kerîm'in ifadesi böyle değil. Kur'ân-ı Kerîm'in ifadesinden çıkan; Peygamber Efendimiz'in Allah'ın en sevgili kulu olduğu. Gelmişlerin, geleceklerin Efendisi olduğudur. Yani "Dünyaya geleceklerin" diye herhangi bir tahdit yapılmamıştır. "Başka gezegenlerde gelecekler başka" denmemiştir.

O bakımdan bu, bizim dinî bilgilerimizin dışında bir mezhebe dayanmayan söz olmuş oluyor.

İlâhi söylemenin kuvvetli bir bid'at olduğu söyleniyor. Bazı gruplar ilâhilerle coşuyorlar. Bu doğru mu?

İlâhinin kuvvetli bir bid'at olması doğru değildir. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in kendi zamanında, kendisinin yanında ilahiye mukabil, ilahi sayılabilecek şeyler söylenmiştir ve Peygamber Efendimiz onları hoş karşılamıştır.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Medine-i Münevvere'ye gelirken damların üzerinde defler çalarak Medine ahalisi ilahiler okuyorlar. "İlahi" demiyor, "neşide" deniliyor veyahut Araplar'ın kendi tabirleri olarak söyleniyor. Ama makamlı, ahenkli şiirler söyleyerek öyle karşılanmıştır. Ve Peygamber Efendimiz'in bayramlarda vesairede böyle bu tarzda def çalmalarına mâni olmak isteyenlere "Dokunmayın." dediği de vardır.

Demek ki ilâhi, şiir gibidir. Şiirin makbulü makbul olduğu gibi, Peygamber Efendimiz'in bazı şairlere; "Sen şiir yaz, İslâm'ı koru. Kâfirlere, müşriklere cevap ver." dediği gibidir. İyisi iyidir. Şiirin iyisinin iyi olduğu gibi ilâhinin de mânası itibariyle, mânası iyi olması halinde şiir makamına kâim olur, şiirin hükmüne tâbi olur. O bakımdan bu güzel mânalı ilâhiler dinî mercîlerde söylenegelmiştir. Arap âleminde de söylenegelmiştir. Şimdi de vardır. Bunların hakikaten bir tesiri oluyor. Çocukları yetiştirici etkisi oluyor.

"Onun kuvvetli bir bid'at olduğu" sözü doğru değildir. Söylenilebilir.

Süt kardeşlik durumunu açıklar mısınız?

İslâm'da bir süt kardeşliği meselesi vardır. Aynı kadından süt emzirme müddeti içinde süt emmiş iki kimse birbiriyle süt kardeşi oluyor, evlenemiyorlar. Teferruâtını ilmihal kitaplarında geniş geniş okumak mümkündür. Mesela Fikri Yavuz Hoca'nın Muamelatlı İslâm Fıkhı ve Hukuku kitabını geniş olarak orada okusunlar.

"İstanbul fetholunacak. Onu fetheden komutan ne güzel komutandır. Onu fetheden askerler ne güzel askerlerdir." sözü hadis midir?

Hadistir. Bu hadîs-i şerîfin sıhhati üzerinde bir makale yazmışlar; bundan 10 sene kadar önce Diyanet dergisinde neşredilmişti. Diyanet İşleri Başkanlığı dergisinde uzunca, 5-10 sayfa, 15-20 sayfa kaynaklar gösterilerek bir uzun makale yazılmıştı

Sıhhatli bir hadis olduğunu ben şuradan söyleyebilirim ki;

Peygamber Efendimiz'in zamanından beri Araplar İstanbul'u fethetmek için İstanbul'a müteaddit defalar sefer yaptılar. Emevîler zamanında da çok çeşitli seferler yapıldı. Bu seferlerin yapılması, Arap âlemine yakın başka hıristiyan şehirleri varken hepsini atlayıp da taa İstanbul'a gidip de orayı fethetmeye çalışmaları bu hadîs-i şerîfin ta o zamanlarda bilinen hadîs-i şerîf olduğunu...

Sayfa Başı