M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Sorular-Cevaplar (75)

Videoyu istediğiniz yerden başlatmak için metin üzerine tıklayınız.

Soru: Çürük dişlerimizin doldurulmasında dînen bir sakınca var mı?

Cevap: Yok. Diyanet İşleri Başkanlığı'nda Din İşleri Yüksek Kurulu'na da sorulmuş; "Dişlerin dolgu yapılmasında bir mahzur yok. Yapılırken abdestli olmak mecburiyeti de yok. Başka bir mezhebe geçmek mecburiyeti de yoktur." diye, yanımda geniş geniş konuştular. O bakımdan rahat edin.

Soru: Namazlardan sonra topluca çekilen tesbih bid'at mi?

Cevap: Hayır, bid'at değildir, sünnettir, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in tavsiyesidir. Allah kabul etsin. Yapın.

Soru: Zamanında yapılmayan zikri ve evrâdı başka günde okursa aynı sevaba nâil olur mu?

Cevap: Zamanında yapılmasının sevabı olmaz, kaza olur o. Kazası da yok zaten, telafi olmuş oluyor. Mazereti meşruysa belki aynısını ancak tutturabilir, daha [iyisi] olmaz. Zamanında yapmaya çalışmak lazım.

Ama bazen insan meşru bir sebepten dolayı bir şeyi kaçırıyor da öyle üzülüyor, öyle canı yanıyor, öyle candan dua ediyor ki o zaman daha çok sevap kazanıyor. Böyle menkabeler anlatıyorlar.

Evliyâullahtan birisi, -belki sahabeden bir zât, rivayetlerde çeşitli isimler var da söylemiyorum- bir sabah namazına kalkamamış. "Vay ben müslüman bir insan olarak niye vaktinde namaza kalkamadım!" [diye] öyle ağlamış, öyle üzülmüş, öyle yalvarmış, öyle ibadet etmiş ki o gün... "Sabah namazına vaktinde kalkamadım, güneş üstüme doğdu!" diye mahvolmuş, çok üzülmüş.

Ertesi gün sabah namazı vaktinde birisi omzundan tutmuş, bunu sarsmış; gözlerini açmış, bakmış şeytan; "Kalk namaza!" diyor.

"Yahu mel'un! Sen insanı namaza kaldırmazsın, ne oluyor ki böyle beni bu sabah namaza kaldırdın?"

"Dün kalkmadın, öyle ağladın öyle ağladın ki daha çok sevap aldın; kalk, o kadar sevaba tahammülüm yok..." demiş.

Bazen de öyle olur. Yani kalp temiz olunca Allah affeder.

Soru: Camide mikrofon kullanılması bid'at midir?

Cevap: Bid'at değil, zaruret. Cemaat çok, [ses] duyulmuyor. Namazın daha güzel kılınması için zarurettir. Onun mahzuru yoktur.

Soru: Başa kasket takmanın hükmü nedir?

Cevap: Kasket takmak [doğru] değildir. Onun hakkında çok kitaplar yazılmıştır. İslâmî bir baş örtüsü ile başını örtmesi icap eder.

Soru: Ben bir yerde bir namaz kıldırdım. Fakat sonra iç çamaşırımda kirlilik gördüm. Bundan hiç haberim yoktu. Ne yapmam lazım?

Cevap: Biz de buna sormamız lazım;

"Bu kirlilik nedir? Ne kadardır?"

Çünkü avuç içi kadar olanı affolunuyor, yani o bir mahzur teşkil etmiyor. Avuç içinden fazlaysa, yani şeriatin müsaade ettiği miktardan fazla ise o zaman tabii elbisesi temiz değilken namaz kıldırmış olduğundan kendisi o namazı iade eder; bildiklerine, cemaatten duyurabildiğine duyurur. Duyuramazsa onların namazı kabul olur. "O namazını öde." diye, duyurabildiği kimseler varsa öder. Miktarını bilmesi lazım.

Sonra, kirlilik nedir?

Mesela diyelim ki bir erkeğin donunda kirlilik idrar olabilir. İdrar tamam, kirli.Ama meni oluyor; meninin temiz mi pis mi sayılacağı hususunda ulemânın iki kavli vardır. Ondan bir şey gerekmiyor. Tabii temizler, sonra ufalar, [onu giderir.]

Soru: Evlenmeyi düşünüyorum. Evlenmek istediğim hanım biraz öz anneme benziyor. Uzak akrabalıktan benziyor. Şimdi bu konu yüzünden üzülüyorum. Tavsiyelerinizi bekliyorum.

Cevap: Bir şey olmaz. Olabilir. Teyzeler, halalar, birbirlerine benzeyebilir. Nikâh düşecek bir insan olduktan sonra, teyzezâde vesaire, benzeyebilir, onun bir [mahzuru] yok.

Soru: Cemaate devam eden bir gencim. Yani müslümanım. Evlilik yapmak istiyorum. Fakat birisiyle görüşeceğim. Görüşmem lazım. Meselelerimizi konuşmamız lazım. Her zaman akrabalarıyla bir arada olamayız. Onun için görüşmeden de olsak olmaz. O bakımdan acaba onunla dinî nikâh yapsak da evlilik hayatına başlamadan böyle bir şey olur mu? Başka tavsiyeniz var mı?

Cevap: Nikâh nikâhtır. Bunun birkaç çeşidi filan yoktur. Nikâhlandı mı bunlar evli olurlar, mehir tahakkuk eder. Olabilir, o zaman istedikleri gibi birbirleriyle rahat konuşurlar. Nikâhlı insanlar olur. Ama nikâhlanmadan da nişanlılık hâliyle bu işler olup bitmiş, asırlar boyu devam etmiştir. Bir mahzuru yok. Hiç görmeden de birbirleriyle evlenenler olmuş. Anneler gelir gider, hallederler.

Soru: Bir oğlan ile bir kız olarak şer'î nikâhı yaptık. Nikâh yapılırken erkek kıza boşanma hususunda yetki vermedi.

-İsterse verebilir. Yani "Sana bu yetkiyi veriyorum." diye nikâhı kıyarsa, kadının da o zaman "Ben bu nikâhtan vazgeçtim." demeye o ilk baştaki pazarlığa göre hakkı oluyor.-

Öyle bir hak vermeden aralarında ihtilaf olmuş, büyümüş, bozuşma durumuna gelmişler. Kız tarafı diyormuş ki; "Biz boşuyoruz." Oğlan da; "Ben boşamam!" diyormuş. Hüküm nedir?

Cevap: Boşanamazlar. İşte böyle ihtilaflar çıkar...

Millet bu nikâhın önemini bilmiyor. Hadi bir şer'î nikâh yapıyorlar, nikâhlanıyorlar, karı koca oluyorlar; yani düğün yapılmamış bir karı kocalık hâli oluyor. Ondan sonra bozuşuyorlar; o o tarafa gidiyor, o o tarafa gidiyor, o başkasıyla evleniyor, o başkasıyla evleniyor... Halbuki başkasının malı...

Nikâh oyuncak değildir. Ya bunu ciddi olarak tatbik etsinler, nikâhlılarsa nikâhlılar, ona göre hareket etsinler, mehrini vesairesini ayrıldıkları zaman vermek şartıyla; ya da yapamayacaklarsa o zaman nikâhlanmadan nişanlılık durumunda resmî bir tarzda bu işleri evleninceye kadar yürütsünler.

Allah hepinizden razı olsun.

Sayfa Başı