M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Zilhicce’nin İlk On Günü

Videoyu istediğiniz yerden başlatmak için metin üzerine tıklayınız.

es-Selâmu aleyküm verahmetullâhu ve berakâtüh

Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi, ihsanı, ikramı, lütfu, dünyada âhirette, her zaman her yerde iki cihanda üzerinize olsun. Allah hepinizden razı olsun.

Allah'a hamd ü senâlar olsun size mukaddes beldemiz Mekke-i Mükerreme'den hitap ediyorum. Burada Türkiye'den gelen hacı kardeşlerle de karşılaşıyor, görüşüyoruz. Bugün, hac aylarının en önemlisi olan Zilhicce ayının 1'i, cuma günü de 2'si oluyor. Bu durumda, eğer Suudlular takvimlerinde yazanı teyit ve ilan ederlerse hacıların Arafat'a çıkışları cumaya rastlayacak.

Arafat'a çıkışın, Arafat'taki vakfenin, akşam ezanına kadar orada durup dua edişin cumaya rastlaması durumunda hem cuma hem arife günü cem olmuş, birleşmiş oluyor. Çok büyük sevap var! Başka haclardan 70 kat daha sevaplı diye sahih kitaplarda, ilmihal kitaplarında müjde var.

Allah gelen kardeşlerimize böyle olmasını nasip ve muvaffak eylesin diye dua ediyoruz. Takvimde böyle ama Suudlular ilan edince o zaman tam rahatlayacağız. Siz kardeşlerimizin gelip, 70 kat sevaplı (bazı rivayetlerde hacc-ı ekber de denilen) nice nice hacları yapmasını Allah nasip eylesin, diye içten dualar ediyorum. Allah cümlemize nice nice makbul, mebrûr haclar ve umreler nasip eylesin...

Zilhicce'nin dokuzu hacıların Arafat'a çıkacakları gündür. Araplar ıydü'l-adhâ diyorlar. Adhâ, Arapça'da kurban demek yani kurban bayramı... Kurbanların kesildiği bayram demek oluyor. Çok şerefli, çok kıymetli, çok mübarek, çok önemli günler bu günler.

İlk önce bu günlerin fazileti ile ilgili bir hadîs-i şerîf okumak istiyorum. İbn Abbas radıyallahu anh'ten merfûan İmam Buhârî rivayet etmiş. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurmuş ki;

Mâ min eyyâmin el-amelü's-sâlihu ehabbü ilallâhi fî-hinne min hâzihi'l-eyyâm, ya'nî aşre zi'l-hicce. Kâel: Ve le'l-cihâdü fî sebîllillâh? Kâle: Ve le'l-cihâdü fî sebîllillâh, illâ racülün harace bi-nefsihî ve mâlihî sümme lem yerci' min zâlike bi-şey'."

Sadaka Resûlullah, fî mâ kâl ev kemâ kâl.

İbn Abbas radıyallahu anh duymuş, nakletmiş. Hadîs-i şerîf merfûan ondan naklediliyor.

Mânasının müjdeli olduğunu öncelikle bildireyim. Kardeşlerim içinde bulundukları zamanın önemini bilsin, önceden uyanık olsunlar. Tedbir de alırlar, ibadeti de ona göre yaparlar.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, Zilhicce'nin ilk on gününe işaret ederek buyurmuş ki:

"Allahu Teâlâ hazretlerine, esnasında amel-i sâlih yapılan günlerin içinde, yapılan ibadetlerin bu 10 günden daha sevimli, sevgili olduğu başka günler yoktur."

Neden?

Zilhicce'nin on günü, hacıların hacca geldiği, İslâm'ın beş ana direğinden, rüknünden, erkânından, esasından, temelinden biri ve uluslar arası

dünya çapında

cihanşümul bir ibadet olan haccın yapılma günleri...

İnsanların, dünyanın en mukaddes beldesi olan Harem mıntıkasına, Mekke ve civarına geldikleri günler oluyor. Dünyanın her yeri için de bu zaman, en kıymetli zaman oluyor ve bu günlerin içinde yapılan salih ameller, işler, ibadetler Allah'a çok sevgili oluyor. O halde demek ki bu günlerde ne gibi a'mâl-i sâliha, "sevaplı işler" yapabilirim diye düşüneceksiniz. Bugünlerde âzamî derecede sevap kazanmak için elinizden geleni yapacaksınız.

Salih ameller neler olabilir?

Oruçlar çok sevaplıdır ama hacılar için değil. Çünkü hacılar hac vazifesi yapacaklar, yorulmasınlar diye onlar için o gün oruç tutmak doğru değil, mekruh... Fakat hacı olmayan, başka diyarlarda olup hacca gelmemiş olan müslümanlar için çok önemli bir oruç tutma günü, arife günüdür. Kurban bayramından bir gün önce...

Peygamber Efendimiz; "O gün tutulan bir gün oruç, o güne kadar geride kalmış olan bir senenin günahlarını affettirdiği gibi ilerideki arife gününe kadar bir senenin de günahlarını affettirir." diyor.

İnsanlar günahı işlemedikçe sorumlu olmuyorlar. Kafasında bir günahı işleme niyeti olursa sırf ondan dolayı Allah ceza yazmıyor. İşlemediği bir fiilden, eylemden, henüz yapmadığı bir şeyden dolayı ceza vermiyor. Ama dikkat ederseniz Peygamber Efendimiz, "Gelecek yılın günahları da affolacak." buyuruyor. Arife günü oruç tutmanın o kadar sevabı var ki bir geçmiş senenin günahları affoluyor, bir de gelecek senenin günahları affoluyor.

Sene içinde yeri geldikçe, "Arife günü oruç tutmayı defterlerinize yazın!" diye Avustralya'da, Almanya'da, Türkiye'de arkadaşlarıma hatırlatmıştım. Şimdi zamanı geldi, o günler yaklaştı diye söylüyorum; arife günü oruç tutmak çok sevap...

Zilhicce'nin 10 günü a'mâl-i sâliha'yı işlemek çok sevap olduğu için bu günleri oruçlu geçirebilir, çok sevabı oruç tutarak kazanırsınız; bir...

Bir de nafile namazlar kılabilirsiniz.

Nafile namaz ne demek?

Türkçe'de nafilenin bir ters kullanımı var. Nafile uğraşmak, boş yere uğraşmak mânasına geliyor ama nafile ibadet demek o demek değil. Nafile ibadet; fazilet bâbından farzdan ayrı olan, sevap kazanılmasına sebep olacak ibadetler demek. Bunu müslümanlar bilir de bilmeyenler "nafile" sözünü yanlış anlamasınlar. Farz olmayan oruçlar, namazlar... Bunların çok sevapları var.

Mesela, insan sabah namazından sonra işrak vaktine kadar camide oturup, Kur'an okuyup, zikredip, kalkıp iki rekât namaz kılarsa bir hac ve umre sevabı kazanıyor. Hacca gelemeyenler, işte buyurun, sevap...

[Mehmed Zahid] Hocamız'ın camisi İskenderpaşa'da hep bunu kendisi yaptırırdı, âdet oldu. İhvanımız da dünyanın ve Türkiye'nin her yerine dağıldılar; o âdet

sünnet oralarda da canlandı. Ümmetin fesada uğradığı zamanda, bir sünneti canlandırana 100 şehit sevabı var. Hocamız'ın bir de oradan, ne kadar sevaplar aldığını düşünün!..

Avustralya'da işrak vaktine kadar bekleniyor, işrak namazı kılınıyor. Çünkü bu sünnet, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz tavsiye etmiş ama unutulmuş. [Mehmed Zahid] Hocamız canlandırdı, hatırlatmış oldu.

Ben Türkiye'de Hocamız'dan önce başka yerlerde sabah namazından sonra camide durup da işrak vaktine kadar zikir, dua, ibadet, Kur'an okunmasını hiç görmedim. Hocamız'da bunu gördükten sonra bir tek Urfa'nın Dergâh camisinde gördüm. Orada da baktım okudukları evrad bizim evradın aynısı. Demek ki yine bizim silsilemize mensup kimselerin bir uygulaması...

Zaten Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî Efendimiz Urfa'ya gelmiş. Hatta torunu orada hastalanmış, vefat etmiş, Urfa Ulu camisinin avlusuna gömülmüş. Yani oralar bizim diyarlar... Güneydoğu Anadolu, Nakşibendistan... Ben bunu böyle diyorum; bir iki kişiden de duydum yani yayılmış bu tabir... Orası Nakşibendistan...

Elhamdülillah, her dağda bir mübarek velînin türbesi var. "İşte bu falanca, bu filanca..." diye oraları gezdiğimiz zaman ne kadar hoşumuza gitmişti.

İşrak namazı, sevap! Sabahla öğlenin arasında; saat 9.00, 10.00 veya 11.00'de dört rekât veya daha fazla kılınan duha namazı, sevap! Akşam namazının arkasından kılınan evvâbîn namazı, sevap! Gece yatarken abdest alıp, namaz kılıp, abdestli yatmak sevap! Gece kalkıp teheccüd namazı kılmak sevap!

Demek ki bu 10 günde, gündüzleri oruç tuttuktan sonra bu namazlara devam edilebilir. Kur'an okunur, zikir yapılır, tesbihler çekilir... Peygamber Efendimiz'in tavsiye ettiği çeşitli ve sevaplı tesbihler var.

Peygamber Efendimiz dervişlerin sultanı, dervişliğin sultanı, şeyhlerin sultanı... Nice nice zikirler tavsiye etmiş!

Sübhânallâhi ve bi-hamdihî, sübhânallâhi'l-'azîm ve bi-hamdihî estağfirullâh demek...

Salât ü selâm getirmek...

Sübhânallâhi ve'l-hamdülillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi'l-'aliyyi'l-'azîm demek...

Lâ ilâhe illallah demek...

Allah demek...

Hasbünallah demek... Ve sâir güzel kelimât-ı tayyibât'ı söylemek, zikretmek... Kur'an okumak, hatim indirmek, Ramazan'daki gibi gayretlenmek çok iyi...

Başka?

Kesenin ağzını açıp hayır hasenât yapmak çok iyi...

Yönetici arkadaşlarımızla, vakıflarımızın sorumlularıyla konuşuyoruz;

"Hocam, hizmetleri götürmekte mâlî bakımdan zorlanıyoruz, sıkılıyoruz. Can havliyle, var gücümüzle destekliyoruz ama onları desteklerken biz de sarsılıyoruz, öteki müesseselerimiz de sarsılıyor." diyorlar.

Demek ki kesenin ağzını açarak, fukarâya yardım ederek, hayır müesseselerimizi, hizmet müesseselerimizi destekleyerek, muhtaçlara yardım ederek, açları doyurarak, yoksulları kollayarak, çıplakları giydirerek sevaplar yapılabilir.

Sevapların pek çok çeşitleri var.

Allahu Teâlâ hazretleri işte bu 10 günde yapılan ibadetleri, hayırlı amelleri çok seviyor. Hani Ramazan'da herkes gayrete geliyor, işte o Ramazan'dı... Bu da Kurban! Kurban'ın evvelindeki on gün de aynı aşkla, şevkle, canlı ibadetlerin vesilesi olmalı!

Kur'ân-ı Kerîm'de de bu on gün vardır:

Ve'l-fecr sûresinde buyruluyor ki:

Bismillahirrahmanirrahim.

Ve'l-fecri ve leyâlin aşrin ve'ş-şef'i ve'l-vetri.

Câbir radıyallahu anh'ten rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz buyurmuş ki:

"Buradaki on günden murat; aşru'l-adhâ... Kurban bayramının evvelindeki, Zilhicce'nin Kurban'a kadar olan on günüdür."

Ve'l-vitrü yevmu arafe. "Tek gün denilen, arife günüdür."

Ve'ş-şef'u yevmu'n-nahr. "Çift sözüyle de kastedilen, Kurban bayramı yani arifeden sonraki gündür."

Sahih bir hadîs-i şerîf...

Bunlardan belli oluyor ki bu 10 gün Kur'ân-ı Kerîm ile de hadîs-i şerîf ile de önemine işaret edilmiş günlerdir.

Bu günlerde salih amelleri arttırın ve gayrete gelin, çok güzel hizmetler yapın! Burçlara diktiğimiz bayraklar dalgalansın. Ulubatlı Hasanlar şehit olunca, bayraklar aşağı düşmesin; bir başkası gelsin, o tutsun, dalgalanmaya devam etsin! Burçlar fethedilsin, Konstantiniyyeler fethedilsin!..

Konstantin'in şehri Konstantinopolis'ti.

Kostantin'in şehri ne olmuş?

Sonradan İslâmpolis-İslâmbul-İstanbul; İslâm şehri olmuş. Onun için bu işin mahiyetini bilenler İstanbul kelimesini kullanmak istemiyorlar da yerine "Konstantinopol" diyorlar, Konstantin şehri... Kostantin şehri idi, Fatih Sultan Muhammed –cennet-mekân- Hân hazretleri (Peygamber Efendimiz'in müjdelediği ordunun başkanı, genç komutan) Allah izni, lütfu ve yardımıyla oraya İslâm'ı getirdi. O şehir İslâmbol, İstanbul oldu.

Ben küçükken bizim yaşlılarımız, "İslâmbol" derlerdi. İstanbul'u galat söylüyorlar yani doğru telaffuz etmesini bilmiyorlar sanırdım. Şimdi işin esrarını öğrendim. Aslı, İslâmbol; İslâm şehri demek... Oradaki bol, "şehir" demek... Bolu şehri var, Safranbolu var, İnebolu var, Hayrabolu var... İslâmbol da, "İslâm şehri" demek. Fatih Sultan Mehmed, Konstantin devleti iken, Konstantinopol iken, İslâmbol yapmış. Bu hatırayı unutmamak lazım, bilmek ve değerini anlamak lazım!..

Tarihten kopan bir insan, hafızasını kaybetmiş, hastalanmış, mecnun olmuş bir insan gibidir. Hafızasını, tarihini kaybetmiş olan bir millet de böyle bir insan gibidir. Tarihimizi unutmayacağız, bileceğiz. "Cennet-mekân Fatih şöyle demişti... Muhteşem Süleyman Kanûnî şöyle demişti... Abdülhamid Hân böyle demişti... Orhan Gâzi şöyle yapmıştı... Osman Gâzi oğlu Orhan'a şöyle vasiyet etmişti..." diye her şeyi su gibi bileceğiz.

Allah razı olsun, bizim kardeşimiz Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu'nun başında olduğu vakıf bir kitap neşretti. Osmanlı Devleti'yle ilgili iki ciltlik bir kitap! Ne güzel!..

Araplar'dan bir zât-ı muhterem, Osmanlılarla ilgili bir kitap yazdı, dedi ki;

"Kendisi iftiraya uğramış olan bir aziz devlet: Osmanlı!"

el-Müfterâ aleyhâ. "Kendisine iftira edilmiş."

"İftira atılmış, yalan yanlış yere karalanmış. Aslında asaletli, güzel duygularla çalışmış, mübarek, mübeccel bir devlet." diye Araplar yazıyorlar.

Bir seferinde, ben uçakta Arap bir bakanla karşılaştım.

"Ben Osmanlılar'ı çok merak ediyorum. Onlarla ilgili doğru düzgün bir kitap tavsiye edebilir misiniz?" dedi.

Arapça kitap istemiş, ben de bazı tavsiyelerde bulunmuştum.

Bizler ecdâdımızı, tarihimizi, mâzimizi, mefâhirimizi, ecdadımızın kıymetli işlerini, kıymetli fikirlerini unutmayacağız, devam ettireceğiz. Başkası devam ettiremez, biz aşılayacağız. Cihana İslâm'ı biz götüreceğiz. Onun için çocuklarımıza Fatih, Mücahit isimlerini veriyoruz. Allah yolunda hizmet etsinler diye... Bunları unutmayalım!

Bayraklar aşağıya düşmesin, sahipsiz kalmasın! Kurulan müesseselerin kurulması bir hizmettir, güzeldir; devam ettirilmesi de o kadar önemlidir. Devam etmeyen müesseseler çöktü mü yazık oluyor.

Bu 10 günde salih amellere dikkat edeceğiz.

İkinci hadîs-i şerîf:

Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş. Buhârî ve Müslim'in Sahih kitaplarında var. Türkiye'de şimdi merak oldu, hadis söylediğin zaman mutmain olmuyor karşıdaki gençler; diyorlar ki:

"Kaynağı ne?"

Tamam, kaynağı Buhârî ve Müslim! Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten rivayet etmişler ki:

Süile Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, eyyü'l-ameli efdalü?

"Peygamber Efendimiz'den soruldu; ‘Ya Resûlallah! Amellerin, ibadetlerin en faziletlisi hangisidir?'"

Ebû Hüreyre radıyallahu anh diyor ki:

Kâle. "Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki..." Îmânün billâhi ve resûlihî. "Allah'a ve O'nun elçisine -yani Peygamber Efendimiz'in kendisine- imandır."

En önemli iş, en önemli eylem, en önemli vazife odur! Allah'a kul olacak, Allah'ın varlığını ve birliğini, Peygamber Efendimiz'in O'nun gönderdiği mübarek bir insan, peygamberlerin sonuncusu, serveri, insan neslinin -Benî Âdem'in- seyyidi olduğunu bilecek. Gelecek, Peygamber Efendimiz'e bağlanacak.

Bağlananlar rüyalarında ne güzel, tatlı tatlı Peygamber Efendimiz'i görüyorlar, güzel güzel iltifatlarına nail oluyorlar. Üniversiteli kız mektup yazıyor, "Hocam rüyamda Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'i gördüm." diyor. Seviniyorum, bak ne kadar güzel; genç yaşta o mazhariyete eriyorlar.

İlk iş Allah'ın varlığını ve Resûlullah'ın O'nun peygamberi olduğunu bilmek ve bağlanmaktır.

Allah'ın varlığını bilince ne olacak?

Allah'a itaat edecek, kulluğu güzel yapacak...

Resûl'ün varlığını bilince ne olacak?

Onun sünnetine uyacak. Ona indirilmiş Kur'an'ı tanıyacak, Kur'an'ı öğrenecek, Allah'ın ahkâmını öğrenecek ve Resûlullah'ın o ahkâmı nasıl uyguladığını anlayacak, öğrenecek. Resûlullah'ın yolunda yürüyecek. Sünnet-i seniyye çizgisinde yürüyünce münafıklar, deccal, şeytan, fâsık, fâcir, zalim... hiç kimse öyle bir müslümana zarar veremez.

Sünnete sarılan müslüman kurtulur. Sünnetten ayrılan müslüman fitnelerin, felaketlerin, aldatmacaların karşısında yıkılır, kaybolur, mahvolur. Onun için sünnet-i seniyyeye sarılacak.

Peygamber Efendimiz, öyle diyor, "Allah'a ve Resûlü'ne inanmak..." İkisi birbirinden ayrılmaz. Çünkü Allah'ın emirlerini bize bildiren, O'nun elçisi olan Muhammed-i Mustafâ... İkisi beraber... Allah onu göndermiş, ona tam tâbi olacağız.

Türkiye'de bazıları var -Avrupa'da ve Amerika'da da var, karşılaşıyoruz-;

"Ben Allah'a inanıyorum!" diyor.

Güzel!.. Teist yani ateist -tanrı tanımaz- değil. Normal-anormal, teist-ateist; "a" olumsuzluk takısı oluyor. Ateist; tanrı tanımaz, tanrıyı, tanrının varlığını inkâr eden, münkir... Teist, böyle değil ama yetmez.

"Tanrı tanırsın ama senin tanıdığın tanrıyı bir tarif et bakalım!" diyorsun. Konuştuğu zaman bakıyorsun, çok yanlış...

Doğrusunu nereden öğreneceğiz?

Resûlullah Muhammed-i Mustafâ Efendimiz'den öğreneceğiz. Onun için önce, îmânün billâhi ve resûlihî diyor. Çünkü "tanrı" deyince her birisi bir başka şeye tapınır. Öteki dinlerin mensupları da putları yapıp karşısında tapınmıyorlar mı?.. Tarih boyunca böyle olmamış mı?.. Onun için önce Allah'a ve Resûlü'ne iman...

Kîle: Sümme mâ zâ? "‘Bundan sonra sırada hangisi var?' Sonraki hangisidir yâ Resûlallah?' diye sordular." el-Cihâdü fî sebîlillâh. "Allah yolunda cihat etmektir."

Cihat deyince ilk önce aklımıza savaş geliyor. Elimize kılıcı veya silahı alacağız, düşmanla çarpışacağız. Ama çağa göre silahlar değişiyor.

Bu devrin silahları nedir?

Bu devrin silahlarından bir tanesi televizyondur. Onun için bir ülkeyi istilâ etmek isteyenler, önce medya dedikleri basın yayınına hâkim olmak istiyorlar. Televizyon silahtır. Bakıyorsun, hep düşmanlar heveslenmiş, almış. Ülkenin basınına hâkim olmak, halkı şaşırtmak istiyorlar.

Radyo bir silahtır. Hem korunmakta hem de düşmanın seni yıkmak istemesinde silahtır. Yani sen de korunmak için o silaha sahip olacaksın.

Mektep, üniversite silahtır. Türkiye'ye ve Ortadoğu'ya kastedenler ilk önce buralarda üniversite kurdular. Kendi üniversitelerini kurup kendi adamlarını yetiştirdiler. Sonra devletimize isyan çıkarttılar. Orada yetiştirdikleri insanlarla devletimizi parçaladılar. Tarihte bunu gördük, demek ki üniversite silahmış. O halde biz de onlara sahip olacağız.

Fransızlar Galatasaray Sultânîsi'ni kurmuş; Avusturya, Avusturya Lisesi'ni kurmuş; Fransızlar, Dam dö Siyon'u kurmuş; Amerikalılar, Amerikan Koleji'ni kurmuş... Herkes bir çalışma yapıyor. Yetiştirmek ve kendi fikirlerini aşılamak ya da kendi fikrinden olan insanlar, öteki fikirleri alıp da bizden kopmasınlar diye onları korumak istiyor.

O halde, demek ki zamanın silahları bunlar... Gazete silahtır, mecmua silahtır, kitap silahtır, fikir silahtır, akıl silahtır, mantık silahtır, ilim-irfan silahtır... Cahillik silahsızlıktır. Bunlara sahip olmamak, düşmanın karşısında çırılçıplak, elleri havaya kaldırıp esir olmak demektir.

Onun için cihadın her yönünü bileceğiz.

Cihadın çeşitleri var. İnsanın nefsiyle uğraşması da cihat, hem de en büyük cihat...

Her yerde hak sözü söylemek de cihat:

Efdalü'l-cihâdi kelimetü hakkin ınde sultânin câir. "Cevredici, zalim hükümdarın yanında hak sözü söylemek, cihadın en üstünüdür."

Herkes korkuyor, çekiniyor ama o korkmuyor, Allah rızası için hakkı söylüyor;

"Öyle değil efendim! Doğrusu budur, yanlış yapıyorsunuz; yanlış yapmayın! Sonra toplum zarar görür, devlet zarar görür, millet zarar görür." diyor.

Cihadın bir çeşidinin de yanlış yapanları ikaz olduğunu, hem de en faziletli cihat olduğunu hadîs-i şerîflerden öğreniyoruz.

Kîle: Sümme mâ zâ? "‘Bundan sonra ne gelir yâ Resûlullah?' diye yine sordular." Kâle: Haccün mebrûr. "Usulüne uygun, güzel bir şekilde yapılmış olan hacdır."

Peygamber Efendimiz haccın da çok büyük bir şey olduğunu buyurdu.

Hacca herkes gelemiyor. Türkiye'de değişik şartlar hatta kurâ var. Arabistan'dan sınırlamalar var, vize var... Sonra insanın kişisel olarak sıhhati veya parası olmayabilir. Başka mânîler olabiliyor. Herkes hacc-ı mebrûr yapamıyor. Allah hacca gelen kardeşlerimizi, mebrur bir hac yapıp, haccını güzel yapmaya muvaffak eylesin...

el-Haccü'l-mebrûru leyse lehû cezâün ille'l-cenneh. "Hacc-ı mebrur yapanın mükâfatı cennettir, başka bir şey değil."

O mükâfatı kazanıyor. Hacc-ı mebrur yapanın mükâfatı o kadar büyük. Bu hususta pek çok hadîs-i şerîfler var.

Zilhicce'nin Kurban'a kadarki günlerini en güzel şekilde çalışmalarla değerlendirmenizi diliyorum. Allahu Teâlâ hazretleri büyük sevaplar kazandırsın...

Allah hepinizden razı olsun...

es-Selâmu aleyküm verahmetullâhu ve berakâtüh

Sayfa Başı