M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Cennete/Cehenneme ilk girecek üç kişi

Videoyu istediğiniz yerden başlatmak için metin üzerine tıklayınız.

el-Hamdü lillâhi rabbi'l-âlemine hamden kesîran tayyiben mübâreken fîhi âlâ külli hâlin ve fî külli hîn. Vessalâtü vesselâmü âlâ seyyidinâ muhammedin ve âlihi ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'dü fe-kâle Resûlullahi sallallahu aleyhi ve sellem;

Evvelü selâsetin yedhulûne'l-cennete eş-şehîdü ve raculün afîfün fakîrun mute'affifun ve zû iyâlin ve abdün ahsene ibâdete rabbihî ve eddâ hakka mevâlîhi ve evvelü selâsetin yedhulûne'n-nâra emîrun musallatun ve zû servetin min mâlin lâ yüeddî hakkallahi ve fakîrun fahûrun.

Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz buyurmuş ki;

"Cennete ilk girecek üç kişi şunlardır." eş-Şehîdü. "Birisi şehit." İlk girecek çünkü Allah yolunda canını vermiş. Ve raculün afîfün fakîrun mute'affifun. "Ve fakir bir adam ama namuslu ve fakirliğini ileri sürerek, fakirliğinden dolayı yüzsüzlük yapmıyor, kimseye el açmıyor." Ve zû iyâlin. "Çoluk çocuğu da çok."

Çoluk çocuğu çok ama, fakir ama iffetli, namuslu, haysiyetli yani ve yüzsüzlük yapıp, el açıp ondan bundan bir şey istemiyor, zorluyor kendisini, dilenmiyor yani. Bu da cennete girecek, sabırlı fakir, fukarâ-i sâbirînden.

Ve abdün ahsene ibâdete rabbihî ve eddâ hakka mevâlîhi. "Ve bir köle ki hem rabbine ibadetini, taatini yapıyor, namazını kılıyor orucunu tutuyor, hem de kölesi olduğu patronunun, efendilerinin emrettiği şeyleri de yapıyor."

Allah ona da acıdığı için, ezildin sen dünyada diye cennete ilk gireceklerin arasına bunu da sokuyor. Sabırlı fakiri de sokuyor, canını Allah yoluna vermiş şehidi de sokuyor. İlk girecekler bunlar.

Ve evvelü selâsetin yedhulûne'n-nâra. "Buna mukabil cehenneme de ilk girecek üç kişi de şunlar." Bir, emîrun musallatun. "Birisi, halkın başına musallat olmuş olan hükümdar, başkan, emir."

Geçmiş halkın başına, zalim, Allah'ın belası, musallat edilmiş milletin başına; adalet etmiyor, zulmediyor, selahiyetini, hakkını, başkanlığını, hükümdarlığını kötüye kullanıyor. Bu ilk girecek cehenneme. Çünkü bütün tebaanın işi bundan sorulurdu, güzel yapmadı vazifesini. Çünkü;

en-Nâsu âlâ sulûki mulûkihim denmiş, insanlar yukarıdakilere bakarlar onların gidişine göre giderler; onlar iyi şeyleri yaparlar ve halkı iyiye yönlendirirlerse iyiye gider halk, kötü şeylere yönlendirirlerse halk bozulur, dejenere olur, yani ifsad olur gider, fesada uğrar. Onun için ilk cehenneme gidecek olan o sorumlu zalim herif. İkincisi;

Ve zû servetin min mâlin lâ yüeddî hakkallahi. "Servet sahibi, maldan yana serveti çok olan bir adam ama Allah'ın hakkı olan, Allah'ın emretmiş olduğu, Allah namına verilmesi gereken zekâtı, sadakayı filan vermiyor."

Serveti var, hayrât u hasenâtını, zekât ve sadakâtını vermiyor, bu da... Seni mendebur, bu kadar mal verdim sana, bu kadar servet sahibi oldun da hiç fakir kardeşlerini düşünmedin ha diye o da ilk cehenneme gireceklerin arasına giriyor.

Yani cehenneme girecek insanlar çok olsa bile bunlar ilk önce giriyorlar. Birisi hükümdar, dünyada rahat rahat yaşadın ha, alkışlandın, tahteravanlara oturdun, bilmem önünden arkandan muhafızlar geldi gitti, haydi bakalım, orada cehenneme girecek. Üçüncüsü de;

Ve fakîrun fahûrun. "Üçüncüsü de fakir ama böbürlenici fakir, palavracı, kendisini başka türlü göstermeye çalışıyor, yüksekten atıyor tutuyor filan." Onu da sevmez Allah.

İkinci hadîs-i şerîf yine bu konuyla ilgili.

Evvelü men yedhulü'n-nâra sultânun musallatun lem ya'dil fî-sultânihî atğâhu kibruhû ve ebtarathu kudretühû.

Hz. Ali Efendimiz'den rivayet olunmuş, Deylemî kitabına, Müsnedü'l-Firdevs'e almış. Allahu Teâlâ hazretlerinin resûl-ü edîbi, Peygamberimiz Efendimiz şöyle buyurmuş;

Evvelü men yedhulü'n-nâra. "Cehenneme girenlerin ilki." Sultânun musallatun. Yani birinci hadiste emir demişti burada sultan dedi. "Halkın başında musallat kılınmış, tebelleş olmuş, bela olmuş hükümdar." Lem ya'dil fî-sultânihî. "Bu saltanatı zamanında, esnasında adaletle icrayı hükümet etmemiş, yönetimi adil olmamış, zalimlik yapmış, haksızlıklar yapmış." Atğâhu kibruhû. "Kibirliliği, burnunun kocamanlığı, uzunluğu onu azdırmış." Ve ebtarathu kudretühû. "Elde olan kuvvetler ona zulmü yaptırmış." Bu ilk cehenneme girecek.

Üçüncü hadîs-i şerîf;

Evvelü mâ yübeşşeru bihi'l-mü'minü ravhun ve rayhânun ve cennetü naîmin ve inne evvelü mâ yübeşşeru bi-hi'l-mü'minü en yukâlü lehû ebşir veliyyallahi bi-rıdâhu ve'l-cenneti kadimte hayra makdemin kad ğaferallâhu li-men şeyyi'ake ve's-tecâbe li-meni's-tağfera leke ve kabile men şehide leke.

Selman radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş ki bu müjdeli hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor;

Evvelü mâ yübeşşeru bihi'l-mü'minü. "Mü'minin âhirette ilk defa müjdeleneceği şey." Ravhun ve rayhânun ve cennetü naîmin. "Rahatlık, yani huzur, rahatlık." Ve rayhânun. "Hoş kokular." Ve cennetü naîmin. "Naim cenneti."

İlk defa bununla müjdelenecek mü'min. Yani vücudu bir rahatlayacak, ruhu bir rahatlayacak, bir hoş kokuların içine gark olacak, tatlı nefis kokuların içine ve cennetle müjdelenecek. İlk işi, karşılaştığı bu.

Ve inne evvelü mâ yübeşşeru bi-hi'l-mü'minu. "Yine mü'minin ilk müjdelendiği, müjde olarak kendisine söylenen sözler şunlar." En yükâlü lehû. "Ona şöyle denilecek." Ebşir veliyyallahi. "Ey Allah'ın dostu müjdeler olsun sana!"

Ey Allah'ın velisi, ey Allah'ın mübarek dost kulu, Allah dostu kul müjde olsun sana, denilecek.

Ebşir bi-rıdâhu. "Allah'ın senden razı olduğunu sana müjdeliyoruz, müjdeler olsun ki sen Allah'ın rızasına erdin!" denilecek.

Başka?

Ve'l-cenneti. "Ve cennetle seni müjdeliyoruz."

Allah'ın rızasına erdin cennete de gireceksin, ey Allah'ın velisi müjdeler olsun sana, denilecek.

Sonra?

Kadimte hayra makdemin. "Hoş geldin safâ geldin!" denilecek. Karşılama yapılıyor.

Kadimte hayra makdemin demek hayırlı bir gelişle geldin demek. Hoş geldin dediğimiz gibi. Biz bir misafire, "Ooo! Hoş geldin, safalar getirdin, hay Allah razı olsun, buyur!" dediğimiz gibi bir şey bu.

Sonra?

Kad ğaferallâhu li-men şeyyi'ake. "Allah seni sevdiği için senin cenazeni omuzlarına alıp da seni kabre kadar getiren, seni teşyî eden, seni âhirete gönderen, sana son vazifelerini yapanları da mağfiret etti." bir. Ve's-tecâbe li-meni's-tağfera leke. "Sana dua edene de mağfiret eyledi." Cenaze namazı kılan da mağfiret ediyor, kabre götürün de, teşyî eden de mağfiret olunuyor. Ve kabile men şehide leke. "Ve senin için, 'Nasıl bilirsiniz bu cenazeyi?' 'İyi biliriz, Allah rahmet eylesin!' diye şahitlik edeni de mağfiret eyledi." der melekler, bu kulu böyle müjdelerler.

Allah'ın mü'min kulunun karşılanması böyle olacak, böyle tatlı sözlerle, böyle hoş rahatlıkla, hoş kokular içinde cennete böyle girecek.

Allahu Teâlâ hazretleri cümlemizi böylece cennete giren kullarından eylesin, kahrına gazabına uğrayanlardan eylemesin, azaba, cehenneme atılıp cehennem azabına giriftar olanlardan eylemesin. Cümlemizi burada böyle camide buluşturduğu gibi cennette de buluştursun, analarımız, babalarımız, evlatlarımız, sevdiklerimizle beraber.

el-Fâtiha.

Sayfa Başı