M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Ülkemizde İslâm Kültür ve Medeniyetini Koruma ve Geliştirme Çareleri

M. Es'ad Coşan

Bizi kuşatan esrarlı kâinâtı, şu muhteşem güzellik, düzen ve mükemmellikte yaratan yüce Allah’ın, bizim üzerimizde sayılamayacak kadar çok lütufları ve nimetleri vardır; O’na sonsuz hamd ü senâlar olsun!

Hiç şüphesiz Allah’ın bize en büyük lütfu, en şümullü nimeti İslâm dinidir. Çünkü mahzun ve şaşkın beşeriyet ancak onunla sağlıklı, dirlikli, düzenli, huzurlu ve mutlu olabilir; âhiret hayatının ebedî saadeti de ancak onunla kazanılabilir.

O halde mâneviyat, iman ve İslâm insanlık için tüm diğer maddî ve dünyevî konulardan daha önce gelir ve çok daha fazla önemlidir. İşte bu temel anlayıştan dolayı biz, İslâm imanı ile yoğrulmuş milli kültürümüze, tarihimize ve kültür eserlerimize büyük önem veriyoruz. Çünkü kültür, bir milletin canı ve mânevî hayatıdır; onu kaybeden ölür; ancak ona sahip olanlar etkin ve saygın kişilikli, soylu ve asaletli, dinamik ve güçlü olurlar. Kaldı ki bizim kültürümüz tüm diğer Doğu ve Batı kültürlerinden birçok yönden daha üstündür. Bunu tarafgir ve garazkâr olmayan tüm yabancı bilim adamı ve araştırıcı da itiraf ediyor.

Müslüman ecdadımız çağlar boyu İslâm’a çok candan sarılmış, onu çok iyi öğrenmiş, hatta en büyük din alimlerini yetiştirmiş, en değerli kaynak eserleri meydana getirmiş, tüm özel ve sosyal hayatlarına, evlerine, ticaretlerine, sanat ve edebiyatlarına, hukukî, mülkî ve idarî kurumlarına İslâm’ı maharetle uygulamış, böylece muazzam bir İslâm kültür ve medeniyeti oluşturmuş bulunuyor. Bu bizim için göz kamaştırıcı bir hazinedir; son derece renkli ve tatlı, çok ileri ve üstün, pek zarif ve nezih, ziyadesiyle değerli ve sevimli, olağanüstü safhada medenî, modern ve insanîdir.

Çünkü bu kültür, inanca, edebe, insan haklarına –göstermelik olarak değil– gerçekten bağlı, samimi bir zihniyetin ürünü ve ilahî adaletin önünde bir gün mutlaka hesap vereceğine inanan; şeytanın, nefsi emmârenin, dünyalık hırsının, zevkperestlik ve şehvet düşkünlüğünün insanları ne denli küçülteceğini, hatta gaddar ve hunhar yapacağını, çıkarcı ve sömürücü, insafsız ve merhametsiz kılacağını çok iyi anlamış, sorumluluk ve vicdan duygularına sahip, gözü ve gönlü tok, iç âlemi zengin ama dışı sakin ve sade, imanlı ve akıllı, kuvvetli ve duygulu, asil ve vakur, bilgin ve bilge kişilerin eseridir.

Ama bu muazzez ve mükerrem, şahâne ve muhteşem kültür ve medeniyeti kim koruyup kollayacak, bilecek ve yaşayacak, çağın arayı ş içindeki insanına ulaştıracak ve tüm dünyaya yayacak? Hem de tarihten gelme kin ve taassupla onu yok etmeye çalışan bunca fanatik ve gözü dönmüş İslâm düşmanlarına, hilekâr ve sinsi rakiplerin, sömürücü emperyalistlerin, iç ve dış bozguncuların tahripkâr ve gaddar çalışmalarına rağmen...

İşte bu zor ve çok asil görev şimdi bizim omuzlarımıza yüklenmiş bulunuyor. Durum kritik, zaman az, imkânlar kısıtlı, kadrolar zayıf, kitleler gafil. Halkımız; radyo, televizyon, gazete, dergi, kitap, kaset yayınlarıyla, tüm yaygın ve örgün eğitim kurumlarıyla, gizli düşman örgütlerle öz kültüründen ve onu her yönden güçlü kılan imanından koparılmak ve hıristiyan Batı kültürü içinde eritilmek isteniyor. Gençler havai, boş, dejenere ve kozmopolit yetiştirilmeye çalışılıyor. Bütün bunlarda, Batı’nın kültür emperyalizminin, kilise-misyoner emellerinin, içimizdeki azınlıkların, milli kültürden kopuk yetişmiş aydınların, ülke bütünlüğünü bölmek isteyenlerin büyük gayretleri, tesirleri ve iş birlikleri var.

Maalesef Milli Eğitim ve Kültür Bakanlıklarının ve devletin diğer ilgili ve sorumlu kurumlarının milli kültürümüze bağlılıkları kesin ve hizmetleri tatminkâr değil; hatta eğitim genel politikasının hedeflerinin, milli ve dinî kültürümüze ters, onunla çatışan, ona hasım ve muhalif olduğu zaman zaman açıkça görülebiliyor.

O halde cihan tarihinde eşi ve emsali bulunmayan bu şaheser kültür ve medeniyeti yok olmaktan, tahrip ve yağmalanmaktan kurtarmak için –inanan insanlar olarak– bizlerin derhal harekete geçmesi, acilen tedbirler almaya girişmesi gerekiyor.

Kanaatimce zaman geçirmeden bir milli kültürü koruma ve kurtarma seferberliği ilan etmek, olağanüstü hal statüsü uygulamak ve öncelikle şu tedbirleri almak zorundayız:

1. Kültür konularında mütehassıs, inançlı ve hizmete gönüllü bilim adamı ve araştırmacıların kurumlaşması ve iş birliği yapması. (Bu hususta bizim İlim, Kültür ve Sanat Vakfımız faydalı olabilir.)

2. Her il, ilçe ve beldede derhal bir İlim, Ahlâk, Çevre ve Kültür derneği kurmak, yörede yapılacak çalışmaları buralarda müzâkere etmek; böylece doğal, sosyal ve tarihî çevreyi, inanç, bilim, mîmarlık, sağlık ve estetik esaslarına tam uygun olarak korumak ve geliştirmek için kararlar almak ve bunları titizlikle uygulamak.

3. Her il, ilçe ve beldede bir Kültür Merkezi tesis etmek, kurs, toplantı ve konferans salonları, dersane ve kütüphane, açık ve kapalı spor mahalleri yapmak.

4. Yörenin İslâmî ve tarihî değer taşıyan peygamber, sahabe, evliyâ, ulema vs. meşhur şahsiyetlerinin kabirlerini, makamlarını tespit etmek, düzenlemek ve güzelleştirmek, dinî turizme hazırlamak.

5. Yörenin harabe, ören, kale, cami, tekke, han, hamam, kabristan, mezar taşı, çeşme, konak, kervansaray, sivil tarihî ev ve sair eserlerini korumak, tamir etmek, yağmalanmasını, yıkılmasını, yok olmasını engellemek, kitabelerini yeni harflere çevirerek, yeni nesillerin anlamasını sağlamak.

6. Her türlü el yazması kitap, berat, ferman, tapu, icazetnâme, levha, hüsnühat... eserini dikkatle korumak, biriktirmek, müzelere, kütüphanelere, sergilere tescil ettirmek.

7. Tarih şuuru ve milli kültür sevgisi uyandıracak yazı, yayın, konuşma, kurs ve konferanslar tertiplemek.

8. Kişisel olarak Arapça, Farsça, Osmanlıca ve eski yazı öğrenmek, Osmanlı, İslâm ve dünya tarihini dikkatle okumak, çeşitli kültürleri dikkatle incelemek, özel koleksiyon yapmaya özenmek ve özendirmek.

9. Giyim, kuşam, ev eşyası, mîmarî, dil ve üslup, edebiyat ve sanat konularında taklitçilikten titizlikle sakınmak, şahsiyet sahibi olmak, dinî ve milli kültürü, günlük özel hayatında ve çevresinde yaşamaya, tanıtmaya, temsil etmeye, sevdirmeye ve benimsetmeye devamlı bir gayret göstermek.

10. Çocukları milli kültüre bağlı ve uygun yetiştirmeye var gücüyle çalışmak.

11. Milli kültür düşmanları, hasımları ve rakipleriyle şuurlu şekilde mücadele etmek.

---------------------

*   M. Es'ac Coşan, İlim ve Sanat ve Panzehir Dergiler Başmakaleleri, 75-78.

Sayfa Başı