M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

İlimde Taassup, Gerçekleri Saklama, Saptırma ve Yalan

M. Es'ad Coşan

 Üniversitedeki ilmî çalışmalarımda, yurt içi ve yurt dışı gezi ve incelemelerimde gördüğüm çok önemli bir nokta var; buna dikkat çekmek ve halkımızı uyarmak istiyorum:

“İlim namına size sunulan her bilgi doğru değil; karşınızda konuşan her ilim adamı gerçeği söylemiyor.”

Görülüyor ki ülkemizde halkın büyük çoğunluğu ve maalesef aydınların geniş bir kesimi bu bakımdan çok saftır; okullarda her öğretilen, kitaplarda her yazılan, gazetelerde her çıkan, unvanlı ilim adamlarınca her söylenen sözün doğru olduğunu sanıyor, hemen inanıveriyor; işin aslını, doğruluğunu araştırmaya, tahkike lüzum duymuyor; zihnini, mantığını kullanıp tenkit ve kritik etmiyor; aksi, karşı ve alternatif bilgi ve fikirleri de dinlemeye yanaşmıyor, muhalefete tahammül ve tolerans göstermiyor, kendi kafasına yerleşmiş fikir ve kanaatinde inat ve taassuba düşüyor.

Böylece şahsî ve milli kültürümüzde birçok gerçek dışı bilgi, yalan yanlış görüş ve bilimsel hurafe yerleşip birikmiş oluyor.

Bu sebepten problemlerimizi çözmemiz, ilerlememiz, gelişmemiz, yükselmemiz ve yeni buluşlar yapmamız engelleniyor, zorlaşıyor.

Müspet ilimler ve teknik bilgiler hariç pek çok ilim dalında ve özellikle sosyal ilimlerde Türklerle ilgili konularda maalesef bir yığın yanılma, yanlışlık, yalan dolan, gerçekleri saptırma veya saklama, uydurma ve yakıştırma, iftira ve tezvir vardır.

Özellikle hıristiyan Batılılar, ilmi çok istismar ediyor, dinî ve milli taassuplarına alet ve vasıta olarak kullanıyorlar. Rakip ve hasım gördüğü din ve kültürleri yıpratmak, karalamak, ezmek; düşman olduğu devletleri çökertmek için birçok sahtekârlıklar yapıyorlar.

Emperyalist emellerini tahakkuk ettirmek, hükümranlık ve sömürülerini sürdürmek maksadıyla, para vererek, sipariş ederek birçok kasıtlı yayın yapıyorlar; bozuk veya yalan bilgi ve fikirler üretiyorlar. Üniversiteler, kolejler kurarak, misyonerlik yaparak, bunları halkların ve özellikle yeni nesillerin kafalarına ve gönüllerine sokmaya çalışıyorlar. Hedef aldıkları milletlerin içine ajanlar sokuyor, gazete ve köşe yazarlarını satın alıyor, devlet adamlarına rüşvet veriyor, efkâr-ı umûmiyeyi şartlandırmak için sinsi politikalar güdüyorlar.

Yazılar yalan, rakamlar yalan, anketler yalan, sinsi, usturuplu, bilimsel ambalajlı yalan...

Kitapların, makalelerin elenip bunlardan ayıklanması, bazı konuların da mutlaka yeniden yazılması lazım. Yalan ve yanlışla, tahrifat ve tezvirat ile bu bozuk kafalı ve kara kalplilerle ciddi mücadele etmek, halkı uyandırmak gerekli.

Elbette ilim namına oynanan oyunları gören, sahtekârlıkları sezen, hakkı seven, dikkatli, ciddi, imanlı, namuslu, dürüst ve değerli ilim adamları da var. Bunların da kendi aralarında iyi organize olması, birbirlerini tanıması ve birbirleriyle kuvvetli iş birliği yapması çok elzem. Bu bir vatan ve vicdan borcudur; ilim ve hakikat sevgisi gereğidir.

Çünkü karşı taraf çok zengin, çok kuvvetli ve dış kuvvetlerce çok iyi teşkilatlanmış. Üstelik bu yalan ve yanlışlıklar despotluk devrinde resmi ideoloji haline sokulmuş, ders kitaplarına girmiş, âdeta devlet tarafından korumaya alınmış.

Onun için hem dışarıdakilerle, hem de içeridekilerle uğraşmak gerekiyor.

-----------------------------------------------------------------

* M. Es'ad Coşan, İlim ve Sanat ve panzehir Dergileri Başmakaleleri, 110-111.

Sayfa Başı