M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Susmak da İnsana Vebal Yükler

M. Es'ad Coşan

 Hak sözü söylememiz gerekiyor. Hak sözü, haklı sözü, gerçek sözü, doğru sözü, birisinin mağdur olmasını engelleyecek sözü, İslâm’ın savunmasına yarayacak sözü, güzel sözü, bir zâlimi zulmünden engelleyecek cesur sözü de mutlaka söylemek gerekiyor. “Cihadın en faziletlisi budur.” diye Efendimiz hadîs-i şerîflerde bildirmiş. 

Onun için sakın dili tutmayı uygunsuz yerde yapmayın! 

Şeyh Sâdî-i Şirâzî İran’ın en büyük şairlerinden; Gülistan, Bostan isimli kitapları kütüphanelerinizde vardır. Çok ârif, çok hakim bir şair; aynı zamanda çok mükemmel bir sanatkâr, çok da derin bir bilge kişi. Yani feylesof. Sözleri de çok derin anlamlar taşıyor. Diyor ki; 

“İki şey insanı çileden, çığırından çıkartır, isyana sevk eder: 

“1. Susulacak yerde konuşmak.

“2. Konuşulacak yerde susmak.”

Demek ki susulacak yer var, konuşulacak yer var... 

Küçük bir çocuğun büyüklerin meclisinde susması lazım. Büyükler konuşuyor, küçük konuşmasın; ayıp, büyükleri dinlesin! Kendisinin bilmediği konulara burnunu sokup, karışıp edepsizlik etmesin! 

Veyahut cahil bir insan alimlerin meclisinde ileri geri konuşup “Bana göre bu böyle...” vesaire demesin! Kendisinin hakkı yok, selâhiyeti yok, tahsili yok, bilgisi yok, görgüsü yok... 

Ne olacak? 

Konuşmayacak, dinleyecek, öğrenecek. Bilmediği hususu konuşmayacak. Alimler konuşacak, o meclisin bilginleri konuşacak; ötekiler edeple onu dinleyecek. 

Susulacak yerde konuşmamak lazım! Kişi küçükse veya çocuksa büyüklerin yanında susacak. Büyüklerin konuştuğu mevzulara pattadak bilmeden karışmayacak. Cahilse alimlerin tenkidine kalkışmayacak, ortaya atılmayacak. Bu bir.

İkincisi; konuşulacak yerde susmak. Bu da insanı çileden çıkartır. Allah da sevmez, kullar da sevmez. Konuşulacak yerde de konuşmak lazım! 

Adam bir olaya şahit olmuş, suçlu şu; söylemiyor, susuyor. 

Öyle şey olur mu? 

“Ben şahidim, gördüm ki şu şuna vurdu. Suçlu olan, kabahatli olan şu!” diye söylemesi lazım. Şahitlik istenmeden, Allah rızası için söylemek lazım. 

Veyahut kendisinin bildiği bir konuda birileri yalan yanlış konuşuyor, ileri geri konuşuyor. 

“Olmaz, siz bunu bilmiyorsunuz! Susun bakalım, işin doğrusu budur. Senin bu konuda hiç bir bilgin olmadığı anlaşılıyor. Falanca alim şöyle demiştir, falanca kitap böyle yazar. İlim adamları şöyle demiştir. Ansiklopedilerde şöyledir.” filan diye, insan söylemesi gereken şeyi söylemeli. 

Bazen de susması korkmasından kaynaklanıyor. 

“Bu adam yüksek mevkiden bir adamdır. Şimdi ben bunun yanında konuşursam, bunlara karşı konuşursam işimden, aşımdan, başımdan, rahatımdan olurum... Kafamı keserler, hapse tıkarlar...” 

Öyle şey yok! Hak sözü söyleyecek insan... Hakkı söyleyecek. Hak neredeyse hakkın yanına gidecek. Firavun’un karşısında olsa, Musa aleyhisselam gibi hakkı söyleyecek. Nemrut’un karşısında olsa, İbrahim aleyhisselam gibi hakkı söyleyecek. Zalimin karşısında olsa, kellesi gidecek bile olsa hakkı söyleyecek. 

“Sen yanlış yapıyorsun, işin doğrusu bu değildir, şudur!” diyecek.

En büyük cihat bu!

Birisine yanlışından dolayı alkış tutmayacak. Yanlış sözü söyleyenin, yanlış işi yapanın yardakçısı, şakşakçısı, dalkavuğu olmayacak. Bu da çok önemli... Yani hakkı söylemek, hem de korkmadan, cesaretle söylemek... 

Yaptırım gücü varsa da yaptırmak lazım! Gücü yeterse kötülüğü fiilen engelleyecek, gücü yetmezse sadece nasihat olarak söyleyecek, ona da gücü yetmiyorsa hiç olmazsa içinden; 

“Yâ Rabbi! Ben bunların karşısında bir şey yapamadım. Sen beni affet!” diye dua edecek. Ötekisinin iflâh olmasına dua edecek, Allah’ın kendisini cezaya çarptırmamasına dua edecek. Bu da önemli... 

Ben Türkiye’de bakıyorum; halkımızın, gençlerimizin terbiyesi sadedinde dergilerimizde de zaman zaman yazdım:

Herhangi bir toplantıda, herhangi bir konuda konuşma yapıldığı zaman bilginiz varsa katılın, susmayın! Bildiğiniz konuyu anlatın. Eğer bir yerde, bir toplantıda birisi doğru bir sözü söylemişse doğruyu destekleyin. Yanlış bir sözü söylemişse yanlışı engelleyin. Yanlışın karşısına çıkanı destekleyin. Yanlış söyleyene “Yanlış söylüyorsunuz!” deyin! Böylece yanlış söyleyenler korksun, çekinsin, azalsın... “Bu ülkede tereciye tere satılmaz, müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz.” deyip ayağını denk alsın... 

Susmak da insana vebal yükler. Allah “Niye sustun?” diye cezalandırır. Hadîs-i şerîf var, Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;

“Hakkı söylemek zamanında susan, dilsiz şeytan durumuna düşer, şeytan gibi muamele görür.” 

Yani “Şeytan derekesine düşer, o mertebede mütâlâa edilir.” diye tehlikeli bir durum meydana geliyor. 

Sayfa Başı