M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Hakikate Köleyiz

M. Es'ad Coşan

“İnsanlara karşı duyulan hürmet hissi, saygı hissi, insanların heybeti sizi hakkı gördüğü veyahut işittiği zaman söylemekten katiyen alıkoymasın.” 

İslâm’ın ne kadar yüce, ne kadar eskimez, modern, ne kadar canlı, güzel olduğunu, ne kadar kıymetli prensiplere sahip olduğunu gösteren; demokrasiden de ileri, demokrasiden de güzel bir nizam olduğunu gösteren bir hadîs-i şerîf. 

Hani “hürriyet”, “demokrasi” diyorlar, şunu diyorlar, bunu diyorlar... İslâm hepsinden güzel, her şeyden güzel, hepsinden üstün! Hepsinden farklı çünkü güzellik farkı var, kalite farkı var. Farkı fark etmek lazım. Arada büyük fark var. 

Peygamber Efendimiz diyor ki;

“İnsanlara karşı duyulan hürmet hissi, saygı hissi, insanların heybeti sizi hakkı gördüğü veyahut işittiği zaman söylemekten katiyen alıkoymasın.” 

Bu ne demek? 

“Kalabalıktan utanırım ben, hakkı söyleyemem.” demesin. 

Veyahut “Filanca adam çok heybetli bir adam, mevki makam sahibi bir adam; ben susayım, fitne çıkmasın.” demesin. 

Bir kasabada biraz ihtilaflar olmuş. Adamın birisi mezhepsizlik cereyanını yaymaya başlamış orada. Yanlış, boş bir yol; mantıken yanlış, dînen yanlış. 

“Peki sen de niye konuşmadın?” dedim. Diyor ki; 

“Fitne çıkmasın diye.” 

Olmaz, sen sustuğun zaman fitne çıkıyor; sen hakkı söyleyeceksin. İnsanların heybeti, saygısı, kalabalığı veyahut onların insana verdiği ürküntü insana hakkı söylemekten engel olmayacak, hakkı söyleyecek. Kalabalıkta da olsa, amirine karşı da olsa, memuruna karşı da olsa, kime karşı olursa olsun insan hakkı gördüğü, bildiği, duyduğu zaman söyleyecek. İnsan;

“Yok bu işi o yapmadı, ben gördüm; yanlış, suçsuz bir insanı itham ediyorsunuz. Bu böyledir.” Veyahut; 

“Hayır, bu söylediğin şey yanlış, ben şöyle duydum, işin aslı budur.” diyebilecek. Yani gerçekler saklanmasın, gerçekler ortaya çıksın.” diye... 

Hepimiz kalın kalın zincirlerle, kuvvetli kuvvetli bağlarla Hakk’a bağlıyız, Hakk’a esiriz. Doğruluğa, dürüstlüğe esiriz. Hepimiz doğruluğun mahkumuyuz. Dosdoğru olmak zorundayız. Başka türlü yapamayız.

“Hocam, birazcık müsaade et, şu zincirleri gevşet, kıvırttırayım.”

Öyle şey yok. Kıvırttırmak yok. Dosdoğru olacağız! Yani hepimiz Hakk’a uymaya mecburuz. Hakk’a uymama serbestliğine sahip değiliz. Hakk’a uymama hürriyetine sahip değiliz. Hür değiliz; bağımlıyız, köleyiz. 

Neye köleyiz? 

Hakikate köleyiz. Hakikatin, gerçeğin kulu kölesiyiz; onu söyleyeceğiz. Ortalık söylemediğimizden bozuluyor. Hakkı söylemediğimizden, batılın karşısına çıkmadığımızdan, en az edepsizler kadar edepliler aktif olmadığından memleket bozuluyor! Nizam bozuluyor, huzur bozuluyor, asayiş bozuluyor. Haksızlıklar, arsızlıklar, zulümler, edepsizlikler alıp gidiyor. Hâlbuki biz kalabalığız, yani Hakk’ı seven, tutan insanlar ekseriyetteyiz. Aldatıyorlar, parçalıyorlar, bölüyorlar, göz boyuyorlar, Hakk’ı alt ediyorlar. 

Onun için müslüman feraset sahibidir, hakkı tutar. İnsan anasının, babasının aleyhinde olsa, akrabasının aleyhinde olsa hakkı söyleyecek. Hakk’ı söylemeyi, Hakk’ı sevmeyi, Hakk’ı desteklemeyi öğreneceğiz. 

Mehmed Âkif, -Allah mekânını cennet etsin, ruhunu şâd etsin-, ne diyor? 

Çiğnerim, çiğnenirim, Hakk’ı tutar kaldırırım.

Güzel bir söz bu. Bunu duvara yazın, duvarınızda bulunsun. 

Çiğnerim, çiğnenirim ama Hakk’ı tutar kaldırırım. Hakk’ı tutacağız, hakikati tutacağız. Yalan şahitlik yapmayacağız. Doğru şahitlikten kaçmayacağız. Gerçeği söylemekten çekinmeyeceğiz, velev karşımızdaki rütbe sahibi olsa, mevki makam sahibi olsa... 

Sayfa Başı