M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Muhabbeti Zedeleyici Davranışlardan Kaçınmak

M. Es'ad Coşan

 Ben seni, sen beni sevip dururken birden aramız soğuklaşıyor. Kara yeller esmeye başlıyor, kara kediler geçiyor aradan; sevmemeye başlıyoruz birbirimizi. 

Neden? 

Elbet sende de bir kusur var bende de bir kusur var, ondan oluyor. Ya gıybet etmişizdir, ya dedikodu yapmışızdır, ya samimiyetsiz bir şey olmuştur... 

Muhabbeti izale eden, yok eden, silen, mahveden şeylerden uzak olma gayreti ve çalışması içinde olmamız lazım. 

Mesela hiç kimsenin kimseyi gıybet etmemesi lazım. 

Gıybet haram. Herkesin herkese hüsn-ü zan etmesi lazım. Hüsn-ü zan Kur’ân-ı Kerîm’den bir vazife. Suizan etmemesi lazım. Suizan etmek de haram. Hareketlerini iyiye yorması lazım. 

Bir kimse senin yanında gıybet ediliyorsa gıybet edilene yardımcı olmak, gıybet edenleri susturmak, o meclisten kalkıp gitmek vazifen. 

Üç davranış emrediyor Peygamber Efendimiz: 

1. Gıybet edilene yardım edeceksin, müdafaa edeceksin. Hâlbuki gıybet, olan bir kusuru söylemektir. Olmayan, hayalî bir şeyi söylemeye “iftira” diyoruz. Susturacaksın. Müdafaa edeceksin. Mesela “O kardeşimizin şöyle iyi tarafları var.” diyeceksin. Tabi kusuru söylerken doğruyu söylüyorlardır. “Şöyle tarafları vardır...” Yani nasıl müdafaa edeceksen bulacaksın. Efendimiz öyle emrediyor. Peygamberimiz’in emri, istersen dinleme… 

2. Halkı da susturacaksın. Meclistekilere “Konuşmayın, gıybet yapmayın!” diyeceksin. 

3. Artık “Bana müsaade, Allah’a ısmarladık, hayırlı geceler!” diyeceksin, kalkacaksın.

Biz böyle yapmıyoruz.

Gıybeti baklava börek gibi, kaymaklı ekmek kadayıfı gibi herkes sabah akşam yiyor. Hâlbuki gıybet etmek ölü eti yemek gibi bir fiil. 

“Oruç tutan insanın gıybet ettiği zaman orucunun sevabı kalmaz.” diye bildiriliyor hadîs-i şerîfte. Çünkü normal ekmeği yemiyorsun, suyu içmiyorsun ama arkadaşının ölü etini yemiş gibi oluyorsun. O daha fena, yani lâşe gibi, leş gibi... Gıybet ederken ölü eti yemiş oluyorsunuz; normal ölü eti yemiş olmuyorsunuz; arkadaşınızın etini yemiş oluyorsunuz. Leş yemiş oluyorsunuz. 

Bu kelimeyi kullanmadığı için hocalar... 

“Leş mi yiyorsun?” 

“Estağfirullah... Midemi bulandırdın, yüreğimi ağzıma getirdin, midemi kabartın...” der insan. 

Ama fiilen yapılıyor. 

Demek ki muhabbetini sevmediğimiz şeyleri de yapmayacağız. Muhabbeti artırmak için çareler arayacağız ki Allah muhabbet edenleri seviyor. Ve böylece bir muhabbetli toplum olacağız. 

Yani olmamız gereken muhabbetli bir toplum... Böyle olmamız gerekiyor ama değiliz. Müslüman olduğumuz için birbirimizin kardeşi olması gerekiyordu ama onu atlıyoruz. Tarikat erbabı olduğumuz için, tasavvuf erbabı, gönül erbabı, ehl-i dîl olduğumuz için, ehli kulûb olduğumuz için muhabbetli olmamız gerekiyordu; onu da geçiyoruz, oraya da isabet edemiyoruz. 

Gidiyoruz, kâfirler, fâcirler, münâfıklar, Allah’ın sevmediği kullar gibi çeşitli kötü fiillerin tam göbeğine düşüyoruz. Onların yaptığı çirkin işleri yapıyoruz. 

Yapmamamız gerekiyor. 

Ve وَلْتَكُنْ مِنْكُمْ أُمَّةٌ ve’l-tekün minküm ümmetün  bizden muhabbetli bir topluluğun meydana gelmesi, oluşması gerekiyor. Bu muhabbetli topluluk oluşacak da bu topluluk bundan sonra İslâm’a hizmet eden kadro olacak. 

İslâm’a hizmet eden kadro arasında muhabbet olmazsa İslâm’ın hizmetini nasıl yapacaklar?!

Yapamazlar, yapamıyorlar, yapamıyoruz. 

Sayfa Başı