M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Yavuz Sultan Selim

M. Es'ad Coşan

 Yavuz Selim ölmüş, Allah rahmet eylesin, vasiyeti varmış. Kapalı, işlemeli bir kasa, kutu, "Bunu da kabrime koyacaksınız." demiş. Kutu kapalı, kilitli... Vasiyet etmiş, "Öldüğüm zaman kabrime bu kutuyu da koyacaksınız." demiş.

Neden öldü?
Sırtında kan çıbanı gibi bir çıban çıktı. Osmanlıca adı şîr-i pençe. "Aslan pençesi." İyileşmedi öldü. Allahu âlem bir çeşit kanser. 
Öleceği zaman samimi olduğu, beraber sohbet yaptığı, hep yanında bulunan kişi -nedim diyorlar onlara- anlamış ki padişah gidiyor, son nefeslerini veriyor, artık ölecek. 
"Sultanım! Şimdi zikir yapmak, Allah'la meşgul olmak zamanıdır." demiş. 
Lâ ilâhe illallah de! Eşhedü en lâ ilâhe illallah de. Gidiyorsun, şimdi zikir yapmak, Allah ile meşgul olmak zamanıdır, demiş. Yavuz Sultan yan bakmış yataktan; 
“Ya sen bizi neyle meşgul olur sanırdın.” demiş. 
Ayıp ettin. Gafil, cahil bir padişah sanıyordu demek ki. Neden bilmiyor yakın arkadaşı, sohbetdaşı?
Gizli yapılan ibadet daha sevaplı olduğundan, müslüman ibadetini saklar. Müslüman belli etmez, gösterişi sevmez.
Ölmüş, ölünce vasiyetine göre kutu da kabre konulacak. Alimlerin başı demiş ki; 
"İslâm dininde kabre çekmece, kutu koymak yok. Öyle şey olmaz." Birileri demiş ki; 
"Vardır bir sebebi muhakkak. Vasiyet etmiş, tutalım." 
"Yok, öyle şey olmaz." demiş. "Firavun mu bu ya! Kabre çekmece koyacak; altınlar, gümüşler, pırlantalar… Olmaz!"
"Açalım o zaman."
Kasayı getirmişler. Anahtarı yok, kilitli. Zorlamışlar, bıçağı çıkartmışlar, mekanizma açılmayınca, kapağı kırmışlar. Ama açılırken de sallanmış kutu, içindekiler etrafa saçılmış.
Ne toplamışlar, ne bu saçılanlar?
Hepsi Yavuz Selim'in hayatı boyunca yaptığı işlerde, "Ben şöyle yapmak istiyorum, bu sevap mıdır, günah mıdır, doğru mudur, yanlış mıdır?" diye Şeyhülislâm’a sorduğu sorular, aldığı fetvalar. Bütün fetvaları mübarek çekmeceye biriktirmiş, hepsini kabrine koyduruyor. 
Ne demek istiyor?
Yâ Rabbi! Ben yaptığım her şeyi alimlerin emri üzere, tavsiyesi üzerine yaptım, fetvası ile yaptım; kendi başıma bir şey yapmadım. Alimlerin sözüne uyarak, dinimin icabını yerine getirmeye çalışarak yaşadım. Anlaşılıyor. Kasayı gösterecek Cenâb-ı Hakk’a diyecek ki;
"İşte fetvalar. Hepsine alimler ‘uygundur’ dediler, ondan yaptım. Kendi başıma bir şey yapmadım." 
Şeyhülislâm sararmış, solmuş. Onların fetva olduğunu görünce vaziyeti şıp diye anlamış. Sakalıyla kavuğuyla koca şeyhülislâm, ağlamaya başlamış. Demiş ki;
"Ah sultanım, ah Yavuz! Kendini kurtardın beni yaktın." 
Yavuz Selim “Her şeyi fetva ile yaptım.” diyecek; fetvayı verene soracak Allah. "Buna iyi dedin mi sen? Buna kötü dedin mi sen? Fetvayı verdin mi sen?" diye fetva verene soracak. "Kendini kurtardın beni yaktın şimdi." demiş.
--------------------------------
*  25 Aralık 1997.

Sayfa Başı