M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Âhiret İşlerinde Acele Etmek

M. Es'ad Coşan

 التُّؤدَةُ في كُلِّ شَيْءٍ خَيْرٌ إلا في عَمَلِ الآخِرَةِ

et-Teudetu fî külli şey’in hayrun illâ fî ameli’l-âhireti.1

“İhtiyat etmek, tereddüt etmek, birden yapmamak -koklaya koklaya, inceleye inceleye, irdeleye irdeleye- yavaş yavaş, kontrol ede ede iş yapmak her şeyde hayırlıdır. Ama âhiret işinde iyi değildir.” 

Yürürken de, konuşurken de, ticaret yaparken de, öğrenirken de öyle; her şeyde ihtiyatlı, dengeli hareket etmek iyidir.

“Ama âhiret işinde iyi değildir.” Âhiret işinde gayretli olacak, hemen yapacak. Onu öyle “Dur bir inceleyim, hele bir yaparız...” tehir ettin mi olmaz. Orada fazla ihtiyata lüzum yok. 

Cami yaptıracak mısın? 

“Yaptıracağım.” 

Yaptır be adam... Kaç sene geçti, kaç senedir “cami yaptıracağım” diyorsun diyorsun; ortada ne fol var ne yumurta var, hiçbir şey yapmadın. 

Bu ömür sana bâki kalacak mı sanıyorsun? 

Ecel bir gün gelir... 

Ecel büker belimizi, 

Söyletmeye dilimizi.

Sözünü söylemeye bile vaktin olmaz. Vasiyet bile yapamazsın. Sabahleyin arabayla çıkarsın, akşama cenaze haberin gelir. Trafik kazası oldu; innâ lillah ve innâ ileyhi râciûn... 

“Hay Allah... Ben vasiyet edecektim yahu... Şu hayrı da yapacaktım... Tam bir yere şadırvan yaptırmak için söz de vermiştim... Hay Allah... Filanca köye de bir cami yaptıracaktım... Filanca yere de minaresini yapacaktım...” 

Eh, geçmiş ola... İnnâ lillah ve innâ ileyhi râciûn. 

Niye yapmadın? Elinde imkân varken niye geciktirdin? Niye hemen hızlı girişmedin o işe? 

Hayır işlerinde acele olacak. Öyle ihtiyat, teenni, dikkat, tehir vesaire olmayacak.

Öteki işlerde-dünya işlerinde iyidir ama âhiret amellerinde iyi değildir. 

Namaz?

“Kılarız canım... Öğlenle ikindinin arası geniş, kılarız işte... Yatsı namazının vakti çok geniş, kılarız işte...” 

Hayır, evvel vaktinde hemen kılacaksın. Sevabı o zaman fazla. 

Zekât? 

“Veririz işte, önümüzde koca bir sene var. Veririz canım, acele etme, dur bakalım...”

Hemen ver. Ver de kurtul. Zenginin malını vermekte tehir etmesi fakire zulümdür. Kapısında fakiri bekletmesi ona zulümdür. Hemen çıkart, ver; kurtul, borcun kalmasın. Çünkü zekât senin mânevî borcun; Allah’a karşı vazifen, malının da temizlenmesi için bir vesile. Onu hemen ver. 

“Yapacağım hocam, tamam tamam...” 

“Yapacağım” ama tehir ettirmek şeytanın bir oyunudur. Önce tehir ettirir, sonra unutturur, yaptırmaz. Aklına gelir gelmez yap. 

“Ha, ben namaz kılacaktım, dur bakalım... Neyse, kılarız... Şu işi de halledelim de, bu işi de halledelim de...”

Ondan sonra bir kulağına gelir ki; Allâhu Ekber, Allâhu Ekber... bir sonraki ezan okunuyor. 

“Hay Allah! Bak işe dalıvermişim, namazı kılamadım.” 

Kılamazsın ya... Âhiret işinde acele edeceksin. Hayır olduğunu bildiğin bir şey oldu mu acele edeceksin. 

Hacca? 

“Giderim hocam. Emekli olacağım da ondan sonra hacca gideceğim.” 

Emekli olacak kadar yaşayacağına dair garantin yok; belki emekli olmadan ölürsün. 

“E işte yaparız hocam. Şu çocuğu evlendirelim de, bilmem ne de...” 

Ama sonra fakir düşersin. Zenginken boynuna borç olur, fakir düşersin, yapamazsın. Şartlar değişir, hudut kapanır, harp olur, darp olur... Vakti geldi mi evvelden hemen müracaat et. 

Âhiret işinde sallamak, beklemek, ihtiyat iyi değil, Peygamber Efendimiz böyle buyuruyor. 

Âhiret işini hızlı, çabuk yapın, süratli yapın. Dünya işlerini de üfleye üfleye, koklaya koklaya, soğuta soğuta, danışa danışa, konuşa konuşa yapın. Dünya işlerinde ihtiyat edin.

-----------------------------

[1] Ebû Dâvud, "Edeb", 11, r. 4810; Hâkim, el-Müstedrek, I, 132, r. 213; İbn Ebî Şeybe, Musannef, VII, 234, r. 35619; Ebû Ya'lâ, Müsned, II, 123, r. 792; Beyhakî, ez-Zühd, I, 278, r. 714; Şuabu'l-îmân, XIII, 167, r. 10120; Beyhakî, el-Âdâb, I, 57, r. 137; es-Sünenü'l-kübrâ, X, 327, r. 20803; Deylemî, el-Firdevs, II, 76, r. 2427; Ali el-Muttakî, Kenzu'l-ummâl, III, 98, r. 5673; Gümüşhânevî, Râmûz, I, 197.

Sayfa Başı