M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Hacca Çağır

M. Es'ad Coşan

 Şimdi biz nasip olmuş, kalkmışız gelmişiz. Allah nasip etti; demek ki nasibiniz varmış buraya Peygamber Efendimiz’in şehrine geldiniz.

İbrahim aleyhisselâm’a; 
 بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ  وَأَذِّنْ فِي النَّاسِ بِالْحَجِّ يَأْتُوكَ رِجَالًا وَعَلَى كُلِّ ضَامِرٍ يَأْتِينَ مِنْ كُلِّ فَجٍّ عَمِيقٍ 
Bismillâhirrahmânirrahîm. Ve ezzin fî’n-nâsi bi’l-hacci ye’tûke ricâlen ve alâ külli dâmirin ye’tîne min külli feccin amik1.  Sadakallahu’l-azîm. 
“Ey İbrahim! İnsanların arasında, bu mübarek beyti ziyaret etmelerini onlara bildirmek için, onları buraya davet etmek için seslen.” buyurmuş.  
“Yâ Rabbi! Benim sesim nereye kadar gider ki; ben bu insanlara nasıl duyuracağım; burası ekin bitmez bir vadi.” demiş.
رَبَّنَا إِنِّي أَسْكَنْتُ مِنْ ذُرِّيَّتِي بِوَادٍ غَيْرِ ذِي زَرْعٍ 
Rabbenâ innî eskentü min zürriyyetî bi vâdin ğayri zî zer’in.2  
Ekinsiz, taşlık bir vadiye İsmail aleyhisselâm’ı, Hacer validemizi bırakmış. 
“Yâ İbrahim! Sen seslen bak; seslenmek senden, duyurmak benden.” buyurmuş.
Duyurmak Allah’ın kudretine kalmış bir şey. 
“Ey İbrahim! Seslen insanlara, seslen insanoğullarına; bu diyarı senin, benim emrim ile yapmış olduğunu, tekrar inşa etmiş olduğunu ve insanlığın ilk mâbedinin bulunduğu yerde yeniden yaptığın şu Kâbe-i Müşerrefe’yi ziyaret etmelerini insanlara seslen. Ezan gibi dört bir yana seslenerek bildir yâ İbrahim!” diye emir buyurmuş… İbrahim aleyhisselâm boynunu bükmüş, seslenmiş; Allahu Teâlâ hazretleri duyuracağı kullara duyurmuş.
“Allah bizi çağırdı.”
“Duymadık hocam, ne zaman çağırmış, kim diyor?”
“Sen ey İbrahim, bu Beytullah’ı yaptın; seslen insanlara. Onların kimisi yayan, kimisi binekli, dağların arasındaki yollardan vadilerden akıp akıp buraya gelsinler.” diye, Allahu Teâlâ hazretleri buyurmuş.
Şimdi buradan bağırsak iki sokak öteden duyulmaz. Zor; Harem’in olduğu tarafta hoparlörler olmasa ezan okunduğu zaman buradan belki duymayız. Halbuki görünüyor; ama belki duymayız. Şimdi hoparlör var; sesi büyütüyor, kat kat aksettiriyor, duyuyoruz ama kolay duyulmaz. 
İbrahim aleyhisselam Safa tepesine veya Merve tepesine ya da Cebel-i Ebû Kubeys’e çıksa, şimdilerde sarayın olduğu yerin tepesine çıksa bağırsa, ne kadar duyacaklar. “Yâ Rabbi! Ben nereye kadar sesimi duyururum?” dedi. Cenâb-ı Hak ona: “Yâ İbrahim! Sen seslen, çağır; bağırmak, çağırmak senden, duyurmak benden, ben duyururum.” buyurmuş. Cenâb-ı Hak her şeye kâdir. 
Londra’da kule “dan” diye saatin kaç olduğunu çalıyor. Radyodan Londra’yı açmış olan Avustralya’daki, Afrika’daki bir insan Londra kulesinin saatin bir olduğunu bildiren vuruşunu kulenin dibindeki insandan evvel duyuyor.
Neden?
Elektromanyetik dalgalar, ses dalgalarından çok çok daha hızlı gittiğinden. Ses dalgası saniyede 340 metre hızla gidiyor, elektrik saniyede 300.000 kilometre gidiyor. Elektromanyetik dalga buradan yükleniyor öbür tarafa gidiyor, orada çözülüyor, ses haline geliyor, o çok süratli oluyor. Ses daha kulenin dibine gitmeden uzaktaki, başka kıtadaki adam “dan” sesini Londra radyosundan duyuyor. İnsanoğlu âlet yapmış, duyuyor. 
Şu kâinatı yaratan Allahu Teâlâ hazretleri duyuramaz mı? “Âmennâ ve saddaknâ!” duyurur, daha âlâsını duyurur. Evvelkilere de, sonrakilere de duyurur, ilerdeki nesillere de, o zamandaki insanlara da duyurur. Her şeye kâdir... Hacca gelecek insanlar onun için Lebbeyk çekiyorlar. “Yâ Rabbi! Sen beytini ziyareti emrettin, davet ettin, bağırttırdın, çağırttırdın, seslendirdin; tamam, ben de geliyorum yâ Rabbi!” demek. Anlamı çok derin. İnsan bunu söylerken dayanamaz, ağlar.
Gani Mevlâm nasip etse, varsam ağlayı ağlayı, 
Medine’de Muhammed’i görsem ağlayı ağlayı, 
Delil yapışsa elime Lebbeyk öğretse dilime,
İhram bezini belime sarsam ağlayı ağlayı.
Yunus ne güzel söylemiş. İçinizde hiç ağlaya ağlaya ihram saran var mı? Lebbeyk derken dayanamayıp ağlayan âşık-ı sâdıklar, yola çıkınca ağlayanlar?
--------------------------
1.)  22/Hacc, 27.
2.)  14/İbrahim, 37.

Sayfa Başı