M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Ramazân-ı Şerîf Çalışmaları

M. Es'ad Coşan

Dost ya da düşman, içte ve dışta herkes açıkça görüyor ki elhamdülillah ülkemizde Müslümanlık günden güne gelişmekte, kuvvetlenmekte. Bendeniz de gezdiğim her il, ilçe ve beldede, dinî yönden gerçekten büyük bir canlılık ve dinamizm müşahede ediyor, mutlu oluyorum. Mâşallah, en ummadığım yerde bile, çok şuurlu, çok kaliteli, aydın, takva ehli insanlarla karşılaşıyor; haksever, hayırsever, dürüst, çalışkan, feda­kâr, vefakâr, olumlu, verimli kardeş ve gönüldaşlarla tanışıyorum. Hele enerji dolu, pırıl pırıl, temiz, idealist gençler o kadar çok ki Allahu Teâlâ adetlerini arttırsın, İslâm’a güzel hizmetler yapmalarını nasip etsin!

Diğer yandan bu güzel ve kutlu gelişme, bazı unsurları ve kesim­leri ise şiddetle tedirgin ediyor. Onlar İslâm’dan, imandan, ibadetten çok ürküyor ve korkuyorlar, çok farklı, haksız ve mesnetsiz, yalan ve yanlış düşünce ve yorumlara sürükleniyor, ithamlar yapıyorlar.

Bu bence, çok önemli ve üzerinde dikkatle durmamız gereken çok ciddi bir konu.

Biz onları korkutmamak ve dışlamamalıyız. İslâm’ın büyüklüğünü ve güzelliğini onlara mutlaka anlatabilmemiz gerekiyor. Onları, kız­dırmadan, küstürmeden, sabırla, sevgiyle, şefkatle ikna ve tedavi et­meye büyük özen göstermeliyiz.

Karşımızdakiler, her tip ve kategoriden olabilirler, genellikle dinî bakımdan iyi niyetli ama cahil ve gafildirler. Ama daha aşırı, hatta kâ­fir ve münkir de olabilirler, gayrimüslim kökenli veya batıl mezhepli de... Biz yılmamalıyız, düşünmeliyiz ki Hz. Peygamber sallallahu aley­hi ve âlihî ve sellem Efendimiz hazretleri, nasıl çok cahil ve müşrik bir topluma İslâm’ı sevdirdi ve kabul ettirdi! Bazı yahudi ve hıristiyanları ve azılı düşmanları, nasıl samimi mü’minler ve dostlar haline getirdi!

Biz de yine Peygamberimiz’in o sevgi, şefkat, sabır, ilim, sohbet, hikmet, cûd u sehâ, ihsan ve ikram yolundan yürümeliyiz. Lüzumsuz kavga ve kızma yok! Kanaatımca düşman kamplara bölünmek, katı­laşmak, diyaloğu kesip koparmak, araya derin uçurumlar, ya da aşıl­maz yüksek duvarlar koymak... yanlıştır, fayda getirmez.

Adam harcamak kolaydır, kazanmak zor, öldürmek kolaydır, ya­şatmak zor; yakıp yıkmak kolaydır, yapmak ve onarmak zor; dargın­lık, düşmanlık kolaydır, sevmek ve dostluk kurmak zor!

Biz zor ve zahmetli de olsa, Allah’ın razı ve hoşnut olacağı yolu seçmeliyiz. Bir insanın doğru yola gelmesi, hidayete ermesi çok önemli bir olaydır, kıymetine baha biçilmez, dünyalar değer. Bir ku­lu cehennem ateşine yanmaktan, ebedî azaba uğramaktan kurtar­mak, sonsuz saadete ermesini sağlamak ne kadar asil, ne kadar mu­azzam bir iyiliktir!

Siz, bu huzur ve mutluluk veren işe koşun, bu yüce gaye için ça­lışın ki en büyük sevapları ve en yüksek mânevî makamları kazanın.

Çevremizde ve içimizde maddî yönden kaliteli amma mânevî yön­den boş, gafil, cahil, dünya zevkine veya meşgalesine dalmış âhiretten bîhaber, cezayı hak etmiş, inanca susamış sizden yardım bekleyen çok zavallı insan var. Bunlar sizin; kardeşleriniz, yakınlarınız, evlatlarınız, hemcinsiniz. Onlara yardım ve dostluk elini uzatmalı, onları kurtar­maya (kendileri istemeseler bile) var gücünüzle çalışmalısınız; tıpkı yangından can ve mal kurtarır gibi; aynen azgın dalgalar arasında çır­pınan kimseyi çekip boğulmaktan sâhil-i selâmete çıkarmak gibidir.

Önümüz Ramazân-ı şerîf, çok nurlu ve kutlu, pek ecirli ve feyizli bir ay; şeytanların bağlandığı, rahmet kapılarının açıldığı, şartlan çok müsait bir mânevî mevsim! İçte ve dışta çok hızlı ve önemli değişme ve gelişmelerin olduğu, birlik ve beraberliğe çok mecbur, rahmet ve nusrete çok muhtaç bulunduğumuz bir zamanda Hızır gibi imdadı­mıza geliyor.

Geliniz, bu yılın Ramazan’ını çok iyi değerlendirelim: Hem kendi­miz, ibadet ve taate, hayrât ve hasenâta girişmekle, hem de başkaları­nı hak yola çekmekle... Onlara hediyeler vererek; kitaplar, dergiler okutarak; vaazlara, sohbetlere götürerek, ziyaretlere, iftarlara çağıra­rak, özel konuşmalarla ikna ederek; tefekküre sevk ederek; severek ve sayarak...

Gençler ve yaşlılar, kadınlar ve erkekler olarak her biriniz bu Ra­mazan, en aşağı on kişi kazanmaya çalışmalısınız. Allah, üstün muvaf­fakiyet versin, Ramazân-ı şerîfiniz mübarek olsun.

Allahu Teâlâ cümlenizi, sevdiklerinizle birlikte nice nice maddî ve mânevî bayramlara erdirsin, cennet ve cemaliyle müşerref eylesin!

Âmîn bi-hürmeti seyyidi’l-mürselîn sallâllâhu aleyhi ve âlihî ec- maîn!

-----------------------------------------------------
* Kadın ve Aile Dergisi Başmakaleleri, İstanbul 2011, s. 169-171.

Sayfa Başı