M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Muhibbî

M. Es'ad Coşan

 Nefs hazzın ey Muhibbî, vermegil hayvan sıfat,

Zabt-ı nefs et, ârif ol, âlemde insanlık budur.
Dünyada pek çok medeniyet var; Hint medeniyeti, Çin medeniyeti, Avrupa medeniyeti, Mısır medeniyeti... Ama Mısır medeniyetinin neresini seversiniz, neresini alkışlarsınız ki bir herif-i nâ-şerif için yüz elli metre yüksekliğinde ehram yapmışlar. Sonra onu tanrı yerine koymuşlar, kendileri gibi bir insana tapınmışlar. İnanç bakımından yanlış... Akıl mantık bakımından da, bir insan öldü mü, iki metre boyundaki bir çukur, elli santim derinliğindeki bir çukur yeterken, karyola kadar, somya kadar büyük taşları yığarak yüz elli metre yüksekliğinde bir dağ yapmak, onun içinde koridorlar yapmak, altınların, gümüşlerin içinde bir cesedi gömmek çok yanlış...
Ehramlar dünyanın harikalarından birisi ama Mısır medeniyeti abes bir medeniyet. Yani abesle iştigal etmişler, lüzumsuz işler yapmışlar. Hint medeniyeti; bakıyorsunuz, saçma sapan şeyler... Ama bizim ecdadımızın medeniyeti insanî medeniyet, îmanî medeniyet, ahlâkî medeniyet...
Süleymaniye bir maddî eser olarak muhteşem veyahut falanca mimarî eser sağlam, büyük,görkemli, muhteşem bir eser ama bizim bir şairimizin duyguları da muhteşem...Bir sofimizim ahlâkı da muhteşem, davranışları da muhteşem... Bir padişahımızın güzel bir sözü de muhteşem.
Mesela, Kanûnî Süleyman Muhibbî ismini almış, şiirde o ismi kullanmış, mahlâs diyoruz. Bir de divan tertip etmiş yani şiirleri çok, bir parmak kalınlığında bir divan teşkil ediyor, Muhibbî Divanı diye. Padişah Kanûnî Sultan Süleyman diyor ki;
Nefs hazzın ey Muhibbî, vermegil hayvan sıfat,
Zabt-ı nefs et, ârif ol, âlemde insanlık budur.
Yani bir beyit ama padişahın iç dünyasını gösteriyor.
Ne diyor?
“Zapt-ı nefs et! Kendi nefsinin çektiği arzularını tut, kendine hâkim ol, iradeni kuvvetli eyle, nefsinin her istediğini şımarıkça, hoyratça, 'Ben padişahım!' diye, 'Her istediğimi asarım, keserim! 'edasıyla yapmaya kalkışma, nefsine hâkim ol. İçinden gelen duyguları bir süzgece, bir teftişe, bir araştırmaya tâbi tut. Layık olmayanlarını içinde tut. Zabt-ı nefs et, ârif ol...”
Ârif sözü çok önemli… Ârif sözü, irfanla mârifetle ilgilidir. Ârif ol demek yani irfan ehli ol, mârifet ehli ol demek... O mârifet de mârifetullahtır yani Allah'ı bilen insanın mârifetidir. Yoksa hüner mânasına, sanat mânasına âriflik değil.
Ârif ne demektir?
Allah'ı bilen insan, mârifetullaha ermiş, muhabbetullahı gönlüne yerleştiren insan demektir.
“Nefsine hâkim ol da Allah'ın sevgili kulu ol! Allah'ı bilen, Allah tarafından sevilen, Allah'ın razı olduğu, Allah'ı seven gerçek bir müslüman ol, ihlâslı müslüman ol!.. Zabt-ı nefs et, ârif ol, âlemde insanlık budur.”
İnsanı öteki mahluklardan ayıran en önemli nokta nefsine hâkim olmasıdır; aklını, ilmini, irfanını kendisine rehber edinmesidir. Öyle olursa o zaman insan, insan oluyor.
Öteki mahlûkat ne yapıyor?
Mesela bir kediyi düşünün, daha başka bir mahlûku düşünün; içindeki arzularını yerine getirmek için saldırıyor, parçalıyor, kaçırıyor, mutfakta tencereyi deviriyor, pirzolayı çalıyor vesaire. Yani bu kedicik et kokusu duydu mu böyle yapar, ciğeri gördü mü dayanamaz, çalar.
Neden?
Hayvanda onun için, duygularını frenleyemiyor. Onun için...
“Nefs hazzın ey Muhibbî, vermegil hayvan sıfat; nefsinin her istediğini hayvanlar gibi, o istiyor diye hemen yapmaya kalkışma! Zabt-ı nefs et; nefsini zabtet yani tut, hâkim ol, dizginle; ârif ol, âlemde insanlık budur, asıl insanlık budur." diyor.
-------------------------
30 Mayıs 1997.

Sayfa Başı