M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

El Yarası Onulur da Dil Yarası Onulmaz!

M. Es'ad Coşan

Elle açılmış olan bir yara geçer. Bir adama bir yumruk vurursun; morarır, gözü patlar, kaşı patlar veyahut bir yeri kanar ama bir zaman sonra o kanayan yer kapanır, izi kalmaz. Dil yarası, insanın ötekisine söylediği sözler; o kapanmıyor. Yıllar yılı insanın içinde, kalbinde o yara saklı kalıyor. “İyi, güzel ama bana şöyle demişti, bana böyle yapmıştı…” diye içinden bir kırgınlık devam ediyor. O halde kimsenin aleyhinde konuşmamayı kendimize âdet hâline getireceğiz. 

Güzel huyluluk ve sessiz durmak, az konuşmak; kolay bir ibadetti. İbadetin en hafifi, en sevaplısı, en kolayı idi. Susuverirsin, sustuğun zaman kurtulursun. Ama konuştuğun zaman ağzından laf çıktı mı bitti! Artık ağzından bir kere çıktı.

“Keşke çıkmaz olaydı, keşke söylemez olaydım…” 

Çok kere de sözler yanlış anlaşılıyor. Siz iyi niyetle söylüyorsunuz, ters anlaşılıyor. O ters anlaşılan sözü birisi alıp öbür tarafa götürüyor, ona da “laf taşımak, nemime, koğuculuk yapmak” derler. O, bu sefer beri tarafa darılıyor. 

“Yahu falanca adam benimle iyi geçinirdi, ahbaptı, selam verirdi, güleç yüz gösterirdi. Şimdi bir zamandan beri kaşlarını bana çatmış, yolda neredeyse görmezlikten geliyor, hiç yanıma sokulmuyor…”

Neden? 

Arada bir laf geldi gitti, ne kırgınlıklar olduysa oldu. Laf götürüp getirmekten gıybetler, dedikodular, koğuculuklar, nemimeler, yalanlar, iftiralar, bühtanlar; bunların hepsi dilin âfetleridir. 

Sayfa Başı