M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Tarihler Bizde Hicrî-Kamerî Senedir

M. Es'ad Coşan

 Tarihler hep hicrî-kamerî senedir. Bizim tarihimizde, şu Cumhuriyet’ten önceki devrede söylendi mi “Şu senede öldü, bu senede doğdu.” denir.

O ne demektir? 

Hicrî-kamerî sene demektir. 

Bize şimdi miladî seneyi öğrettiler. 

Miladî sene neyi anlatır? 

Hz. İsa’dan bu zamana Dünya güneşin etrafında kaç defa dönmüşse işte o seneleri anlatır. 

Kamerî sene ne anlatır?

Peygamber Efendimiz’in Medine’ye hicretinden bu zamana kadar; ayın 12 defa Dünya’nın etrafında dolaşmasından hâsıl olan şu kadar kamerî sene geçtiğini anlatır. Bu ikisi farklıdır. Kamerî sene 354 gündür, şemsî sene 365 gündür; biz kendi örfümüzü, âdetimizi bilelim. 

Romen rakamlarını biliyor musunuz? 

“Biliyoruz hocam.” 

I harfi gibi bir tane olursa I (bir) olurmuş, iki tane I harfi gibi olursa II (iki) olur, üç tane I harfi gibi olursa III (üç) olur. Ondan sonra bir I harfi gibi bir V olursa IV olursa (dört) olur. Ondan sonra V gibi olursa (beş) olur. I harfi bu tarafa geçerse V’nin sağ tarafına (altı) olur. 

Sekiz nasıl olacak? 

“Dur söyleyeyim hocam, biraz düşüneyim.” der. V harfi yapacaksın, ondan sonra üç tane I (III) koyacaksın, VIII, (sekiz) oldu. Bununla ne matematik yapılır ne yazı yazılır ne iş görülür. Ama adamlar işe yaramadığı halde kullanmışlardır. 

Matematiği canlandıran, müslümanların rakamlarıdır, İslâm rakamlarıdır. 0,1,2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,12,13,14,15 buna “ondalık sistem” derler; bu, müslümanlarındır. Matematiği kalkındıran, geliştiren İslâm rakamlarıdır. Yoksa Romen rakamları ile matematik olmaz. Hadi bakalım. Üçle beşi topla, alt alta yaz da bir şey çıkar; III, XXX bilmem ne… 38 yazacaksın, üç tane X, bir tane V, üç tane III, 38. Ben onu yazarım, biter. 

Oldu. Toplama çıkarma her şey kolay. Adamlar bozuk olduğu halde onu öğreniyorlar. Japon, kendi alfabesini öğreniyor; Çinli, kendi kargacık burgacık alfabesini öğreniyor. Sen Kur’an yazısını öğrenmezsen ayıp değil mi?

Japon’dan, Avrupalı’dan utanmaz mısın? 

Dedenin yazısı, Kur’an’ın yazısı; her şey onunla yazılmış. Eski çeşmelerin üstünde, dedenden miras kalan tarlanın tapusunda, her şeyde o var. O harfleri, o rakamları, o tarihi öğrenmemek olur mu? 

Olmaz, olmuyor! Avrupalı öğreniyor. Avrupalı Romen rakamlarını öğreniyor, Yunanca’yı öğreniyor, Yunanlılar’ın dinlerini öğreniyor. 

Fransız’ın birisi kitap yazmış, arkadaşlar bana getirdiler, okudum. Fransız yazmış, biz değil. 

“Yunanlılar dünyanın en edepsiz, en akılsız, en dinsiz, en terbiyesiz milletidir.” yazıyor. 

Ahlâkî bakımdan kusurlarını, hırsızlıklarını, vefasızlıklarını, dinsizliklerini, imansızlıklarını hepsini bölüm bölüm sıralamış. 

Ama Avrupalı onu öğreniyor; bir de ona hayran. Latin’i de öğreniyor, Yunan’ı da öğreniyor. 

Neden? 

“Bunlar benim kültürümün temeli diyor.” 

Peki sen niye Kur’an’ı, Arapça’yı öğrenmiyorsun? Niye bu harfleri, Kur’an harflerini öğrenmiyorsun? Niye hicrî takvimi öğrenmiyorsun?

Her şey onunla yazılmış. “Dedenin dedesi senin memlekete ne zaman geldi?” diye baktığın zaman o tarihle karşılaşacaksın. “Çeşme ne zaman yapıldı, bu cami ne zaman yapıldı?” diye baktığın zaman onunla karşılaşacaksın, onu öğreneceksin. Öğreneceğiz, öğreneceksiniz! 

Olgun, tam, bilgili, görgülü, kuvvetli, haysiyetli, şerefli bir insan olmak istiyorsan öğreneceksin, dedeni bileceksin. Dedeni, ecdadını bir öğren; bir de Avrupalı’yı gör bakalım. Hangisi daha iyi, daha medenî, daha bilgili imiş, hangisi daha temizmiş, gör. 

Sayfa Başı