M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Sûfîlere “Beleşçi” Diyenler Utansın

M. Es'ad Coşan

Demirci ama alim; şimdi ara bakalım cihanda hem demirci hem alim olan bir insan bulacak mısın? 
Bulamazsın. Şimdi bulamazsın. O devirde demircilik laf olsun diye, yoksa demircilik de yapmaz adam ama alnının teri ile geçinmek için yapıyor. Yoksa dünya gözünde değil, dünyaya aldırdığından değil. Ama helalinden, “alın teri ile kazanacak” diye demircilik de yapmış, sûfî imiş. 
Şimdi sûfîlere “beleşçi” diyenler utansın. Veyahut sûfî deyip de başkasının sırtından geçinmeye kalkışan zamane sahtekarları utansın. 
O da var. İstismarcı varsa o da utansın. Hakiki sûfîler elinin emeği ile geçiniyorlardı, kimseye yük olmuyorlardı. 
Sen de öyle ol. 
Veyahut da tasavvuf, aslında, onu bunu sömürmek değildir, tembellik değildir; onun bunun sırtından geçinmek değildir. İşte hakiki sûfîler böyledir; bunu da bilelim. 
Çünkü ne diyorlar? 
“Tekkeler tembellerin yuvası haline gelmiştir.”
 Yalancı! Sûfî çalışır; başkasına da fayda sağlar. Çalışır; kazancını sofra tanzim edip başkasının karnını doyurmakla harcar. 
İbrahim b. Edhem tâcı tahtı, sarayı saltanatı bıraktı. Elinin emeği ile geçinirdi; kazancı ile yiyecek içecek alırdı. Onları arkadaşları ile kaldığı medreseye getirir, sofra açar; “Buyurun, yiyin kardeşlerim.” derdi. 
Sûfî budur. 
Tasavvuf yâr olup bâr olmamaktır. 
Bu, tasavvufun çok sevdiğim bir tarifi. Tasavvuf dost olmaktır ama dostuna yük olmamaktır. 
Bunu böyle bilin. 
“Ben sûfîyim, ben dervişim, ben tarikate bağlıyım.” diyen, tasavvufu böyle yaşasın. Sûfilere de “beleşçi, tembel, istismarcı” diyenler utansın. 

 

Sayfa Başı