M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Ecdadını Tanı

M. Es'ad Coşan

Amerika’dan bir profesör arkadaş geldi; Süleymaniye camiinin esrârını çözmekle uğraşıp duruyormuş. Hayretler içinde kaldığını söylüyor. 

Rahmetli Mimar Sinan, Süleymaniye camiini yaparken neler neler düşünmüş... 

Eskiden kandillerde yağ yanıyordu, caminin içinin simsiyah olması lazım. Hayır; hava nereden dolaşacak, nereye gidecek, nerede toplanır, hepsi düşünülmüş. Yukarıda is toplama odası varmış; havanın dönüp cereyan yapıp gittiği yer. “İs toplama odasında havuz var hocam.” diyor. Havuz var. 

Tam tepede havuzun işi ne? 

Oradan buharlaşıp isi orada durduruyor, sebebi var. Duvarların içine boş küpler koymuş, ağızları bu tarafa doğru. 

Neden? 

“Ses kaliteli olsun.” diye. İmam oradan –ihtiyar- hafif sesi ile Fâtiha’yı okuduğu zaman en arkadaki bile duyacak gibi. 

Neden? 

Her şeyi hesaplamış.

“Mihrabı niçin böyle yapmış, üstünü niçin böyle yapmış?”

“Ses buradan çarpsın, arkaya gitsin.” diye. Yansıma kanunlarını, ses kanunlarını, hava hareketi kanunlarını biliyor. Mimarlığı, matematiği biliyor. Kaç bilinmeyenli denklemle hesaplanacak işleri hesaplamış; Amerika’dan gelen profesör kardeşimiz hayret ediyor. 

Ecdadını tanı. Ecdadının yaptığı çiniyi bugün Amerikası, Avrupası, Rusyası, Japonyası yapamıyor. Süleymaniye camiine koyduğu çiniyi yapamıyor; onun içindeki renkleri veremiyor. 

Dedelerimiz Edirne tarafında bir yerde köprü yapmış; Balkan harbi sırasında bombalamışlar, yıkmışlar. “Düşman gelmesin, gitmesin.” diye hani köprüler berhava ediliyor; yıkmışlar. Sonradan yapmak gerekmiş. Köprünün öbür tarafları var, yıkılan yerini yeniden yapmak istiyorlar. Su temelini oyuyor, köprü yine yıkılıyor; yaptıkları yer, öbür taraf yıkılmıyor. Yeniden yapıyorlar. Su altını oyuyor, yeniden yıkıyor. Çare bulamamışlar. 

“Ötekiler niye yıkılmıyor; onu inceleyelim.” demişler. 

Neler bulmuşlar. Ecdat suyun orayı oymaması için neler bulmuş… Anlattılar, hayretler içinde kaldım. 

Ecdadını tanı. Tanı da sevmeyebileceksen o zaman sevme! Avrupalı’yı tanı da bakalım sevebilecek misin, miden kaldırırsa... 

Bosna Hersek’teki katliamı kim yaptı?

İngiliz, Fransız, Alman; Sırplar’ı destekledi, hepsi yaptı. Baş sorumlusu İngiliz. Fransız komutan da yardım etmiş, Alman da malî destek vermiş.

el-Küfrü milletün vâhidetün. 

Küfür hepsi aynıdır; a, b, c olmuş fark etmez. Alman, Fransız, Amerika vesaire fark etmez. Parasını veriyorsun; parasını ödediğin silahı sana vermiyor. “Şunu şöyle yap.” diye bir şey götürüyorsun, el koyuyor. Ondan sonra Ermeniler bizim köylerimizi basmış, çocuklarımızı yakmış, öldürmüş. “Ermenilere katliam yaptım.” diye itiraf etmen için baskı yapmaya kalkıyor. 

Neden? 

Küfrün hepsi aynıdır da ondan. İnsafı, edebi, vicdanı yoktur, Allah korkusu yoktur; utanması, arlanması, gerçeğe bağlılığı da yoktur. 

İşi sahtekarlık! Tanı. 

Tanırsan bakalım sevebilecek misin? 

Sevemezsin. Kendi mazimize, ecdadımıza, örfümüze ait şeyler kusurlu olabilir; acaba kusurlu mu? 

Belki kusurludur, incele bakalım. Göreceksin ki kusurlu değil. Ekmeğimiz, peynirimiz, yoğurdumuz, bulgurumuz, pastırmamız, meşrubatımız güzel; her şeyimiz güzel. Çünkü müslüman insan, müslümanca düşünmüş, yapmış. Her şeyimiz güzeldir, temizdir. 

Sayfa Başı