M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Cami Müslümanların Toplantı Yeridir

M. Es'ad Coşan

Mehmed Zâhid Kotku rahmetullâhi aleyh Hocamız;

“Omuzların böyle sıkı sıkı birbirine temasından, insanlar saf olunca, insanın vücudunda elektrik var. Bu elektriğin omuzların temasından dolayı insanlardaki elektrik bozukluklarını düzenleyip sağlıklı insan olmasına sebep olduğunu, ağrılarının, sızılarının da tedavi olduğunu” söylerdi. 

Hocamız nur içinde yatsın.

Demek ki camide namaz kılmaya çok önem vereceğiz. Cami müslümanların toplantı yeridir. Camiye gideceğiz; namazımızı, ibadetimizi orada edâ ettikten sonra, cemaatle de ilgileneceğiz, kardeşlerimizle konuşacağız, hal hatır soracağız. Gelemeyenlerin neden gelemediğini düşüneceğiz. Mahallemizde yapılacak işler varsa, onun müzakeresini yapacağız. Müşterek hayırların yapılmasına katkıda bulunacağız. Cami, toplumun canlı bir faaliyet merkezi olmalı! 

Onun için Bursa camileri ne kadar güzeldir!

Yeşil camiyi düşünün. Bursa’ya gidenler mutlaka ziyaret etmiştir, onu misal veriyorum. Onun gibi başka camiler de çok.

Camiye girmeden önce, daha ayakkabılarınızı çıkarttığınız dış kapının dışında, hem sağda hem solda, iki büyük mekân var. Onlar kim bilir ne işte kullanılıyordu?.. 

Ondan sonra caminin kapısından içeri giriyorsunuz, karşınıza fıskiyeli, “havuzcuk, şadırvan” diyelim; öyle güzel bir şey çıkıyor. Onu da görünce hoşunuza gidiyor, şarıl şarıl sular akıyor. Orada abdest alma imkânı var.

Sonra sağ tarafınızda, sol tarafınızda eyvan veya kubbeli oda şeklinde açık ve kapalı mekânlar var. Odaların içinde ocaklar var. Demek ki oralar namaz kılma yeri değil; misafir kabulünde, ders müzakeresinde kullanılan yerler.

İleriye doğru yürüdüğünüz zaman, daha yüksek bir yere altı-yedi merdivenden çıkıyorsunuz; İşte mescid orası. Ön tarafında mihrab, sağında minber var. Ecdadımız camiyi sadece namaz kılınıp gidilen bir yer olarak düşünmemiş; ocağıyla, toplantı yerleriyle, oturmasıyla, ısınmasıyla, namaz dışı ictimâî güzel çalışmaların, sevaplı hayır faaliyetlerinin yapılmasına müsait olacak birtakım bölümlerle beraber düşünmüş.

Bursa’da bir caminin içinde yer alan bu küçük bölmecikler, Devlet-i Aliyye büyüdüğü, İstanbul payitaht olduğu zaman, “burada küçük olmaz, nüfus kalabalık, hizmet daha büyük çapta olsun” diye caminin etrafında müstakil binalar haline getirilmiş. Bakıyorsunuz; caminin yanında aşevi, dârüşşifa, medreseler, bîmarhâne... Böyle çeşitli hizmetler için ayrı binalar yapılmış. 

Süleymaniye’ye bakıyorsunuz bir şehir gibi. Bir külliye ki, namaz kılınan yeriyle, şifâhânesiyle, aşhânesiyle, hanıyla, medresesiyle, her şeyi tamam, her şeyi eksiksiz, dört dörtlük...

Bu ecdadımızın ibadeti, İslâm’ı iyi anladığını, İslâm’ın sadece namaz kılmaktan ibaret olmadığını kavradığını, namazın dışında da müslümanların ictimâî vazifeleri, birbirleriyle muhabbetleri olması gerektiğini çok iyi kavradıklarını gösteriyor.

Caminin bir muhabbet yeri, toplumun sorunlarının konuşulduğu, düşünüldüğü, çözümlendiği bir hayır kaynağı olarak kullanılması çok güzel...

Şimdiki camilerin, Bursa camileri -Orhan Camii, Yeşil Camii gibi camiler- örnek alınarak yapılması lazım. Şimdiki camiler; yanlış, eksik, bilinçsiz yapılıyor. Cami, kubbeli kısımdan ibaret sanılıyor.

Bursa camiinin şemasına, tasarımına hangi bölmeleri var [diye] baktığınız zaman; o bölmelerin hepsinin vazifesi var. Şimdi de o ihtiyaçlar hakikaten var. 

Sayfa Başı