M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Hakiki Müslüman Neyin Peşindedir?

M. Es'ad Coşan

Bizim dinimiz haslık, hâlislik, samimiyet dinidir. Bu din katışıklık kabul etmez. 

Ya Allah rızası için her şeyini sâfî, temiz bir kalple, iyi bir niyetle yaparsın ya da niyetine bir şey katıştırdın mı, öyle katışık şey çarpılır atılır bir tarafa, kıymeti olmaz. 

Başkasının beğenmesi, beğenmemesi müslümana ölçü değildir. Müslüman -hakiki müslüman- kınayanın kınamasından korkmaz. İsteyen beğensin, isteyen beğenmesin. İsteyen alkışlasın, isteyen kızsın. İsteyen dudak büksün, isteyen tepeden baksın. İsteyen aşağıdan baksın, isteyen yukarıdan baksın. Vız gelir! 

Hakiki müslüman neyin peşindedir? 

Rızâ-i Bârî’nin peşindedir. Allahu Teâlâ hazretlerinin sevgisinin ve rızasının peşindedir. Hedefi, gayesi, gayreti, uğraşı, didinmesi odur. 

Neden kalkıyor, neden oturuyor, neden o işi yapıyor, neden bu işi yapıyor? 

Allah sevsin diye. 

Müslümanın bayrağı: 

Büyüklerimiz İlâhî ente maksûdî ve rıdâke matlûbî demiş, odur. 

“Yâ Rabbi! Benim maksudum sensin. Ben gayrinin peşinde değilim, başkasının bir şeyini istediğim yok. Ben senin rızanın peşindeyim, senin rızanı istiyorum. Sen razı ol yâ Rabbi; ister öleyim, ister kalayım, ister aziz olayım, ister zelil olayım, ister insanlar beğensin, ister beğenmesin, ne olursa olsun...” 

Hakiki müslümanın hâlet-i rûhiyesi budur.

“Bu hâlet-i rûhiyeye daha ulaşamadım.” 

Ulaşamadıysan henüz daha hamsın. 

“Namaz kıl.” 

“Utanırım şimdi, burada namaz kılarken herkes görür.” 

Kılmamaktan, Allah’tan utanmaz mısın? Kıldığın zaman utanıyorsun, orada kılmıyorsun; peki kılmamaktan, seni her yerde gören Allah’tan utanmaz mısın? 

Utanmıyor, ona aldırmıyor. Demek ki imanı zayıf, pamuk ipliğiyle bağlı. 

Bu pamuk ipliğiyle bağlı iman insanı bir yere götürmez! Bu iplikle o ağır yük arkadan çekilmez, kopar. İnsanın imanının zincir gibi, halat gibi olması lazım; Boğaz köprüsünü tutan halatlar gibi olması lazım, üstünden kamyonlar geçse kopmayacak gibi olması lazım. 

O sağlam imanı Allah bize versin. Gerisi, hepsi laftan ibarettir. 

Falanca insan beğendi, filanca insan beğendi, kart bastırdın, seksen tane ünvan yazdın, üç tane fakülte bitirdin, beş tane diplomayı duvarlara astın, mükâfatlar kazandın... 

Allah seviyor mu, sen ondan haber ver. Allah’ın sevdiği yolda mısın? Allah’ın istediği bir kul musun? 

“E ne bileyim ben?” 

Doğru, Allah’ın sevip sevmediği bilinmez ama Allah kitap göndermedi mi? 

“Gönderdi.” 

Allah peygamber, elçi göndermedi mi? 

“Gönderdi.” 

Elçiden haberin yok, kitaptan haberin yok, âyetten haberin yok, hadisten haberin yok. 

“Allah seviyor mu sevmiyor mu, nereden bileyim?” 

Bilinir. Âyetleri okursan, hadisleri okursan, o yolda yürüdün mü bilinir. 

Sayfa Başı