M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

İstircâ: İnnâ Lillâh ve İnnâ İleyhi Râciûn

M. Es'ad Coşan

Güzel sözlerden birisi de nedir: 

اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّٓا اِلَيْهِ رَاجِعُونَۜ

 
 İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn. 

 “Biz Allah’ın yaratıklarıyız, kullarıyız. Bizi yaratan, rızkımızı veren O... İmtihan eden, mukadderatımızı yazan, daim buyuran O... Biz O’nun kuluyuz, elbette nasıl isterse öyle yapacak.” 

Ve innâ ileyhi râciûn. Biz ona rücû edeceğiz, döneceğiz. Varacağımız yer Cenâb-ı Hakk’ın dergâh-ı izzeti... Ona varacağız, en sonunda ona kavuşacağız.” mânasına, bu da güzel bir söz. 

Musibetler karşısında mü’min böyle söyler; 

İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn. 

Âyet-i kerîmede de böyle tavsiye ediliyor:

اَلَّذ۪ينَ اِذَٓا اَصَابَتْهُمْ مُص۪يبَةٌۙ قَالُٓوا اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّٓا اِلَيْهِ رَاجِعُونَۜ

Ellezîne izâ esâbethüm musîbetün kâlû innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn.  diye âyetten bir tavsiye. 

Binâenaleyh, bu güzel söz de kıymetli, sevaplı sözlerden biri. Bunu söylemeye terci’ derler, sonu ayın ile rücû’ kelimesinden geliyor. İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn dendiği için…

“Kulumun ben kalbini acı doldurdum, üzecek bir şeyle karşılaştırdım. O da sabretti sevabını benden bekledi.”

İc’alû sevâbehû minhe’l-cennete. “Onun sevabını, bu musibetten dolayı, mukabilinde alacağı sevabı cennet yapın! O kul, cennete girsin!” 

Ve mâ zekera musîbetehû. 

Bu olaylar geçti, hastalık bitti, musibet gitti, kul huzura erdi, rahata erdi, güzel günler geldi. O zaman arada hatırlıyor; 

“Bir zamanlar neler çekmiştim, şöyle şöyle olmuştu da, şu olaylar başıma gelmişti de... Elhamdülillah şimdi onlar ne kadar geride kaldı, kurtulduk.”

İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn.” diyor. 

“Böyle musibetleri hatırlayıp da tekrar bu sözü söyledi mi;” 

İllâ ceddedallâhu ecrehâ. “Allah ona, İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn demesinin sevabını yeniden verir.” 

Çünkü sözü yeniden söyledi, Allah da sevabını yeniler. 

Bu sözü öğrenin, söyleyin! Ama en güzeli, anlamını bilerek, ne kadar derin olduğunu düşünerek; Cenâb-ı Hakk’ı sevmenin ve onun kaderine razı olmanın -Kadere razı olma makamı, rıza makamıdır. Tasavvufta rıza makamı en yüksek makamlardandır. Cenâb-ı Mevlâ neylerse razı olmak, neylerse güzel eyler demek- İşte onun mânasını bilerek bu kelimeyi yazın, bilmeyenler öğrensin! 

Bunun âyetle, hadisle tavsiye edilmiş olduğunu, bu hadîs-i şerîfte görmüş olduk. Allahu Teâlâ hazretlerinin böyle sabreden, musibeti tahammülle, sabırla, Allah’a sevgisi, bağlılığı eksilmeden azalmadan geçiştirebilen, kazanan kullara cenneti vereceğini, hadîs-i şerîften öğrenmiş oluyoruz. 

Dünya hayatında hepimizin başına acı şeyler de gelir. Ölçecek olursak, umumiyetle hayatımız, günlerimiz, saatlerimiz, zamanımızın büyük çoğunluğu nimetlerle geçiyor. Nefes almamız nimettir; ağrısız sızısız olmamız nimettir; karnımızın tok, sırtımızın pek olması nimettir vs... Dünyada bir sürü elem çeken insan var, onlara bakıp ben öyle değilim elhamdülillah... Bu bir nimet... Umumiyetle nimetle geçer. 

Fakat arada bir nimet yerine musibet olursa, insanlar hemen feryâd u figâna başlayıp isyana geçerlerse, ileri geri konuşmaya, tahammülsüzlük göstermeye, edepsizlik etmeye başlarlarsa çok ayıp olur. O kadar nimetler varken, yerken hiçbir şey demiyorsunuz. Azıcık bir imtihan oldu, birazcık şu geldi, hemen altüst oldun, kaybettin. Öyle olmamalı!..

Müslüman sabırlı olmalı, mütehammil olmalı. Musibetin karşısında innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn. demeli! Mânasını da bilerek, anlayarak, severek böyle yapmalı! 

Bu en güzel ilaçlardan birisi...

Sayfa Başı