M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Hz. Ali ve Alevilik

M. Es'ad Coşan

 Hz. Ali Efendimiz’in rivayet ettiği hadîs-i şerîflere özel sevgi ve ilgi duyuyorum. Çünkü ülkemizde Hz. Ali Efendimiz’i, özellikle onun ismine bağlı olarak seven insanlar var, “Alevî” diyoruz. Bizim ülkemizde de var, başka yerlerde de var. Hz. Ali’ye bağlı oldukları için Alevî adını almışlar. Sünnîler de Hz. Ali Efendimiz’e bağlı olduğundan, onu sevdiğinden, onu halife kabul ettiğinden, onu maddeten ve mânen önder ve rehber olarak gördüğünden, hepimiz bir bakıma Alevîyiz, Hz. Ali’ye bağlıyız. Ama Alevîler özellikle ve tarihten gelen bir an’ane ile Hz. Ali Efendimiz’in tarafını tutuklarını söylüyorlar.

Tarihteki olaylar nedir?

Tarihte siyasî, idarî olaylar olmuş, Hz. Ali Efendimiz radıyallahu anh halife, müslümanların devlet başkanı olmuş, Peygamber Efendimiz’in makamına müslümanları idare etmek üzere seçilmiş, ona halef olmuş bir kimse... Emîrü’l-mü’minîn ve imâmü’l-müslimîn olduğu halde, bazı kimseler Hz. Ali Efendimiz’in emirliğini, önderliğini, reisliğini kabul etmemişler. 

Bu ibretli bir hadise... 

Hz. Ali Efendimiz gibi bir mübarek zâtın, devlet başkanlığı hiç kabul edilmez mi? İmkân var mı, insan tasavvur edemiyor, nasıl olur böyle bir şey? 

Çünkü Hz. Ali Efendimiz her yönden pek çok meziyetlere, üstünlüklere sahip bir kimse. İlk müslüman olan çocuklardan. 

Bence en önemli özelliklerinden birisi, Peygamber Efendimiz onu, evlat edinir gibi babasının evinden kendi evine almış. Amcası Ebû Tâlib çok çocuklu olduğundan, ona geçim bakımından hafifleme olsun, yardım olsun diye Hz. Ali’yi çocukken yanına almış, erkek evladı gibi yanında büyütmüş. 

Peygamber Efendimiz’in evinde büyümüş, yanında büyümüş, evladı gibi büyümüş. Ondan sonra da Peygamber Efendimiz, Fâtıma anamızı ona vermiş, ikisini evlendirmiş. Böylece Peygamber Efendimiz’in damadı olmuş. Bu da çok büyük bir meziyet... Fâtıma anamız cennetlik hatunların başta gelenlerinden birisi... 

Cennetlik Fâtıma anamızla, cennetlik Hz. Ali Efendimiz’in evladından bu zamana kadar nice seyyidler, şerifler gelmiş, elhamdülillah ne kadar güzel, mübarek insanlar yetişmiş. 

Hz. Ali Efendimiz genç olduğundan, Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz, Ömer el-Fâruk Efendimiz, Osmân-ı Zinnûreyn Efendimiz devletin yönetiminde görev almışlar. Öyle seçilmişler, onlar işaret olunmuşlar, uygun görülmüşler, onlar halifelik yapmış. Daha sonra Hz. Ali Efendimiz halife olunca, Şam’daki kimseler, oraları fethetmiş olan kimseler, oralara hakimiyet kurmuşlar, Şam valisi olmuşlar; onlar bu hilâfete itiraz etmişler, “Devletin başkanı o olmasın, biz olalım!” demişler. Bir çekişme, bir çatışma başlamış. 

 Hz. Ali Efendimiz, birlik ve beraberliği sağlamak için çalışmış, hatta gerektiği zaman savaşlar yapmış ve dördüncü halife olarak İslâm tarihine geçmiş büyüğümüzdür. 

Bizim bütün sevdiğimiz, saydığımız alimler, büyük insanlar, hepsi Hz. Ali Efendimiz’in yanında idi. Hz. Ali Efendimiz’in karşısında olanlar, ona muhalefet edenler, onunla çarpışanlar başka kimselerdi. Biz bugün onları tasvip etmiyoruz. O devirde de o zamanın has müslümanları tasvip etmemişler, onların tarafını tutmamışlar. Hz. Ali Efendimiz’in tarafını tutanlara Alevî deniliyorsa, demek ki tarihte Sünnîler de Alevî imişler.

Peki Hz. Ali Efendimiz’in taraftarlarının, Şia-i Ali’nin karşısında olanlar kimlermiş?

Emevîlermiş. 

O zaman bugünün sünnîleri Emevîler’in torunları mı?

Hayır! Bugünün sünnîleri yine Hz. Ali Efendimiz’i sevenlerin torunları... 

Binâenaleyh, Hz. Ali Efendimiz’in sevgisi Sünnîleri de, Alevîleri de, Şiîleri de aslında derleyip topluyor. 

Onun için ben Hz. Ali Efendimiz’e önem veriyorum. Onunla ilgili konuşmalar, konferanslar yapıyorum. 

Türkiye’de bir Alevî-Sünnî çekişmesi, çatışması meydana getirilmek isteniyor. Bunlar birbirlerine düşsün, kardeş kardeşi vursun diye düşmanlar temenni ettikleri için tarihteki ayrılıkları başka türlü ortaya koyarak, birbirlerine düşman göstermeye çalışıyorlar.

 Hz. Ali’ye karşı çıkanlar bugünkü Sünnîler değildir. Bu ayrılığı gayrılığı silmemiz lazım, tarihteki Emevî-Alevî ihtilafını günümüze mantıksız olarak taşımamamız lazım! Bu bir...

İkincisi; Alevî kardeşlerimiz Hz. Ali’yi sevdiğine göre, Hz. Ali Efendimiz’in yolundan gitmeli, dinimizin emirlerine uymalı!

Bunu niçin söylüyoruz?

Çünkü dinimizin emirleri âdetâ bazı Alevîler tarafından kaldırılmış gibi oluyor. Bunun müşahhas, elle tutulur, somut örnekleri var. 

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in bildirdiğine göre Allah istiyor ki kullar kendisine ibadet etsinler, ezan okunsun, namaz kılınsın! Kılınmadığı zaman bir eksiklik oluyor. 

 Hz. Ali Efendimiz kılardı. Hz. Ali Efendimiz’i seven insanlar, sevdikleri için Hz. Ali Efendimiz’in sözlerine, hareketlerine uymak isterler... O da Allah’ın arslanı, Peygamber Efendimiz’in damadı, halifelerin dördüncüsü, İslâm’ın önderi, irfanın, tasavvufun da önderi, şîr-i Yezdân, Allah’ın arslanı, şâh-ı merdân, mertlerin şahı, mübarek bir insan... 

Elbette canımız fedâ, yolunda gideriz.

Yolu ne?

İşte ben yolunun iyi anlaşılması için Hz. Ali Efendimiz’in rivayet ettiği hadîs-i şerîfleri okurken, böyle bir özel ilgi ve sevgi duyuyorum. 

Kardeşlerimiz bilsinler, “Hz. Ali Efendimiz böyle buyurmuş, böyle nakletmiş, böyle yaşamış, böyle yapmış; biz de öyle yapalım!” desinler diye...


Sayfa Başı